Kitap Künyesi
Yazar: Erich Fromm
Çevirmen: Nurdan Soysal
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9786050206593
Sayfa Sayısı: 200
--reklam--
Dinleme Sanatı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Psikanalizin insan aklını, özellikle bilinçli olmayan kısmını anlama süreci olduğunu söylerken sağlam bir temele dayanıyoruz. Bu da şiiri anlamak gibi bir sanattır. Bütün sanatlar gibi kendi kuralları ve standartları vardır.
Bu sanatı uygulamanın temel kuralı, dinleyenin tam konsantrasyonudur.
Dinleyenin aklında önemli hiçbir şey olmamalı, hırstan olduğu kadar endişeden de en uygun biçimde kurtulmuş olmalıdır.
Dinleyen, kelimelerle ifade etmeye yetecek kadar somut olup özgürce çalışan bir hayal gücüne sahip olmalıdır.
Başka bir insanla, diğerinin hissettiklerini kendisinin duyguları gibi hissedecek kadar güçlü bir empati kurma kapasitesine sahip olmalıdır.
Böyle bir empati şartı, sevgi kapasitesi için en idealidir. Başkasını anlamak demek onu sevmek –erotik anlamda değil, ona ulaşma ve kendini kaybetme korkusunu yenme anlamında− demektir.
Anlamak ve sevmek birbirinden ayrılamaz. Eğer ayrılarsa bu beyinsel bir süreçtir ve gerçek anlayışa açılan kapı, kapalı kalır.
--reklam--
Dinleme Sanatı Alıntıları - Sözleri
- Bir insan başka birini ancak aynı şeyleri deneyimlediyse anlayabilir.
- "Eğer insanla ve onun bilinçdışıyla gerçekten ilgiliyseniz ders kitaplarını okumayın, Balzac okuyun, Dostoyevski okuyun, Kafka okuyun."
- İnsanın tek ilgi alanı kendisiyse güçlü, mutlu ve bağımsız bir şekilde yaşayamaz. İnsan yerde iki ayağının üzerinde durmalı ama durduğu zemin bir iğne veya raptiye olmamalı çünkü ortaçağ söylentilerine göre iğne üzerinde sadece melekler dans edebilir. İnsan ayağının üzerinde, ancak durduğu zemin geniş ve verimliyse ve etrafındaki dünyayla üretken ve ilgili bir şekilde bağlantılıysa yaşayabilir.
- Acı, en azından son derece gerçek bir duygudur ve hayatın bir parçasıdır. Mesele, acının farkında olmayıp televizyon seyretmek veya bir şey yapmak değildir.
- İnsanın sadece kendi problemleri ile ilgilenmesi, iyileşmesini veya tam bir insan haline gelmesini sağlamaz. İnsanın tek ilgi alanı kendisiyse güçlü, mutlu ve bağımsız bir şekilde yaşayamaz.
- "Bir insan başka birini ancak aynı şeyleri deneyimlediyse anlayabilir."
- Eğer insanla ve onun bilinçdışıyla gerçekten ilgiliyseniz ders kitapları okumayın, Balzac okuyun, Dostoyevski okuyun, Kafka okuyun.
- İnsanın tam olarak gelişmesi için belli koşullara ihtiyacı olduğunu biliriz. Bu koşullar sağlanmazsa, sıcaklık yerine soğuk varsa, özgürlük yerine baskı varsa, saygı yerine sadizm varsa çocuk ölmez ama sapkın bir çocuk olur; tıpkı ihtiyacı olan güneşi alamadığında eğri büğrü bir ağacımız olduğu gibi.
