Kitap Künyesi
Yazar: Kerime Nadir
Yayın Evi: İnkılap Ve Aka
İSBN: Yok
Sayfa Sayısı: 166
--reklam--
Dehşet Gecesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Dehşet Gecesi" fantastik roman türünün bir pırlandasıdır. Korkunç gerçeklerden dokunmuş nefis bir fantazi.
Zevkine doyulmaz bir akıcılıkla anlatılan esrar dolu bir hikaye.
--reklam--
Dehşet Gecesi Alıntıları - Sözleri
- Bir tuzağa mı düşürüldüm yoksa sadece aptallığımın cezasını mı çekiyorum?
- İnsan sevdiğiyle beraber yaşamak ve beraber ölmek ister değil mi?
- İnsan hayatta hiçbir vakit büyük hayallere kapılmamalıdır
- "Bazen" dedi, "şuuraltının bu hâkimiyeti o kadar kısa sürer ki, sanatçı eserini bitirmeye bile imkân bulamaz... Demek istiyorum ki, 'fantezi'ler üzerine uzun uzun işlemek mümkün değildir. Eğer bu çeşit eserler salim kafayla tasbih edilirlerse, bozulurlar, hırpalanırlar, hatta parçalanırlar... Tıpkı sert bir yere çarpan kar tanesi gibi... Çünkü 'fantezi'lerde mantığın yeri yoktur."
- "Siz fâni insanlar bazı büyük hakikatleri idrak edemezsiniz!" dedi. "Kâinat, bir ruhlar muhtevasıdır. Ve her ruh ebedîdir. İnsanın maddi varlığından ayrılan ruhu bazen bu ebediyetin gerçek mertebesini bulur."
- Fantezilerde mantığın yeri yoktur
- Fantezilerde mantığın yeri yoktur..
- "Bunu 'modern psikoloji' de ispat etmiştir. His sınırsızdır... Hisse bağlı olan sanatın da sınırsız olması icap eder... Bir çerçeveye sokulmuş sanat, kafese konmuş bülbül gibidir. Sanatkâr coştukça bütün sınırları aşar; artık mantığı da, grameri de bir yana atar ve hissi (şuuraltı) olduğu gibi hür bir biçimde gürler... Ve böylece eserleri kendi başına bağımsız bir güzellik arzeder. Bu şahlanıp serpilmiş güzelliğe, yahut gelişigüzelliğe biz kısaca 'fantezi' deriz."
- İnsanın ruhunu uğursuz bir güçle büyülüyordu.
- Doğrusu gelecekten endişe ediyordum
- Bu kadın kimdi? İnsan şeklindeki şeytanın ta kendisi mi?
- Erkekler kadınlara asla sonsuz bir sadakatle bağlı kalamazlar her erkek fırsat düşkünüdür bencillik erkekliğin sembolüdür
--reklam--
Dehşet Gecesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
yorum yapmaktan geri duruyorum. ancak ve ancak yazarın duygu geçişleri kuvvetli. o yüzden diğer kitapları muhakkak değerlendirilmeli. o zamana göre değerlendirmiş olsak bile yükseklerde bir kurgu değil. korkuya dair bir esame yok ancak şöyle bir bakınca yadsınamaz bir doğallığı var anlatımın. bazı kısımlarda ekstra doğallaşma çabasını saymazsak bu da oldukça hoş karşılanacak biçimde. ancak başka eserlerine bakılmalı. saygım sonsuz ancak kitap "o değildi." (fatıma)
bir kere bu kitaba sahip olduğum için çok mutluyum..bram stoker -dracula misali bir kitaptır kendileri ve türünün ender örneklerinden biridir..olurda elinize geçersee mutlaka okuyun derim nacizane.. (Ebru Ince)
1958 yılında yazılan bu roman ülkemizin ilk korku romanlarından biri olarak kabul ediliyor. Kerime Nadir de bu türde eser üreten ilk yazarlarımızdan biridir. Dönemine göre değerlendirdiğimizde gurur duyulacak bir iş olduğunu söyleyebilirim. Keşke bu ivmeyle devam edilseymiş diye düşündüm. Maalesef ülkemizde korku-gerilim türü hak ettiği değeri görmüyor ve “aşağı” bir tür olarak nitelendiriliyor. Kerime Nadir yıllar yıllar öncesinden ders niteliğinde bir kitap sunuyor böyle düşünenlere. Kitabın konusu günümüz için klasik görünse de dönemi için yeni sayılabilirdi. Kitapta beni en çok etkileyen kısım kurgusu oldu. İç içe hikayeler şeklinde ilerleyen roman bunu çok başarılı bir şekilde sunuyor. Türü sevin, sevmeyin mutlaka okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. 60 sene önce bir kadın Türk yazarın böyle bir eser yazdığını bilmek bile yüzümü güldürdü. (Volkan Uğraç)
--reklam--
Dehşet Gecesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Kerime Nadir - Dehşet Gecesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dehşet Gecesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Kerime Nadir Kimdir?
