Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Ahmet Goran
Yayın Evi: Yaba Yayınları
İSBN: 9789753860147
Sayfa Sayısı: 172
Dönek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Jack London kısa yaşamı içinde çok ürün veren, tür ve konu olarak büyük çeşitlilik gösteren ender yazarlardan biridir. Yatay olarak Alaska'nın maden arayıcılarından, güney denizlerinin inci avlarına, oradan Meksikla Devrimcilere, Amerikan serserilerine, dikey olarak insansı maymunların ilksel sürüsünden üçbin sınıfsız toplumuna dek çok değişik çağlar ve ilişkiler yapıtlarına konu olmuştur. Yalın, gözleme dayalı gerçekçi öyküler yanında, ateşli zengin, bir düş gücünün ürünü olan fantastik öyküler de yazmıştır. Burjuvaziye karşı duyduğu nefret, burjuva toplumunu eleştirmeye yöneltti onu. Elinizde bulunan "Dönek" London'ı yakalamamıza olanak sağlayan bir yapıt. Küçük Johhny'ın kapitalizmin çarkı arasındaki tükenişi bizi acı acı düşündürecektir.
(Arka Kapak)
Dönek Alıntıları - Sözleri
- Eski günleri hülyalarla dolu olmasına rağmen, şimdi artık hayal kurmuyordu.
- Biliyorsun, yaşamak için hayattan bir karşılık bekliyoruz. Bu karşılık az olursa yaşamaktan bile vazgeçiyoruz. İnan bana bütün makul intiharların sebebi budur.
- Güzel bir rüya görmekte olan insan, bu rüyadan uyanmamaya çalışırsa, o da aynı inatla tekrar yorganına sarıldı.
- gece postasında çalışan hiçbir çocuk, çocuk kalamazdı.
- Her insan bir emek aslında.
- Hiçbir çocuk gece vardiyasında çalışıp da çocuk kalmaz.
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler...
- Fakat bir insanın kendisini hakiki halinde görmesi ıztırap vericidir ve kendisini böyle gören bir insan için uzun müddet bu görüşle yaşamak mümkün değildir.
Dönek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Jack London’a dair izler taşıyan, onun yaşamını, çalışma hayatı ve bunun dertlerini ve bu dertlere gelmeyen dermanları anlatan kitaptır. 1955 yılında Varlık yayınlarından çıkan kıymetli çeviriyi okuduğum için farklı bir baktım kitaba. Elimdeki baskıda Dönek, Et, Allah’a Ismarladık Jack, Gurur, Cüzzamlı Koolau, Kona Şerifi ve Chun Ah Chun öyküleri bulunuyor. Kitap o kadar eski o kadar eski ki yani nasıl anlatayım size, biri kitabı istesin de o 60 yıllık baskıyı elindeymiş gibi hissettireyim linkini gönderip. Acayip hoşuma gitti. İyi okumalar dilerim.. (Sadık Kocak)
J. London yine her zaman ki gibi halktan bir hayatı alıp, çok güzel bir şekilde gözler önüne sermiş. Ekonomi üzerine kurulu bu düzende makineleşmiş hayatları, "yaşamak" denen kavramın sadece para kazanmaya endeksli olmasını, yalın bir dille aktarmış. Bir çırpıda okuyacağınız ve dönüp kendi hayatınıza sorgulayan gözlerle bakacağınız bir kitap olmuş. (Pınar)
Jack London, eğitim görmesi gerektiği yaşlarda çalışmak zorunda kalan bir çocuğun yaşam mücadelesini ele almıştır. Baş karakterimizin yoğun ve kötü çalışma koşulları yüzünden hem meslek hastalığına maruz kalmasını hem de aşırı iş temposu yüzünden makineleşmiş bir hale geldiğini görmekteyiz. Baş karakterimiz günlerden bir gün hastalanması sonucunda istirahat dönemindeyken hayatında çalıştığı süreleri hesaplayıp artık makine gibi çalışmak yerine insan gibi yaşamayı tercih eder... (Gayenimsi)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorum