Kitap Künyesi
Yazar: Osman Aysu
Yayın Evi: İnkılap Kitabevi
İSBN: 2186-3
Sayfa Sayısı: 430
--reklam--
Doğum Günü:15 Aralık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ölüm her canlının kaçınılmaz sonucudur. Beşer mantığı bu olguyu rahat kabul eder.
Nitekim genç yönetmen Murat da güzel sevgilisi Sitemin vakitsiz ölümünü kabullenmek zorunda kaldı. Ama onu hiç unutamadı. İki yıllık anıları aklında tüm tazeliğiyle yaşamaya devam etti. Hatta öyle ki sonunda ruh hastası oldu.
Ta ki, yağmurlu bir gece Arnavutköyde Azraille karşılaşıncaya kadar. Bu karşılaşma genç yönetmenin hayatını bir anda allak bullak etti. Çünkü Azrail ona insanoğlunun şimdiye kadar hiç duymadığı bir teklifte bulunacak ve Sitemi geri getirmeyi vaat edecekti. Tabii bunun Murat tarafından ödenmesi gereken bir de bedeli olacaktı.
--reklam--
Doğum Günü:15 Aralık Alıntıları - Sözleri
- "Bazı acılar bünyede büyük tahribat yapar ama inan bana zaman her şeye kadirdir, lehine işliyordur."
- Çaresizlik ve tevekkül. Hakikatleri kabullenmenin kaçınılmaz teessürü...
- Imkansız ve çaresiz olan biz, yaşayan fanilerdik.Belki zamanı geri alıyorlardı.
- Acele etmeme hiç gerek yoktu , bazı şeyleri ancak zaman tayin ederdi.
- "Fakat gerçek sevgi zaten anlaşılamayan bir duygudur. Çok az insana nasip olan, ilahi bir lütuf."
- "Tanrı'dan ümit kesilmez.Sabırlı olmayı bilmek gerekir."
- Aşk denen şey sadece bedene duyulan bir arzu değildir. İnsan öncelikle karşısındakinin ruhunu,kişiliğini, karakterini, davranış özelliklerini takdir eder, hayranlık duyar ve aşk denen kavram böyle gelişir.
- Yaşamımda bir düzensizlik, bir terslik vardı ve ben sebebini bulamıyordum.
- Kader çok önceden çizilmiş yolunu takip ediyor.
- "Eğer unutmuyorsan, ona ulaşmak."
--reklam--
Doğum Günü:15 Aralık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Osman Aysu'nun kitaplarıyla bu kadar geç tanıştığım için çok üzgünüm. Polsiiye-gerilim hastası olarak böyle değerli bir yazarı nasıl fark etmemiş nasıl duymamışım anlayamıyorum. Gerilim hiç bitmiyor, dili akıcı, sürükleyici bir kitaptı. Bir kez daha hayran oldum. Ters köşe yapan kitaplar zaten en beğendiklerimdir. Mutlaka okumanızı öneririm. (Meva Kurt)
Kitabı seçme sebebim tamamen kapak tasarımı ve kitabın ismi olsa da Osman Aysun'un kalemini her zaman sevmişimdir. Aysu, kitaba iddialı bir konuyla giriş yapınca daha ilk sayfalarda kahramanımızın Azrail ile buluşması bunun sinyallerini veriyor. Kitapta Azrailin can almak için değilde giden bir canın tekrar geri getirmekle görevli olması kitabın konusunu daha bir ilginç hale getiriyor. Kahramanımızla ilk pazarlığını gerçekleştiren Azrail'in buluşması, sevdiği kadının iki yıl sadece anılarıyla derbeder yaşamasından sonra gerçekleşiyor. Yağmurlu bir gecede meyhaneye davet ettiği Azrailin sunduğu üç şarttan sadece ikisini söylemesiyle kaderin onlar için çizmiş olduğu yolun seyri değişiyor. Ömründen on yılı feda eden roman karekterimiz bu sırrı birine söylerse tekrar sevdiği kadını kaybetme koşuluğuyla ikinci şartıda böylece kabul etmiş oluyor. Buraya kadar okuyucunun okuduğu yerlerde gece , karanlık ortam, Azrail'in soğuk hava dalgası ile gelmesi gibi gerilimin katıldığı kitapta konu; ilerleyen bölümlerde birbirine kavuşan sevgililerin bedensel arzuları ve ihtirasları üzerine seyrini değiştirmesiyle diğer eserlerde de karşılaşabileceğimiz meselelerle aynı seviyeye indirilmesi tam bir hayal kırıklığına neden oluyor. Hikaye, sevdiği kadını trafik