Kitap Künyesi

Yazar: John Cheever

Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750737527

Sayfa Sayısı: 192

--reklam--

Falconer Hapishanesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Uyuşturucu bağımlısı Profesör Ezekiel Farragut, kardeş katlinden on yıl hapse mahkûm olur. Karısının azap verici ziyaretlerinin, hapishane yaşamının vahşi tekdüzeliğinin ve hafızanın ağır yükünün ortasında insanlığını korumaya, kefaretini ödemeye çabalamaktadır.

Falconer Hapishanesi’nde Cheever, edebiyatında önemli bir yer kaplayan banliyöden uzaklaşıyor. Ama parmaklıkların ardında bir hapishane romanından çok daha fazlasını yazıyor. Farragut’ın hikâyesinde kendi korkularıyla, kendi karanlığıyla yüzleşen yazar; özgürlüğü, insanın kendi zihninin ve bedeninin içinde özgür olabilme çabasını anlatıyor. Cheever’ın birçoklarınca başyapıtı sayılan ve hakkında en çok yazılan eserlerinden biri olan Falconer Hapishanesi, insanlık durumu üzerine büyüleyici bir kıssa niteliğinde.

“Falconer Hapishanesi, Amerikan ruhunun derin bir incelemesi – bir başyapıt.”

– A.M. Homes

“Çağımızın en önemli romanlarından.”

– The New York Times

“John Cheever büyülü bir gerçekçi ve ışıltılı öykülerinde, Bullet Park’la Falconer Hapishanesi gibi eşsiz romanlarında karşılaştığımız üslubu, savaş sonrası Amerikan edebiyatının diğer bütün öncü yazarlarının üslubu gibi renkli ve özgün.”

– Philip Roth

--reklam--

Falconer Hapishanesi Alıntıları - Sözleri

  • Dünyada çürümüş bir evlilik kadar korkunç bir şey yoktur.
  • Sonra onu öpüp şöyle demişti: Hadi birbirimizin her tarafına viski döküp içelim. Öyle de yaptılar.
  • Gülümsemekte sakınca yok, yani herhangi bir şeyi satmak için gülümsemen gerekir; ama doğru şekilde gülümsemezsen yüzünde seninki gibi korkunç çizgiler olur.
  • "Ahh,seni öldürecektim.."
  • Yalnızlık dik başlılara kedilerini sevmeyi öğretti çünkü yalnızlık dünyadaki her şeyi değiştirebilir.
  • Öyle aptal insanlar vardı ki, bu kanlı çelişkilere tepki vermiyor, bilinç ve ayrımın olmadığı hayatlar sürüyorlardı.
  • Söyleyebildiğim tek şarkı hüzünlü bir şarkıysa, artık şarkı söylemeyeceğim.
  • Özgürdüler; koşmakta, atlamakta, skişmekte, içmekte, Tokyo uçağına yer ayırtmakta özgürdüler. Özgürdüler, yine de bu değerli unsurun içinde öyle gelişigüzel hareket ediyorlardı ki, onu boşa harcamış gibi görünüyordu.
  • "Birlikte bir şeyler yapmayı bıraktığımız için oldu biraz da," dedi Farragut. "Eskiden birlikte öyle çok şey yapardık ki. Birlikte uyurduk, birlikte seyahat ederdik, kayak yapar, paten kayar, yelken yapar, konserlere giderdik, her şeyi birlikte yapardık."
  • Yatağını yaparken, "zengin misin?" diye sordu birisi. "Hayır" dedi Farragut. "Temiz misin?" "Hayır," dedi Farragut. "Emer misin?" "Hayır," dedi Farragut.

--reklam--

Falconer Hapishanesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Varoşların Çehov'u olarak bilinen John Cheever'in insanı okumaya başlar başlamaz içine alan romanı Falconer Hapishanesi Time dergisi tarafından 2005 yılına kadar İngilizce dilinde yazılan en iyi 100 kitap arasında gösterilmiş. Ben okurken çok keyif aldım, kardeşini öldürdüğü için hapishaneye giren Profesör Farragut'un hapishaneye giriş anında başlayan kitap hem hapishane günlerini anlatırken hem de paragraf aralarında geçmişine giderek evliliği, çocukluğu vs anılarını ve uyuşturucu bağımlılığını anlatıyor. Romanda çok fazla küfür ve argo kullandığını belirtmek gerekir. Küfür ve argo sevmeyenler için rahatsız edici olabilir ancak hapishanede yaşananları aktarması bakımından bence yerinde ve uygun kullanılmış. Yazarın psikolojik anlatımı, özellikle karşılıklı konuşmalarda ki ustaca yazımı ile okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. (Salih Yaz)

