Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051416588
Sayfa Sayısı: 370
--reklam--
Deli Filozof Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Batılılaşma meselesinin günlük hayata etkilerine romanlarında sık sık değinen Hüseyin Rahmi Gürpınar, Deli Filozof'ta, aklıselim sahibi bir bilgenin -gerek sokakta gerekse kendi ailesi nezdinde- düşüncelerini savunurken karşılaştığı zorluklara değiniyor. Roman, Vakit gazetesinde tefrika edilmeden önce, Refik Ahmet Sevengil'e yazdığı 8 Eylül 1980 tarihli mektubunda usta yazar, bu yeni eserinden şu sözlerle bahsediyor:
"Şimdi Deli Filozof namında bir roman yazıyorum. Filozof, her şeye karşı muhaliftir, her yerde doğruyu söyler, ya kovulur, ya dayak yer; fakat fikirleri eksantriktir, romanda pek şık sahifeler vardır... Ah, insanların gözlerini karartan hırs ve tamah... Deli Filozof tam zamanında yazılan bir eserdir. Ona hemen hepsini söyleteceğim."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Deli Filozof Alıntıları - Sözleri
- Doğmazdan önce şartları bildirilerek fikrimiz sorulsaydı, bu dünya denilen idam yerine kim ayak basmak isterdi?
- Kıskançlık her zehirden acıdır, panzehiri yoktur.
- Kanundan en çok korkanlar, kanunu hiç bilmeyenlerdir.
- "Aşık âlemi kör, dört tarafı duvar zannedermiş.."
- İnsanı terbiye edilmiş hayvandan başka bir şey sanmamalıdır. Bu terbiyeyi de almamış olanlar ayılara, kurtlara o kadar benzerler ki...
- -Ey Ademoğlu! -Dünyaları verseler kanmazsın. Cihanı yutsan doymazsın. Etrafında açlıktan ölenlere acımazsın. Sen ve seninkiler siz toksunuz ya...
- Adlarına bibliyofil (kitap edinme hastası) denilen kitap dostu ve kütüphane meraklısı bazı kimseler vardır. Bunların işleri güçleri, ordan burdan, pahalı ucuz elde edebildikleri az bulunur kitapları, değerli ciltleri ve başka çeşit kitapları toplayarak kütüphanelerine dizmektir. Okumak için değil, filan kitap bende de vardır diye övünmek için, tıpkı camekânlarına çanak çömlek dolduran antika meraklıları gibi. Bu eski öteberi ne yenir, ne kullanılır, bunların yalnız karşısında seyirlerine bakılır.
- Vahşette kurt ile insan arasındaki fark şudur: Canavar, dişleriyle parçalar, insan icat ettiği aletlerle! İkisinde de aynı hayranlık vahşeti vardır; kast ve netice birdir.
- Hayat vakit vakit dönen ve başımızı döndüren bir sarhoşluğa benziyor.
- Balayı pek tatlı geçti. Fakat öteki aylara ne adlar vermeli? Sirke ayı, biber ayı, zehir ayı...
- İnsan kısmı böyledir, elindeki saadeti kaçırdıktan sonra onun kıymetini anlar.
- Akıl öyle bir şeydir ki çocukluktan gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa doğru çeşitli safhalar geçirir. En mesut zamanı insanın hangi mevsimdedir? Her yaşın cinneti başkadır. Ehveni hangisidir? Bilemiyorum.
- Bütün felaketler halkın kesif cehaletindedir. Birkaç milyon Hintliyi bir kaç bin İngiliz’in idare etmesi buna ne güzel bir misaldir!
- Doğmazdan evvel hayat şartları bildirilerek reyimiz sorulaydı, bu dünya makteline kim ayak basardı?
- Denizaltı ve uçak icadına seviniyoruz. Niçin? Birincisi ile içi insan dolu bir gemiyi torpillemek, ikincisi ile masum bir şehir halkının tepesine ateş yağdırmak için!