kazası sonucunda kaybeden erkek karekterin yapılan anlaşma ile tekrar yollarının kesişmesiyle başlıyor. İki yıl boyunca ruh sağlığının yanında normal yaşama dair aktivitelerini de kaybeden karekterimiz elde ettiği şansını bu defa şüphe ve kıyaslama ile geçirmeye başlayınca yaşadığı acının yanında özlem dolu anılarının üstünü de örtüyor. Başlangıçta tamamen masum gibi görünen anlaşmaya tekrardan kavuştuğu sevgilinin gizemi de eklenince kitap biraz kendini toparlıyor. Neyse ki Azrail'le ara ara buluşan karekterin yaşadıgı gerilimi okuyucuya yazar satırlarında hissettiriyor. Kitapta konunun seyri kıskanç sevgili ,sevdiğini bir daha kaybetmeme uğruna yalan söylemeye mecbur kalan adam, sevdiğini kışkırtmak için çeşit çeşit entrikalar uygulayan pembe dizi tadında bir seyre dönüşüyor. Kitabın sonlarına doğru anlaşmanın üçüncü maddesinin yanıtlarını arayan karekterle birlikte kitabın adının hâla ne alaka koymuş dediğimiz soruları cevaplandırırken buluyoruz kendimizi. Okur bazı soruların cevaplarını ; # spoiler Yıllar önce tüm Türkiyeyi ekrana kilitleyen asi liseli gençlerin sokak serseriliği ve onların ideal öğretmenleri tarafından eğitilme çabalarını konu eden dram dizinin beş yıllık serüveninden sonra izleyiciye "Oktay'ın Rüyası"olarak veda eden dizide seyirci yaşadığı şok ile kalırken, okurda bu kitapta aynı şoku şayet diziyi izlediyse bir kez daha yaşıyor. Kitabın adı nerden geliyor diyorsanız bunu da okuyunca kendiniz bulacaksınız. Tüm kitap kurtlarına bir daha "Oktay'ın Rüyası "ile karşılaşmayacağı Osman Aysu kitapları ile keyifli buluşmalar diliyorum. kitap/kitap--9480 yazar/i848 (Kemikbahçesi)
Osman aysu turk polisiye-gerilim yazarlarinin bana göre en değerlilerinden... Ilk kitabini bana bir arkadasim tavsiye etmisti ve cidden o kadar guzel bir kitapti ki benim polisiye -gerilim kitaplarina ilgim bu sayede basladi Ve bu kitap... O kadar şahane bir anlatimi ve ters köşe sonuyla cidden muhtesem bir kitap asla tahmin etmezdim böyle biteceğini Her zaman derim polisiye candir ve polisye okumak bir ayricaliktir... Herkese iyi okumalar..☺☺ (emrealdı)
--reklam--
Doğum Günü:15 Aralık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Osman Aysu - Doğum Günü:15 Aralık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Doğum Günü:15 Aralık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Osman Aysu Kimdir?
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.
--reklam--
Osman Aysu Kitapları - Eserleri
- Çıkış Yok
- Kayıp
- Casus
- Soğuk Taşlar
- Kanlı Tutku
- Kartopu
- Tavşan Uykusu
- Devlet Sırrı
- Bıçak Sırtı
- Kutsal Resim
- Bir Aşk Masalı
- Yalıdaki Sır
- Travma
- Sır
- Kanlı Rüya
- Çöl Akrebi
- Kayıp İncil
- Kanlı Pazar
- Çifte Tehlike
- Kerpeten
- Sınır Ötesi
- Gölgede Kalan Sırlar
- Bir Beyazperde Masalı
- Özgürlük Tuzağı
- Ölüm Meleği
- Cinayet Sancısı
- Elissa
- Doğum Günü:15 Aralık
- Kapan
- Cennete Açılan Kapı
- Vahşi Tutku
- Gece Baskını
- At Kuyruklu Adam
- Ahtapotun Kolları
- Karanlıklar Hakimi
- Mütareke Yıllarında Aşk
- Taş Plak
- Tehlikeli Cazibe
- Miras
- Güvercin Kayalıkları
- Sahte Ajan
- Ölüm Oyunu
- Yedinci Uzman
- Aşk Oyunu
- Korku Evi
- Cellat
- Şeytanın Maskesi
- Ay Işığı
- Londra-Moskova Hattı
- Büyük Hesaplaşma
- Uzun Gece
- Şantaj
- Kurt Sığınağı
- Yazar ve Aşkı
- Küçük Tatlı Kız
- Yanık Yüz
- Sessiz Çığlık
- Karadul
- Karla Gelen Adam
- Mor Salkımlı Köşk 1
- İktidar Merdiveni
- Leoparın İzleri
- Karanlık Zeminde Pembe Noktalar
- Tamara'nın Gözyaşları
