Kitap Künyesi
Yazar: Mehmet Deveci
Yayın Evi: Bengisu Yayınları
İSBN: 9786059477383
Sayfa Sayısı: 104
--reklam--
Ey Kudüs! Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Düşünebiliyor musunuz; Kudüs sokaklarında ıslandım… Yürüdüm Peygamberler şehrinin dar sokaklarında.
Arkadaşlar, Kudüs sokaklarında yürüdüm, diyorum. Yağmurlu bir teheccüd vakti, şehrin karanlık sokaklarından Mescidi Aksa’ya doğru yürüdüm diyorum anlıyor musunuz? Bu kelimeler içimdekileri anlatmaktan acizken ne demek istediğimi elbette yeterince anlamanızı beklemiyorum…
Kudüs sokaklarında yürüdüm… Allah’ım bu benim için ne güzel bir ikramdı. İçinde bulunduğun zaman diliminde anlaşılmazdı bazı şeyler. Bazı duygular yaşanırken dile gelmezdi. Yıllar sonra bir yumru gibi gelip otururdu insanın boğazına, takılıp kalırdı yüreğine… Bu da öyle olacaktı ve buradan dönüşümde aklıma gelip yüreğimi daha çok yakacaktı biliyordum. Kendimi biliyordum ben, yüreğimi biliyordum. Kudüs’ü biliyordum… İkisi bir araya gelip başıma ne işler açacak biliyordum…
***
Bu kitabın içinde özlemler, aşk ve şuur var. Bu kitabın içinde görerek anlatılan bir beldenin yazı, şiir ve hikâyeleri var.
--reklam--
Ey Kudüs! Alıntıları - Sözleri
- Kudüs sevdasını, ağrısını mahşere bırakmayın! Yaşıyorken, hayattayken sevin Kudüs'ü, özleyin, dua edin.
- Anlıyorum ki; Manzara karşındaki değil, içinde, içindeki...
- Bana Kudüs’ü anlat Gözlerin kadar derin mi? Sözlerin kadar keskin Yüreğim kadar tutsak…
- Ve vatan; "ama" sız sevilecek en güzel yar
- Bazı duygular yaşanırken dile gelmezdi. Yıllar sonra bir yumru gibi gelip otururdu insanın boğazına, takılıp kalırdı yüreğine...
- Bayramlıkların hiç eskimediği yerin adıdır; Gazze
- İşaret parmağına dolanmışlığıyla Filistin Sevdam… O, bende “bad-ı saba” hali Bilirsin nasıl da üşütür içerisini ıslak yüreğimin Ve estikçe büyütür içimdeki inkılabı…
- Kudüs doluydu gözleri…
--reklam--
Ey Kudüs! İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Bana Kudüs'ü anlat Gözlerin kadar derin mi? Sözlerin kadar keskin Yüreğim kadar tutsak..." Kudüs sevdalısı yazar Mehmet Deveci'nin kaleme aldığı; okunması, okutulması gereken muhteşem bir kitap.Yazar, Kudüs'ü ziyaretinde yaşadıklarını,hissettiklerini anlatmış.Hoş bir anlatımı olan, bir solukta okuyup bitirebileceginiz müthiş bir eser.Kitap, bize tarih,vatan ve ümmet bilinci nasıl olur onu öğretiyor..Okudukça Kudüs gözünüzde canlanacak..İyi okumalar... (Sevda Piliç)
Mehmet Deveci'nin ilk okuduğum kitabı... Kimi zaman sizi o mübarek beldedeymissiniz hissi verirken,kimi zaman da hüzünlendiren bir kitap. Hasret duyduğumuz bu mabedin acısını hissetmek istiyorsanız kesinlikle okumalısınız.. :) Yüreğimize düşen en seckin ağrıdır KUDÜS..! (Yağmur)
Kudüs derdiyle dertlenen bir yazarın ziyaret öncesinden başlayıp ziyaret sırasında yaşadıklarını, hissettiklerini kaleme aldığı güzel bir kitap. Deneme tarzında bir solukta okunan çok hoş bir anlatımı var. Hele de Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı ziyaret ettikten sonra okunursa insan sanki yeniden hissedip, yeniden yaşıyor gibi canlanıyor her şey gözünde . Yeniden tüm hücrelerine kadar öfkeyle doluyor kutsal topraklarımıza bunları reva görenlere. Yeniden kendini hesaba çekip ben nasıl olurda onların üretip bana pazarladığı en ufak bir şey de dahil olmak üzere onların ürünlerini hâlâ alabiliyorum, diyor. Tavsiye edilir... (Ayşe Kahraman)
--reklam--
Ey Kudüs! PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmet Deveci - Ey Kudüs! kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ey Kudüs! PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmet Deveci Kimdir?
