Kitap Künyesi
Yazar: Noam Chomsky
Çevirmen: İsa Kerem Bayırlı
Orijinal Adı: The Architecture of Language
Yayın Evi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
İSBN: 9786054787418
Sayfa Sayısı: 96
--reklam--
Dilin Mimarisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Noam Chomsky dil ve zihin konusunda en yaratıcı ve en çok yayın yapmış yazarlardan birisidir. Birçok kitap ve makale yazmış olmasının yanı sıra, bu konularda dünyanın çeşitli yerlerinde konuşmalar yapmış, bu konuşmalardan bazıları da kitap olarak yayımlanmıştır. Dilin Mimarisi Chomsky'nin Ocak 1996'da Delhi'de yaptığı bir konuşmanın ve onu izleyen soru-cevap bölümünün metninden oluşmaktadır.
Chomsky, içerikçe son derece zengin bu konuşmasında, dille ilgili ilk çalışmalarından başlayıp Yetinmeci Çizgi'nin ortaya çıkışına kadar geçen zaman içindeki olayların tarihsel bir dökümünü sunuyor. Felsefi ve kavramsal konular ile teknik yenilikleri ve ampirik çalışmaları bir araya getiriyor. Ayrıca, dil yetisinin de içinde olduğu bilişsel sistemlerle ilgili mevcut çalışmaların dayandığı varsayımları açıklıyor ve araştırmaların ilerleyebileceği doğrultularla ilgili işaretleri ortaya koyuyor. Çağdaş üretici dilbilgisinin tarihini merak edenler bu konuşmayı son derece öğretici bulacaklar.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Dilin Mimarisi Alıntıları - Sözleri
- ...en benzer sistemlerin, dil bakımından hiçbir evrimsel tarihi paylaşmadığımız böceklerde ve kuşlarda bulunması ilginçtir. Görece daha yakın bir evrimsel geçmişi paylaştığımız canlılara, örneğin primatlara baktığınızda ise ilginç benzerlikler taşıyan neredeyse hiçbir şey bulamazsınız. Bu da dil yetisinin şaşırtıcı ve beklenmedik bir şekilde biyolojik olarak yalıtılmış olduğunu gösterir.
- Tecritte büyüyen (ve dili hiç duymamış) çocukların dile sahip olup olmadıklarıyla ilgili ilginç bir soru duruyor ortada. (Dinleyiciler araya giriyor) Pardon? Ormanda tek başına büyüyen kurt-çocuklar pek iyi bir örnek değil. Tecritte büyüyen çocuklarla ilgili bazı böyle gerçek olaylar var. Ancak bu çocuklar o denli psikozlu ve onlarla ilgili yanlış giden o denli şey var ki dilleriyle ilgili olarak ne söyleyeceğinizi bilemiyorsunuz. En iyi çalışılmış örnek, adı Genie konulan bir kızın hikayesi. Onunla ilgili bir kitap var. On iki ya da on üç yaşındayken bir tavan arasında bulunmuştu. Sanırım iki yaşındayken onu oraya kilitlemiş olan akli dengesi bozuk bir babası vardı. Bir sandalyeye bağlanmıştı ve ara sıra ona yemek atıyordu; kız böylece hayatta kalmış. Ancak görünüşüne göre, bu kız belki pencereden gelenler dışında iki yaşından itibaren dile hiç maruz kalmadı. Bir sosyal hizmet görevlisi onu bulup dışarı çıkardı. Hastaneye kondu ve insanlar ona yardım etmeye çalıştı. Onun neler yapabildiğiyle ilgili çalışmalar yapıldı ve buradan çıkan bazı ilginç sonuçlar var. Ancak doğal olarak psikozlu olduğu için bu sonuçların tam olarak ne anlama geldiğini bilemiyorsunuz. O kadar çok psikolojik sorunlar vardı ki hangisinin dille ilgili olduğuna karar veremiyorsunuz. Dilbilgisine benzer bir şeyi hiç edinemedi. Sözcükleri öğreniyor ve bir şekilde iletişim kurabiliyordu, ancak dilbilgisi yapısı diyebileceğiniz hiçbir şey öğrenemedi. Ancak çok fazla sorunlar olduğu için bunun ne anlama geldiğini bilemiyorsunuz. Bu bir bilgisayarı alıp, çekiçle