Kitap Künyesi

Yazar: İsmet Özel

Yayın Evi: Tiyo Yayınları

İSBN: 9786054893171

Sayfa Sayısı: 544

--reklam--

Dil ile İkrar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İsmet Özel’in şiir sanatı vesilesiyle yaşama sanatına bulaşmış olması okuyacağınız yazılar tomarına, giderek bu kitaba seçtiği serlevhanın “Dil ile İkrar” olarak belirmesini gerektirmiştir. “Dil ile İkrar” evvelce neşrolunmuş “Desem Öldürürler Demesem Öldüm” , “Küfrün İhsanı Olmaz” ve “Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı” kitaplarından sonra Kur’an harfleri ile sağdan sola, latin harfleri ile de soldan sağa neşredilmiş dördüncü İsmet Özel kitabıdır.

Neyi yazacağım? Dil ile ikrar edeceğim ne olmalı? Söz bahsinde bize verilen emir “Hayır söyle, yoksa sus!” şeklindedir. Hayrı dil ile ikrar etmeyeceksem sözün, sözlerin sahasını terk edeceğim. Kendisine yazı ile ikrar fırsatı tanınmış biri olmam üzerimdeki vebal yüküne dair şuura beni zorluyor.

Kalp ile tasdik etmediği halde dil ile ikrara yelteneni münafık biliyoruz. Dil ile ikrar münafık için bir yelteniş olarak kalır. Dolayısıyla kalp ile tasdike hazırlanmamış ikrarın dil ile vuku buluşu da zaafa uğramış olur. Mü’min de münafık da “Şu Allah’ın işine bak!” sözünü ikrar edecektir. Bununla mü’min Allah’ın işine karışmanın kendi haddi olmadığına işaret etmiş olur. Münafık ise Allah’ın işi olarak müşahede ettiği ne ise onu benimsemediğini dışa vurur. “Şu Allah’ın işine bak!” diyen mü’min her hal ü kârda mükellefiyetleri bakımından bir ikaza uğradığını kabul eder. “Şu Allah’ın işine bak!” diyen münafığın tek düşündüğü vaziyetin lehinde tezahür ettiği zannıyla azami istifadeye bakmak; sıkıntılı bir vaziyet idraki halinde ise asgari zararla belâyı savmak olur.

--reklam--

Dil ile İkrar Alıntıları - Sözleri

  • Düştüğümüz her zor durumun hamdetmemize vesile oluşu insanlığımızdandır.
  • Türk olmanın gizirgahına Allah'ın askeri makamının özentisiyle varılır.
  • Bu acımasız serencamda Müslüman olan, kendisine Müslümanlık lütfedilmiş olan sahip çıktığı kulluk bilinci ile kendini diğer insanlardan ayırır. Aklı İslam dairesine giren kişi hayat şartlarının ayarlanışında fert olarak kendine herhangi bir muhtariyet alanı tanınmadığı kanaatine vasıl olur. İslam dairesi içinde iseniz hayatınız mükemmel bir dairedir.
  • Hasmı olmayanın dostu olduğuna inanmayın.
  • Dil ile ikrar edilenin kalp ile tasdik edilenle hiçbir alakası olamayışından ötürü bu günlere geldik.
  • Siyaset dedikleri bir yanıyla seyislik, bir yanıyla idamdır.
  • Hüviyeti şahsiyetten, şahsiyeti karakterden ayırdınız mı, ortaya bir ucube çıkarmakla kalmaz, kendinize İblis ordusunda uygun bir mevki de seçmiş sayılırsınız.
  • Onların kültürü tekbiri esir aldığı zehabıyla Türk milletini işletme sevdasındadır. Biliyorlar, tekbir serbest kalırsa onların kimin kulu oldukları teşhirde gecikmeyecek.
  • Hakikati Müslümandan başkasının dile getiremeyeceğini iyi belleyin. Dünyanın malına, mülküne, itibarına, karizmasına talip olacağınıza imana talip olun. Allah'tan sizi Müslüman olarak yaşatmasını ve Müslüman olarak öldürmesini niyaz edin.
  • Söze dökmediğimiz takdirde kendi fikirlerimizin ne olduğundan kendimizin de haberi yoktur.
  • Türk milletinin bir tek mümtaz vasfı vardır. O da dinidir. Türklüğe bir başka vasıf izafe edenlerin tamamı İslam düşmanıdır.
  • Müslümanlığı Türklerin varlık sebebi oluşu hususiyetine binaen kavramakla Müslümanlığı bir siyasi aksesuar sayıp istismar, giderek suistimal etmenin farkını idrak edebilenlerin faaliyet sahası kurtarılacak şeylerin başında geliyor.