--reklam--
Dinleme Sanatı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Erich Fromm’un, psikanaliz’in kurucusu Freud ve Jung’un görüşlerine, kendi görüşünü ekleyerek anlattığı, psikanalitik terapiler üzerine notlar verdiği muazzam bir eser. Psikanalizin ne olduğu, ne işe yaradığı, bu yöntemle nasıl tedavi edildiği, bir psikanalistin kişiliği, psikoz, nevrotik, şizoid, şizofren bireylere bakış açısı ve yaklaşımı, dinleme sanatı ve çok daha fazlası kitapta anlatılıyor. Psikanaliz’in insan aklını, özellikle bilinçli olmayan kısmını(bilinçdışı) anlama süreci olduğundan ve bunun da şiiri anlamak gibi bir sanat olduğundan bahsediyor. Kitabın adı da buradan geliyor. Analistçi tam konsantrasyona sahip dinleyebilmeli, empati yeteneği gelişmiş olmalı, özgürce çalışan bir hayal gücüne sahip olmalı, anlamak için sevgi kapasitesi geniş olmalı,iyi bir analistçi olmanın şartları. Theta Healing tekniğinde de kişilerin bilinçaltında olan inançları açığa çıkarır ve olumsuz inanç programı yerine olumlu inancı yükleriz, inançların değişip değişmediğini de kas testiyle kontrol ederiz. Mükemmel olan kişinin bunu kendi kendine uygulayabilir olması. Ben her gün meditasyon yaparak kendimle ilgili farkındalık yaşıyor ve açığa çıkanları dönüştürüyorum. Fromm da her gün en az 1,5 saat kendi üzerinde çalıştığını ifade etmiş. Çünkü kendini anlayamayan başkasını nasıl anlar, demiş. Ve kendi içindekileri çözümleyebilen başkalarına karşı daha şefkatli, nazik, sevgi dolu, empatik yaklaşabilir. Kitabı çook beğendim. Bu konulara ilgi duyan her kesimin kolaylıkla okuyabileceğini düşünüyorum. Merak eden herkese tavsiye ederim. Sevgiyle. “Gayret sarf etmeden hatta biraz özveri ve disiplin olmadan faydalı bir şey ne yapılabilir ne de öğrenilebilir.” “Kendini tanımak, sadece ne yaptığımızın farkında olmak değil bilinçdışımızda olanın da, bilmediğimiz şeyin de farkına varmaktır.” “Kendinin gerçekten farkında olan, varoluşunun yüzeyinden köklerine kadar nüfuz eden kişi uyanmıştır.” (Şeyda)
Erich Fromm'un bu eseri aslında daha çok psikanalizcilere hitaben yazılmış. İyi bir psikanaliz nasıl gerçekleştirilir sorusunun cevabını veriyor çünkü. Ancak onun yanında görsellerini paylaştığım gibi daha birçok noktada insanın da kendi iç dünyasına dair bir şeyler öğrenebileceği veya etrafındaki bazı kişi / olaylara farklı yaklaşımlar sergileyebilmek için yeni ve faydalı bilgiler edinebileceği bir eser. Tabi şunu da eklemeden olmaz, Fromm kendi psikanaliz tekniğini anlatırken Freud'cu psikanaliz tekniğini eleştirerek, onun tekniği ile kendisininkini karşılaştırarak anlatıyor (Ü. Z.)
Dinleme Sanatı: Kitabın içeriğini asıl ismi değil, 'psikanaliz ve psikanalitik terapiler üzerine notlar' olan alt başlık daha iyi anlatıyor. Yazarın derslerinden, röportajlarından ve seminerlerinden oluşturulan notlar kendi ekolünü de oluşturduğu psikanaliz üzerine. Freud'un açtığı yolda gittiğinin bilincinde fakat bu yola çok sert eleştiriler getiriyor. Eleştirileri öylece bırakmamış kendince olması gerekenleri açıkça izah ediyor. Vaka üzerinden rüya yorumları da kitaba ayrı bir renk katmış. Kitabın isminin nedenini son sayfalarda buluyorsunuz. Yazar psikanalizi bir terapi tekniği olarak değil, dinleme sanatı olarak görüyor. Bu sanatın kendince kurallarını ve standartlarını anlatıyor. 'Dinleyicinin tam konsantrasyonu, hırstan ve kaygıdan kurtulması, özgürce çalışan bir hayal gücü, güçlü bir empati kurma kapasitesi olması gerekir' diyor. Bir terapi ekolünden bahsetse de dili çok ağır değil. Satır aralarında hayata dair çok önemli tespitleri de mevcut. Psikanalize ve psikoterapiye ilgi duyanlar için güzel bir kitap. Sadece dinleme ile ilgili kısmını merak edenler arka kapağı okusa yeterli olur diye düşünüyorum. (Mustafa ispir)
--reklam--
Dinleme Sanatı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Dinleme Sanatı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dinleme Sanatı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı
Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
- Kendini Savunan İnsan
- Sahip Olmak ya da Olmak
- Sevme Sanatı
- Özgürlükten Kaçış
- Barışın Tekniği ve Stratejisi
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
- Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
- Hayatı Sevmek
- Sağlıklı Toplum
- İtaatsizlik Üzerine
- Özgürlük Korkusu
- Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
- Umut Devrimi
- Psikanaliz ve Din
- Psikanalizin Bunalımı
- Psikanaliz ve Zen Budizm
- Rüyalar, Masallar, Mitler
- Çağımızın Özgürlük Sorunu
- Marx'ın İnsan Anlayışı
- Yaşama Sanatı
- Yanılsama Zinciri
- Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
- Erdem ve Mutluluk
- Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
- Tanrılar Gibi Olacaksınız
- Olma Sanatı
- Sigmund Freud’un Misyonu
- İsa Dogması
- İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
- Çağdaş Toplumların Geleceği
- Psikanalize Yeni Bir Bakış
- Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
- Dinleme Sanatı
- Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
- İnsan Olmak Üzerine
- Çağımızda Kişilik Sorunu
- İnsanlık Başarabilecek mi?
- Die Kunst des Liebens
- Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
- Psixoanaliz ve Din
- Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
- Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
- Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- "... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
- Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
- Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
- İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
- "Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
- Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
- Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
- “karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
- Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
- Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
- ... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
- İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
- “Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır. Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir. Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir. Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
- Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
- Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- " Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)
Yorumlar
0 yorum