Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Şimşirgil
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050833157
Sayfa Sayısı: 336
--reklam--
En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Envâr ile kâinat doldu
İşte o gece sabah oldu!
O’nun yüzü suyu hürmetine yaratıldı âlemler! Güneş, O’nun için sarıp sarmaladı dünyayı sıcaklığıyla. Ay, O’nun muhabbetiyle kâh dolunay oldu kâh hasretiyle yay gibi kaldı. O’nun sancağını dalgalandırınca kendini buldu rüzgâr…
O, risaletle şereflenen bir kul; devlet kuran mütevazı bir hükümdar; fetihler yapan muzaffer bir komutan; cehalet karanlığına düşmüş dünyayı ilim ve irfanla süsleyen bir muallim; ümmetine hudutsuz sevgi gösteren Hatemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed Aleyhisselam idi.
O’nu anlatmak ve övmek isteyenler hep aciz kaldıklarını anladılar. Zira O’nu bütün âlemleri yaratan Rabbi övüyordu. O’nunla, yazılarını, eserlerini kıymetlendirmeye çalıştılar. Türkler O’nun yolunu tanıyınca başka aşk başka sevda tanımaz oldular.
O’nu sevmek, saadetin; unutmak, bahtsızlığın alameti oldu.
Üslubuyla yediden yetmişe herkese tarihi sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, bu çalışmasında iki cihan serveri Hazreti Muhammed’in hayatını, şahsiyetini ve O’nun yoluna baş koyan ve hayatlarını O’nun yoluna adayan Peygamber sevdalılarını anlatıyor.
Hoca Ahmed Yesevi’den Süleyman Çelebi’ye, Yazıcızade Muhammed’den Mevlana Halid-i Bağdâdî’ye kadar sevdasını mısralara dökenler;
Gazneli Mahmud’dan Osmanlı akıncılarının piri Mihal Gazi’ye, Satuk Buğra Han’dan İstanbul’un fatihi Sultan Mehmed Han’a, Hadimü’l-Haremeyn Yavuz Sultan Selim’den II. Abdülhamid Han’a kadar aşk ve gayretle Resul’ün sancağını yüceltenler;
O’nun sevgisini kazanabilmek için gözyaşları ile na’tını yazanlar;
Ummandan bir katre misali ve daha nice Peygamber sevdalıları bu kitapta…
O sevginin milletimizde daim kalması dileğiyle…
--reklam--
En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları Alıntıları - Sözleri
- Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl?
- Tozların atıldığı bir kuyu vardı. Osmanlı Mukaddes Emanetlerin ve onların bulunduğu yerlerin tozunun dahi ayak altına atılmasına rıza göstermezdi. Böylesine bir saygı içerisinde idi.
- "İnsanlar dünyayı istedikleri vakit sen ahireti seçesin."
- Çünkü denildi ona “Ve’ş-Şems” dahi “Ve’d-Duhâ” Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem nola Kur’ân-ı Kerîmdeki sûrelerden biri Şems suresidir. Onun ilk ayetinde geçen “Veşşemsi veduhâ” ifadesi Türkçe anlam olarak “Güneş’e ve onun parıltısı” anlamına gelir. Kanuni sonraki beytinde Resulullah Efendimizi “Güneş’e” benzeterek anlatır. Güneş, nasıl dünyayı aydınlatmışsa Hazreti Peygamber de insanlığı aydınlatan bir güneş hükmündedir. Ay da aynı şekilde aydınlatıcı bir gezegendir.