--reklam--

Dil ile İkrar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Üniversite yıllarımda İsmet Özel'i hep merak ettiğim bir yazardı. Erbain şiiriyle tanımıştım kendisini lakin kitaplarını okumaya kısmet olmadi. Bu virüs vesilesi ile zaman bulunca okuma fırsatı buldum ve elime geçen Dil ve İkrar kitabına başladım lakin daha başlar başlamaz yazılarda bir ağırlık hissettim, Osmanlıca olan pek çok kelime var. Bunların olması anlamamızı zorlaştırıyor ve haliyla kitaptan sıkılıyor insan. Ama buna rağmen bitirecem dedim ve bitirdim ama benim fikrim, hiç bir şekilde İsmet Özel'e giriş kitabı değil. Bir okumada anlaşılması çok zor olan cümleleri içinde barındırıyor. Okurken yanınızda Osmanlıca sözlüğü bulundurmakta fayda var. Ama buna rağmen anladigim noktalardan bakacak olursak çok farklı bakış açısına sahip ve bunu kitapta görürsünüz yer yer Türk siyasi tarihine yönelik eleştiriler hakim keza Türk modernleşme çabalarına yönelik eleştiriler ayrıca bir insanının, burda daha çok müslüman bir bireyin, hayatındaki eksik ve ait olduğu din ile alakasi olmayan yaşam tarzına dair eleştiriler ve öğütler mevcut. Burada bir cümleyi paylaşmak isterim; "Dil ile ikrar ettiğini umursamayan ve fakat müslüman bilinenlere, hayatını bilhassa dil ile ikrar ettiğini umursayarak yaşayan müslüman yabancıdır." Ve daha çok Müslüman-Turk kavramının üstünde durmuştur. Kitabı tam idrak ederek okunduğu taktirde kesinle ufkunuzu açacak fikirlere sahip kitaptır. Belki de tam idrak edemeyişimin nedeni, ülke gündeminin virüsten dolayı çok karmaşık olması haliyle bizim de psikolojik olarak etkilenmemiz ve bundan ötürü İsmet Özel gibi bir yazarı tam olarak anlayamama neden oldu. Ama ikinci kez okuyacağım kesinleşti. Inşallah o zaman daha çok istifade ederim. (Kitabizmm ☻)

--reklam--

Dil ile İkrar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İsmet Özel - Dil ile İkrar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dil ile İkrar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?

1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.

--reklam--

İsmet Özel Kitapları - Eserleri

  • Tavşanın Randevusu
  • Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
  • Bir Yusuf Masalı
  • Henry Sen Neden Buradasın 1
  • İrtica Elden Gidiyor
  • Henry Sen Neden Buradasın 2
  • Surat Asmak Hakkımız
  • Tahrir Vazifeleri
  • Toparlanın Gitmiyoruz 1
  • Erbain
  • Taşları Yemek Yasak
  • Bakanlar Ve Görenler
  • Üç Mesele
  • Kırk Hadis
  • Şiir Okuma Kılavuzu
  • Zor Zamanda Konuşmak
  • İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
  • Neyi Kaybettiğini Hatırla
  • Kalın Türk
  • Of Not Being A Jew
  • Faydasız Randevu
  • Çatlıycak Kadar Aşki
  • Ve'l-Asr
  • Sorulunca Söylenen
  • Desem Öldürürler Demesem Öldüm
  • Küfrün İhsanı Olmaz
  • Cuma Mektupları 1
  • Faydasız Yazılar
  • Tehdit Değil Teklif
  • Cuma Mektupları 2
  • Cuma Mektupları 3
  • Cuma Mektupları 4
  • Cuma Mektupları 5
  • Cuma Mektupları 6
  • Cuma Mektupları 7
  • Cuma Mektupları 8
  • Cuma Mektupları 9
  • Evet İsyan
  • Cinayetler Kitabı
  • Geceleyin Bir Koşu
  • Şiir Resitali
  • Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
  • Bilinç Bile İlginç
  • Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
  • Bileşenleriyle Basit
  • Siper Beden
  • Karz-ı Hasen
  • Neredeyizim
  • Başbaş Başbaşa Başabaş
  • Evet Mi, Hayır Mı?
  • Muvazzaf
  • Toparlanın Gitmiyoruz 2
  • Toparlanın Gitmiyoruz 3
  • Ebruli Külah
  • Evlenseydik Boşanacaktık
  • Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
  • Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
  • Çenebazlık
  • Dil ile İkrar
  • Tok Kurda Puslu Hava
  • Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
  • Şiir Kitabı
  • Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
  • Tahrir Vazifeleri 2
  • Tahrir Vazifeleri 4
  • Tahrir Vazifeleri 3
  • Tahrir Vazifeleri 5
  • Tahrir Vazifeleri 6
  • Tahrir Vazifeleri 7
  • Tahrir Vazifeleri 8
  • Tahrir Vazifeleri 9
  • Tahrir Vazifeleri 10
  • Cuma mektupları 10
  • Tahrir Vazifeleri 11
  • Tahrir Vazifeleri 12
  • Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
  • Bir Vefa Daha
  • Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
  • İslamla Damgalanmış Varoluş
  • Tekne Kazıntısı

--reklam--

İsmet Özel Alıntıları - Sözleri

  • Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
  • Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
  • ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
  • Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
  • İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
  • İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
  • Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
  • Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
  • Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
  • İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
  • gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
  • İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
  • tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
  • Çin, Mı­sır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri el­bette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik sü­reçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
  • kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
  • İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
  • Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
  • "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)