--reklam--
Deli Filozof İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitapla ilgili inceleme yaparken hiç bu kadar zorlanacağımı(defalarca yazıp sildim) düşünmemiştim. Zira insanlar yeni bir kitaba başlarlarken; "Acaba bu kitap nasıl, ne anlatıyor?" sorusuna cevap bulabilmek için kitapla ilgili yorumlara baktıklarını düşünüyor, incelememi de yanlış anlamalara ve algılamalara sebebiyet vermemek için düzgün, kısa ve öz olarak yapmaya çalışıyorum. Gelelim kitaba. İlk sayfa ile yazarın vermek istediği mesaj şu: "Sakın beni alelade yazılmış, çarpık ilişkileri anlatan, basit bir romanı kaleme almış olarak görmeyin." İnançlar ve evlilik ilişkileri konusundaki deli filozofumuzun görüşleri sizi sürekli düşünmeye sevk ediyor. Olay örgüsü içerisinde o kadar çarpıcı dersler veriyor ve bakış açısı kazandırıyor ki, bitirdikten sonra uzun uzun düşünüp verilen bu dersleri sindirmeye çalışıyorsunuz. Yaşanan olaylar karşısında ben olsam ne yapardım sorusu sürekli olarak içinizi kemirip duruyor. Yayın evinden kaynaklanan hatalar sizi bezdirse de -aklıma, acaba okunmasın diye bilerek mi yapıldı sorusu gelmiyor değil- okumaktan çok keyif alacağınızı düşünüyor ve okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. (B.T)
İzlediğimiz klasik bir Türk filminin kitap versiyonu gibi, farklı kılan yanı ise filozof diye nitelendirilen babanın düşündüğü, sarfettiği sözleri. Konudan ziyade filozof baba kimliği altında Hüseyin Rahmi'nin anlatmak istedikleri üzerinde düşünülmeye değer kesinlikle. İnsanları eğitme isteği zaten Hüseyin Rahmi ve onun tarzı yazarlarda göze çarpan bir yan. Tavsiye ederim, sıkıcı değil okunabilir rahatlıkla, okurken yeşilçam filmi izliyor gibi hissedebilirsiniz tabi :) (Şengül ..)
Deli Filozof (!): ✏Öncelikle inceleme yazmaya teşvik etmelerinden dolayı @Sultanalp ve Desss 'e teşekkürlerimi iletmek isterim. ✏Sahaftan aldığım ilk kitap olması ve Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın okuyacağım ilk eseri olduğundan apayrı bir ilgi ve merakla başladım. Sonra ne mi oldu? Tabi ki başlamadan önceki merakım giderek artmaya başladı. Çünkü kitabın olay örgüsü öyle bir zincirleme ve sürükleyicilik içindeydi ki "yok artık" "hadi canım" gibi sözler söyleyip duruyordum okurken. ✏Bu kadar ilgi çeken, sürükleyici olan konu neymiş dediğinizi duyar gibiyim, spoiler vermeden birkaç cümleyle bahsedeyim. ✏Ana hatları; batılılaşmanın bizim kültürümüzdeki etkileri, aile içi ilişkiler, aşk ve bağlılık ilişkileri olan, Filozof'un felsefik konuşmalarını zengin bir şekilde bulabileceğiniz öğüt veren, düşündüren bir eser. ✏Detaylandıracak olursak benim için önemli olaylar şunlar olurdu: Filozof'un dilenci ile sohbeti, uğursuz köşk ve taşındıktan sonra ki olaylar, gazeteciyle röportaj, Çelebi ile Caize'nin intikam zannettikleri planın yaşandığı kısım. ✏Bir benzetmede bulunmak isterim. Kitabı okurken aklıma gelmeyip kitabı bitirdikten sonra başkahramanımız olan Deli Filozof'u yine bir kitap karakteri olan Zerdüşt karakterine benzetmeye başladım. Zerdüşt ile Filozof'un benzer yanı ikisininde yaşadıkları dönemin çok çok üzerinde bulunan düşünce yapıları ve ahlak, din anlayışlarıdır. ✏Kitabımızın kendimce ilginç yanlarından birisi ise, eski bir kitap olmasına karşın dilinin anlaşılabilir olmasıdır. Yabancı kökenli sözcüklerin bol olması anlaşılmasını zorlaştırmamıştır. ✏Karakteristik yapı olarak iki isimden bahsetmek isterim ki diğer karakterler de bu iki kutup arasındadırlar. Filozof: Çağının çok ilerisinde düşünce yapısı ahlâk, din, evlilik, sadakat gibi konularda kitaptaki birçok karakterden ayrılıyor. Olay örgüsü ilerledikçe tahminde bulunduğu fikirler ve tavsiyelerle gerçek bir filozof olduğunu kanıtlıyor bize. Kaynana: Filozof gibi bir damadı olduğuna sürekli yakınan dini işine geldiği gibi kullanar kadındır. ✏İncelememi şu satırlarla bitirmek isterim: "Nereye gittiğimizi düşünmezden önce nereden geldiğimizi hatırlamaya uğraşmalıyız." *Saygılarımla* (Çetin)