Dünya dizi tarihinin en başarılı örneklerinden biri olan Prison Break, günümüz ABD cezaevlerinde yaşanan olayların ekranlara yansıtılmış en güzel örneklerinden biridir. John Cheever’in Falconer Hapishanesi eseri de dünya edebiyat tarihinde yazınsal bir örnek yerini alan, bence dünya klasikleri arasında yer alması gereken muhteşem bir eser. Konusu sıradan bir hapishane hikâyesi olabilir, ancak karakterlerin mükemmel psikolojik analizleri ve yaşamış oldukları ruhsal hezeyanların biz okuyuculara aktarımı ise tam bir edebiyat ziyafeti. Değinmiş olduğu başta uyuşturucu, eşcinsellik, eşlerin birbirlerini aldatmaları, bencilliklerimizden dolayı ailelerimize karşı kaybettiğim sorumluluk duyguları ve buna benzer birçok konular, şuan yaşadığımız zamanın maalesef en büyük problemlerini büyük bir ustalıkla ele almaya çalışmıştır. Günümüz hayatının bir gerçeği olan argo kelimelerin yoğun olarak kullanıldığı bu eserin, okunmasını tavsiye ederim. (Bilal Kavak)

"Banliyölerin Çehov'u" olarak anılan John William Cheever Falconer Hapishanesi'nde mekân olarak banliyölerden uzaklaşıp adı üstünde bir hapishaneyi seçmiş. Kitabın ana karakteri Farragut, 48 yaşında evli, çocuklu, uyuşturucu bağımlısı, bir öğretim görevlisi.Hapishanedeki günlük yaşamın ağırlığının yanı sıra kendi kişisel tarihinin ağırlığını da üzerinde taşıyan Farragut'un hikâyesi Amerikan rüyasına da eleştiriler getiriyor. Sırada Cheever'dan Wapshot Kayıtları var.️ (Özlem Akbaş)

--reklam--

Falconer Hapishanesi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

John Cheever - Falconer Hapishanesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Falconer Hapishanesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı John Cheever Kimdir?

27 Mayıs 1912'de ayakkabı satıcısı Frederick Cheever ile Mary Cheever'ın oğlu olarak dünyaya geldi. 1926'da Thayer Academy'ye gitmeye başladı, fakat 1930'da notları zayıf olduğu için okuldan atıldı. Birkaç yıl boyunca Boston'da kardeşiyle birlikte yaşadı. Yirmi yaşında tek başına New York'a taşındı. Sonraki on yıl boyunca çeşitli yazı işleriyle geçimini sağladı. 1941'de May Winternitz'le evlendi. Amerika'nın Çehov'u olarak nitelendirilen Cheever, özellikle "Dev Radyo", "Güle Güle Kardeşim" ve "Yüzücü" gibi öykülerin yanı sıra "The Wapshot Chronicle" (1958), "The Wapshot Scandal" (1965), "Bullet Part" (1969) ve "Falconer" (1977) gibi romanların da yazarıdır. "The Stories of John Cheever" isimli öykü derlemesiyle 1979 yılında Pulitzer Ödülü ile National Book Critics Circle Ödülü'nü kazandı. 1982 yılında öldü.

--reklam--

John Cheever Kitapları - Eserleri

  • Falconer Hapishanesi
  • Bullet Park
  • Yüzücü
  • Ey Yıkılmış Hayaller Şehri
  • Sanki Cennetti Görünen
  • Güz Nehri
  • Boşanma Mevsimi
  • Elmalar Diyarı
  • Wapshot Kayıtları
  • The Enormous Radio
  • Toplu Öyküler

