Kitap Künyesi
Yazar: Marguerite Yourcenar
Çevirmen: Roza Hakmen
Orijinal Adı: Denier du Reve
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
İSBN: 9786053160021
Sayfa Sayısı: 144
--reklam--
Düş Parası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanan öykülerden oluşan bir roman Düş Parası. Hepsi de bir şekilde birbiriyle ilişkili olan karakterlerin hikâyeleri, elden ele dolaşan 10 liretlik bir madeni para aracılığıyla anlatılıyor. Para bir karakterden diğerine geçerken, hikâyenin odağının değişmesiyle adeta edebi bir bayrak koşusuna tanık oluyoruz.
Yıl 1933, yer Roma. İtalya'da diktatörlüğün hüküm sürdüğü bu zor dönemde geçen bir günün anlatımında kimlerle tanışmıyoruz ki: meme kanserine yakalanmış hayat kadını Lina; diktatöre suikast yapmayı kafasına koymuş ve bu yolda ölümü göze almış idealist Marcella; kendi küçük çıkarlarından ötesini görmeyen çiçekçi Dida Ana; en parlak dönemini çoktan geride bırakmış yaşlı ressam Clément ve diğerleri. Yourcenar her biri kendi dünyasını içinde taşıyan bu karakterlerin kaygılarını, zaaflarını, umut ve umutsuzluklarını son derece şiirsel bir dille anlatıyor; ama klişelerden arınmış, özgün teşbihlerle dolu, ustalıkla yoğurulup kıvama getirilmiş bir şiirsellik bu. Olayların ve hikâyelerin kuruluşundaki ve birbirine bağlanışındaki incelik de cabası.
Düş Parası her şeyden önce, hepimizin hayatlarının nasıl iç içe geçmiş olduğunu, tanımadığımız insanlarla bile nasıl her daim temas halinde olduğumuzu bize çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Düş Parası Alıntıları - Sözleri
- Her şeyin mümkünmüş gibi göründüğü gecelerdendi; öldürmek kolaydı, ölmek kolaydı, bir av ya da kadeh gibi elden ele geçmek kolaydı. İmkânsız olan tek şey, belki tek felaket, hiçbir şey olmamasıydı.
- Ölüler uyuyor, ama rüyalarını kimse bilmiyordu.
- ...Artık para bulmakla, yemek pişirmekle, çamaşır yıkamakla uğraşmak zorunda kalmayacağını, bundan böyle acı çekmekten başka hiçbir şey yapması gerekmediğini düşünüp teselli buluyordu.
- "Rosalia'nın hayatı bir dönüşün, bir de gidişin bekleyişiyle geçiyordu."
- Âşıklar sadece filmlerde hiç art düşüncesiz kendilerini ömür boyu, yani filmin sonuna kadar sürecek tutkulara bırakabilirler.
- "Hayatlarının bütün sorumluluğunu kendisine yüklemelerine izin vere vere, onların nezdinde acı çekme işini yaptırdıkları bir hizmetkâra dönüşüyordu adeta."
- Kelimelerle sarhoş olmaktan daha iyi bir şey bulamadım yapacak…
- Aşk satın alınmaz..
- Hayatlarının bütün sorumluluğunu kendisine yüklemelerine izin vere vere, onların nezdinde acı çekme işini yaptırdıkları bir hizmetkâra dönüşüyordu adeta.
- "Ruhun sağırlığı karşısında kelimelerin çaresiz kaldığını anlamıyordu."