kırıp parçaladıktan sonra, bilgisayarın nasıl çalıştığını anlamayı denemeye benziyor. Deney böyle yapılmaz. Öte yandan bu soruyu biraz olsun aydınlatabilecek başka bir doğal deney var. Bu, kuzen olan üç işitme-engelli çocukla ilgili. Birlikte sürekli oyun oynuyorlarmış. Aileleri, ne yazık ki (şimdikinden farklı olarak eskiden çok kabul gören) işaret dilinin işitme-engelli çocuklar için kötü olduğu ve çocukların dudak okumayı öğrenmeleri gerektiği fikrine kapılmışlar. Aileleri buna inandırılmışlardı ve çocuklara işaret bile yapmamaları gerektiği söylenmişti. Yani onlara, el işaretleri yapmayın yoksa onu işaret dili öğrenmek için kullanırlar denmişti. Görünüşe göre aileler de bu öneriye tamamen uygun davranmış. Bu nedenle, çocuklar işitme-engelli oldukları için hiçbir şey duymamışlar ve işaret ya da işaret dili gibi şeyleri hiç görmemişler. Buna rağmen çocukların kendi işaret dillerini oluşturdukları ortaya çıktı. Çocuklar bunu kendi aralarında kullandıkları için aileler bunu bilmiyordu. Bu ortaya çıkınca birkaç iyi psikolog -Lila Gleitman ve öğrencileri- bunu yakından incelemeye başladılar. Oluşturdukları sistemin çok ilginç olduğu çıktı ortaya. Pek çok açıdan normal insan diline benziyordu. Bir tür yalın-özegeçişli dile benziyordu ve doğal bir ortamdaki çocuklarınkine yaklaşık olarak aynı gelişim ve karmaşıklığa sahipti. Yani onlar elbette kendi kanallarıyla doğal bir dil geliştirmişler gibi görünüyordu. Deney o noktada sona erdi, çünkü çocuklar bulundukları anda, onlara işaret dili öğretildi. Bu doğal bir dilin zihinsel gelişimini sağlamak için uyartı bakımından çok fazla şeye ihtiyaç olmadığını gösteren olaylardan biri. Doğrudan deneylerle çözülebilecek pek çok ilginç soru çıkıyor ortaya; ancak bunlar elbette etik gerekçelerle yapılamaz. O nedenle de daha dolaylı yollara başvurulması gerekiyor.
- Çok uzun zamandır sezgisel olarak kavranan çok önemli bir özelliği vardır dilin. Klasik bir ifadeyle, dilin sınırlı araçların sınırsız kullanımını içerdiği söylenir; yani zihin kesinlikle sınırlıdır ancak her kişinin anlayıp kullanabileceği sınırsız sayıda ifade vardır.
- Dilde de adalette de ifadesini bulan şey, toplumun vicdanıdır.
- Bilim mucizeler yaratma işi değildir. Bundan ziyade, kavrayışımızı geliştirme işidir.
- Soru: Jacques Lacan'ın öznellik kuramında iddia ettiği gibi dil ile cinsellik arasında bir ilişki var mıdır? Chomsky: Lacan'ı kişisel olarak tanırım ve söylediği tek bir kelimeyi bile hiçbir zaman anlamadım. O nedenle, bu soruyu cevaplayamam. Açıkçası onun oyun oynadığına ve çılgınlık yaptığı halde insanların onu nereye kadar ciddiye almaya devam edeceklerini görmek istediğine dair çok güçlü hislerim var. Bunun doğru olduğunu kanıtlayamam ama şüphelerim bu yönde. İyi geçiniriz, pek çok konuda konuşuruz ama bu konuda hiç konuşmadık.
- Hayvanlar dünyasında, dil yetisinin özellikleriyle benzerlikler bulmak isterseniz çok uzak da olsa bulabilirsiniz. Ancak, en benzer sistemlerin, dil bakımından hiçbir evrimsel tarihi paylaşmadığımız böceklerde ve kuşlarda bulunması ilginçtir. Görece daha yakın bir evrimsel geçmişi paylaştığımız canlılara, örneğin primatlara baktığınızda ise ilginç benzerlikler taşıyan neredeyse hiçbir şey bulamazsınız. Bu da dil yetisinin şaşırtıcı ve beklenmedik bir şekilde biyolojik olarak yalıtılmış olduğunu gösterir.
- İç gözlem yaptığımda bana kesin gibi görünen şey şu: Ben dil olmadan düşünebiliyorum. Hatta, çok defa, bir şeyler düşünüyorum ama ne düşündüğümü ifade etmekte zorlanıyorum. En azından benim ve tahminimce herkesin yaşadığı bir şey; bir şeyi ifade etmeye çalışırsınız, onu ifade ettiğinizde söylemek istediğinizin bu olmadığını fark edersiniz ve sonra da onu söylemek istediğiniz şeye daha yakın hale gelecek şekilde tekrar söylemeye çalışırsınız. Sonra da birisi size yardımcı olur ve onu başka bir şekilde tekrar söylersiniz. Bu çok genel bir deneyim ve bu deneyimin varlığını anlamak, dil olmadan düşünebildiğinizi varsaymazsanız, oldukça zor. Düşünüyorsunuz, düşündüğünüz şeyi ifade etmenin bir yolunu arıyorsunuz ve bazen bunu yapamıyorsunuz işte. Düşündüğünüz şeyi başkasına ifade etmenin bir yolunu bulamıyorsunuz. Bazen bazı şeylerle ilgili çok hızlı bilinçdışında kararlar veriyorsunuz. Biri size bu karara nasıl vardığınızı sorduğunda, çoğunlukla bunu anlatmak çok zor oluyor.
- Öte yandan, ilkeler ve parametreler yaklaşımı tamamen farklıydı. Hiçbir kural ya da dilbilgisi yapısı olmadığını varsayıyordu ; yani Japoncadaki ilgi tümceciği kuralı ya da Almancadaki eylem öbeği kuralı gibi kurallar yoktu. Bunlar sadece 'Karada yaşayan hayvanlar' ifadesinin gerçek olduğu anlamda gerçekti, yani sadece yapay sınıflandırma kategorileri olarak. 'Karada yaşayan hayvanlar' biyolojik bir kategori değildir, yalnızca sınıflandırma amaçlı bir kategoridir. Geleneksel dilbilgisinden üretici dilbilgisine geçmiş olan kurallar ve dil bilgisi yapıları da aynı anlamda sadece sınıflandırmayı amaçlı yapay kategorilerdi.
- Açıklamada yeterlilik, dil edinimi sorusuna cevap bulmak ile ilgilidir. Diller ne kadar karmaşık ve farklı ise ve dil edinen kişinin yararlanabileceği bilgiler bu denli az ise,bu durumda dilin edinilmesi bir mucizeye dönüşür. Bu elbette bir mucize değil; bu, doğal bir süreç. O halde, gerçekler sizi bu yöne doğru itiyor olsa bile, dillerin karmaşıklığı ve çeşitliliği ile ilgili çıkarımlar doğru olamaz. Bir başka ifade ile, diller bir şekilde son derece basit ve birbirine benzer olmalılar; aksi halde, onları edinmek mümkün değildir. ancak, onları incelediğinizde, son derece karmaşık, oldukça çeşitli ve birbirlerinden tamamen farklı oldukları ortaya çıktı.
- Bilim çok tuhaf bir etkinliktir. Sadece basit sorunlarda işe yarar. Doğa bilimlerinde bile, en basit yapıların dışına çıkıldığı anda, her şey betimleyici bir hal alır. Örneğin konu büyük moleküller olunca, neredeyse tek yaptığınız şey betimlemektir. Derin bilimsel çözümlemelerin insanların sorunlarıyla, hayatlarıyla ya da birbirleriyle ilişkileriyle ilgili bir şey söylemesini ummak bence boş bir beklentidir. Bu çıkarcı beklentinin kendisi, bir baskılama ve sömürü tekniğidir ve bundan kaçınılmalıdır.