1974’ün bir güz ayında, G. Antep’in İslahiye ilçesinde doğdu. Yazmaya ilkokulda başladı.
Sonra babasının bakkal dükkânındaki veresiye defterinde devam etti.
Okul tatillerinde; bakkal, tüpçü, mobilyacı ve ayakkabı mağazalarında çalıştı.
Bir dönem annesine de pay vererek dolapta dondurduğu eskimoları mahalle aralarında satarak ticarete atıldı. Yaz aylarında hiç bağırmadan sessizce simit sattı.
Okul çıkışlarında ideali olan futbolcu olma idmanları ile babasının bakkalı arasında gidip geldi.
İmam – Hatip Lisesi yıllarında, matematik defterinin arka sayfasına hayatın özüne dair afişe sözler karalamaya başladı.
Kompozisyon derslerinde şehrin en yeşil alanlarının mezarlıklar olduğunu, mahalle aralarını ve şehir yollarının çamurlarını anlattığı yazısı öğretmenleri tarafından eleştiri alıp, öğrenci arkadaşları tarafından beğeni topladı.
Okul etkinliklerinde sesi gür çıktığı için şiirler okudu.
Ders süresinin bittiği fakat vaktin henüz bitmediği kısa sürelerde öğretmenleri tarafından kaldırılıp tek kişilik gösteriye zorlanıp içinden ne geliyorsa anlatması sağlandı.
Dernek ve vakıf bünyesinde çıkardıkları duvar gazeteleri ve bültenlerinde kendince bir şeyler karalamaya başladı.
Bir süre yerel bir radyoda program yaptı.
Bir dönem amatör olarak tiyatroculuk yaptı. İskilipli Atıf’ı canlandırıp şehit oldu, Amerikan askerini canlandırıp sakız çiğnedi ve mahalle düğünlerinde evlerin damlarına kurdukları sahnelerde mezar notları kitabındaki “deli hoca” rollerini oynadı.
Bir süre pazarcılık yaptı.
Yazı serüveni askere gittiğinde günlük ve mektuplar ile devam etti.
Bilkent arkeoloji ve sanat tarihi ile başlayan üniversite hayatını kader kısmet kontenjanından hep yarıda bıraktı.
Evlendi. İki kız ve bir oğul sahibi oldu.
Çeşitli dernek ve vakıflarda yöneticilik yaptı.
İnternet medyacılığının yoğunlaştığı dönemlerde birçok sitede hayatın özüne dair yazılar yazmaya başladı. Kimi zaman bir dilenciyi, kimi zaman sokak aralıklarında unutulmuş sade yüzleri, kimi zaman da bir kenarda unutulmuş ağacı yazıp bitkilerle konuştu.
Sosyal medyada bu kadar yazar ve şairin bulunduğunu bilmeden bir kaza ve ısrarlar sonucu yazılarını burada da paylaşmaya başladı.
Yazılarının altına ismini ilk “med” olarak yazdı. Daha sonra bir dostunun tavsiyesi ile gerçek ismini kullanmaya başladı.
Rabbinin karşısına çıkardığı güzel yüreklerle buradaki çalışmalarına devam etti.
İlk kitabı ve ilk baskısı kısa sürede biten “Yazının Şahitliği,” bunca anlatılan özgeçmişinde yaşadığı, biriktirdiği, duyduğu, ağladığı, düşündüğü şeylerin kitabı olarak okuruyla buluştu.
İkinci kitabı “Bizimkiler” ile yazım hayatına devam etti.
Hiç farkında olmadan söyleyip bir yerlere karaladığı “Yazının Şahitliği Elimizden Tutsun Diye” sözü, yazılarının niyeti ve sloganı oldu.
Şimdilerde TYBG Şubesi Üyesi ve baskıya hazır birçok kitap projesi var.
Düşünerek, hüzünlenerek, susarak, yazarak, namaz kılarak, çay içerek, yürüyerek, kırılarak, alınarak, sinirlenerek, denk geldiği yerde ağlayarak hayatına devam ediyor.
Ölünce cennete gitmek, Rabbine sunabilecek bir yüz hazırlamak ve ardından gelecek iyi şeyler bırakmak en büyük ideali.
