Kitap Künyesi

Yazar: Bertrand Russell

Çevirmen: Vehbi Hacıkadiroğlu

Yayın Evi: Say Yayıncılık

İSBN: 9786050205695

Sayfa Sayısı: 160

--reklam--

Felsefe Sorunları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dünyada mantıklı düşünen hiç kimsenin şüphe duymayacağı kadar kesin doğrulukta bir bilgi var mıdır? İlk bakışta pek de zor görünmeyen bu soru, gerçekte, sorulabilecek en zor sorulardan biridir. Kaçamaksız ve inanılır bir yanıtın yoluna çıkan engelleri saptadığımız anda felsefe çalışmalarına iyice girmiş oluruz, çünkü felsefe böyle en uç soruları yanıtlama girişiminden başka bir şey değildir ve bunu bizim günlük yaşamda, hatta bilimde yaptığımız gibi gelişigüzel ve dogmatik biçimde değil, eleştirel bir görüşle, bu tür soruları çözülmez yapan her şeyi açıkladıktan ve bizim sıradan düşüncelerimizin altında yatan belirsizlik ve karışıklığı saptadıktan sonra yapar.

--reklam--

Felsefe Sorunları Alıntıları - Sözleri

  • İçgüdüsel ilgilerin özel dünyası, er geç onu yerle bir edecek olan büyük ve güçlü bir dünya ortasında bulunan küçük bir dünyadır.
  • Kendi içimize bakmayı denediğimizde, her zaman bir tikel düşünce ya da duyguya vardığımız, yoksa düşünen ve duyan “ben”e varamadığımız anlaşılıyor.
  • Kendimin güneşi görüşümü tanıdığım zaman, tanıdığım bütün olgu “kendi-duyu-verilerimi-tanımamdır.”
  • Fakat eğer gerçek, görünen şey değilse gerçek diye bir şey olup olmadığını bilebilir miyiz? Eğer bilebilirsek bunun ne gibi bir şey olduğunu anlama olanağımız var mıdır?
  • Bir insan özelliklerinin onu düşünen bir arkadaşının zihninde canlanışı büyük ölçüde bir rastlantı işidir, bu durumda arkadaşın zihnindeki betimleme gerçekte olgusaldır. Burada önemli nokta, arkadaşının türlü betimlemelerin hepsini aynı varlığa uygulandığını bilmesi, buna karşın söz konusu varlığı tanımamış olmasıdır.
  • Gördüğümüz, işittiğimiz ya da başka yoldan duyularımızın önüne çıkan şeyleri çokluk anımsadığınız açıktır, böyle durumlarda anımsadığınız şeyin o bize şimdiki değil de geçmişteki bir şey olarak görünse, yine de dolaysız bilgisine varırız.
  • Felsefeden hiç pay almayan adam ömrü boyunca,sağ duyudan,kendi çağının ve ulusunun alışılmış düşüncelerinden ve kendi özgür usunun katkısı ya da onayı olmadan zihninde yer eden kararlardan türeyen önyargıların tutsağıdır.
  • Mantıkta, yalnızca var olan şey değil, var olabilen ya da olması gereken her şey konumuz içine girdiğinden gerçek özel şeylere başvurmak gerekmez.
  • İdealistler bize der ki, özdek olarak görünen şey gerçekten zihinsel bir şeydir. Yani, ya az çok gelişmemiş zihinler (Leibniz‘in savı) ya da genellikle özdeği “algılamak” dediğimiz, zihindeki idelerdir (Berkeley’in savı). Yani idealistler duyu-verilerimizin bizim özel durumlarımıza bağlı olmadan var olan bir şeylerin belirtileri olduğuna karşı çıkmamakla birlikte, özdeğin zihinden özü bakımından ayrı bir şey olarak var olduğu düşüncesine karşı çıkarlar.
  • Tartışacağımız sorun ''doğanın tekdüzeliği'' denilen şeye inanmak için bir sebep bulunup bulunmadığıdır. Doğanın tekdüzeliğine inanmak, ortaya çıkan ya da çıkacak olan her olayın, hiçbir ayrıklığı olmayan bir genel yasanın örneklerin­den biri olduğuna inanmak demektir. İncelemekte olduğumuz ham bekleyişlerin hepsinde ayrıklıklar olabilir, yani hepsi de bekleyenleri düş kırıklığına uğratabilir. Fakat bilim, genellik­le, hiç olmazsa üzerinde çalışacağı bir varsayım olarak, ayrıklamaları olan genel kurallar yerine, ayrıklamaları olmayan genel kurallar konabileceğini kabul eder. ''Havada desteksiz kalan cisimler düşer'' bir genel kural, balonlarla uçaklar da bu­nun ayrıklamalarıdır. Fakat cisimlerin çoğunun düşme sebe­bini açıklayan devim yasalarıyla yerçekimi yasası, balonlarla uçakların yükselmelerinin de nedenini açıklar; böylece devim yasalarıyla