- Tecritte büyüyen çocuklarla ilgili bazı böyle gerçek olaylar var. Ancak bu çocuklar o denli psikozlu ve onlarla ilgili yanlış giden o denli şey var ki dilleriyle ilgili olarak ne söyleyeceğinizi bilemiyorsunuz. En iyi çalışılmış örnek, adı Genie konulan bir kızın hikayesi. Onunla ilgili bir kitap var. On iki ya da on üç yaşındayken bir tavan arasında bulunmuştu. Sanırım iki yaşındayken onu oraya kilitlemiş olan deli bir babası vardı. Bir sandalyeye bağlanmıştı ve ara sıra ona yemek atıyordu; kız böylece hayatta kalmış. Ancak görünüşüne göre, bu kız belki pencereden gelenler dışında iki yaşından itibaren dile hiç maruz kalmadı. Bir sosyal hizmet görevlisi onu bulup dışarı çıkardı. Hastaneye kondu ve insanlar ona yardım etmeye çalıştı. Onun neler yapabildiğiyle ilgili çalışmalar yapıldı ve buradan çıkan bazı ilginç sonuçlar var. Ancak doğal olarak psikozlu olduğu için bu sonuçların tam olarak ne anlama geldiğini bilemiyorsunuz. O kadar çok psikolojik sorunlar vardı ki hangisinin dille ilgili olduğuna karar veremiyorsunuz. Dilbilgisine benzer bir şeyi hiç edinemedi. Sözcükleri öğreniyor ve bir şekilde iletişim kurabiliyordu, ancak dilbilgisi yapısı diyebileceğiniz hiçbir şey öğrenemedi. Ancak çok fazla sorunlar olduğu için bunun ne anlama geldiğini bilemiyorsunuz. Bu bir bilgisayarı alıp, çekiçle kırıp parçaladıktan sonra, bilgisayarın nasıl çalıştığını anlamayı denemeye benziyor. Deney böyle yapılmaz. Öte yandan bu soruyu biraz olsun aydınlatabilecek başka bir doğal deney var. Bu, kuzen olan üç işitme engelli çocukla ilgili. Birlikte sürekli oyun oynuyorlarmış. Aileleri, ne yazık ki (şimdikinden farklı olarak eskiden çok kabul gören) işaret dilinin işitme engelli çocuklar için kötü olduğu ve çocukların dudak okumayı öğrenmeleri gerektiği fikrine kapılmışlar. Aileleri buna inandırılmışlardı ve çocuklara işaret bile yapmamaları gerektiği söylenmişti. Yani onlara, el işaretleri yapmayın yoksa onu işaret dili öğrenmek için kullanırlar denmişti. Görünüşe göre aileler de bu öneriye tamamen uygun davranmış. Bu nedenle, çocuklar işitme engelli oldukları için hiçbir şey duymamışlar ve işaret ya da işaret dili gibi şeyleri hiç görmemişler. Buna rağmen çocukların kendi işaret dillerini oluşturdukları ortaya çıktı. Çocuklar bunu kendi aralarında kullandıkları için aileler bunu bilmiyordu. Bu ortaya çıkınca birkaç iyi psikolog -Lila Gleitman ve öğrencileri bunu yakından incelemeye başladılar. Oluşturdukları sistemin çok ilginç olduğu çıktı ortaya. Pek çok açıdan normal insan diline benziyordu. Bir tür yalın-özegeçişli dile benziyordu ve doğal bir ortamdaki çocuklarınkine yaklaşık olarak aynı gelişim ve karmaşıklığa sahipti. Yani onlar elbette kendi kanallarıyla doğal bir dil geliştirmişler gibi görünüyordu. Deney o noktada sona erdi, çünkü çocuklar bulundukları anda, onlara işaret dili öğretildi. Bu doğal bir dilin zihinsel gelişimini sağlamak için uyartı bakımından çok fazla şeye ihtiyaç olmadığını gösteren olaylardan biri. Doğrudan deneylerle çözülebilecek pek çok ilginç soru çıkıyor ortaya; ancak bunlar elbette etik gerekçelerle yapılamaz. O nedenle de daha dolaylı yollara başvurulması gerekiyor.
- Hayvanlar dünyasında, dil yetisinin özellikleriyle benzerlikler bulmak isterseniz çok uzak da olsa bulabilirsiniz. Ancak, en benzer sistemlerin, dil bakımından hiçbir evrimsel tarihi paylaşmadığımız böceklerde ve kuşlarda bulunması ilginçtir. Görece daha yakın bir evrimsel geçmişi paylaştığımız canlılara, örneğin primatlara baktığınızda ise ilginç benzerlikler taşıyan neredeyse hiçbir şey bulamazsınız. Bu da dil yetisinin şaşırtıcı ve beklenmedik bir şekilde biyolojik olarak yalıtılmış olduğunu gösterir. Bunu bir masal gibi anlatacaksak, güya çok uzun zaman önce ortalıkta dolaşan bir primat vardı ve belki de bir kozmik ışın banyosundan sonra bu canlıda rastlantısal bir mutasyon meydana geldi. Bu mutasyon beyni tekrar düzenledi ve aslında bir primat beyni olan nesneye bir dil organı ekledi. Bu, kelimesi kelimesine doğru olduğu düşünülmemesi gereken bir hikaye. Ancak, dil dahil diğer evrimsel süreçlerle ilgili anlatılan pek çok masaldan daha gerçek olabilir.
