Kitap Künyesi

Yazar: Dilaver Cebeci

Editör: Ayla Cebeci

Yayın Evi: Bilgeoğuz Yayınları

İSBN: 9786054200238

Sayfa Sayısı: 95

--reklam--

Farklı Yönleriyle Türkler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Uygurlarda, devlet ve millet anlayışı, Türk adı onlarda çoğu zaman “erk” yani “güç” ve “kuvvet” sözü

ile birlikte geçmeye başlamıştı. “Erk, Türkleriniz” veya “Erkler, Türkler” gibi… Türk sözü, “Erk” yani “güç” lü

karşılığıdır. “Olgunluk” da “Türklük” idi. Olgunlaşmış gençler için “Türk yiğit” veya “Türk kızlar” gibi sözler

söyleniyordu. Uygurlar’ın bu anlayışı KAŞGARLI MAHMUD çağında da devam etmişti.

Alp ASLAN ve Kaşgarlı Mahmud çağı yani XI. yüzyılın ikinci yarısı Türklerin “Türklük şuuru ile gururunu”

tam olarak duydukları bir dönemdir. Kaşgarlı Mahmud’a göre Türkler’e “Türk adını ulu Tanrı vermiştir.”

Aynı kaynak bunu tanıklamak için ayrıca bir hadis de veriyordu. Bu hadis ne kadar doğrudur bilemeyiz ama

değerli olan GÖKTÜRK’ler gibi bu çağda da Türk kavminin buna inanmış olması idi.

--reklam--

Farklı Yönleriyle Türkler Alıntıları - Sözleri

  • Önemli olan kadın ve erkeklerimizin, vatan aşkı, vatan sevgisi ve Türklük davasını yanyana ve yiğitçe yaşamalarıdır.
  • At Türklüğün kutsi hayvanıdır. Beşikten ayrılan çocuk, kız veya oğlan olsun, kendini at sırtında bulur. Türk, atlı millettir.
  • Onlar bu dünyaya niye geldiler 'Li ya'budun ' diye diye geldiler.
  • Çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türkler kadar vatan mücadelesi veren kavim yoktur.
  • Çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türkler kadar vatan mücadelesi veren kavim yoktur..
  • Orta Asya Türklerinde Beyge ve Kökberi adlı sporlarda sevilirdi. Beyge bir istikamete yapılan ödüllü koşu, Kökberi de kesilmiş bir oğlağı birbirinden kapmak suretiyle yapılan at yarışı.
  • Göğün maviliği renklerin en güzeli ve kutsalı, kalplerini dolduran sonsuz bir ilham kaynağı idi.
  • Savaş esnasında atın kuyruğunun bağlanması da Türklere özgüdür. Günümüzde hanımların saçlarını arkadan bağlayıp atkuyruğu demelerinin asıl sebebi budur.

--reklam--

Farklı Yönleriyle Türkler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Alp ASLAN ve Kaşgarlı Mahmud çağı yani XI. yüzyılın ikinci yarısı Türklerin “Türklük şuuru ile gururunu” tam olarak duydukları bir dönemdir. Kaşgarlı Mahmud’a göre Türkler’e “Türk adını ulu Tanrı vermiştir.” Aynı kaynak bunu tanıklamak için ayrıca bir hadis de veriyordu. Bu hadis ne kadar doğrudur bilemeyiz ama değerli olan GÖKTÜRK’ler gibi bu çağda da Türk kavminin buna inanmış olması idi. (Raziye)

Dilaver Cebeci / Farklı Yönleriyle Türkler. Editör Ayla Cebeci. Dilaver Cebeci 1943 yılında Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinde doğdu. 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Kırıkkale'ye yerleştiler. Fikir ve sanat hayatının şekillenmesinde Kırıkkale'nin çok önemli bir yeri vardır. Marmara Üniversitesi İlahiyat fakültesi'nden sağlık nedeniyle emekliye ayrıldı. 2008 yılında İstanbul'da vefat etti. Elimizdeki kitap büyük ihtimalle, vefatının hemen sonunda bir kısmı hocanın özel notlarından bir kısmı da kitabın editörlüğünü yapan eşi Aylaa Cebeci'ye anlattıklarından meydana gelmektedir. Kitabın hazırlanışında dizgi mizanpaj acemilikleri söz konusudur. İçeriğine bakıldığı zaman da, hocanın özellikle Türk tarihi, Türklerin yaşayışı üzerine düşüncelerinin kaydıdır. Yeni bir baskı düşünüldüğü zaman, kitap mutlaka editöryal yönden desteklenmelidir. #kitapşuuruinsanlık şuurudur. (Mustafa Parlatan)