--reklam--
Düş Parası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#düşparası İtalya’da, diktatör Benito Mussolini'ye yapılan başarısız saldırıyı anlatan, yarı gerçekçi, yarı sembolik bir hikâyedir. Yourcenar’ın bu romanı ilk kez 1934 yılında yayımlanmış, ancak 1958-1959 yılları arasında yeniden kurgulamıştır. 1933 yılında Roma'da bir gün boyunca, aralarında yaşlı bir ressam, bir hayat kadını, bir çiçekçi ve Mussolini'nin suikastçisi olmak üzere, dokuz kişinin eline bir madeni para geçiyor. Hepsi de bir şekilde birbiriyle ilişkili olan bu dokuz karakterin hikâyeleri de, aynı zamanda birbiriyle bağlantılı. Siyasi atmosferin getirdiği belirsizliği, sıradan insanların yaşadığı endişelerini, zaaflarını ve umutlarını düzyazı şiir gibi okuyoruz. Madeni para, her bireyin özel tutkusunu, aşılmaz yalnızlığını ve insan ilişkilerinin bir sembolüdür. Edebî değeri yüksek ve zekice kurgulanmış bir roman... Asıl adı Marguerite de Crayencour olan yazar, 1980 yılında Fransız Akademisi’ne seçilen ilk kadın olarak tarihe geçti, bunun yanı sıra birçok ödüle layık görüldü. #margueriteyourcenar ‘ın birçok kitabını okudum, kalemine hayran olduğum bir şair ve yazar (Le ciel)
Düş Parası, Mussolini’nin 11. Yılına denk gelen,1933 İtalyasında geçen bir roman. Daha doğrusu, 10 liretlik madeni bir para sayesinde Hikaye sınıfından Roman sınıfına geçen bir edebi eser. Yazar Marguerite Yourcenar, aslen Belçikalı bir anne ile Fransız bir babanın kızı. Fransız Akademisine seçilmiş ilk kadın yazar olma unvanına da sahip. Okuduğum kitap, 1933 yılında basılmış orijinal eserin, 25 yıl sonra, 1959 yılında tekrar düzeltmelerden geçirilmiş halinin yeni basımı. Kitabın önsözünde yazar, neden bir yeniden düzeltmeye ihtiyaç duyduğunu ve bu düzeltmelerin neler olduğunu açıklıyor. Kitabın kahramanları son derece orijinal karakterler. Yazar, karakter yaratma konusunda son derece usta. Kurgunun da, son derece güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Romanın ana zaman ekseni bir günün anlatımını kapsıyor. Ama bizler karakterlerle birlikte, uzun bir zaman diliminde yolculuk yapıyoruz. Kitabın ana konusunu, İtalya’da iktidarının 11. Yılını dolduran (toplam 21 yılda iktidarda kalmıştı), Mussolini’ye yapılan bir suikast oluşturuyor. Kitapta Mussolini’nin sadece kocaman bir gölgesini hissediyoruz. Bir roman karakteri olarak kendisi yok. Ama İtalya ve insanlar üzerinde yarattığı etki detayları ile görüyoruz. Özellikle de Doktor Alessandro Sarte üzerinde. Kitapta yaklaşık ona yakın karakter mevcut. Bu karakterlerin kimisi birbiri ile ilintili, kimisinin hiçbir teması yok. Bazı karakterler çok derinden incelenmiş iken, bazı karakterler ise fazlası ile yüzeysel geçilmiş. Suikastçi Marcelle Ardeati dahi yeterince incelenmiş bir karakter değil. Ancak her bir karakter ciddi bir legonun parçası ve herhangi bir karakter eksik olduğunda, lego tabloda ciddi bir eksiklik oluşacağını kitabın sonunda hissediyorsunuz. Romanda aslen her bir karakter kendi hikayesinin merkezine oturuyor. Bazı karakterler birarada bir hikaye yaratıyor. Elden ele geçen madeni 10 liret ise bu hikayeleri birbirine bağlıyor. Hukukçu ve terk edilen eş Paola Farina, onun tesellisi olan metresi ve göğüs kanseri Lina Chari, onun doktoru olan ve rejime bağlı ama suikatçisinin eski eşi Alessandro Sarte, Suikatçi Marcella Ardeati, suikast planının içinde yer alan Massimo, Parfümeri dükkanı sahibi Giulio Lovisi, onun rejim aleytarı bir yazarla evlenen kızı Giovanna Lovisi, Rahibe Rosalia di Credo, akrist kız kardeli Angiola Credo, Çiçekiçi Dida ana, onun parasına göz dikmiş kızları, oğulları ve damatları romanın zengin karakterlerinin en başta gelenleri. Hikayeler arası tek bağ sadece madeni 10 liret değil, birbirinden habersiz ve raslantısal birçok olay ve kişi ilişkisi de, bazen romanın tamamını zihninizde çizmenizi zorlaştırıyor. Cümle kurguları zaman zaman zorlayıcı olan romanda, bazen bir tiyatro senaryoso havası da hissediliyor. Romanın konusunda esas ilgimi çeken ise, 1933 yılının İtalya için, Mussolini’nin diktatör olma eşiğine iyice girmiş olması. O güne kadar ekonomik gelişmeler, toplumsal düzenin sağlanması toplumda giderek artan bir destek yaratırken, Mussolini’nin bu desteği diktatör olmaya kullanması dikkat çekici bir husus. En fakir kişi bile Mussolini’nin güçlü kişiliğinden ve devletin otoriter yapısından memnuniyet duyarken, bu gidişe tek karşı çıkanlar özgürlüğü idealize edenler. Gündelik yaşam dışında derdi olmayanların Mussolini ile bir sorunu olmaması, bugünlere örnek çıkarabileceğimiz unsurlar. Kitabı okurken zaman zaman zorlansam ve 2-3 günlük zoraki bir aradan sonra elime almak konusunda tereddüt etsem de, özellikle bittikten ve belirli noktaları tekrar gözden geçirdikten sonra keyif verici bir kitap oldu. Özellikle Roma’da geçen ve dönem İtalya’sını merak edenler ile güçlü karakterlerden hoşlanan kitapseverler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir roman. (Sinan Tütüncüler)