- Sınırların Ötesinde
- Osman Hilmi Efendi'nin Laneti
- Şok Dalgası
- Sır Duvarları
- Odak Noktası
- Lenin'in Mangası
- Mavi Beyaz Rapsodi
- Nikahta Keramet Vardır
- Kargaların Çığlığı
- Puslu Anılar
- Yüreğimde Yare Var
- Havyar Operasyonu
- Sorguç
- Kuşku Zinciri
- Nemrut'un Gazabı
- Karanlıkta Fısıltılar
- Kuş Kafesi
- Önce Aşk
- Sevdim Bir Genç Kadını
- Terörün Gölgesinde
- Tutkunun Esiri
- Saklı Gerçek
- Darbe
- Fidye
- Kuşkunun Ötesi
- Mor Salkımlı Köşk 2
- Sönmeyen Ateş
- Tilkiler Savaşı
- Bir Hadise Var - Can İle Canan Arasında
- Ölü veya Diri
- Mönüde Komplo Var
- Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı
--reklam--
Osman Aysu Alıntıları - Sözleri
- Romantik çağdan kalma gibisiniz. Şövalye ruhlu, soylu, her zaman kadınları korumayı görev sayan, kibar ve ince biri... (Havyar Operasyonu)
- "Kin mi, nefret mi, pişmanlık mı, yoksa bir türlü koparıp yüreğimden atamadığım sevgi miydi?" (Önce Aşk)
- Fakat hayal gücü ona ihanet etmişti (Çıkış Yok)
- Sanırım aşk denen şey buydu; insanın kimyasının değişmesi, bilinçsiz bir heyecana kapılması, onu görünce feleğini şaşırması gibi bir şey. (Yalıdaki Sır)
- Pek çok sevgide olduğu gibi, duygular tek taraflı kaldığı sürece, sonunda içteki ateşin sönmeye mahkûm olduğunu genç kız da biliyordu. (Özgürlük Tuzağı)
- Niye bu yaşa kadar evlenmediniz?" diye sordu damdan düşer gibi. Gülümsedim. "Beni yeni tanıyan çoğu insan bu soruyu sorar. Herhalde kısmet meselesi. Belirli bir nedeni yok. Zahir aklımı başımdan alacak birine henüz rastlamadım." (Bir Aşk Masalı)
- " Cami yıkılsa bile mihrap yerinde kalır derlerdi..." (Bir Beyazperde Masalı)
- Sen bir vatan hainisin ve ülkene ihanet ettin. Cezanı yasaların vermesini isterdim ama seni vurmaktan hiç vicdan azabı çekmeyeceğim. (Tamara'nın Gözyaşları)
- Şu erkek milleti çok aptaldı; bazen en basit gerçekleri göremezdi. (Karanlıklar Hakimi)
- Gençtim, ailemden intikal eden büyük bir servetin sahibiydim ve çok da yakışıklıyım. Etrafımda yüzlerce güzel kadın cirit atıyordu... Benim yaşımdaki bir gencin sahip olmayı hayal bike edemeyeceği gayrimenkullerim, şirketlerim, Boğaz'da nefis bir yalım, Akdeniz sahillerinde üç yazlığım ve bankalarda torunlarımın çocuklarına dahi rahat bir hayat sağlayacak nakitim vardı. Ama ben mutlu değildim... Ölmek istiyordum... (Ölüm Meleği)
- "İhanet affedilmez." (Soğuk Taşlar)
- "Güzel görünmek arzusu bir kadının kendisine olan saygısından kaynaklanırdı." (Güvercin Kayalıkları)
- Alabildiğine karanlık ve korkunun sessizliği kaplamıştı etrafı. Tıpkı o uğursuz gece de olduğu gibi... (Bıçak Sırtı)
- "Şüphe insanı olmayacak kuşkulara sürüklüyordu." (Çöl Akrebi)
- “Affedersiniz” diye mırıldandı Evelyn “Yaranızı deşmek istemezdim” "Önemli değil, Miss Joyce. Yaramı deşmediniz , çünkü o yara içimde daima kanıyor ve ben ölünceye kadar da kapanmayacak.". (Kartopu)
- Zira hic bir fani ilahîyane yasamayacaktir,zira ölüm tabiatın kaçınılmaz sonucudur (Yalıdaki Sır)
- "Bazen en güvendiğimiz kişiler bile bizi yanıltabilir." (Soğuk Taşlar)
- Bu yeni hayatına alışmak zorunda olduğunu gayet iyi biliyordu. (Vahşi Tutku)
- Ne de olsa yaşım itibarıyle eski kafalı bir adamdım, Genç kızların rahatlık kisvesi altında moda diye sürdürdükleri erkeğimsi giyim kuşamlarından nefret ediyorsun. Kadınlara Has Zarafet artık tarihe karışmıştı Belli ki (Malesef) (Karanlık Zeminde Pembe Noktalar)
- Yapacağı isten nefret de etse , bu kadını öldürmeliydi. (Kapan)
Yorumlar
0 yorum