--reklam--
Dilin Mimarisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Son derece teknik ve kuramsal bir kitap. Bu bilim dalında bir alt yapınız yoksa okunması ve anlaşılması çok zor. Daha doğru bir deyişle, benim dilbilim konusunda bu kadar yüksek ölçekte bir alt yapım olmadığından, ben çok zorlandım demeliyim. Kitabın neredeyse tamamında (çince gibi) hiç anlamadığım bir semboller dizisine bakıyor gibi oldum. Uluslararası ölçekte dilbilim konusunda bir araştırma ve çalışma temeli olmayanların benim gibi çok zorlanacaklarına eminim. Noam Chomsky'nin son derece yüksek kalitede bir değer olduğu besbelli. Kullandığı örnekler ve kuramsal yönlendirmelerden, kendisi gibi pekçok değerin de var olduğunu görmek, insanlık adına çok ümit verici, saygı uyandırıcı olsa da kendi ülke ölçeğimizde bu araştırmaların uzak ufuklarında bile olamamız ihtimali üzücü. Umarım ülkemizde de bu tür konulara kafa yoran beyinler vardır. Tanımaktan memnun olurdum. (FİLİZ ERDEM)
--reklam--
Dilin Mimarisi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Noam Chomsky - Dilin Mimarisi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dilin Mimarisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Noam Chomsky Kimdir?
Avram Noam Chomsky, ABD'li dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazardır.
7 Aralık 1928'de Philadelphia, Pensilvanya'da doğdu. Rus göçmeni William Chomsky'nin oğludur. N. Chomsky Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde dilbilim profesörüdür. Kendi ismiyle adlandırdığı Chomsky Hiyerarşisi'ni geliştirmiştir. Dilbilimine olan katkısı Davranışçılık Kuramı'nı çürütme yönünde çok etkili olmuştur. Ayrıca bilişsel bilim'in popülaritesini artırmıştır. Dilbilimsel çalışmalarının yanı sıra Kuzey Amerika'nın en önemli sol politikacı entelektüellerinden biri sayılır. Vietnam Savaşı'ndan itibaren Amerika'nın dış ve ekonomik politikalarında dünyaca tanınan katı bir eleştirmendir. 1992 yılında gerçekleşen Sanat ve İnsan Hakları Takdirnamesi'nde, 1980 ve 1992 yılları arasında dünyanın en çok alıntı yapılan yaşayan insanı seçilmiştir. Noam Chomsky Anarko-sendikalizme sempati ile bakan bir sol liberteryendir ve Dünya Endüstri İşçileri Vakfının bir üyesidir.
Babası İbranice öğretmeniydi, ve Ortaçağ İbranice dilbilgisi üzerine hazırlanan bilimsel bir dergiyi çıkarmaktaydı. İlk eğitimini Philadephia'daki Oak Lane Country Day Okulu'nda ve Central Lisesi'nde aldı. 1940 ile 1945 yılları arasında New York şehrinin anarşist-sosyalist Yahudi entelektüel cemaatinin çalışmalarıyla haşır neşir oldu ve Arap-Yahudi işbirliği için çalışmak üzere İsrail'e göç etmeyi planladı.
Eğitimine dilbilim, matematik ve felsefe çalışacağı Pensilvanya Üniversitesi'nde devam etti. 1945-50 yılları arasında Pensilvanya Üniversitesi öğrencisiydi ve dilbilimi öğrenimine başladı. Bu süre zarfında, Zellig Harris'in "Yapısal Dil Biliminin Yöntemi" adlı kitabının düzeltmeleri üzerine çalıştı ve Harris'in siyaset üzerine görüşlerine karşı sempati duymaya başladı. Radikal-empirist bir felsefeci olan Nelson Goodman'ın öğrenciliğini de yaptı. 1951 yılında Goodman'ın Genç Araştırmacı Bursu önerisini kabul ederek Harvard Üniversitesi'ne gitti.