Hikâye gibi okumaya başladığım ama roman gibi biten Marguerite Yourcenar'ın okuduğum 3.kitabı "Düş Parası" hiç bitmesin, hep hikâye olarak okumaya devam etseydim keşke diyerek bitti. Gerek kurgusu, gerek bölüm bölüm anlatımından dolayı bu sekilde düşünmeme neden oldu kitap. İtalya'nın Roma şehrinin insanlık adına ne kadar önemli olduğunu ve bu önemin neden kaynaklandığını, nelere mal olduğunu ince ama etkili durum tespitleri ve romanda geçen siyasi olarak diktatörlük çevresinde her ne kadar Jul Caesar'ı suikast ile öldürmeye çalışan insanlar ile anlatmaya çalışsa da yazar bana göre kitabın yayınlandığı tarih olan 1934'ü göz önüne alınca aslında Mussolini'nin İtalya üzerinde kurmuş olduğu diktatörlüğe göndermede bulunuyor. Birbirlerinin hayatında olmasa da birbirlerinin hayatını etkilediklerinin farkında olmadan yaşayan insanların etkileşimlerinden dolayı yaşananlar kitabın sonu ile ortaya "Ne olacak acaba" sorusu heyecanla okumama vesile oldu. Bu açıdan çok ilginç bir kitap. Beni bir diğer etkileyen özelliği de kitapta bulunan karakterlerin kurgu üzerinde ne kadar etkin ve başarılı bir şekilde yansıtılması oldu. Yarattığı karakterler üzerinde güçlü bir devamlılık ile hikayeye bağlı kalarak başarılı karakterler ortaya çıkarmasını keyifle okudum. Bir şey söylemeden geçemeyeceğim. Yazarın daha önce okuduğum 2 kitabında geçen bir cümle bu kitapta da var, diğer kitabında da karşıma çıkacak mı diye merak ediyorum. "Biz iki aşık değil, iki suç ortağız " (DESTİNA ÖYKÜ)
--reklam--
Düş Parası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marguerite Yourcenar - Düş Parası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Düş Parası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marguerite Yourcenar Kimdir?
Marguerite Yourcenar, asıl adı Marguerite de Crayencour (d. 8 Haziran 1903, Brüksel, Belçika- ö. 17 Aralık 1987, Northeast Harbor, Maine, ABD),romancı, deneme, öykü yazarı ve çevirmen. Üye sayısı 40'la sınırlı olan Académie française'e seçilen (6 Mart 1980) ilk kadın üyedir. Akademi üyeliği yalnızca Fransız vatandaşlarına verildiğinden, Amerikan uyruklu Yourcenar, Fransız cumhurbaşkanının özel izniyle çift uyrukluluk kazanmıştır.
Baba tarafından Flandre bölgesinin Fransız kesiminde yerleşmiş eski bir aileden, anne tarafından ise Belçika'ya çok sayıda edebiyatçı ve siyaset adamı vermiş Valon bir ailenin soyundan gelen Crayencour, Flandre'ın Fransızca konuşulan kesiminde bulunan evinde özel eğitim gördü. Çocukluğunun çoğu, daha sonra "tanıdığım en iyi dost ve en özgür insan" olarak tanımlayacağı babasıyla birlikte gittiği gezilerde geçti. Genç yaşta yazmaya başladı. 1927'de babası öldükten sonra kalan miras, Crayencour'a istediği gibi yazma özgürlüğü kazandırdı, uzun dünya gezilerine çıktı. İlk romanı Alexis'i 1929'da yayımladı. II. Dünya Savaşı çıkana değin bir göçebe gibi yaşadı.Sonra ABD'ye yerleşti; 1947'de Fransız vatandaşlığından çıkmadan ABD vatandaşlığına geçti. Asıl adı Crayencour'u değiştirerek yaptığı Yourcenar adını kullanmaya başladı.
Yapıtları
Yourcenar'ın yapıtları, kusursuz klasik üslupları, içerdikleri geniş bilgi ve psikolojik incelikle dikkati çeker. En önemli yapıtlarında geçmiş dönemleri ve kişilikleri yeniden yaratmış, insanlığın kaderi, ahlak ve iktidara ilişkin düşünceler ileri sürmüştür. Başyapıtı Mémoires d'Hadrien (1951; Hadrianus'un Anıları, 1984) 2. yüzyılda hüküm sürmüş bir Roma imparatorunun öykülerle zenginleştirilmiş anılarını içeren tarihsel bir romandır. Başka bir tarihsel roman olan L'Œuvre au noir (1968; Zenon, 1985) ise 16. yüzyılda yaşamış bir simyacı ve bilim adamının düşsel yaşamöyküsüdür. Yourcenar'ın öteki yapıtları arasında kısa öykülerini topladığı Nouvelles orientales (1938; Doğu Öyküleri, 1985), düzyazı bir şiir olan Feux (1936; Ateşler) ve Le Coup de grâce (1939; Bir Ölüm Bağışlamak, 1988) adlı kısa roman sayılabilir.
