Kitap Künyesi
Yazar: André Gide
Çevirmen: Tahsin Yücel
Orijinal Adı: Les Nourritures Terrestres
Yayın Evi: Varlık Yayınları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
Dünya Nimetleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yazarı dünya edebiyatına mal eden ilk eseri Dünya Nimetleri olmuştur. Bu eserin yayınlanması öylesine büyük bir ebedi olay yaratmıştır ki, aradan geçen sayısız yıllar içinde bunca eser vermesine rağmen yazar denince ilk Dünya Nimetleri gelmektedir hala. Daha önce dilimize bir kaç kere çevrilmiş olan bu gerçekten güzel ve güçlü eseri Tahsin Yücel'in yeni çevirisiyle okurlarımıza sunuyoruz.
--reklam--
Dünya Nimetleri Alıntıları - Sözleri
- Değer fikrini silmeliyiz içimizden; akıl için çok büyük bir engeldir o.
- Benim için seçmek zorunluluğu her zaman çekilmez bir şeydi; seçmek, seçmek gibi değil de, seçmediğimi tepmek gibi geliyordu bana.
- Uzun zaman uyuklamış tembel mutluluğum uyanıyor... Hafız
- Ne kadar süreceksiniz, bekleyişler? Siz bitince yaşıyacak kadar birşey kalacak mı bize?
- Başkaları kitaplar yayınlarken, çalışırken, ben kafadan öğrendiğim her şeyi unutmak için tam üç yıl yolculuk ettim. Ağır oldu, güç oldu bu bilgilerden kurtulma; ama insanların zorla verdiği bütün bilgilerden daha faydalı geldi, gerçek bir eğitim başlangıcı oldu.
- Nathanael, Tanrı’yı her yerden başka yerde arama.
- Yollarımızın belirsizliği yaşam boyu yedi bitirdi bizi. Ne diyecektim sana? Her seçim ürperticidir, bir düşünüldü mü :Bir görevin yönlendirmediği özgürlük ürperticidir.
- Hüzün dinmiş bir coşkudur, başka bir şey değil.
- Kendi tutumunu ara. Bir başkasının da senin kadar iyi yapabileceği bir şeyi yapma. Bir başkasının da senin kadar iyi söyleyebileceğini söyleme, senin kadar iyi yazabileceğini yazma. Kendinde kendinden başka hiçbir yerde bulunmadığını sezdiğine bağlan ve kendinden, sabırla, ya da sabırsızlıkla, ah! varlıkların en yeri-doldurulmazını yarat.
- Hayatla ilgilenmemiz için ne çabalar, ne çabalar harcamamız gerekti, bunu hiç bir zaman bilemiyeceksin...
- Düşünmek büyük bir tasadır.
- Her şey zamanında gelir, her şey ihtiyacından doğar, içten dışa çıkmış bir ihtiyaçtan başka bir şey de değildir.
- Bütün varlığım uçsuz bucaksız bir yeniliğe dalmak ihtiyacındaydı sanki.
- Yorgunluktan bitmiş kervanların dönüşünü gördüm ben...
- Dün şurdaydım, bugün hurdayım: Tanrım! Bana ne onlardan ki Derler, derler, derler: Dün şurdaydım, bugün hurdayım...