1953 yılında Chomsky, Avrupa'ya seyahat etti. Bu gezi sırasında, yapısal dilbilimini şekillendirme girişiminin işe yaramayacağına karar verdi; çünkü dil oldukça soyut, doğuştan [edinilen] [İngilizce generative] bir olguydu. Bundan sonraki çalışmalarının bu olgunun modellenmesi ile ilgili olması gerektiğine karar vermişti. 1955 yılında Pensilvanya Üniversitesi'nden doktora derecesini aldı; ancak bu dereceyi elde etmesini sağlayan araştırmaların çoğunu 1951-55 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde gerçekleştirdi. Doktora derecesini almasından bu yana Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde çalışmaktadır; şu anda Modern Diller ve Dil bilimi bölümündeki Ferrari P. Ward Başkanlığı görevinde bulunmaktadır. Noam, 24 Aralık 1949'da (şu anda Harvard Üniversitesi'nde profesör olan) Carol Schatz ile evlendi. Çiftin iki kız ve bir erkek çocukları vardır.
Noam ününü dilbilimi alanında kazandı. Dilbilimin bazı tarihsel ilkelerini İbranice uzmanı olan babası William'dan edinmiştir. Aslında, yüksek lisans derecesi için gerçekleştirdiği ilk araştırmaları konuşulmakta olan modern İbranice hakkındaydı. Pek çok başarısının arasında en ünlü olanı, modern mantığa ve matematiksel temellere olan ilgisinden kaynaklanan üretici dil bilgisi (ing. generative grammar) üzerine olan çalışmalarıdır. Bunun sonucunda, bunu üretici dil bilgisini doğal dillerin tanımlamasına uygulamıştır. Öğrenci olarak, Noam Pennslyvania Üniversitesi dilbilimi profesörü olan Zellig Harris'ten oldukça etkilenmiştir. Zellis'in siyasi görüşlerine olan sempatisi, onu dilbilimi alanında yüksek lisans eğitimi görmeye yönlendirmiştir.
Noam her zaman siyaset ile ilgilenmiştir ve onu dilbilimi alanına çeken şeyin siyaset olduğu söylenir. Sosyalizm ve anarşizme doğru olan siyasi eğilimi, kendi deyişiyle radikal New York Yahudi cemaati nden kaynaklanmaktadır. 1965'ten beri ABD dış politikasının önde gelen eleştirmenlerinden birisi olmuştur. Amerika'nın Vietnam'a karışmasına karşı öne sürülen en önemli argümanlardan kabul edilen Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler makalelerinden oluşan kitabını yayınlamıştır.
Chomsky, akademik alanda saygı görmüş ve pek çok defa onurlandırılmıştır. Londra Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi tarafından Onursal Doktorluk ile ödüllendirilen Chomsky, aynı zamanda dünyanın birçok yerinde konferanslara davet edilmiştir. 1967'de Berkeley'deki California Üniversitesi'nde Beckman Konferansı'nı vermiştir. 1969'da ise Oxford Üniversitesi'nde John Locke Konferansı'nı ve Londra Üniversitesi'nde de Sherman Anma Konferası'nı vermiştir.
Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 1., 2008 yılında 11. sırada yer almıştır.
--reklam--
Noam Chomsky Kitapları - Eserleri
- Medya Denetimi
- İnsan Doğası İktidara Karşı Adalet
- Dünyayı Kim Yönetiyor
- Dilin Mimarisi
- Rızanın İmalatı
- Entelektüellerin Sorumluluğu
- Medya Gerçeği
- Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi
- Sömürgecilikten Küreselleşmeye
- Anarşizm Üzerine
- İktidarı Anlamak
- Geleceği Kurgulamak
- Güç Kimin Elinde?
- Dil ve Zihin
- Doğa ve Dil Üzerine
- Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir
- Occupy - İşgal Et
- Filistin Üzerine Konuşmalar
- Vahşi Abd Emperyalizmi
- Amerikan Rüyası İçin Ağıt
- Emperyal Arzular
- İnsanlığın Efendileri
- Tehlikeli Güç
- Batı Terörizmi
- Halk Üzerinden Kazanç
- Bilgi ve Özgürlük Sorunları
- A.B.D Terörü
- Korsanlar ve İmparatorlar: Eskiler ve Yeniler
- Bilim ve Postmodernizm Tartışmaları: Postmodernizim ve Rasyonalite
- Güç ve İdeoloji Üzerine
- Yaşamla Ölüm Arasında Gazze
- Amerikan Müdahaleciliği
- Demokratik İdeallerin Çöküşü
- Hayaller ve Umutlar
- Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler
- Propaganda ve Toplumsal Zihin
- Demokrasi Gerçek ve Hayal
- Biz Ne Tür Yaratıklarız?