Türklerin diğer kavimlerden farklı özelliklere ve adetlere sahip olduğundan bahsetmiş. Bahsettiği konular; örf, adet, aile, din, kadın ve erkek yaşantıları, giyiniş tarzları,askeri yöntemleri, uğraştığı spor faaliyeti, At ve Kurt'un Türklerce önemi kısa ve öz şekilde anlatılmış. (Süleyman)

--reklam--

Farklı Yönleriyle Türkler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Dilaver Cebeci - Farklı Yönleriyle Türkler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Farklı Yönleriyle Türkler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Dilaver Cebeci Kimdir?

Dr. Dilaver Cebeci, (d. 1943, Kelkit/Gümüşhane - ö.29 Mayıs 2008). Şair, Yazar, Akademisyen. 1970 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Aydın'da öğretmenlik ve Halk Eğitimi Başkanlığı, İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü'nde öğretim görevliliği, Diyanet işleri Başkanlığı'nda neşriyat uzmanlığı, Üsküdar Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde İktisat Tarihi yüksek lisansı ve sosyoloji doktorası yapan Cebeci, Marmara Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Özellikle bestelenen Türkiyem şiiriyle adını geniş kitlelere duyuran Cebeci, İstanbul'un Fethinin 555. yıldönümü gününde 29 Mayıs 2008 tarihinde vefat etti. İlk şiiri 1965 yılında Defne dergisinde çıktı. Şiirleri, hikayeleri, mensureleri ve mizah yazılan Devlet, Töre, Bozkurt, Türk Edebiyatı, Türk Yurdu, Güney Su, Ortadoğu, Hergün, Yeni Düşünce, Ayrıntılı Haber, Türkiye dergi ve gazetelerinde yayınlandı. Dilaver Cebeci, milli ve tarihi motiflerle bezeli lirik şiirleriyle tanınır. Edebiyatımıza "Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi" mizahi tipini kazandırdı. Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi imzasıyla yazdığı yazılarında Türk sosyal hayatına bir 16. yüzyıl Osmanlı vatandaşı gibi bakarak, bu hayatın Türk kültürüne yabana yönlerini latif bir üslupla hicvetti. Edebiyatımızda uzun ve hikayemsi mensure türünü denedi ve bu denemelerinde milli romantizmi vermeye çalıştı. 2008 yılında kalp krizinden vefat eden şair İstanbul/Çengelköy mezarlığına defnedilmiştir.

--reklam--

Dilaver Cebeci Kitapları - Eserleri

  • Türkiyem
  • Mavi Türkü
  • Türk'e Dair
  • Sitare
  • Farklı Yönleriyle Türkler
  • Dilaver Cebeci / Bütün Şiirleri
  • Büyü
  • Divan Şiirinde Kadın
  • Kur'ân'dan Gerçekler
  • Men Kazanga Baramen
  • Tanzimat ve Türk Ailesi
  • Hun Aşkı
  • Evliya Çelebi ve 17. Yüzyıl Osmanlı Toplumu
  • Devranname
  • Seyranname