yerçekimi yasası bu ayrılıktan kurtulmuş oluyor. Güneşin yarın doğacağı inancı, eğer dünya birdenbire bü­yük bir cisme dokunup da dönüşünden kalsa yanıltıcı olur, fakat devim yasalarıyla çekim yasası böyle bir olaydan etki­lenmez. Bilimin işi, devim yasalarıyla yerçekimi yasası gibi, bizim deneyimiz sınırları içinde ayrıklamaları bulunmayan tekdüzelikler bulmaktır. Bilim bu arayışta göze çarpar biçim­de başarılı oldu ve bu tür tekdüzeliklerin şimdiye dek sağlam kaldıklarını da kabul etmek gerek. Bu bizi şu soruya geri gö­türür: Bunların, geçmişte hep sağlam kaldıkları için gelecekte de öyle kalacaklarını kabul ettirecek bir sebebimiz var mı? (...) Başlangıçta, iki şeyin sık sık bir arada bulunup ayrı ayrı hiç görülmemelerinin, kendiliğinden, ilk örnekte de birlikte bulunacaklarını kesin biçimde kanı/amaya yetmeyeceğini ka­bul etmek gerek. En çok umabileceğimiz, bu şeyleri bir arada ne denli çok görmüşsek, başka bir kez de bir arada buluna­cakları o denli olasıdır ve bu birlikte bulunmalar yeterli bir sayıyı bulmuşsa olasılık hemen hemen kesinliğe ulaşır. Kesin­liğe hiçbir zaman ulaşılamaz çünkü çok sayıda yinelenmelere karşın, kimi kez sonunda, boynu burulan piliçte olduğu gibi, bir sakatlık çıkabileceğini biliyoruz. Demek bütün bekleyebi­leceğimiz şey ancak olasılıktır.
  • Başkalarının zihinlerine inanabilecek için onların bedenlerinin gözlemlemesinden türettiklerimiz dışında hiçbir dayanağımız yoktur.
  • O "ide" adını, örneğin duyu-verilerinin bilinişi gibi dolaysız bilinen şeylere verir. Böylece, gördüğümüz özel bir renk bir idedir; işittiğimiz bir ses de öyle vb. Fakat terim tümüyle duyu-verilerine ayrılmış değil. Anımsanan ya da tasarlanan şeyler de böyle çünkü böyle şeyleri de anımsadığımız ya da tasarladığımız anda tanımış oluruz ve bütün bu dolaysız bilgilere o "ide" der. Bundan sonra genel nesneleri, örneğin bir ağacı ele alır.
  • Yargılama ya da inanma belli bir karmaşık birliktir ve zihin bunun bir öğesi­dir; eğer geri kalan öğeler, inanç içindeki sıralarına göre alındıklarında bir karmaşık birlik oluşturuyorlarsa inanç doğru­dur, değilse yanlıştır. Böylece, doğruluk ve yanlışlık inancın özellikleri olmak­la birlikte bir anlamda dış özelliklerdir, çünkü bir inancın doğruluğu, inançları ya da (genellikle) hiçbir zihni ilgilendirmeyen, yalnızca inancın nesnelerini ilgilendiren bir şeydir. İnanan bir zihin, eğer zihni değil de yalnızca onun nesnele­rini ilgilendiren bir karşılıklı karmaşık varsa, o zaman doğru inanıyor demektir. Bu karşılıklılık doğruluğu sağlar, onun yokluğu yanlışlığı gerektirir. Artık iki olguyu açıklayabiliriz: inançlar a) varoluşları bakımından zihne bağlıdırlar, b) doğ­rulukları bakımından zihne bağlı değildirler. Kuramımızı yeniden şöyle kurabiliriz: Eğer ''Othello Des­dernona'nın Cassio'yu sevdiğine inanıyor'' gibi bir inanç alırsak, Desdemona ve Cassio'ya nesne-terimleri, sevmeye de nesne-bağıntısı diyeceğiz. Eğer ''Desdemona'nın Cassio'ya sevisi'' gibi, nesne-bağıntılarıyla inanç içinde oldukları dü­zende bağlanmış nesne-terimlerinden oluşan bir karmaşık birlik varsa bu karmaşık birliğe, inancı karşılayan olgu değildir. Yani bir inanç, karşılığında bir olgu varsa doğrudur, karşılığında bir olgu yoksa yanlıştır. Görülüyor ki doğruluğu ya da yanlışlığı zihinler yaratmazlar. Zihinler inançları yaratırlar, fakat inançlar bir kez yaratıldıklarında, zihinler onları doğru ya da yanlış yapa­mazlar, bunların, trene yetişmek gibi, inanan kimsenin gücü içinde bulunan gelecek şeyleri ilgilendirdikleri özel durum bunun dışında kalır. Bir inana doğru yapan şey bir olgudur ve bu olgu (ayrık durumlar dışında) hiçbir bakımdan inanan kişinin zihniyle ilgili değildir.
  • Bir insanı zihinde tutmakdan söz ederiz, o insanın değil, onun düşüncesinin zihnimizde bulunduğu anlamına gelir.