- Modern Çağda Entellektüellerin Rolü
- Karanlık Çökerken Umutsuzluğa Karşı İyimserlik
- Dünya Düzeni: Eskisi Yenisi
- Kader Üçgeni
- Düşük Yoğunluklu Demokrasi
- Dil ve Zihin İncelemelerinde Yeni Ufuklar
- İmparatorluğa Karşı Durmak
- Dil ve Sorumluluk
- How The World Works
- Devlet Uğruna
- Yıl 501
- Postmodernizm ve Sol
- Batı'nın Yeni Standartları
- Yeni Dünya Düzeni
- Müdahaleler
- Halkın Sırtından Kazanç
- Bilgi Sorunları ve Dil
- On Palestine
- Amerikan Muhalifleri Konuşuyor
- Demokrasi ve Eğitim
- The Science of Language
- 11Eylül
- Hegemony or Survival: America's Quest for Global Dominance
- Superpowers In Collision
- On Anarchism
--reklam--
Noam Chomsky Alıntıları - Sözleri
- Jefferson’ın ‘aristokrat’ tanımı, entelektüellerin ‘yeni sınıfı’nın iki paralel patikadan birini takip edeceğini öngören Bakunin tarafından daha geliştirildi. Onlar tarihin en kaba ve kötü rejimini dayatacak bir ‘kızıl bürokrasi’ haline gelerek devlet iktidarını kendi ellerine almak için halk mücadelelerini istismar etmeye çabalayabilirlerdi. Ya da gücün başka yerde yattığını anlayabilir ve kapitalist devlet demokrasilerindeki “halkın sopasıyla halka vuran” gerçek efendilerine hem idarecileri hem de savunucuları olarak hizmet edip, kendilerini onun ‘satın alınmış papazlığı’ gibi sunabilirlerdi. (Anarşizm Üzerine)
- "Küçük çapta bile olsa harekete geçmeyi başarırsak, gelecekteki büyük ütopyayı beklemek zorunda kalmayız. Gelecek, sonsuz bir şimdiler silsilesidir. Şimdiyi -etrafımızdaki bütün kötülükleri bir tarafa bırakarak- insanların hak ettiğini düşündüğümüz gibi yaşamak bile harika bir zaferdir." (Occupy - İşgal Et)
- Propaganda konusunda bir başka örnek. Rus üssü diye ikide bir müdahale ettiğimiz Nikaragua’ya güya Ruslar MÎG satmış. Masalı uyduranların niyeti ABD’nin Nikaragua seçimlerinin sonuçlarını etkileme taktiklerini kamuoyundan gizlemek! Aynı sıralarda köylüleri kolay öldürsünler diye el Salvador’a gelişmiş uçaklar satıyoruz!.. (Modern Çağda Entellektüellerin Rolü)
- İsrail ilk zamanlarda Hamas’ı destekledi, çünkü laik FKÖ’ye karşı bir silahtı. ABD ve İsrail oldukça tutarlı bir biçimde radikal İslamcıları destekledi ve bunun epeyce bir geçmişi var. 60’ların başında -aslında, 50’lerde ve 60’larda- Arap dünyasında, laik ulusalcılığın simgesi olan Nasır ile köktenci, radikal İslamcılığın koruyucusu Suudi yöneticileri arasında büyük bir çatışma vardı. ABD kimi destekledi? Suudileri tabii. Laik ulusalcılıktan korkuyorlardı. (Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi)
- Bu tavırlar, ABD'nin emellerine kavuşabilmek ıçın dünyanın her yerinde güç ve şiddet kullanmayı bir hak olarak görüyor. Emirlerine itaat etmeyen her kim varsa "komünist' olarak adlandırılıyor ve "kendini koruma" adına bu komünistleri yok etme hakkını kendinde buluyor. (Sömürgecilikten Küreselleşmeye)
- İş dünyasının yönettiği bir ülkede yaşamak işte bu anlama geliyor, hiçbir şeyin önemi yok. Endüstrileşmiş ülkelerde var olan sağlık sisteminin bizde olamayışı da aynı nedenledir. Ağırlığı olan insanlar, finans kurumları buna izin vermez, bu yüzden gündemde değildir. (Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi)