--reklam--

John Cheever Alıntıları - Sözleri

  • Mallory, acının bölücü gücünü tümüyle alt edebilecek, sağlıklı olanla sağlıksız arasındaki boşluğu azaltabilecek bir aşkın örneğini henüz görmediğini yineledi içinden. (Yüzücü)
  • Sonra onu öpüp şöyle demişti: Hadi birbirimizin her tarafına viski döküp içelim. Öyle de yaptılar. (Falconer Hapishanesi)
  • "Madam, lütfen elimi ayak bileğinize dolamama izin verir miydiniz? Tek isteğim bu madam, hayatımı kurtaracaksınız" dememek için kendimi nasıl tutabilirdim? (Yüzücü)
  • Yüzümü kollarıma gömdüm ve bir kez daha ihtiyacım olan sevgiyi asla göremeyeceğimi düşündüm,asla. (Elmalar Diyarı)
  • Düşmemiş gibi yapmanın âlemi yoktu, çünkü çamura kapaklandık mı ayağa kalkıp üstümüzü başımızı süpürmemiz gerekir. (Yüzücü)
  • Sokağa çıktığımda gökyüzü kapkaraydı.Her yerde ışıklar yanıyordu.Bu sahtekarlık dünyasında moralimi yükseltecek dürüstlük işaretleri bulabilmek için gelip geçenlerin yüzüne bakıyordum. (Ey Yıkılmış Hayaller Şehri)
  • ... fiziksel yaşamlarımızın en yüceltici deneyimini - kriko, pompa, somun, vida ve anahtar gibi - patlamış bir lastiği değiştirmeyi anlatan sözcüklerle nasıl dile getirebiliriz? (Yüzücü)
  • Söyleyebildiğim tek şarkı hüzünlü bir şarkıysa, artık şarkı söylemeyeceğim. (Falconer Hapishanesi)
  • Özgürlük ve bağımsızlıktan herkesten çok söz ediyorlar ama özgürlük ve bağımsızlık ne zaman ufukta belirse başını ezmek için para, silah ve uzman tedarik ediyorlar. (Bullet Park)
  • Ucuz içki benim için Tanrı gibiydi, yani Tanrı'dan beklenildiği gibi her yerdeydi. (Bullet Park)
  • Yalnızlık dik başlılara kedilerini sevmeyi öğretti çünkü yalnızlık dünyadaki her şeyi değiştirebilir. (Falconer Hapishanesi)
  • Sevgi dürtüsü içimden fışkırdı.Sanki dört bir yana gürül gürül bir sevgi saçıyordum. (Elmalar Diyarı)
  • İnsanı ölümden döndüren şey mısır ekmeğinin kokusu değildir; sevginin ,dostluğun ışığı ve işaretleridir.. (Ey Yıkılmış Hayaller Şehri)
  • insan soyunun hesapsız yüce gönüllüğünü, insan yaşamının kıyıcı ama yüzeysel çekiciliği karşısında duygulanmayı nasıl öğretebilirsiniz ona? Korkunun, ürkünün bile yıldıramadığı bazı gerçeklere parmak basmasını nasıl sağlayabilirsiniz? (Yüzücü)
  • Kimsenin altında kitap okumadığı parlak ışıkların canı cehenneme, kimsenin dinlemediği kesintisiz müziğin canı cehenneme, kimsenin çalamadığı kuyruklu piyanoların canı cehenneme, en ücra köşesine kadar ipotekli beyaz evlerin canı cehenneme, derilerini giydikleri vizonları beslemek için okyanustaki balıkları yağmalayanların canı cehenneme ve tek bir kitabın pembe brokar ciltli bir telefon rehberinin durduğu rafların canı cehenneme. İkiyüzlülüklerin canı cehenneme, samimiyetsizliklerin canı cehenneme, kredi kartlarının canı cehenneme, insan ruhunun yabanıllığını hiçe saymalarının canı cehenneme, kusursuzluklarının canı cehenneme, zamparalıklarının canı cehenneme ve hepsinden öte , hayata anlam katan o gücü, uygunsuzluğu, rengi ve şevki ondan söküp aldıkları için hepsinin canı cehenneme. Ağlayın, inleyin, uluyun! (Bullet Park)
  • Şiddetli rüzgàr bile aramızdaki savaş bulutlarını dağıtamadı.. (Elmalar Diyarı)
  • Derken müthiş bir korku, pencerenin dışındaki kaçığın duyduğundan çok daha beter bir korkuya kapıldım. O öksürük, o ayak sesi, o izleniyormuşluk duygusu benim kuruntum muydu yoksa. (Yüzücü)
  • Yatağını yaparken, "zengin misin?" diye sordu birisi. "Hayır" dedi Farragut. "Temiz misin?" "Hayır," dedi Farragut. "Emer misin?" "Hayır," dedi Farragut. (Falconer Hapishanesi)
  • Büyümek insanı bağımlılıktan kurtarmaz. (Bullet Park)
  • Zaten, Mrs. Compton'ın sudan gülümseyişi, Mr. Watkins'in yağlı saçları, Blake'in beş kırk sekiz treninde, rahatsız da olsa gözlerden ırak bir koltuğa ilişmekten duyduğu zevki engelleyemezdi. (Yüzücü)