İstanbul'da doğan Kerime Nadir, Saint Joseph Fransız Kız Lisesi'ni bitirdi. Şiir yazmaya başlamasının ardından ilk öyküleri Servet-i Fünun, Uyanış, Yarımay gibi dergilerde yayımlandı. Düz yazı türündeki çalışmaları Aydabir, Yedigün, Hayat dergilerinde çıktı. 40'tan fazla roman yazan Nadir'in konuları, genellikle kırık aşklar üzerine oldu. Hıçkırık adlı romanında Mustafa Tosun'u ve eşi Üftade hanım'ın yaşamöykülerini konu edindiği sanılmaktadır.
30 civarında eseri senaryolaştırılarak sinema filmi çevrildi. "Yazarlığını topluma ve gerçeklere sırt çevirerek kendi dünyasında sürdürmekle" eleştirilmesinin yanı sıra; okuma sevgisi aşıladığı yönünde olumlu yorumlara da hedef olan yazar; uzun yıllar Maçka Palas'ta kalmıştır. Bazı romanları yabancı dillere de çevrilen Nadir'in romanları 5 milyondan fazla satış yapmıştır.
--reklam--
Kerime Nadir Kitapları - Eserleri
- Hıçkırık
- Samanyolu
- Funda
- Aşka Tövbe
- Zambaklar Açarken
- Son Hıçkırık
- Dehşet Gecesi
- Kalp Yarası
- Gelinlik Kız
- Ruh Gurbetinde
- Solan Ümit
- Yeşil Işıklar
- Sonbahar
- Esir Kuş
- Sisli Hatıralar
- Kırık Hayat
- Bir Çatı Altında
- Aşk Bekliyor
- Aşk Rüyası
- Posta Güvercini
- Ormandan Yapraklar
- Saadet Tacı
- Seven Ne Yapmaz
- Aşk Fısıltıları
- Romancının Dünyası
- Gönül Hırsızı
- Güller ve Dikenler
- Pervane
- Uykusuz Geceler
- O Gün Gelecek Mi?
- Bir Aşkın Romanı
- Dert Bende
- Gümüşselvi
- Balayı
- Suya Düşen Hayal
- Hıçkırık
- Karar Gecesi
- Kaderin Sırrı
- Günah Bende mi?