--reklam--

Felsefe Sorunları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Çok nadir bir kitabı yarıda bırakırım. Hatta bugüne kadar bu ikinci. Okuduğum kısma kadar Russell kitabında bizlere A priori bilgi ve bilmek hakkında bilgi veriyor. Kitap sohbet tadında ve dili anlaşılır. Ancak felsefenin temel ilkelerini kavramadan okumanın manasız olacağını düşünüyorum. Severek okumak için filozoflarla, felsefeyle ilgilenen biri olmak gerek diye düşünüyorum. O yüzden çok uzatıp sizinde kafanızı karıştırmak istemem. Bir başka kitapta görüşmek üzere (Merve Cengiz)

Olmasada olurdu...: Ortalama bir kitaptı, bu kitap yerine yazar/bertrand-russell ‘ın kitap/bati-felsefesi-tarihi-cilt-1--76635 okunsa daha faydalı olabilirdi. distopikokur un önerisi üzerine okudum, platon idea kavramını, ide kavramını, descartes’in “cogito, ergo sum” kavramını, kant’ın a priori kavramını anlatmış ama bence eksikleri, tamamlanmamışlıkları çoktu. Diyeceklerim bu kadar güzel kitaplarla kalın...felsefe serüvenimin yedinci kitabıydı.(seviyeli bir felsefe rutini ile devam edeceğim.) (Furkan Enes Davarcıoğlu)

Russelldən oxuduğum ilk kitab.Fəlsəfənin bugünkü yeri və dəyəri haqqında həmçinin fəlsəfə və onun problemlərinin ümumi təhlili baxımından faydalı oldu. (Nərgiz)

--reklam--

Kitabın Yazarı Bertrand Russell Kimdir?

Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere'nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.

Russell 1900 lerin başında İnglizlerin "idealizme karşı isyanı" na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.

Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler'e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm'i eleştirmiş, Vietnam Savaşı'ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail'in Orta Doğu'daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.

İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bertrand_Russell

--reklam--

Bertrand Russell Kitapları - Eserleri

  • Mutlu Olma Sanatı
  • İnsanlığın Geleceği
  • Aylaklığa Övgü
  • Evlilik ve Ahlak
  • Neden Hıristiyan Değilim
  • Bolşevizm

--reklam--

  • Sorgulayan Denemeler
  • Russell'dan Seçme Yazılar
  • Rölativitenin A B C'si
  • Politik İdealler
  • Anlam ve Doğruluk Üzerine
  • Din ile Bilim
  • Mantıksal Atomculuk Felsefesi

--reklam--

  • Dış Dünya Üzerine Bilgimiz
  • İktidar
  • Felsefe Yazıları
  • Neye İnanıyorum
  • Batı Felsefesi Tarihi 3 Cilt Takım
  • Eğitim Üzerine
  • Özgürlük Yolu

--reklam--

  • Etik, Toplum, Siyaset
  • Bilimsel Bakış
  • Eğitim ve Toplum Düzeni
  • Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri
  • Felsefe Yapma Sanatı
  • Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1
  • Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2

--reklam--

  • Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3
  • Sosyalizm
  • Varoluşçunun Bunalımı
  • Ana Hatlarıyla Felsefe
  • İkarus ya da Bilimin Geleceği
  • Dünya Görüşüm
  • Şeytan Banliyöde

--reklam--

  • Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları
  • Bolşevizmin Pratiği ve Teorisi
  • Cinsel İlişkilerin Tarihsel Evrimi
  • Vietnam'da Savaş Suçları
  • Felsefe Meseleleri
  • Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri
  • Düşünceler - Yetke ile Birey

--reklam--

  • Bilimden Beklediğimiz
  • Anılar
  • Yaşantım
  • Free Thought and Official Propaganda
  • Felsefe Sorunları
  • Mistisizm ve Mantık
  • Felsefede İlmi Metod

--reklam--

  • Hikayeler
  • The Basic Writings of Bertrand Russell
  • Bilimin Toplumsal İşlevi
  • Düşünceler
  • Bertrand Russel'dan Seçmeler
  • Denemeler
  • Human Knowledge: Its Scope and Limits

--reklam--

  • Felsefi Gelişimim
  • Dünyamızın Sorunları
  • Terbiyeye Dair
  • Yetke ve Birey
  • Endüstri Toplumunun Geleceği
  • An Outline Of Intellectual Rubbish
  • Mən Niyə Xristian Deyiləm

--reklam--

  • Human Society in Ethics and Politics

--reklam--

Bertrand Russell Alıntıları - Sözleri

  • We cannot enter into the minds of others to observe the thoughts and emotions which we infer from their behaviour. We must therefore accept analogy—in the sense in which it goes beyond experience—as an independent premiss of scientific knowledge, or else we must find some other equally effective principle. (Human Knowledge: Its Scope and Limits)
  • Ne kadar akıllıca olursa olsun, hiçbir kural, şefkatin ve düşünceli davranışın yerini tutamaz. (Aylaklığa Övgü)
  • Yemek yemeleri için zorlanan çocuklar yemekten tiksinir; öğrenmeleri için zorlanan çocuklar da bilgiden tiksinir. (Eğitim ve Toplum Düzeni)
  • "Kamuoyu, etkileyici nutuklarla ve basının etkisiyle büyük ölçüde devlet tarafından yaratılır. Zalim bir kamuoyu ise en az zalim yasalar kadar özgürlüğün düşmanıdır. Savaşmayı kabul etmeyen genç bir adam işten çıkarılırsa sokaklarda hakarete uğrar, dostları ona sırt çevirir ve önceleri ondan hoşlanan bir kadın tarafından küçümsenerek terk edilirse bunu ölüm cezası kadar katlanılmaz bulur." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
  • "...aslında en fazla eğitim görmüş olanlar çoğunlukla, zihinsel ve ruhsal yaşamları dumura uğramış, dürtüleri körelmiş ve yaşayan düşüncenin yerine sadece belirli mekanik beceriler edinmiş olanlardır." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
  • Başarı kazanan her devrim,otoriteyi sarsar ve toplumsal kohezyonu güçleştirir. (İktidar)

