Kitap Künyesi
Yazar: Mehmet Eroğlu
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750512483
Sayfa Sayısı: 494
--reklam--
Fay Kırığı - 3: Rojin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mehmet eğer buradan kurtulabilirse bu savaşı unutabilecek miydi?
Ruhunu zalim bir efendinin buyruğuna vermek, kölesi olmak:
Savaşmak buydu. Ama savaşı unutmak! Bundan emin değildi.
Doksanlı yılların Güneydoğusu... Biri Rojin diğeri Mehmet olan ve birbirlerine karşı savaşan iki asker...Benzer hassasiyetlerle büyümüş iki düşmanın, bir erkekle bir kadının gözünden cepheler...
Sarp ve yüksek dağlar, sarımtırak çalılar, çıplak yamaçlar, çorak düzlükler. "Hâkimde kal, mahkûma düşme" uyarıları, mayın tarlaları. Konvoylar, devreler, nöbetler, subaylar, "Hayrola Heval Önderlik ne diyor?". Şehitler ve leşler... Kurtaranlar ve ölümü özleyenler...
Savaşta her şey tekdüzedir, ölürsün ya da öldürürsün...Gerisi nedir ki...Kitapları kim hatırlar? Mevzide uyuyan ölür. "Ben Kürdüm, asıl senin burada ne işin var?"Mehmet Eroğlu, Fay Kırığı Üçlemesi'ni Rojin'le tamamlıyor. Geriye, hikâyenin başladığı yere dönüyor. Rojin, insan kalmanın romanı. Eğer savaşı unutabiliyorsa, insan her şeyi unutabilir...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Fay Kırığı - 3: Rojin Alıntıları - Sözleri
- “Bazılarımızın huzuru asla bulamamasının nedeni içindeki bir türlü yatışmayan gitme arzusudur...”
- Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder
- Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer
- Sence vatanseverlik,taşı,toprağı mı sevmektir,yoksa toprağın üstünde yaşayan insanları mı? Aklımı kurcalayan soru bu
- Uyum sağlamak insanın en büyük yeteneğidir
- İnsan kendini otuzuna kadar yaratır.Sonrası rötuştur
- İşaret parmağı atak,cüretkar ve saldırgandır ama elimizin, hatta bedenimizin kılavuzudur.orta parmak cüssesine rağmen,hımbıl ve tembeldir...yüzük parmağı güya asildir,sadakati temsil eder.küçük parmağa gelince,o evin şımarık,sevimli çocuğudur. Üretmez, tüketir, sık sık iddiaya girer ama yine de onu severiz.En küt en şekilsiz diğer dördüyle aynı yöne bakmayan,sapkın,en gösterişsiz olan odur ama onsuz hiçbir şey yapamayız
- İnsan, kendi öyküsünü anlatırken hep yanılır... Ona bunu söylemek isterdi. Ama sustu.
- “Şunu aklında tut: Kitap çıkardıklarını söyleyenler ezberledikleri sözleri tekrarlar, kitap yazanlar ezberlenecek sözler mırıldanırlar...”
--reklam--
Fay Kırığı - 3: Rojin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Kitabın Yazarı Mehmet Eroğlu Kimdir?
Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı.
Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı.
1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır.
İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular.
Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü.
Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."
--reklam--
Mehmet Eroğlu Kitapları - Eserleri
- Adını Unutan Adam
- Issızlığın Ortası
- Kusma Kulübü
- Belleğin Kış Uykusu
- Düş Kırgınları
- Yüz: 1981
--reklam--
- Fay Kırığı - 1: Mehmet
- Zamanın Manzarası
- Yarım Kalan Yürüyüş
- İyi Adamın On Günü
- Geç Kalmış Ölü
- Kıyıdan Uzakta
- Fay Kırığı - 2: Emine
--reklam--
- Fay Kırığı - 3: Rojin
- Yürek Sürgünü
- 9,75 Santimetrekare
- Kötü Adamın On Günü
- Meraklı Adamın On Günü
- Mermer Köşk
- Edebi Aforizmalar
--reklam--
- Kendi Hayatında Ölme Vakti
- Devlet Adamı ve Güvenilirlik
--reklam--
Mehmet Eroğlu Alıntıları - Sözleri
- Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu. (Yarım Kalan Yürüyüş)
- "Budalalarla bozuk saatler birbirlerine benzerler," dedim. "Doğruyu bulmaları sadece bir rastlantıdır." (Kusma Kulübü)
- "Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp yok oldular.." (Yürek Sürgünü)
- Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!! (Yüz: 1981)
- Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım. (Geç Kalmış Ölü)
- "Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar." (Yarım Kalan Yürüyüş)
--reklam--
- "Yalnızlığa katlanamayan birisinin Tanrı’yı kıskanmaya yeltenmesi affedilmez bir budalalık değil mi sence?" (Kusma Kulübü)
- Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer (Fay Kırığı - 3: Rojin)
- “Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür? Bizleri insan yapan nedir?” (Belleğin Kış Uykusu)
- Yalnızlıkla yoğrulmuş bir ıssızlığın ortasındaydım.. (Kusma Kulübü)
- "Anlamını çözdüğümüzde bir işe yaramadığını keşfettiğimiz yararsız bir bilmece. " (9,75 Santimetrekare)
- İnsan kendine acımaktan vazgeçince gerçek acımayı öğreniyor olmalıydı. (Kusma Kulübü)
- Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor. (Kıyıdan Uzakta)
--reklam--
- “Ya leyn, ya ayn” “Karışmış birbirine gecem ve düşüncem, demek. Hatırladın mı?” (Adını Unutan Adam)
- Saklamayacaktım: Eninde sonunda her insan kalbi kırık bir palyaço değil midir? (İyi Adamın On Günü)
- İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır. (Kıyıdan Uzakta)
- Bazen birini o kadar çok severiz ki, kendimizi sevmeyi unuturuz. (Edebi Aforizmalar)
- Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder (Fay Kırığı - 3: Rojin)
- Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim? (Geç Kalmış Ölü)
- İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur.. (Zamanın Manzarası)
Yorumlar
0 yorum