Kitap Künyesi
Yazar: Başar Başarır
Yayın Evi:
İSBN: 9789750753978
Sayfa Sayısı: 384
--reklam--
Dolunay İki Gece Sürer Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Dolunay İki Gece Sürer Alıntıları - Sözleri
- "Kimseyi sevgisizlikle terbiye edemezsiniz..."
- "...en çok, en gönülden inanılan şeyler genellikle en büyük yalanlardır."
- "Anlaşılan ülkede dolar kuru yükselirken insanlık irtifa kaybetmekteydi."
- “ Bu ülkede doğru dürüst temizlik yapılmaz , sadece pislik eşit dağıtılır. “
- -Ama maalesef hayatta önemli olan haklı olmak değil hocam. -Neymis hayatta önemli olan? - Mutlu olmaktır hocam.
- "Çocuğun adını Cumhur koyan kaç kişi kaldı, sorarım sana Süreyya? Eskiden her sınıfımda olurdu bir tane. Neden? Cumhuriyet kutsaldır da onun için. Biz kalkınmak istemiyoruz ki Süreyya, biz sadece kerkinmek istiyoruz. Milli bayramlarda denize koşup, kumlarda manda boku gibi yayılmak istiyoruz."
- “ Girit dünyanın deprem merkezidir. Hayatın başladığı ve bittiği yerdir. Girit ölümsüzdür, tanrısaldır . “
- “ Hatıralar değil miydi ihtiyarların en sağlam bastonu ? “
- “ Geçmişin çuvalının dibinde pislik yatar leydim. Karıştırırsan senin eline de bulaşır. “
- “ Yazılı olmayan kurallara göre , tıpkı Yahudilik gibi Giritlilik de anneden geçer. “
- “ Karı-kocanın bir ömür boyu sürtüne sürtüne yüklendikleri o manasız elektriğin boşalması için en mükemmel minvaldeki misafir. “
- Şahsen mutlu olmadığına göre başkalarının mutluluğunun sahte olduğuna dair inancı tamdı. Mutluluk diye bir şey yoktu, bulunamazdı.Hiç olmamıştı öyle bir şey.
- “ Tarihin lekeleri dikenliydi. Silmeye çalıştıkça eli kanıyordu insanın , güneşin ateşini kolay kolay kimse soğutamazdı. “
- “ Çünkü susmak da bir şiddetti , icabında en ağır en bitirici darbe. Konuşmayacaksın, karışmayacaksın.Darılmayacaksın.”
- Namazda gözü olmayanın ezan da kulağı olmazmış hocam.
--reklam--
Dolunay İki Gece Sürer İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öykücülüğüyle tanıdığımız Başar Başarır, geçtiğimiz yıllarda Sibop romanı ile karşımıza çıkmıştı.Yunus Nadi Ödülü’nü de kazanmıştı bu romanla. Dolunay İki Gece Sürer, Başar Başarır’ın ikinci romanı. Başar Başarır bu kitapta, Köy Enstitüsü mezunu öğretmen emeklisi İhsan Sami Bey ile Boğaziçi Üniversitesi son sınıf öğrencisi olan kızı Gamze’nin ilişkisinden yola çıkarak, çatışmalarıyla, sevgi yoğunluğu ile unutulmaz bir baba-kız portresi sunmuş. İhsan Sami Erkol, Köy Enstitüleri misyonuyla yetişmiş, Milli Mücadele dönemi tarihini yemiş yutmuş, Girit göçmeni bir ailenin çocuğu.Yunan düşmanlığı damarlarına işlemiş âdeta. Bisiklet tamircisi Süreyya ve Süreyya’nın imal ettiği rakılar neredeyse tek dostu. Gamze, annesinin ölümünden sonra evin yükünü ve yalnızlığını sırtlanmış.” Hocam” diye hitap ettiği babasıyla olan ilişkisi gerilimli , mesafeli. Bir de annesinden yadigâr her yere kusan Çıtır adlı kedisi var Gamze’nin. Erasmus programıyla Türkiye’ye gelen Stavros ile Gamze’nin yolu kesişince, başlıyor şenlik.İhsan Sami Erkol ile Stavros asla yan yana gelmemesi gereken ateşle barut. Zeytinburnu’ndan Girit’e uzanan bir maceraya dalıyoruz ilerleyen sayfalarda. Türk-Yunan Mübadelesi üzerinden, aynı topraklarda benzer yaşam koşullarında yaşayan insanların neden birlikte yaşayamadığını da sorgulatıyor kitap boyunca yazar. Kitabı kimi zaman gülerek kimi zaman da hüzünlenerek okudum. Gamze, ilk aşkının kazığını yediğinde “Sahi , aşk vardı! “ dedirtti bana. Sibop’takinden çok daha oyunbaz, renkli, zengin, enerjik bir anlatım var Dolunay İki Gece Sürer’de. Başar Başarır’ın kendine özgü anlatımı, dili var demek daha doğru olur aslında. Şöyle bunaldığınız bir zamanda,çeşit çeşit otların, begonvillerin, yaseminlerin, güzel yemeklerin özlemini duyduğunuzda okuyun bu kitabı.İyi gelecek size. Hak edene ikinci şans verilmeli mi bilmem ama dolunay bile iki gece sürermiş.Bunu da öğrendim bu kitaptan. Tavsiye ederim Dolunay İki Gece Sürer’i. (Özlem Akbaş)
