Kitap Künyesi

Yazar: Arno Gruen

Çevirmen: İlknur İgan

Yayın Evi: Çitlembik

İSBN: 9789944424691

Sayfa Sayısı: 142

--reklam--

Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Şiddet, insan ruhunun en karanlık köşelerinden biri. Hem bireyin kendisine hem de çevresine zarar veren, sökülüp atılması gerekirken yeşertilen nefret tohumunun yol açtığı bir insanlık lekesi.

Sosyal psikolojinin en yetkin isimlerinden Arno Gruen'ün son kitabı Demokrasi Mücadelesi, toplumsal şiddetin kaynaklarını bireyler üzerinden inceleyen önemli bir çalışma. Dünya çapında yapılan çeşitli araştırmalara dayanarak vardığı sonuçlar, özellikle milliyetçilik temelli şiddetin nasıl bir salgın olduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Demokrasi Mücadelesi, her gün gazetelerde, haberlerde, sokaklarda karşımıza çıkan şiddetin, hatta bazen içimizde yükselen öfkenin kaynağına inebilmek, onu anlayabilmek için mutlaka okunması gereken bir kitap.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör Alıntıları - Sözleri

  • Albert Einstein şöyle demişti: Dünya kötülerin değil, kötülüğe göz yumanların tehdidi altında.
  • İçimde de dışımda da sadece can sıkıntısı, dipsiz bir boşluk ve ölüm var.
  • İnsaniyetleri hasar almış kişilere anlayışla ve dostça yaklaşmak, bu yaklaşımı zayıflık olarak görecekleri için onlarda sadece kendi tutumlarının haklı olduğu duygusu yaratır.
  • Vicdanı olmadan vicdandan söz ediyordu.
  • Çocuklukları, cezalandırılma, terörize edilme ve kendilerine has ihtiyaçların küçümsenmesiyle damgalanmış olan insanlar bilinmeyen, "yabancı" bir şeyle karşılaştıklarında geri çekilirler. Bütün yenilikleri bir tehlike olarak algıladıklarından, şiddet içeren saldırganca davranış biçimleri geliştirirler. Dünya onlar için sadece korkutucu olmakla kalmaz, aynı zamanda dünyayı kendilerini karşısında korumak zorunda oldukları, sürekli pusuda bekleyen bir tehlike olarak algılarlar.
  • Terör ve şiddeti engellemek ancak insanın gerçek ihtiyaçlarının kabulüyle; gerçek yoksulluğa, gerçek sefalete, bazı halkların aşağılanmasına ve dışlanmasına son verilmesiyle mümkündür.
  • "Oysa şiddet her zaman vardı; o bizim kültürümüzün bir parçası. Sadece biz onu idrak etmek istemediğimiz için birdenbire yeni bir fenomen gibi görüyoruz."
  • ...Nefret asla gerçek zorbaya yöneltilemez, çünkü o her türlü saldırganlığı yerle bir eder. Geriye, bu nefreti dışa, yasaklı ve vazgeçilmiş kendine özgülüğü temsil eden düşmanlara yansıtmak kalır.
  • Acının ve kaygının sürekli inkar edilip dışlandığı bir kültürde yaşıyoruz. Sürekli başarılı olma, kar etme ve onaylanma çabası içinde, tıpkı hastalık, güçsüzlük ve ölümle yüzleşmek gibi, keder ve tasalar da engel olarak görülüp reddediliyor.
  • Kendimizi kurban olarak hissetmeye hazır oluşumuz, saldırganlık edene hesap sormak yerine onun oynadığı "kurban rolü"nü onaylamamızı kolaylaştırır. Böylece, hedefinden şaşmayan sağ radikal zorbanın adaletsiz dünyaya karşı haklı bir savaşçı haline gelmesi ve bu kahramanlık mitiyle pek çok kişiyi peşinden sürüklemesi tehlikesi büyür.
  • "Üçüncü dünya ülkelerinde halkların, onur ve varoluşlarının anlamını ellerinden alan bir yaşamla kuşatılması sonucu, içteki kurbana duyulan nefret canlanıyor ve çoğunlukla dışa yansıtılıyor."
  • Albert Einstein şöyle demişti: Dünya kötü­lerin değil, kötülüğe göz yumanların tehdidi altında.
  • Empati yetisine yabancılaştırılan hiçbir ço­cuk, içsel bir güç geliştiremez. İçsel gücün üzerinde ku­rulmuş bir kimlik için gerçek sevginin yaşanmış olması önkoşuldur. Ne var ki bizim kültürümüz duygudan yoksun erkeklik simgeleriyle özdeşleşmeye yönelik bir güçlülüğü desteklediğinden, sevginin kendisi çarpıtılmış bir ideolojiye dönüşüyor; duygudaşlığa değil de rol klişelerine dayanan bir güçlülük aramaya başlıyoruz.
  • "Eğer kendini bir başkasının düşüne kaptırırsan sonuçlarını göze almalısın."