--reklam--
Dünya Nimetleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hayat görüşünü ortaya koyduğu bildiri. Hem anı, hem deneme, hem gezi yazısı gibi. Anlatıcı, Menalque ve Nathanel üç kahraman. Menalque, yazarın dostu. Nathanel ise öğüt verdiği kişi ya da okur. 28 yaşında yazmış. Birçok kişi ve esere gönderme var. Devamı Yeni Nimetler (66 yaşında yazmış.) (feyza bütün)
Seyahatnâme satırları arasında mekanların mumyalandığını hissederim. Mühürlenmiş zamanlarda, mumyalanmış mekânlar. Zaman ve mekân ne zaman sükûna erer? Bir anı olarak kaldıklarında mı? Bir seyahatnâme yazsam satırlarımda ne anlatmak isterdim? Geçen sene dedemi defnederken kabrinin başına çökmüşüm. Rüzgâr, coğrafî anlamının dışında bambaşka bir şey olarak zamanın ve mekânın uyukladığı varlığıma dahil oluyor. Sonbahara ait ikinci el renklerle salınan çiçekler kalmış aklımda. Rüzgarın bir yabancı lisânda kalmış, lügat harici kelimeleri... sonbaharın nekahatinde yorgun düşmüş renklere geçmiş olsun diliyor. Yanı başımda ölüm ve kabir. Bunca karışık kelime arasında nefesimin yetmediği bir sükût solukluyorum... Bir seyahatnâme yazsam kendim için yazarım. Mektup şeklinde. Hayalî bir dosta mesela. Dedemin kabri başında geçirdiğim yarim saati anlatırım. Renkleri, solukları...önümde sallanan ihtiyar çiçeğin aslında ne kadar genç göründüğünü! Zamanın ve mekânın fısıltılarından duyabildiklerimi. Dedemin kabre girerken bana işittirmek istediğini. Ölümü. Toprağın üstünde serili dünya nimetleri. Ölümle toprağın altında sırlanıyor insan. Andre Gidé'yi özellikle tercih ettim bugünlerde. Dar Kapı'dan gelen aşinâlığımız bizi bu kitapta buluşturdu. Şiirin nesrin dokusuna nasıl yayıldığını izledim uzaktan. Gidé uzaktan anlatmış biz yakından anlayalım diye. Gözün gördüğü ve kulağın işittiği nimetlerin içimizdeki yeri nedir? Dünya Nimetleri insana ne hissettirir? Kitabın hitâmı şu şekilde: "Bir başkasının da senin kadar iyi söyliyebileceğini söyleme, senin kadar iyi yazabileceğini yazma. Kendinde kendinden başka hiçbir yerde bulunmadığını sezdiğine bağlan ve kendinden, sabırla, ya da sabırsızlıkla, ah! varlıkların en yeri doldurulmazını yarat." Varlıkların en yeri doldurulmazı hangisidir? Gördüklerimiz ve işittiklerimizin içimizde yazdığı şiir, bestelediği müsıkidir bence. Mısralarında ve notalarında Zât-ı Akdes'e minnet secdelerinde bulunduğumuz... geçmişi, şimdiyi ve geleceği içine alan yekpâre bir zaman... belki âlemden de büyük bir mescid. Serilmiş, secdemin inler durur yerlerde mi’râcı; Semâlardan gelir ummanların tehlîl-i emvâcı! Karanlıklar, ışıklar, gölgeler sussun ki, Allâh’ım, Bütün dünyâyı inletsin benim secdem, benim âhım. (Vakti Garîbe Âlemi Muhal)
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869, Paris - 19 Şubat 1951, Paris) eserini 1897 yılında yayımlamış. Yazar 1947 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış. İnsanı sınırlayan toplumsal kurum ve kurallardan kurtulmaya, hayatın sevgi ile değil aşk ile yaşanması gerektiğini vurgulayan nazım şeklinde yazılmış varoluşsal bir eser. "Kendinde kendinden başka hiçbir yerde bulunmadığını sezdiğine bağlan ve kendinden, sabırla, ya da sabırsızlıkla, ah! Varlıkların en yeri doldurulmazını yarat." (AdemYıldırım)
--reklam--
Kitabın Yazarı André Gide Kimdir?
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.
Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.
1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu.
1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü.
1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu.
1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti.
I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı.
1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı.
Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti.
II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi.
Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı.
Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.