Ayrıca denemeler (Sous bénéfice d'inventaire (1962)), ailesine ilişkin anı kitapları (Souvenirs pieux (1973)), (Archives du Nord (1977)) ve Hindu gizemciliğine olduğu kadar eski ve modern Yunanistan'ın lirizmine duyduğu ilgiyi belirten çeviriler yayımladı. Ölüm teması (Mishima ou la Vision du vide (1981)) ile herşeyin gelip geçiciliği teması (Comme l'eau qui coule (1982), Le Temps, ce grand sculpteur (1984)) sanatın ve yalnızlığın ayna oyunlarına temel oldu.
Birçok deneme yazan Yourcenar, Siyahların spiritual'ları ile çeşitli İngiliz ve Amerikan romancılarının yapıtlarını Fransızcaya çevirmiştir.
--reklam--
Marguerite Yourcenar Kitapları - Eserleri
- Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı
- Doğu Öyküleri
- Bir Ölüm Bağışlamak
- Ateşler
- Hadrianus'un Anıları
- Düş Parası
- Mişima ya da Boşluk Algısı
- Rüya ve Kader
- Zenon
- Akan Su Gibi
- Mavi Masal
--reklam--
Marguerite Yourcenar Alıntıları - Sözleri
- Her gün, ölümü bekleyin, bekleyin ki, zamanı geldiğinde, huzur içinde ölün. (Mişima ya da Boşluk Algısı)
- Sana rastlasam beni görmeden geçerdin, çünkü rüyalarımız tarafindan görülmeyiz. (Ateşler)
- "Rosalia'nın hayatı bir dönüşün, bir de gidişin bekleyişiyle geçiyordu." (Düş Parası)
- Hayatın bize rüya kadar saçma gelmemesinin nedeni alışkanlıktır. (Rüya ve Kader)
- ''Her gece etten kemikten kurtulur, hayalet halimizin provasını yaparız.'' (Rüya ve Kader)
- Sevdiğim adamla birlikte bir odada, bir yatağın başucundayım. Yatakta yatıyorum, kadınların aşk karşısında kapıldığı uyuşturulmuş hayvan titremesine tutulmuşum. (Rüya ve Kader)
- Aşk konusunda da, süssüz bir kusursuzluk yanlısıyım. (Bir Ölüm Bağışlamak)
- ... bazen tanrı kendisini daha doğmazdan önce mahkum etmiş sanısına kapılıyordu ve erdem bile tanrının hoşuna gitmeyen bir diretmeydi sanki. (Zenon)
- Teni o kadar soluk ki kendi damarlarımı kessem hayatın rengini kazandıramam ona; o kadar soğuk ki, kalbinin üzerine yatsam onu ısıtamam. (Rüya ve Kader)
- Ölüler uyuyor, ama rüyalarını kimse bilmiyordu. (Düş Parası)
- Belki de mutluluk daha iyi katlanılan bir mutsuzluktur sadece. (Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı)
- "Uyanıkken insanların dünyası ortaktır, ama uykuda herkesin ayrı bir evreni vardır." (Rüya ve Kader)
- Ölüm, bir bahçede ayakta durmuş viyolonsel çalıyor. (Rüya ve Kader)
- Bir anlamda göz, hiçliği dengeleyen karşı ağırlıktı. (Zenon)
- Onaylanmayı dileyecek kadar çılgın değilim; kabul görmeyi bile talep etmiyorum: bu çok büyük bir talep. Sadece anlaşılmayı arzu ediyorum. (Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı)
- Bir köşede oturan hekim, Ölüm'ü rahatsız etmekten korkar bir halde gibi oturuyordu.Kendisinden mucizevi tedaviler isteyen hizmetçileri susturmak zorunda kalmıştı. (Akan Su Gibi)
- Güzel olan herşey, Tanrı'nın ışığıdır. (Akan Su Gibi)
- İnsan ölümünün bir kepazelik olduğunu fark etmek için bir insanı sevmek gerekir... (Zenon)
- Hem istiyor, hem istemiyorum; hem acı çekiyor, hem zevk alıyorum. Yaşamaktan tiksiniyorum, ölümden korkuyorum. (Doğu Öyküleri)
- Her şeyin bir düş gibi gelip geçtiği bir dünyada küsmek, küfretmek yakışmaz insana. (Doğu Öyküleri)
Yorumlar
0 yorum