--reklam--

Dilaver Cebeci Alıntıları - Sözleri

  • "...Ben ne yağmurlar gördüm Sitare Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır O şehirde sırılsıklam gezerdim ... Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum. Durup durup ıssız yerlerde “güçlü ol ey kalbim, güçlü ol Daha çok işimiz var” diyorum." (Sitare)
  • "Hazindi Kazan"dı kâfir aldı diyorlar. Ben nasıl dayanayım.. (Men Kazanga Baramen)
  • Bırakın dört yönden şaha kalksın yalnızlık. Yeter ki siz unutmayın Gümüş kabzalara sinmiş çağları Ve emin siperlerin arkasında Hırsla soluyan tuğları... (Türkiyem)
  • Ölüm el çekmez faniden, Bakarsın gelir aniden. Ölürüz... Fakat yeniden Can bulmuşluğumuz vardır! (Büyü)
  • Sevmek bir içli şiir okumak değil mi? (Türkiyem)
  • Önemli olan kadın ve erkeklerimizin, vatan aşkı, vatan sevgisi ve Türklük davasını yanyana ve yiğitçe yaşamalarıdır. (Farklı Yönleriyle Türkler)
  • “ Neş’e-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim Anla var hâlikıma gayrı ne yapmak dilerim.” (Kur'ân'dan Gerçekler)
  • M. Emin Yurdakul, "Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir." Diyerek, şiirin bir milletin morali için ne derece önemli olduğunu anlatmak istiyor. (Divan Şiirinde Kadın)
  • Nedir dünyaya gelmekten garaz, gitmek midir ancak? Velev bir anlamak hırsıyla olsun yok mu uğraşmak? (Kur'ân'dan Gerçekler)
  • Millet oldu kılıcıma tapanlar, Pek çoğaldı velînîmet tepenler. Yüzyıllar boyunca etek öpenler, Fırsat bulup halli oldu yazıyom. (Hun Aşkı)
  • "Cırlıy cırlıy ölürmen men ülgende de " Şiir söyleye söyleye ölürüm ben vâdem yetince de Abdullah Tukay (Men Kazanga Baramen)
  • Çeşitli dini kaynaklardan anlaşıldığına göre; Hz.Muhammed bir gece Mekke'deki evinden Cibril vasıtası ile alınmış, bir "Burak"a bindirilerek Kudüs'e götürülmüş, oradan da semâya urûç ettirilmiştir. Bu yolculuk sırasında Hz. Peygamber, Hz. Musa'nın İlâhî vahye nail olduğu Sina dağına, Hz. Isa'nın doğduğu yere uğramıştır. Daha sonra Kudüs'te, Süleyman Mabedi'nin üzerinde namaz kılmış ve Hz. Ibrahim, Hz. Isa, Hz. Musa ona cemaat olmuştur. Bundan sonra da Ya'kub kayasına basarak gökyüzüne yükselmiştir. (Kur'ân'dan Gerçekler)
  • Korku denen elle tutulmaz, gözle görülmez duyguyu herkes görsün diye cisimleştirdik. Ya işte Çin Seddi korku demektir.. (Büyü)
  • Kınık, Afşar, Yörük... Bu temelde yoktur çürük! Bu yürek attıkça Türk Türk Ün salmışlığımız vardır! (Büyü)
  • "Bir kadının başı daima ismet ve insaniyet ipliklerinden örülmüş bir perde altında olsun" (Türk'e Dair)
  • Savaş esnasında atın kuyruğunun bağlanması da Türklere özgüdür. Günümüzde hanımların saçlarını arkadan bağlayıp atkuyruğu demelerinin asıl sebebi budur. (Farklı Yönleriyle Türkler)
  • Destanlarımızda çok önemli bir motif olarak yer alan, hürriyetin, cesaretin, soğukkanlılığın, dayanışmanın sembolü "Bozkurt" keşke ideolojiler üstü bir milli sembol şeklinde bütün Türk aleminde yer alsaydı.. (Men Kazanga Baramen)
  • Güneş kanlar içinde yavaş yavaş boğulur Karanlık kuşanır pusatlarını Titretir bozkırların başıboş atlarını Yıldızlar uzakta kehkeşanlara sığınır Ben sana... (Türkiyem)
  • Savaş dediğin söz değil! Bayrak dediğin bez değil ! Vatan için bir kez değil Bin ölmüşlüğümüz vardır! (Büyü)
  • Gitgide bir ayet gibi derinleştiler Yüzlerdeki çizgiler, göklerdeki çizgiler. Faruk Nafiz Çamlıbel (Kur'ân'dan Gerçekler)