--reklam--

  • Tanrı’nın beni yarattığından ötürü neden övülmesi gerektiğini bir türlü anlayamıyorum. (Şeytan Banliyöde)
  • Gerçekten de, bir şeyin hep belirli bir yerde olması kavramı, yeryüzündeki büyük nesnelerin çoğunun bereket ki hareketsiz oluşlarından gelmektedir. "Yer" fikri, sadece kaba bir pratik yaklaşıklıktır: mantıksal gereklilik değildir ve kesinleştirilemez. (Rölativitenin A B C'si)
  • "Başarı mutluluğun sadece bir öğesidir, diğer öğelerin tamamının feda edilmesi pahasına elde edilmişse çok pahalıya mal olmuş demektir." (Anlam ve Doğruluk Üzerine)
  • Sadece fizikçilerin değil, ilahiyatçıların da modern fiziğin öne sürdüğü savlarda yeni bir şey bulmuş gibi görünmeleri de oldukça gariptir. Fizikçilerden ilahiyat tarihini bilmeleri belki de beklenemez ama ilahiyatçılar modern savların daha önceki zamanlarda da emsallerinin olduğunun farkında olmak zorundadır. Eddington'un özgür irade ve beyin ile ilgili savı, gördüğümüz üzere Descartes'ınkini andırmaktadır. Jeans'ın savı ise Platon ile Berkeley'inkinin bir bileşimidir ve fizik alanında adı geçen her iki filozofun da yaşadığı dönemde sahip olduğundan daha fazla geçerliliğe sahip değildir. (Bilimsel Bakış)
  • Tanıdığımız özellikte ya da nitelikte bir nesne olduğunu bildiğimizde, nesne üzerine betimsel bilgimiz vardır; başka bir deyişle sözkonusu özelliklerin ya da niteliklerin başkası değil, bir nesneye ilişkin olduğunu bildiğimizde, nesneyi tanıyalım tanımayalım, bu nesne üzerine betim ile bilgimiz vardır denilir. Fiziksel nesnelerle öteki akıl’lara ilişkin bilgimiz, salt betim ile bilgidir; ilgili betimler genellikle duyu verilerini ilgilendirenler türündedir. (Mistisizm ve Mantık)
  • Zihnin gelişmesi için de disipline ihtiyaç vardır; disiplinsiz zihin incelik kazanamaz. (Aylaklığa Övgü)
  • ''Sezgi sadece bir içgüdüden ibarettir.'' (Mistisizm ve Mantık)

--reklam--

  • Bir süre yabancı bir ülkede yaşamak kendi ülkemizin yoksun kaldığı kimi değerleri, üstünlükleri öğretir bize; ülkemiz hangi ülke olursa olsun bu bir gerçektir. (Düşünceler - Yetke ile Birey)
  • . Hayatın bir kısmı belki de en önemli kısmı bireysel dürtünün kendiliğinden eylemine bırakılmalıdır, çünkü her şeyin sistem olduğu yerde zihinsel ve ruhsal ölüm olacaktır. ... (Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri)
  • Yaşamla, şunsuz ya da bunsuz savaşamazsınız demek korkaklıktır. (Düşünceler)
  • İnsanoğlunu cinayetten, kundakçılıktan, yağmacılıktan ve dolandırıcılıktan ne alıkoyuyor sanıyorsun? Mantığın çelimsiz gücü bu derece büyük bir şeyi etkileyebilir mi zannediyorsun? Heyhat, korunaklı hayatında insan doğasının karanlık tarafını öğrenmedin. Nezaket ve iyiliğin insan yüreğinde doğal olarak geliştiğine inanıyorsun. (Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları)
  • Bizim doğru dürüst bir toplum düzenimiz yok. Çünkü, olsaydı, kadın erkek herkes yararlı yetilerini ortaya koyabilirdi. Günümüzün iyi okumuş kadınlar evlendikten sonra yetilerini geliştirmiyorlar. Ama bu, toplumsal düzenimizin bir sonucudur. (Düşünceler)
  • “Bırakın egemen sınıflar komünist devrimi korkusuyla tir tir titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Ama kazanacakları bir dünya var. Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!” (Özgürlük Yolu)
  • Tanrı, diyor, adil değil, adalettir. (Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2)