Dolunay İki Gece Sürer: Başar Başarır ile tanışma kitabım oldu Dolunay İki Gece Sürer. Çok sevdim kitabı çookkk. Yazarın kullandığı muzip dil, anlatım tarzı çok hoşuma gitti Kitapta öğretmen emeklisi Girit muhaciri , huysuz, aksi, dediğim dedikci İhsan Sami Bey ve makine mühendisliği bölümünde okuyan kızı Gamze arasındaki ilişki anlatılıyor. Annesi Feriha hanımın vefatından sonra baş başa kalan baba kızın halleri bazen sinirlendiriyor, bazen gulumsetiyor, bazen yok artık dedirtiyor, bazen de ayy aynı babamla ben diyorsunuz Yıl 2001de geçiyor hikaye ama okurken durum hiç değişmemiş şimdi de bir fark yok ülkede diyorsunuz... Gamzenin Yunan bir gence aşık olup, aşkının peşinden Yunanistan'a gitmesi ile olaylar farklı boyuta evriliyor. Yunan Türk atışmaları, aşkin sevimliligi, baba kız atışmalari, anneye duyulan özlem bir çok konunun içinde olduğu hayat gibi bir kitap olmuş. Yazarın diğer kitaplarini da okuyacağim kesinlikle (Fatma Erten)
2000'li yılların başlarında , Dünya milenyum çığlıkları atıp Türkiye ve Yunanistan ılımlı yıllarını yaşarken ; üniversite öğrencisi Gamze ve emekli öğretmen babası İhsan Bey arasındaki gerilim son sürat tırmaniyordu . Annenin vefatı ile evdeki arabuluculuk üssü kapanmış , yüreklerde ki soğukluk bin kat daha artmıştı... Özlem, etten bir duvardi artık eve nüfus eden ... Bir de buna Gamze'nin bir Erasmus fatihine gönül verip Girit'e gidişi eklenince milli şuurdan hemhal olan babayı saran kızgınlık aileyi ata toprakları olan Girit'e intikal ettirecektir. İnanılmaz eğlenceli diyalogları ile yüzümden hiç eksilmeyen bir tebessüm ile okudum . Etrafımızda yer alan emekli öğretmen İhsan Beylerin çokluğundan mıdır bilemem ama çok tanıdık bir karakterdi öğretmen olmamdan mütevellit Annesiz bir ailenin yaşadığı uzlaşmaz tutumlar , aşkın ne zaman ,nerede ve kimi bulacağının şaşkınlığı , yancı arkadaşlar , cinsel çekimin aşkı tarumar edişi , asla kapanmayan ve nesilden nesile aktarılan aile özlemleri derken denizin iki yakasında yaşananlar tatlı bir taverna ezgisi gibiydi . Muzipçe ve zekice ...Eski ve yeninin kombinasyonu gibiydi satırlar , kuşak çatışmasından ziyade bir dönemler soluduğumuz yılları satırlara ustaca yatırmış kelimeler o da olmamış kalkmış dans ediyorlar ! Açık uçlu yaşamlar ve soru işareti ile biten hikâyeler ? Ya bundan sonrası peki #başarbaşarır Biz okurlar merak etmez miyiz Gamze'nin ve İhsan Bey 'in akıbetini ? Bize haber gelir mi Giritten ? Demem o ki ben çok sevdim ... (Sevtap Cüntay)
--reklam--
Dolunay İki Gece Sürer PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Başar Başarır - Dolunay İki Gece Sürer kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dolunay İki Gece Sürer PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Başar Başarır Kimdir?
1970 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği'ni bitirdi ve ardından yüksek lisansını Londra’da City University’de iletişim alanında yaptı. Bir dönem CNN Türk ’te program müdürlüğü yaptı. İstanbul Bilgi ve Galatasaray üniversitelerinde "siyasal iletişim" başlığı altında dersler vermektedir.
Başarır, 2003 Sait Faik Hikâye Armağanı ödülünü Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri adlı eseriyle almıştır.
--reklam--
Başar Başarır Kitapları - Eserleri
- Sibop
- Havaalanında Satılmayan Kitaplar
- Teklifinizle İlgilenmiyorum
- Dolunay İki Gece Sürer
- Bize Umut Gerek
- Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri
- Nedir Hayat?
