Kitap Künyesi
Yazar: Rasim Özdenören
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753555722
Sayfa Sayısı: 496
--reklam--
Düşünsel Duruş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Biz, bir şeye baktığımızda ona bir anlam yüklüyorsak, bu anlam, doğrudan bizim zihnimizin düşünsel duruşu ile ilgilidir. Düşünsel duruşumuz ise içinde yer aldığımız kültürel ortam tarafından oluşturulur. Bu kültürel ortamın bize talep ya da reddettirdiği hususlar düşünsel duruşumuzun ortamını hazırlar. Biz, bu kültürel ortamın tümüyle dışına çıkabilme imkânına malik değiliz. Buna rağmen, biz, içinde yer aldığımız kültürel ortamı da onun dışından gözlemlemeyi denemeye çalıştık."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Düşünsel Duruş Alıntıları - Sözleri
- "Yanan her yürek, nerde bir alçak varsa onun yüreğine saplanan bir hançer olmalı."
- Eğitim, birarada yaşayan insanların gerek bireyler olarak bizzat kendilerine, gerek birbirlerine ve gerekse topluma karşı nasıl davranacakları, nasıl bir tutum içinde bulunacakları hakkında kazanacakları alışkanlıkların oluşturduğu kümedir.
- İmdi, insan bir mücadelede pay sahibi olabilmek için ayağının bir yere basmak zorundaysa ve ayak basılan zemin daima birilerinin sahipliği altında bulanıyorsa, orada deveni istediğin gibi gütmek veya güdüp gütmemek hakkı, o zemini tasarruf etmenin uhdesinde bulunur."Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin" ikazı ile karşılaşıldığında, "Ne bu deveyi güderim, ne bu diyardan giderim" diye itiraz edebilmek..
- İnsanlar acaba hangisini tercih eder: adı demokrasi veya laik veya cumhuriyet olarak konmuş olmasına rağmen hukuka riayet edilmeyen bir siyasi/idari rejimi içinde yaşamayı mı, yoksa adı krallık olsa bile, hukuka riayeti gerçekleştirmiş yönetimler altında yaşamayı mı?
- "...Kendi yenilgisini bizzat kendisi anlamış ve kabul etmişken şu Müslüman gururu, gerçek sebebi araştırmak yerine, bu bozgunu insanüstü ilahi bir iradeye bağlamayı daha çok tercih ediyordu. "
- Kendisine iyi ve kötü arasında bir seçme hakkı verilmemiş olan, dolayısıyla ne yapıyorsa zorunlu olarak onu yapacak olan bir mahluk için (melek için) günahın anlamı da bulunmamaktadır. Aynı mütalaa hayvan için de söz konusudur. İradesini kullanması söz konusu olmayınca meleğin ve hayvanın yapıp etmelerine sorumluluk da yüklenmez..
- Laiklik kilise ile (dikkat! din ile değil, kilise ile) devlet otoritelerinin birbirlerinin hükümranlık sahalarına müdahale etmemeleri zımnında vuku bulmuş bir siyasal/toplumsal uzlaşmanın adıdır. İslam'da kiliseye tekabül eden bir kurum yok ki, laikliğin sözü edilsin!
- Modernizmin tarihi, Osmanlı Devleti'nde de kılık kıyafet meselesi olarak algılanmıştır ve aynı telâkki tarzı Cumhuriyet tarafından da tevarüs edilmiştir.
- Birey olarak kendi gerçeğimizi, ülkemizin gerçeğini, siyasal edeallerimizi yeniden tanımlamak ve belirlemek ihtiyacı ile yüz yüze bulunduğumuzu düşünüyorum. Eğreti ideoloji yerine, bu ülkenin gerçeğinden ve insanımızın bağrından fışkıran ihtiyaca ve fikriyata göre yerimizi, durumumuzu, hedefimizi yeniden gözden geçirme ihtiyacı kendini gösteriyor.
- Laikliğin kilise ile devlet (dikkat! din ile devlet değil) arasındaki otorite ayrışması olduğunu, anayasa profesörleri de dahil, bilen kalmamış, fakat laikliği şapkayla takke veya takkeyle kravat arasına yerleştiren veya yerleştirmek isteyen insanlar ortaya çıkmıştır.