- Âdile Sultan II. Mahmud Han’ın kızıdır. Cenâb-ı Hakk’a ve Resûlüne âşık bir hanımdır. Ehl-i Sünnet yoluna sımsıkı bağlıdır. Divan şairlerinden olup hemen her şiirinde bu duygu ve düşüncelerini yansıtır. Peygamber Efendimiz’e can u dilden bir yakarışı şu şekildedir: Yüzün mir’ât-ı ayn-ı kibriyâdır yâ Resûlallah Vücûdun mazhar-ı nûr-ı Hudâdır yâ Resûlallah Kabul eyle onu aşkından âzâd eyleme bir ân Kapında âdile kemter gedadır yâ Resûlallah Var iken dest-girim sen gibi bir şâh-ı zişânım Kime arz eyleyem eyle meded hâl-i perişânım Sözün makbul-ı dergâh-ı Hudadır ulu sultânım Kapında Âdile kemter gedadır yâ Resûlallah Esîr ü bî-kesim bu âlem-i mihnetde ey şâhım Bu yolda ne meded-kârım ne kaldı bir ümid-gâhım Fedâ olsun reh-i aşkında mâl ü devlet ü câhım Kapında Âdile kemter gedadır yâ Resûlallah Sana ümmetliğim iki cihanda emr-i câzimdir Bilirsin halimi arz u beyân etmek ne lâzımdır Nazar kıl lutf ile senden diğer kim çâre-sâzımdır Kapında Âdile kemter gedadır yâ Resûlallah
- Bazı âlimlerden şöyle rivâyet olunmuştur: Allahü Teâlâ, Resülullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) nur-ı şerifini halk ettiği zaman, sair peygamberlerin nurlarına nazar etmesini emretti. Onlar: “Ey bizim Rabbimiz! Bu kimdir. Nuru hepimizi kapladı. dediler. Allahü Teâlâ hazretleri şöyle cevap verdiler: “Bu nur Habibimin nurudur. Eğer siz ona iman ederseniz sizi resul yaparım.” Onlar da: “Biz onun nübüvvetine inandık” deyip iman ettiler. Bunun üzerine Allahü Teâlâ: "Ben şahid olayım mı? " diye buyurdu. Onlar: "Evet!" dediler. Bu kıssa, Allahü Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim' in Ali İmran suresi 81.ayetinde şöyle geçmektedir. “Hem Allah vaktiyle Peygamberlerin misakını (bağlılık sözünü) söyle almıştı: "Celâlim hakkı için, size kitap ve hikmetler verdim. Sonra size, beraberinizdekini tasdik eden bir Peygamber geldiğinde mutlaka ona iman edeceksiniz ve her halde ona yardımda bulunacaksınız; bunu ikrar ettiniz mi ve bu ağır ahdimi üzerinize alıp kabullendiniz mi?” buyurdu. Onlar: “İkrar ettik, dediler. Allah şöyle buyurdu: “Öyle ise birbirinize karşı şahid olun, ben de sizinle beraber şahitlerdenim”
- Toprak, çocukların ilkbaharıdır.
- "Muhabbete müdâhane, yani gevşeklik sığmaz. Aşıklar, sevgililerinin divanesi olup, onlara aykırı bir şey yapmaz."
- "Kişi, gerekli sebepleri hazırlamalı ve zaferi Allah'tan bilmelidir. Yoksa kendini beğenen, sonra utanır, kendi kuvvetine güvenen, her zaman aldanır."
--reklam--
En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yavan!: Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, dönemimizin en iyi tarihçilerinden biri olmasına karşın gündeme damga vuran açıklamalarıyla okları üzerine çeken birisi. Tarih kitaplarındaki objektif yaklaşımı dolayısıyla kendisine ve kitaplarına saygı duysam da bu kitap beklentimin çok çok altında kaldı. Çünkü Peygamberimiz’in(sav)hayatını anlatmak için Siyer üzerine ihtisas yapmak gerek. Misal, Muhammed Emin Yıldırım gibi. Bu kitap salt bilgi içerdiğinden yavan bir tat bırakıyor. Anlatılanın alemlerin Sultanı(sav) olduğunu hatırlatmak gerek ki herkesin kaleme alması büyük bir vebaldir. Ahmet hocamız da kendi uzmanlık alanıyla ilgili kitap yazmaya devam etmesi naçizane düşüncemdir. (Ahmetcan D.)