--reklam--

Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sosyal Bilimler Ayağınıza Geldi: Psikoloji , sosyoloji , felsefe , tarih , sosyal psikoloji , antropolojiye dair okuduğum ne varsa yoğun alıntılara maruz bırakmak şeklinde de olsa sizinle paylaşıyorum . Çünkü okuyup anlamadan sahip olduğumuz yaralar iyileşmeyecek .Kitap ,şiddet , taciz , itaate dair psikolojik temeller ve sosyolojik bağları çok iyi işliyor .Ülkemizde neler oluyor , neden bu haldeyiz sorularına cevap mahiyetinde bir kitap . Son olarak Schopenhauer ‘un bu yerli yerinde tespitini paylaşıp başka da bir şey demeyeceğim. “Bir yığın berbat kitap, gıdasını buğday başaklarından alan ve sonunda onu boğup kurutan edebiyatın istilacı yabani otları da öyle... İnsanların zamanını, parasını, dikkatini —ki bunların meşru hak sahibi iyi kitaplar ve onların soylu hedefleridir— gasp etmektedirler: Bunlar ya safi para kazanmak ya da makam mevki elde etmek amacıyla yazılırlar. Dolayısıyla sadece yararsız değildirler; fakat müspet olarak zarar da verirler.” Severek ve seçerek okuyunuz . (S.)

Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu.  Çok başarılı bir kitap olduğunu söyleyemem. Ya da bana öyle geldi. Eserde biraz yanlılik söz konusu sanki. Psikolojik durumlara oldukça yer veren yazar insanların cocukluklarinda yaşamış olduğu deneyimlerden ötürü sekillendiğini belirtmiştir. İlk çocukluk yıllarında anne ve baba tutumlarinin kişilik üzerinde çok etkili olduğu savunulmuștur. Bu kanıya hak vermemek elde değil zaten. İlk çocukluk yıllarinda maruz kalınan şiddetten ötürü insanın hırçınlaștından dem vurmuştur yazar. Sevgi aşırı sevgi ve şiddet sağlıklı kimlik oluşmasında oldukca etkili. Elbette ki şiddet ve aşırı sevgi olumsuz yönde etkilemektedir. Kimlik gelişimi konusunda kendilerini gerçekleştirememis kişiler genel olarak sorunlu bir yaşam sürerler yazara göre. Pek tabi bunun etkileri farklı olabiliyor. Bazı kişiler içine kapanık olabilirken bazıları ise şiddete ve terörizme yakınlık duyabiliyor. Kendilerini yalnız hisseden insanlar toplum tarafından kabullenmek için ya da farkındalık oluşturmak amacıyla terörizm gibi faaliyetlere meyledebiliyorlar. Eser özellikle sağ radikalizm ve şiddetinden dem vurmuştur. Bunun yanında sol radikalizm ve şiddetine de yer vermiştir. Kanaatimce güzel ayrım ve ayrinti yapmış bu konuda. Misal sağ radikalizmde ve şiddetinde ebeveyn şiddetinden ve sevgi eksikliğinden bahsederken sol radikalizm ve şiddeti için ise ebeveyn tutumları tam tersi olabiliyor. Eser genel olarak psikoloji üzerine kurulmuş bir eser. Ama psikolojinin yani sıra politikaya yer vermiştir. Daha da doğrusunu söylemek gerekirse insan psikolojisinin politikayı nasıl şekillendirdiğini dile getirmiştir. Yazar toplum ve toplumlar nezdinde sirayet eden şiddet ve terör faaliyetleri konusunda uyarılarda bulunmuştur. Bağımsız kişilerin ses çıkarmama konusunda eleştirilerde bulunmuştur. Konformist yaşamın getirilerinden söz ederken olumsuz taraflarını çok iyi beyan etmiştir. Esenlikle İyi okumalar (Çekiçli feylesof)

Arno Gruen , bizim toplumumuzda yaşamamasına rağmen yazdığı tüm satırlar bizim toplum yapımız 'demokrasimiz' için geçerli sanki. Beni okurken heyecanlandırır. (Naz Ayaz)

--reklam--

Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Arno Gruen - Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Arno Gruen Kimdir?

Arno Gruen, 1923 Berlin doğumlu Alman psikolog ve psikanalist.

Eğitim: New York Şehir Koleji

--reklam--

Arno Gruen Kitapları - Eserleri

  • Empatinin Yitimi
  • Normalliğin Deliliği
  • Kendine İhanet
  • İçimizdeki Yabancı
  • İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar
  • Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör
  • İtaate Karşı
  • Soğuk Akla Karşı
  • Terörizme Karşı
  • Hayattan Yabancılaşmış