- Irak, Suudi Arabistan’dan sonra ikinci büyük petrol rezervine sahiptir. Şu açıktır ki, ABD şu ya da bu şekilde bu muazzam kaynaklar üzerinde denetimi yeniden kurmalıdır ve şu andaki durum kesinlikle ABD’ye rakipleri ile karşılaştırıldığında ayrıcalıklı bir erişim olanağı sunmamaktadır. (İmparatorluğa Karşı Durmak)
- İnsanın dil edinimi içgüdüseldir ve özel bir “konuşma organı”na dayanır (Doğa ve Dil Üzerine)
- Askeri müdahaleler masraflı operasyonlardır. Bedelini halk öder ve razı edilmesi kolay olmayabilir. Japonya ve diğer başka ülkelerdeki gibi Amerikan halkı itaatkar değildir. Yönetimi canından aziz bilmez. Hesap alır hesap verir. Böyle bir ortamda devlet şirket işbirliği esası üzerine oturtulması ekonomik modeli yaşatabilmek zordur. Halkın rızasını almak gerekiyor. Bu da manipülasyonla olur. (Demokratik İdeallerin Çöküşü)
- "İnsanların edilgin ve itaatkar kalmasını sağlamanın akıllıca yolu kabul edilir görüş çeşitliliğini katı bir şekilde sınırlamakla birlikte o çeşitlilik alanı içerisinde canlı tartışmalara imkan , hatta daha eleştirel ve muhalif görüşleri teşvik etmektir. Bunu yapmak insanlara özgür düşünmenin var olduğu hissini verir, halbuki sistemin ön kabulleri tartışmanın kapsamına getirilen sınırlarla daima pekiştirilmelidir." (Dünyayı Kim Yönetiyor)
- 1948'den bu yana İsrail'de etnik temizlik sadece bir politika değildir; bu bir yaşam biçimidir ve sürekli uygulanışı sadece politikaları değil, devleti de kriminal yapar. (Filistin Üzerine Konuşmalar)
- "Bu arada, Sovyetler Birliği büyük kalkınma borçlarını aktararak Küba'nın kanatlarını şişiriyor ve tek bir kuşakta modernizasyon sağlayabilmek için kendisini bir model olarak sunuyordu." (Halk Üzerinden Kazanç)
- anarşizm “toplumun varması gereken nihai idealdir” (Anarşizm Üzerine)
- Bir kez daha belirtmek istiyorum, "faşizm" gaz odaları demek değildir. Faşizm, devletin sendikaları ve şirketleri koordine ettiği ve büyük iş çevrelerine büyük rol verdiği özel bir ekomonik düzenleme biçimidir. (İktidarı Anlamak)
- ABD dış politikasının birincil hedefi soyma ve sömürme özgürlüğünü garanti altına almaktır. (Güç ve İdeoloji Üzerine)
- Kolombiya ve Türkiye' deki insanlar devlet baskısından şüphesiz cok endişe ediyorlar, ama bu baskının bitmesine izin vermezler. (Emperyal Arzular)
- 1949’da Doğu Avrupa’daki ABD casusluğu, Doğu Cephesi’nde Nazi askeri istihbaratının başında bulunan Reinhard Gehlen’in yönettiği bir şebekeye devredilmişti. Bu şebeke, en kötü suçluların birçoğunu hızla içine çeken ABD-Nazi ittifakının bir parçası olup, Latin Amerika ve başka bölgelerdeki operasyonlara kadar uzanıyordu. (Dünyayı Kim Yönetiyor)
- Komünist disiplin stratejisinin ve merkezi kontrolün gerekli olduğunu kabul edenler bile, bu stratejinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan baskının “insanların savaşma ruhunu kırma eğiliminde olduğu”nu itiraf ederler. (Anarşizm Üzerine)
- "Karlar bireylere giderken, maliyetler topluma yansıyordu." (Yıl 501)
- Totaliter bir devlet, gerekli doğrulara daha az bağlı kalmakla yetinebilir. Halkın itaat etmesi yeterlidir; onların ne düşündükleri ikincil düzeydeki bir kaygıdır. (Medya Gerçeği)
Yorumlar
0 yorum