--reklam--
André Gide Kitapları - Eserleri
- Kalpazanlar
- Isabelle
- Dar Kapı
- Theseus
- Kadınlar Okulu
- Chopin Üzerine Notlar
--reklam--
- Tohum Ölmezse
- Ayrı Yol
- Vatikan'ın Zindanları
- Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler
- Pastoral Senfoni
- Günlük
- Sapık Sevgi
--reklam--
- Batak
- Henri Michaux'yu Tanımak
- Seçme Yazılar
- Dostoyevski
- Pastoral Senfoni - Dar Kapı
- Denemeler
- SSCB'den Dönüş
--reklam--
- Dünya Nimetleri
- Cinayet Mahkemesi Anıları
- Two Legends: Oedipus and Theseus
- Yeni Nimetler
- Autumn Leaves
- Prometheus ve Theseus
- Bataklık
--reklam--
- Dostoyevski
--reklam--
André Gide Alıntıları - Sözleri
- "Arkadaş, insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı. Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini." (Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler)
- "İyi duygularladır ki kötü edebiyat yapılır", "Şeytanın yardımı olmayan sanat eseri yoktur." (Seçme Yazılar)
- . Kendin olmaya cesaret et. Bunun da altını çizmeliyim. Asla yapmacıklık yaparak, insanları sizin gibi yapmak için, taklit ederek ya da çelişme zevki için hiçbir şey yapmayın. ... (Seçme Yazılar)
- Hepimiz Tanrı' ya tek başımıza ulaşmak zorundayız. (Dar Kapı)
- "Mutsuz değilim. Bu hayatta bana öyle çok şey bahşedilmedi ama bu az şeyle de mutlu olmayı bildim." (Bataklık)
- Hasmımı kucaklarım, ama boğmak için. (Denemeler)
--reklam--
- Ömrüm beklemekle geçiyor. Hiç bir şeye başlamağa cesaret edemiyorum. (Günlük)
- "..kuruntu sonucu abartılan keder, gerçekteki olguyu aşar. Ah! Eğer, kapılarımızı düşgücümüzün yarattığı canavarlarla kuruntulara açmasaydık, yalnızca yaşamımızdaki kötülükleri görmekle yetinseydik, mutsuzluklarımıza katlanmamız çok daha kolay olurdu." (Pastoral Senfoni)
- Çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç kez engellemişizdir kendimizi yapmak istediğimiz bir şey için, sırf çevremizdekilerin durmadan ‘yapamaz onu’ demelerini işite işite... (Pastoral Senfoni - Dar Kapı)
- "Kurtulduğumu sanırken gittikçe daha çok tutsak olduğumu, gururuma tutsak olduğumu anlamıyordum.Tanrı'nın beni kafese koyduğunu söylerken bunu demek istiyordum işte.Gururumu erdem gibi gösterdi bana.Tanrı benimle alay etti.Eğleniyor.Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor benimle." (Kalpazanlar)
- Sanat eseri, daima tektir. (Denemeler)
- Ama insan sadece kendisi için alçak sesle çaldığında, o tanımlanamaz heyecan bitmek bilemez; sanki, sadece sezinlenen, sevgiye düşman ve insanca yakınlığın giremediği bir dünya karşısında duyulan o neredeyse elle tutulur korkunun da sonu gelmez. (Chopin Üzerine Notlar)
- Ah, Tanrım! Ölmek için ölümü beklememeyi bahşet bana. (Yeni Nimetler)
--reklam--
- İş mesut olmakta değil --- mesut olduğumu bilsinler istiyorum. (Günlük)
- Aslında, görebileceğiniz en iyi, en dürüst, başkasının ayağına basmayan ve tıpkı bir şair gibi, para kazanmak için yaratılmamış, tersine harcamaya ve vermeye her an hazır bir çocuktu. (Tohum Ölmezse)
- Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum. (Pastoral Senfoni)
- "Düşünceler çiçeklere benzer, bozulmadan en çok dayananlar sabah derilenlerdir." (Isabelle)
- Ruh bedende ihtiyar olarak doğar, beden ruhu gençleştirmek için ihtiyarlar. Eflatun, Sokrates'in gençliğidir. (Denemeler)
- Umudun bir için araladığı o fazlasıyla ağır kapak yeniden kapanıyordu; kuşkusuz bu hep böyle olacaktı: Yasaklıydım. En eşsiz kurtuluşun karşısında durmadan bir gelenekler ve eylemsizlik duvarının yükseldiğini görecektim...Buna boyun eğmek lazım, diyordum kendi kendime ve elbette en iyisi buna gülüp geçmek; kaderin sillesini yiyip hacıyatmaz gibi yeniden dikildiğimiz için kendimize bir gurur payı çıkartmaktaydık; mizacımız buna müsaitti ve tatsız bir havada başlayan yemek şakalaşmalarla son buldu. (Tohum Ölmezse)
- -Demek ki, yataktakiler karı-koca ise yapılanlar sapıklık olmaktan çıkar. -Karı-koca canları ne isterse yapabilirler; buna hakları vardır. Tekrar ediyorum, bu sizleri ilgilendirmez. -"Hakları vardır"; evet, bu sözü "normal" sözünden daha çok beğendim. (Sapık Sevgi)
Yorumlar
0 yorum