- Çıktığınız Hevesle İniniz
- Düzenboz
- Bozuk Para 1 Lira
--reklam--
Başar Başarır Alıntıları - Sözleri
- Namazda gözü olmayanın ezan da kulağı olmazmış hocam. (Dolunay İki Gece Sürer)
- “ Tarihin lekeleri dikenliydi. Silmeye çalıştıkça eli kanıyordu insanın , güneşin ateşini kolay kolay kimse soğutamazdı. “ (Dolunay İki Gece Sürer)
- Hala yeğen, ikisi de çok sıkıntılıydılar. Nebahat'in dip boyası çoktan gelmişti, halanın başörtüsünün altına kolayca sakladığı bir tutam saçında fer kalmamıştı. Ağır hasarlı kazalar sonrası pert otoparkında buluşmuş taşıtlara benziyorlardı. (Sibop)
- Hayat bir şaka gibi, kötü bir şaka gibi. (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- Zamanın hızı kendinde değil, asıl bizim içimizde saklanır. (Teklifinizle İlgilenmiyorum)
- Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni, Kuzular bize söyler yılların geçtiğini Kemalettin Kamu (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- Yeterince yanlış Işık gördüm, der, artık bana doğru bir karanlık lazım. (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- ''İnsan en çok uyurken insanmış.Dilerse zengin olurmuş, dilerse güzel.En çok gitmek istediği yere gider, en çok görmek istediği kişiyi görürmüş.Herkes onu beğenir, herkes ona âşık olurmuş.Güç isteyen güç bulurmuş, huzur arayan huzur.Uykudayken insan istediği yerdeymiş ve olmak istediği zaman... Sihirli bir şey uyku.Başka hiçbir sihrin olmadığı kadar kolay, herkese eşit davranan. Öyleyse neden çıkmak istesin insan, onu her an hazır bekleyen bu tarifsiz mutluluğun koynundan? Ne için uyanmalı? Neden kalkmalı yataktan?'' Sayfa 171 Bize Umut Gerek Uykusuz adlı öyküden Başar Başarır (Bize Umut Gerek)
- Kıl İngilizler boşuna söylememiş: Bir şeyi değiştirmek gerekmiyorsa, onu değiştirmemek gerekir, diye. (Sibop)
- "İnsanlar yükseklikten korkmaz. İçlerinde kabaran aşağıya atlama arzusundan korkar." (Teklifinizle İlgilenmiyorum)
- "Anlaşılan ülkede dolar kuru yükselirken insanlık irtifa kaybetmekteydi." (Dolunay İki Gece Sürer)
- “ Çünkü susmak da bir şiddetti , icabında en ağır en bitirici darbe. Konuşmayacaksın, karışmayacaksın.Darılmayacaksın.” (Dolunay İki Gece Sürer)
- "İşin erbabı arasında, kâğıt paralara verilen isim 'banknot'tur. Yabancı dilden gelen bu kelime 'bankanın yazdığı not, ödeme vaadi' anlamına gelir. Teknik bir terim olarak 'para' sözü, sadece bozuklukları ifade etmektedir. Yani uzmanlar ve meraklılar arasında 'para' dendi mi metal bozukluklar, banknot dendi mi de kâğıtlar anlaşılmaktadır." (Bozuk Para 1 Lira)
- "...Dur gitme,dinle bizi.Biz de kâinatın sırrını çözmek için uçuyoruz.Yerle gök arasında duran her şeyi bilmek için.Biz de gayret kuşağını kuşandık.Deniz gibi askerimiz,kum gibi zamanımız var.Ezelden beri gördüğümüz her şeye,bu neden böyledir?dedik.Bundan ne çıkar,bilsek ne olacak?demedik.Sonunda yekovan olduk.Bu tuzdenizinde,bu tuz çölünde,bu tuzlu ruhlar arasında,bu tuzaklar üzerinde kaldık.Dur, dinle.Senin de zamanın yakın.Anlayacaksın,içindeki sesi dinleyeceksin.Dur,gitme,kaçma,dur..." (Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri)
- ... O yüzden beklemeyecektin. Gidip konuşacaktın, içinden geçeni diline dökecektin. Durup beklersen kaderin nal toplatırdı ömür bayu sana. (Teklifinizle İlgilenmiyorum)
- Nedir hayat, uzayan ızdıraptan başka... (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- Olmaz olmaz demeyin, bana da çıkabilir. En kart ağaç bile bahar geldiğinde yeniden çiçek açar, en soğuk kış dahi bir gün biter, sonunda leylekler hep geri gelir...Hey gidi tencere dipli dünya, hey. Hayal ile hülya olmasa züğürdün canı çıkarmış. (Sibop)
- Türk söylemez, söylenir. (Bize Umut Gerek)
- Saç sefadan tırnak cefadan uzarmış (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- "Bu memlekette ağzını korkmadan açabileceğin tek yer hususi dişçidir. Çenesini tutamayan daima kaybeder." (Sibop)
Yorumlar
0 yorum