- Sonbahar
- Hıçkırık
- Geciken Müjde
- Aşk Hasreti
- Suçlu
--reklam--
Kerime Nadir Alıntıları - Sözleri
- O kadın, erkekle her alanda eşit haklara sahip olmasına rağmen, kendisini daima ondan korumak ve böylece toplum içinde pasif kalmak zorundadır. Bu korkunç açlık o kadının sosyal bünyede dilediği yeri almasına da hiçbir zaman imkan vermeyecektir. (Saadet Tacı)
- Hiddetten dişlerim kilitlenmiş ve yumruklarım sıkılmış ona bakıyordum. İçimde dayanılmaz bir istek kabarıyordu. Bu adamın uğursuz suratına şiddetli bir tokat aşk etmek. (Kalp Yarası)
- Kalpsizlere kurban olmuş "Mücella"larla dolu olan bu dünyadan bütün kalbimle nefret ediyorum!.. (Samanyolu)
- “Kadın gözlerini yummuş, o düşlerin parıltıları içinde yüzüyordu. Eğer yummasaydı gözlerini, erkeğin yüzünü geren sinsi gülüşü ve bakışlarındaki alaycı ifadeyi görürdü.” (Aşk Fısıltıları)
- Kim olursa olsun sevdiğinle yaşa. (Zambaklar Açarken)
- "Dünyanın bütün zevkleri, seninle baş başa olma mutluluğunun yanında bir hiçtir!" (Aşka Tövbe)
- Gel gör ki kader onları bir evlilik tuzağına düşürdü. (Geciken Müjde)
- Doğrusu gelecekten endişe ediyordum (Dehşet Gecesi)
- "Seven insan sevildiğini de bilir,sevilmediğini de." (Hıçkırık)
- —Bu kadar ince bir düşünceye benim aklım ermemiş, kusura bakmayın!.. (O Gün Gelecek Mi?)
- İnsan hayatta aşırı gitmemeli hiçbir hususta. (Sisli Hatıralar)
- Ve eğer seni tanımasaydım,birçok güzel şeyi hiç bilmiyecektim hayatta... (Zambaklar Açarken)
- Ben manen ölmüş bir insandım... Geçen her gün gölümdeki yarayı genişletmekte, ıstırabımı azdırmaktaydı. (Samanyolu)
- Yapayalnız bir insandım. (Kalp Yarası)
- — Çünkü bence hayatta sevgiye lâyık olan şey akıllı bir başla, kin tutmayan bir kalptir... (O Gün Gelecek Mi?)
- Hayatım sade, dümdüz geçiyor, fakat ruhumda sürekli fırtınalar var... (Samanyolu)
- Ve şunu bil ki, hiçbir yer bana senin yanında olmak kadar saadet vermez (Hıçkırık)
- Siz, o insanlardansınız ki, onlar kendi kendilerini bedbaht ederler... Bazı âmillerin bahtsızlığına yer hazırladığını vehmedişiniz de, yine düştüğünüz hatalardan biridir. Hayatta hiçbir şeyden memnun olmamak, veyahut memnuniyetini azımsamak, insanın yaradılış kusuru olmaktan ziyade mantık denilen irade keyfiyetinin fena kullanılışıdır bence... Siz kendinizi belli herkesin fevkınde gördünüz. Belki de kimsedr bulunmiyan meziyetlere malik olduğunuzu sandınız. Ve bu mükemmelliyete mukabil, hayatın size bahşettiği her şeyi mükemmel beklediniz. Halbuki daima hayal sukutuna uğradınız. (Günah Bende mi?)
- Günler geçtikçe, yalnızlığın acısı içime çöküyordu. (Kalp Yarası)
- "Bunu 'modern psikoloji' de ispat etmiştir. His sınırsızdır... Hisse bağlı olan sanatın da sınırsız olması icap eder... Bir çerçeveye sokulmuş sanat, kafese konmuş bülbül gibidir. Sanatkâr coştukça bütün sınırları aşar; artık mantığı da, grameri de bir yana atar ve hissi (şuuraltı) olduğu gibi hür bir biçimde gürler... Ve böylece eserleri kendi başına bağımsız bir güzellik arzeder. Bu şahlanıp serpilmiş güzelliğe, yahut gelişigüzelliğe biz kısaca 'fantezi' deriz." (Dehşet Gecesi)
Yorumlar
0 yorum