- Aşktan koparılan, biyolojik hazza indirgenen, tam anlamıyla insani ve ilahi boyutundan yoksun bırakılan cinsellik, başkası ile en derin ilişkinin şiirsel dili olmaktan çıkar. Artık başkasını sevmek, ona aşık olmak niteliğini kaybeder. Yalnız kendini sevme ve kendi yapayalnızlığı içine gömülme haline dönüşür. Bu sonucun elde edilmesinde, insani gaye taşımayan her türden teknolojinin yanında iletişim araçları da pay sahibidir.
- Demokrasi belli toplumsal ve siyasal şartların hasılası olarak algılanmayınca, onun insanların keyfine göre şekil alabileceği, gel denildiğinde geleceği, istenmediğinde de gideceği düşünülüyor.
- Türk toplumu tarihin hiçbir döneminde teokratik bir yönetim biçimi yaşamadı. Teokratik yönetim biçiminin İslamiyet'e değil, fakat Hıristiyanlığa ait bir yönetim tarzı olduğu anlaşılmalıdır. Çünkü İslam'da ruhban sınıfı yoktur.
- Despotluğun üstün tutulduğu yerde hukukun sözü geçmez. Hukukun sözünün geçtiği yerdeyse despotluğa yer bulunmaz. Despot fikirlerle oluşmuş kafa yapısının geçerli olduğu yerde dünyanın en adil yasaları bile yürürlükte olsa geçersiz kalmaya hükümlü oluyor.
--reklam--
Düşünsel Duruş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Rasim Özdenören'in minimum yirmi kitabını okuyan birisi olarak bu kitabını da fevkalâde buldum. Zira kendisinin muhteşem bir düşünce dünyası var. Üstelik paradokslara düşen birisi değil. Kendisini belirli bir kalıba sokmuş (müslüman) ve dünyayı bu açıdan yorumluyor. Yorumlarken hamasî bir tavır da takınmıyor. Özeleştiri gereken yerde özeleştiri yapmaktan geri durmuyor. Birçok kavramın içini doldurmayı müthiş bir şekilde başarıyor. Fakat kolayca çözülebilecek birisi değil. Bunun içinde yazılarını düşünerek ve önyargısız okumak gerekir. (Kitap Seyyahı)
Rasim Özdenören 'in bence en iyi deneme kitabıdır. Düşünsel Duruşu tanımlamış ve kendi düşünsel duruşuna göre açıklama zorunda hissettiği kavramları, günümüz ortamını yorumlamıştır. (İsmail ALTINTAŞ)
Mevcut konular hakkındaki fikrini çok merak ediyor ve iştahla okumaya başlıyorsunuz ama o kadar çok bilgiye boğuyor, ben ne öğrenmek istiyordum ya diyorsunuz sonucunda...çok merak ederek özenerek başladım ama zor bitirdim... adam kitapta satırlarla soru sorup kavga ediyor arkadaş o kavgadan hiçbir şey anlaşılmıyor ki.. bilgi birikimi muazzam işte bu diyorsun başlangıçta ama ben hiç odaklanamadım alacağımı alamadım sanırım üzgünüm! (Cemile Teke)
--reklam--
Düşünsel Duruş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rasim Özdenören - Düşünsel Duruş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Düşünsel Duruş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.
Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.
Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
--reklam--
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
- Gül Yetiştiren Adam
- Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
- Müslümanca Yaşamak
- Kafa Karıştıran Kelimeler
- Çok Sesli Bir Ölüm
- Yeniden İnanmak
- Kuyu
- Ansızın Yola Çıkmak
- Çözülme
- Aşkın Diyalektiği
- Denize Açılan Kapı
- Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
- İpin Ucu
- Eşikte Duran İnsan
- Uyumsuzlar
- Ben ve Hayat ve Ölüm
- Hastalar ve Işıklar
- Acemi Yolcu
- Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
- Hışırtı
- Toz
- Yaşadığımız Günler
- Köpekçe Düşünceler
- Yüzler
- Çarpılmışlar
- İmkansız Öyküler
- Ruhun Malzemeleri
- Düşünsel Duruş
- Red Yazıları
- Çapraz İlişkiler
- Edebiyat ve Hayat
- Açık Mektuplar
- Kent İlişkileri
- İki Dünya
- Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
- Yazı, İmge ve Gerçeklik
- Siyasal İstiareler
- İmkânsız Öyküler
- Elli Yılın Öyküsü
- Çözülme
--reklam--
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
- Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
- Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
- "Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
- “Sevginin içinde o alevi söndürecek Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.” Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
- "Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
- kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
- Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
- Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
- Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
- O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
- İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
- Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
- Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
- Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
- Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır.. Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
- İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
- Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
- zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
- "İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
Yorumlar
0 yorum