Tarih alanındaki çalışmalarını takdir ettiğim Hocamın kitabını okudum. Yazdığı eserlerde güvenilir kaynakları kullanan nadir yazarlardan birisidir. Kitap 3 bölümden oluşuyor ; 1.bölümde Peygamber Efendimiz'in (sav)hayatını anlatıyor. 2.bölümde Peygamber Efendimiz'in şahsiyeti, ailesi ve çocuklarını anlatıyor. 3.bölümde ise Ashab-ı Kiram'dan başlayıp Osmanlı Padişahları ve sair ve ediplerin Peygamber sevgisi anlatıyor. (Kitapokuranne)
Kitabı çok beğendim. Dili sade. Efendimiz S.A.V in hayatını gayet akıcı bir dille anlatmış. Yalnızca O'nun hayatını değil, O'nu sevenleri, Türklerin O'na ne kadar hürmet ettiğini ve Efendimiz hakkında yazılmış naatları da barındıran bir kitap. Okunmasını tavsiye ediyorum. (Elif KOCAELİ)
--reklam--
En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Şimşirgil - En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Şimşirgil Kimdir?
1959'da Boyabat'ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı yerde tamamladı. 1978'de girdiği Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'nden 1982'de mezun oldu. 1983'te aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olarak vazifeye başladı. 1985'te Yüksek Lisansı'nı tamamladı. 1989'da Marmara Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'ne naklen geçiş yaptı.
1990'da "Osmanlı Taşra Teşkilatı'nda Tokat (1455-1574)" isimli çalışmasıyla Tarih Doktoru ünvanını aldı. 1997'de "Uyvar'ın Osmanlılar Tarafından Fethi ve İdaresi" isimli takdim teziyle Doçent oldu. Seyyid Muradi'nin kaleme aldığı Barbaros Hayreddin Paşa'nın gazalarını "Kaptan Paşa'nın Seyir Defteri" ismiyle sadeleştirerek, ayrıca Osmanlı tarihi ile ilgili "Kayı I", "Kayı II", "Kayı III", Kayı IV, “Taşa Yazılan Tarih Topkapı Sarayı” ve “Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle” ile “Slovakya’da Osmanlılar” adlı eserlerini yayınladı. 2003'te Profesör kadrosuna atanan Şimşirgil'in Osmanlı şehir tarihi, siyasi hayatı ve teşkilatı ile ilgili çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda ilmi makalesi bulunmaktadır.
Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi görevine devam etmektedir.
Evli ve üç çocuk babasıdır.
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Kitapları - Eserleri
- Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı
- Kayı 2: Cihan Devleti
- Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde
- Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni
- Kayı 5: Kudret ve Azamet Yılları
- Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş
- Otağ 1 / Büyük Doğuş
- Kayı 10: II. Abdülhamid Han
- Osmanlı Gerçekleri
- Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı
- Otağ 2 / Emir Timur
- Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet
- Valide Sultanlar ve Harem
- Kayı 9: Sonun Başlangıcı
- Kayı 11
- En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları
- Otağ - 3 Sultan Alparslan
- Devr-i Gül Sohbetleri
- Mızraklı Hakikat
- Osmanlı Gerçekleri 2
- Eşrefoğlu Rumi
- Barbaros Hayreddin Paşa
- Sultan 2. Kılıçarslan ve Aksaray
- İstanbul: Fetih ve Fatih
- Edep Yâ Hû
- Denizler Fatihi Piyale Paşa
- Yavuz Sultan Selim
- Slovakya'da Osmanlılar 1663 - 1685
- Topkapı Sarayı
- Fatih Sultan Mehmet
- Fethin Kahramanları
- Bir Müstakil Dünya: Topkapı Sarayı
- Birincil Kaynaklardan Osmanlı Tarihi Kayı 1
- İstanbul Fetih ve Fatih
- Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii
- Asırlara Hitabeden Alim Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi
- Osmanlı Gerçekleri 3
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Alıntıları - Sözleri
- "Ey Muhibbî bağlamak dünyaya dil layık degül Çünki senden olısardur akıbet âlem cüda" Bu dünyanın gönül bağlanacak yanı yoktur; zira nasılsa insan bir gün onu bırakacaktır.. [Kanunî Sultan Süleyman Han] (Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni)
- Hayali mihmandır daima bu çeşm-i pür-nemde Onunçündür kesilmez eşk-i hasret hiç bir demde Firakıyla nola hep böyle ebyat olsa hamemde “Görenler seyl-i eşki diyeler sahra-yı sinemde Bahar eyyamıdır güya ki ırmaklar bulanmıştır” (Bu sürekli ağlayan gözde sevgilinin hayali misafirdir. Bu yüzden de hiç bir zaman hasret gözyaşları durmaz. Onun ayrılığı yüzünden kalemim hep böyle beyitler yazsa buna şaşılmamalı. “Göğüs düzlüğünde gözyaşı selini görenler sanırlar ki güya bahar zamanıdır ve nehirler bol yağış yüzünden bulanmıştır.”) (III.SELİM HAN) (Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet)
- "Osmanlı padişahları içinde Halvetiliğe ilk intisap eden II.Bayezid Han'dır. Onun intisabı Çelebi Halife namıyla meşhur Cemal-i Halveti vasıtasıyla olmuştur." (Osmanlı Gerçekleri 3)
- Okuma bilmeyip yazan Odur dünyayı bozan (Osmanlı Gerçekleri)
- "İttihatçılar, Sultan II. Abdülhamid Han'dan o kadar nefret ediyorlardı ki, Sultanın cenaze namazını kendilerinin Şeyhülislam yaptıkları Mason Musa Kâzım Efendiye kıldırttılar.." Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Kayı 10: II. Abdülhamid Han)
- "Edirne'yi vermemek üzere iktidara gelenler bırakın Edirne'yi kurtarmayı devletin bütün bekasını Avrupalı büyük devletlerin inisiyatifine bırakmaktan rahatsız olmamışlardı. " (Kayı 11)
- "Evet, ben bir askerim ama her şeyden önce Türk'üm ve Müslümanım! Burası benim mukaddes mâbedimdir. en büyük âmir olan vicdânımdan aldığım emirle buraya sizi sokmayacağım! Eğer cebren girmeye çalışırsanız buradaki askerlerim ve ben hepimiz ölünceye kadar çarpışacağız ve bu ihtimâli de düşünerek camiin sütunlarına yerleştirdiğim tahrip kalıplarıyla koca mâbed, taburumuzun üzerine çökecek ve yine buraya giremeyeceksiniz!” (Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii)
- Emir Timur’un bir diğer önemli lakabı da dünyaya Hükmeden manasına gelen sahipkırandır. Gökyüzündeki gezegen satürün ve Jüpiter’in birbirlerine en yaklaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu ünvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bu gün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir. İskender-i Zülkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber efendimiz ve Emir Timur. (Otağ 2 / Emir Timur)
- Ana başa tâc imiş Her derde ilaç imiş Bir evlat pîr olsa da Anaya muhtaç imiş (Valide Sultanlar ve Harem)
- İnsan ilimle yaşar. Cahil ise ölü gibidir. (Osmanlı Gerçekleri)
- Osmanlı devleti Fazıl Ahmet Paşa ile Avrupa’da en haşmetli son 15 yılını geçirmiş ve bir kez daha dünyanın tek kutuplu devlet olduğunu göstermişti. O 15 seneye Yaklaşan sadrazamlığının neredeyse dokuz yılını cephelerde geçirmişti. Fatih, yavuz ve kanuni sultan Süleyman zamanlarında olduğu gibi seferlerinde kısa sürede netice alıyordu. Devletin demir yumruğu Avusturya. Venedik ve Lehistan‘a bir kez daha iniyor dünya bu muazzam gücü gücün karşısında eriyordu. Osmanlı tuğlarını 15 sene Avrupa’da Haşmet ve kudretle gezdirmişti. (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
- Ya Rabbi! Dinine yardım edenlere yardım eyle. Müslümanlar arasında fitne çıkaranları kahreyle. (Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde)
- "gayret bizden, tevfik Allah'tan" (Otağ 1 / Büyük Doğuş)
- 1949'dan itibaren açılmaya başlanan İlâhiyat Fakülteleri'nde tamamen pozitivist bir din yerine koyan bir zihniyet ortaya çıkmaya başlamıştır ve bilim dinin yerini almıştır. Neticede ilahiyatlarımızda önce müctehid alimler, mezhep imamları ve tasavvuf erbabı hafife alındı hatta aşağılandı. Sonra hadisler tartışılmaya ve ayıklanmaya başlandı. İşlerine gelmeyen yaşantılarına uymayan her hadis "mevzu" uydurma denerek atıldı. (Mızraklı Hakikat)
- Osmanlı-Rus savaşında Hristiyan ordularıyla işbirliği yapılmasını mahzurlu görenler de az değildi.Bu dedikodular üzerine fetva alınmak zarureti doğdu. “Avrupalı askerleri kendi ordumuzda kullanmak caiz midir? “ sorusuna “El Cevab; Madem ki avcılar av tutmak için köpekleri kullanıyorlar biz de onları kullanabiliriz, “ diye teşbihli bir cevaz verilmişti. (Kayı 9: Sonun Başlangıcı)
- "Allah, peygamber korkusu bilmez alçaklar! Unutmayın ki, intikam gecikir ama asla yaşlanmaz!" (4.MURAD HAN) (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
- Çünkü denildi ona “Ve’ş-Şems” dahi “Ve’d-Duhâ” Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem nola Kur’ân-ı Kerîmdeki sûrelerden biri Şems suresidir. Onun ilk ayetinde geçen “Veşşemsi veduhâ” ifadesi Türkçe anlam olarak “Güneş’e ve onun parıltısı” anlamına gelir. Kanuni sonraki beytinde Resulullah Efendimizi “Güneş’e” benzeterek anlatır. Güneş, nasıl dünyayı aydınlatmışsa Hazreti Peygamber de insanlığı aydınlatan bir güneş hükmündedir. Ay da aynı şekilde aydınlatıcı bir gezegendir. (En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları)
- Sakarya Meydan Savaşı, Türkler için bir ölüm - kalım mücadelesi oldu. Nitekim Sakarya 'da Türk milleti kadınlı erkekli, vatanlarına saldıran düşman kuvvetlerine kahramanca karşı koyma kudretini gösterdi. Türk ve Yunan kuvvetleri, Sakarya kıyılarında 100 kilometrelik bir sahada 22 gün ve gece süren bir meydan savaşı yaptılar. Meydana gelen kanlı muharebelerde bazen Yunan kuvvetleri, bazen Türk kuvvetleri başarılı oldu. Nihayet Türk hatlarını yaramayan yunan birliklerinde moral çöküntüsü oluştu. Türk ordusu 10 Eylül'de genel taarruza geçti. Beylikköprü, Duatepe ve Kartaltepe muhrebelerinde ağır kayıplar veren yunan ordusu Sakarya'nın batısına çekildi. (Kayı 11)
- Tarih nostalji demek değildir.Dünü anlatırken bugüne neler miras kaldı,neleri yitirdik görmek gerekir. (Devr-i Gül Sohbetleri)
- " Öyle bir nesil, öyle bir zaman ki, her şeyin fiyatını biliyor, fakat değerini bilmiyor." (Barbaros Hayreddin Paşa)
Yorumlar
0 yorum