--reklam--
Deli Filozof PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Deli Filozof kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Deli Filozof PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
- Gulyabani
- Efsuncu Baba
- Mürebbiye
- Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
- Şık
- Şıpsevdi
- Hazan Bülbülü
- Melek Sanmıştım Şeytanı
- Hakka Sığındık
- Gulyabani - Gönül Ticareti
- İki Hödüğün Seyahati
- Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Ben Deli miyim?
- Cadı
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
- Kadınlar Vaizi
- Gönül Ticareti
- İffet
- Sevda Peşinde
- Kesik Baş
- Mürebbiye - Şeytan İşi
- Şeytan İşi
- Deli Filozof
- Meyhanede Kadınlar
- Dirilen İskelet
- Kaderin Cilvesi
- Utanmaz Adam
- Nimetşinas
- Tesadüf
- Boşanmış Kadın
- Hayattan Sayfalar
- Öldüren Öpücük
- Kokotlar Mektebi
- Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
- Mezarından Kalkan Şehit
- Cehennemlik
- Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
- İnsan Önce Maymun muydu?
- Acı Gülüş
- Ölüler Yaşıyorlar mı?
- Can Pazarı
- Toraman
- Metres
- Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
- Billur Kalp
- Eşkıya İninde
- Bir Sevda Denklemi
- Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
- Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
- Tünelden İlk Çıkış
- Nimetşinas - Toraman
- İmrenilecek Bir Ölüm
- Namuslu Kokotlar
- Kesik Baş - Utanmaz Adam
- Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
- Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
- Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
- Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
- Kadın Erkekleşince
- Aşk Batağı
- Namusla Açlık Meselesi
- Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
- Gulyabani
- Eti Senin Kemiği Benim
- Son Arzu - Tokuşan Kafalar
- Gazetecilikte İlk Yazılarım
- Tesadüf / Şeytan İşi
- Gazetecilikte Son Yazılarım 3
- Gazetecilikte Son Yazılarım 2
- Şehirde Bir Şekavet
- Tutuşmuş Gönüller
- Son Arzu
- Gazetecilikte Son Yazılarım 1
- Muhabbet Tılsımı
- Gazetecilikte Son Yazılarım 4
- Mezarından Kalkan Şehit
- Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
- Salgından Allah'a Sığındık
- Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
- Çocuk Yüreklerde Gulyabani
- Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
- Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
- "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
- Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
- Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
- Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
- - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
- insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
- Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
- Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
- "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
- Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
- Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
- Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
- Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
- her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
- "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
- Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)
Yorumlar
0 yorum