(Yazar hakkındaki bu bilgiler Mehmet Deveci'nin kendi adına açılmış olan siteden alınmıştır.)
--reklam--
Mehmet Deveci Kitapları - Eserleri
- Yürüyelim Mi Biraz
- Ey Kudüs!
- Yazının Şahitliği
- Sevgili Yalnızlığım
- Bizimkiler
- Sevdiğine Yenilmek
- Özlemek Güzel
- Suskunluğun Rafları
- Onsuz Olmaz
- Tek Başına
- İlham Perisi
- Benim Hayal Dünyam
- Sevimli Dostlar
--reklam--
Mehmet Deveci Alıntıları - Sözleri
- Gürültüde yitip, sessizlikte kendimi yeniden buluyorum. (Sevgili Yalnızlığım)
- İşaret parmağına dolanmışlığıyla Filistin Sevdam… O, bende “bad-ı saba” hali Bilirsin nasıl da üşütür içerisini ıslak yüreğimin Ve estikçe büyütür içimdeki inkılabı… (Ey Kudüs!)
- Kendi yürek gemisini inşa edemeyen, oraya sığamayan, gelen afetlerde boğulur... (Tek Başına)
- Kalkıp gidemediğiniz yerlere, dalıp gidersiniz... (Yürüyelim Mi Biraz)
- "İçimin çınar yaprakları bir bir kendinden geçerken, yamacımdan gelip geçen adımlarına uğramak ne güzel bir tevafuk, ey gecemin küçük, yüreğimin büyük telaşı. Beni görmeyişin, üzerime basıp geçişin, sanma ki çıtırtılarımın ağrısını çoğaltır. Fevkalade sevinirim de çiğnenişime, bunu un ufak oluşuma çevirir, yerlere saçılan küçük parçacıklardan adını yazarım, bir karınca yolu gibi..." (İlham Perisi)
- Kalkıp gidemediğiniz yerlere, dalıp gidersiniz.. (Yürüyelim Mi Biraz)
- Yerini sevmeyen bitki bile kuruyor. (Onsuz Olmaz)
- Yarım kalmış bir kitap gibi hemen elini ona uzatmak, Hemen ona gitmek, Durup onda dinlenmek, kalmak onda, Kendini unutmak istediği dostları olmalı insanın (Onsuz Olmaz)
- Kaçmalı insan. Bedenen olmasa da ruhen... (Onsuz Olmaz)
- İnsanın yüreğine usulca dokunan şeyler vardır.Bunlar ne gözle görülür ne de elle tutulur sadece hissedilir Bunlar anlatılmaz,da Tarif te yetersiz kalınır (Sevgili Yalnızlığım)
- Dağlara bakıp sadece bir yükseklik görmek de var; onlara bakıp dünyanın direği oluşunu keşfetmek de. Kelebeklerin kanadından düşen ömürlerine hayıflanıp sızlanmak da var, kanat çırpınışlarındaki ince işçiliğinden seslendirdiği tınıyı duymak da… (Tek Başına)
- Ne güzel tariftir; kendi gibi.. (Yürüyelim Mi Biraz)
- •Yaralıyım ben yaralı (Özlemek Güzel)
- Allah'ım! İçimizin denizlerine, Musa'ya açtığın yollardan ver.. 'Amin' (Bizimkiler)
- "Dünyayı sırtından indirince daha hızlı koşarsın, Bak kuşlara…" (Bizimkiler)
- O kadar çok yorgunuz ki; Bir adım ötemiz dünya ve bizim o bir adımı atacak ne hevesimiz ne de iştahımız var. (Sevdiğine Yenilmek)
- Bir şeyler eksik Allah’ım, bir şeyler çok eksik Bu fazlalıklar ondan.. (Bizimkiler)
- Yeter ki güzel şeyler yapmak için adım atalım, arkası geliyor. (Sevimli Dostlar)
- Kudüs sevdasını, ağrısını mahşere bırakmayın! Yaşıyorken, hayattayken sevin Kudüs'ü, özleyin, dua edin. (Ey Kudüs!)
- Birisi ölüyor, birisi yeni doğmuş. Birisi gülüyor, birisi yeni ağlamış. Birisinin gittiği yerden diğeri yeni dönmüş. Birisinin heves ettiği onca şeyi diğeri yeni bitirmiş. Dünya dönüyor. Aynı noktaya geldiğinde bu yuvarlak şey, içindeki sıra değişiyor sadece. (Tek Başına)
Yorumlar
0 yorum