--reklam--

Arno Gruen Alıntıları - Sözleri

  • Vicdanı olmadan vicdandan söz ediyordu. (Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör)
  • Kendine özgü bir kimliği olmayan bir insan için sürekli onaylanmaktan, kendisi için "iyi adamdır" denilmesinden daha önemli bir şey yoktur. (İçimizdeki Yabancı)
  • Gelişimi Marx tarafından teşhis edilmiş olan mevcut sorunumuz, insanların ihtiyaçlarının ötesine geçen ve onları ekonomik ve kişisel temellerinden mahrum bırakan küreselleşmedir. (Terörizme Karşı)
  • İtaat ve soyut düşünme, empati kabiliyetini zayıflatır. (Soğuk Akla Karşı)
  • Çevrebilimciler uzun süredir, Batı dünyasındaki insanların doğanın bir yılda üretebildiğinden 1,5 kat daha fazla kaynak kullandıkları konusunda uyarıda bulunuyor. Fakat ne elitler ne de ortalama vatandaşların çoğu bu konuyu dikkate almaz, çünkü keder ve acı ile ilişkisi olan her konu kötülük olarak görülüp baştan savılır. (Soğuk Akla Karşı)
  • Siyasi liderlerimiz intikam için vaaz verir ve bu şiddet ve ölüm arayışı hastalığının gerçek sebeplerini göremezler. Ve tam aksine, tıpkı terörist suikastçiler gibi, öldürmeyi yegâne çözüm olarak görürler. (Terörizme Karşı)
  • Öfkelerini saldırgan davranışa çeviremedikleri durumda kendilerini zayıf olarak nitelendiren insanlar da mevcuttur. (Terörizme Karşı)
  • Anne baba sevgisi, kendini kabul ettirmek için boyunduruk altına girmeyi ve bağımlı hale gelmeyi gerektirir şekilde ortaya çıkarsa, topluma uyum bir çeşit itaat sınavı haline gelir. Bunun sonucunda doğan istekler, gerçek duyguların kaybına yol açarak, insanı kendi kötülüğünün kaynağı haline getirmektedir. (Kendine İhanet)
  • Her birimiz orijinal doğduk ama kopya olarak öleceğiz. Edward Young (İtaate Karşı)
  • "Eğer kendini bir başkasının düşüne kaptırırsan sonuçlarını göze almalısın." (Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör)
  • ... kadınların geçmişte genel ekonomiye erkeklerden daha az katkıda bulunduğunu varsaymak için elimizde hiçbir neden yoktur... Buradaki ironi, kadınların vejeteryan temel besin maddelerini toplamak için deri bir çantadan ve kazmak için sopadan başka bir şeye ihtiyaç duymamasında, ve korunamadığından dolayı kazı sırasında bu araçların hiçbirine rastlanmamasında yatar. Bununla birlikte, erkeklerin karmaşık avlanma donanımları ok uçları, zıpkın ve bıçak şeklindedir. Bu sebeple tarih öncesi meskenlerin yorumunda hem vejeteryan beslenmenin hem de kadınların topluma ekonomik katkısının küçümsenme eğiliminde olduğu gözlemlenebilir. (Soğuk Akla Karşı)
  • Gerçek dünyada insani değerlerin yitimine katlanamayanlar "deli" kabul edilirken insani köklerinden kopmuş olanlar "normal" olarak onay bulur. (Normalliğin Deliliği)
  • İşbirliği yapmaya hazır olma durumu anne ve çocuk arasındaki sağlıklı be empatik bir bağdan kaynaklanmaktadır. (Soğuk Akla Karşı)
  • Sevgisiz bir varoluşun katlanılmazlığı, insanların, sahte sevgiye dayalı manevralar yapan demgogların vaatlerine kapılmalarına neden oluyor. Gerçek sevgiye asla katlanmadığımız ve kendimizi çocukluğumuzdan beri kandırmaya alıştığımız sahtesinin peşinden gittiğimiz için bunlar başarılı oluyorlar. Gerçek sevgiden, bizi, başta anne sevgisi olmak üzere anne-baba sevgisinin yetersizliğinin üstünü en başından beri örtmüş olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıya bırakacağı için korkuyoruz. Kendimizle ve dünyayla gerçekçi biçimde başa çıkmaktaki yetersizliğimizin kaynağı burada yatıyor. (İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar)
  • Siyasi liderler, nüfusun çoğunun içsel mağduriyetlerini kendi hâkimiyetleri için kullanır. (Terörizme Karşı)
  • Başkasının hükmü altına girmek güya bizi kendiliğimize götürecekmiş! Bu öyle bir çeliş­ki, öyle bir dehşettir ki, kendiliğin çözülmesini yaşamın hedefi haline getirmektedir! Bizi ezenlerin işine yara­maktadır, çünkü bu "idealizm" ve "büyüksenmek" ar­zusunun altında özerkliği yaralanmış bir çocuğun bi­rikmiş öfkesi yatmaktadır. (Kendine İhanet)
  • Yalanlar sahici görünmeliydi! (Empatinin Yitimi)
  • Olağanüstü bir şekilde senin gözlerinde Kendimi olurken gördüm. (Kendine İhanet)
  • Yanlış tanrılar, içi boş kahramanlar (İtaate Karşı)
  • İnsanlığı en fazla küçümseyenlere hayranlık duyar ve boyun eğeriz. (İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar)