Kitap Künyesi

Yazar: Arthur Schopenhauer

Yayın Evi: Oda Yayınları

İSBN: 9789753859196

Sayfa Sayısı: 143

--reklam--

Fikirlerin Bilgisi Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Dahiler, gelişim sürecinin bir sonucu olarak istemden, bir başka deyişle eğilim, arzu ve tutkudan daha fazla zekaya, zihinsel yeteneğe sahip olurlar " diyor yazar. Zeka bile " istem'in esaretinden sadece anlık olarak kurtulabiliyorsa, o halde üzerinde ille de düşünmemiz gereken kavram, " istem " dir.Zeka, istem, mantık, idea, delilik, deha, tabii güzellik, sanat, mimari, şiir, müzik, tarih vb. Kavramları bu kitapta okuduktan sonra, kendinizi yeniden " tanımlama " ihtiyacı duyacaksınız… Çünkü, kitabı okuyunca bu kavramlarla ilgili derinlemesine bir analize hakim olacak ve sahip olduğunuz bilgi ışığında kendinizi " yenilenmiş " hissedeceksiniz…

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Fikirlerin Bilgisi Üzerine Alıntıları - Sözleri

  • Bir fikrin asıl ve temel birliği bilgi sahibi bireylerin duyusal ve ussal olarak belirlediği algılarla tek tek nesnelerin çokluğuna dağıtılır.
  • '' Hayat gerçekten güzel olsaydı herkes büyük bir sevinçle uyanır ve hiç istemeyerek uyurdu; oysa durum bunun tam tersidir...''
  • Mantık yetisi birey için ne ise tarih de insan ırkı için odur. Bu yeti aracılığıyla insan, tıpkı bir hayvan gibi, algıda dar bir şimdiki zaman içinde sıkışıp kalmaz, aynı zamanda bağlı olduğu şeylerle birlikte kendisinden mukayese kabul etmeyecek kadar ötelere uzanan bir geçmişi ve bu geçmişten doğan şeyleri de bilir. Ancak bu yolla içinde bulunduğu zamanı yeterince iyi bir biçimde anlayabilir ve ayrıca geleceğe yönelik çıkarımlarda da bulunabilir. Diğer yandan düşünceden yoksun bilgisi algıladığı şeyle ve dolayısıyla da şimdiyle sınırlı bir hayvan, evcilleştirildiği zaman bile, cahil, güç öğrenen, çaresiz ve onlara bağımlı bir halde dolanıp durur. Kendi tarihini bilmeyen ve algısı sadece şu anda yaşamakta olan kuşağın şimdiki zamanıyla sınırlı olan bir ulus da tıpkı buna benzer.Dolayısıyla da kendi kendisini ve kendi şimdisini anlayamaz çünkü o şimdiyi bir geçmişe atfetmekten ve şimdisini böyle bir geçmişten yola çıkarak açıklamaktan acizdir, hele ki bir gelecek bekleyebilmesi kesinlikle söz konusu olamaz. Bir ulus, tarih vasıtasıyla, kendi kendisinin tam olarak bilincine varabilir. Dolayısıyla da tarihe, insan ırkının rasyonel öz bilinci olarak bakılmalıdır. Tarihteki her boşluk, bir insanın hatırlayan öz bilinçteki bir boşluğa benzer ve o zaman kendi bilgimiz ve malumatımızdan çok daha ötelere uzanacak kadar eski bir anıtın, örneğin Yucatan'daki tapınakların, piramitlerin ve sarayların önünde, tıpkı bir hayvanın, insanın, kendisinin bir hizmetkar olarak yer aldığı eylemleri karşısında durduğu gibi duygusuz bir halde ya da anahtarını unutmuş olduğu kendisine ait eski bir şifre ile karşı karşıya kalmış olan bir insan gibi dururuz. Gerçekte ise onlar karşısındaki durumumuz, kendisini, gece uyurken yapmış olduğu şeyi sabah karşısında bulan bir uyurgezerin durumuna benzer.
  • "Müziğin, şiirin basit bir yardımcısı olmadığını, kendi başına bir sanat olduğunu ve hatta tüm sanatların en güçlüsü olduğunu, böylece hedefine kendi öz kaynaklarıyla ulaşabileceğini kabul etsek bile yine de müziğin bir şiirin sözlerine veya bir operanın canlılığına ihtiyaç duymadığını kesin bir şekilde öne sürmek pek de doğru bir yaklaşım sayılmayacaktır."
  • ''Hayat gerçekten güzel olsaydı herkes büyük bir sevinçle uyanır ve hiç istemeyerek uyurdu; oysa durum bunun tam tersidir...''
  • Hayat gerçekten güzel olsaydı herkes büyük bir sevinçle uyanır ve hiç istemeyerek uyurdu; oysa durum bunun tam tersidir.
  • '' Hayat gerçekten güzel olsaydı herkes büyük bir sevinçle uyanır ve hiç istemeyerek uyurdu; oysa durum bunun tam tersidir...''
  • Yüce, ender bulunan zihinsel yetenekleri olan insanların en sıradan bir insan için uygun olan, sadece fayda getiren bir işi yapmaya zorlanması, tıpkı en güzel resimlerle süslenmiş değerli bir vazonun mutfakta bir demlik olarak kullanılması gibidir. Faydalı insanları, deha sahibi insanlarla mukayese etmek de tıpkı tuğlaları elmaslarla mukayese etmek gibidir.
  • Her sınıfta ve her varlık türünde sayısız olgu vardır. Birey sayısı sonsuzdur ve aralarındaki farkların çokluğu ve çeşitliliği de bizim algılayabileceğimizin çok üstündedir. Bütün bunlara tek bir kez bakmak, meraklı ve araştırmacı bir zihni allak bullak etmeye yetecektir.
  • Beethoven'in bir senfonisi, mükemmel bir düzene göre yaratılmış olsa da bize en güçlü zihinsel karmaşayı yaşatabilecek, barındırdığı bu şiddetli karşıtlıklar bir an sonra en güzel armoniye dönüşebilecektir. İşte bu (dünyanın uyumsuzluklar yaratan uyumu), sayısız türlerin yarattığı devasa bir kaos içinde devinen ve bitmez tükenmez bir yıkım içinde bile varlığını sürdürebilen dünya doğasının kusursuz ve sadık bir tasviridir.
  • Müziğin, şiirin basit bir yardımcısı olmadığını, kendi başına bir sanat olduğunu ve hatta tüm sanatların en güçlüsü olduğunu, böylece hedefine kendi öz kaynaklarıyla ulaşabileceğini kabul etsek bile yine de müziğin bir şiirin sözlerine veya bir operanın canlılığına ihtiyaç duymadığını kesin bir şekilde öne sürmek pek de doğru bir yaklaşım sayılmayacaktır.

--reklam--

Fikirlerin Bilgisi Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Schopenhauer bu kitabında birçok konuyu ( zeka, istem, mantık, idea, delilik, deha, tabii güzellik, sanat, mimari, şiir, müzik, tarih vb.) kendi eşsiz zekasıyla tekrardan ele almış ve işlemiş. Diğer tüm eserleri gibi eşsiz ve paha biçilmez.. felsefe severlere tavsiyemdir. (Prometheus)

Aşağıda yazılan kavramlar hakkındaki mevcut bilgilerinize ilave farklı bakış açıları kazanabileceğiniz, istem gibi bazı kavramlar hakkında derinlere inmek kendinizi ve çevrenizdeki insanları anlamlandırmanızda sizi daha doğru fikirlere sahip kılabilir. Zekâ mı ? İstem mi? Hangisi ile büyük veya küçük kararlar alıp Eyleme geçiyorsunuz... Son olarak az olmakla beraber bazı kavramlar incelenirken aşırı teknik bilgiler olduğunu da belirtmek isterim. (Zekâ, istem, mantık, idea, delilik, deha, tabii güzellik, sanat, mimari, şiir, müzik, tarih) (YavuzS)

--reklam--

Kitabın Yazarı Arthur Schopenhauer Kimdir?

Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.

--reklam--

Arthur Schopenhauer Kitapları - Eserleri

  • Bilmek ve İstemek
  • Düşüncenin Çağrısı
  • Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
  • İnsan Doğası Üzerine
  • Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
  • Bilim ve Bilgelik

--reklam--

  • Felsefe Tarihinden Kesitler
  • Hayatın Anlamı
  • Aşkın Metafiziği
  • Fikirlerin Bilgisi Üzerine
  • Eristik Diyalektik
  • Akıl Sağlığı
  • Ölümün Anlamı

--reklam--

  • Din Üzerine
  • İdeal ve Gerçek
  • Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine
  • Güzelin Metafiziği
  • Okumaya ve Okumuşlara Dair
  • Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisi
  • İstencin Özgürlüğü Üzerine

--reklam--

  • Merhamet
  • Üniversiteler ve Felsefe
  • Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar
  • Arthur Schopenhauer - Bir Filozofun Huzurunda
  • Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine
  • Hayatın Bilgeliği
  • İsteme ve Tasarım Olarak Dünya

--reklam--

  • Okumak Yazmak ve Düşünmek Üzerine
  • Akıl Zayıflığı
  • Varolmanın Acısı
  • Aşk ve Cinnet
  • Mantıksal Düşünce Doktrini
  • Edebiyat Dersleri
  • Parerga ile Paralipomena

--reklam--

  • Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 2
  • Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
  • Kişilik Oluşumu ve Sorunları
  • Yaşamın Bilgece Deneyimleri
  • Aforizmalar
  • Ruh Görme Üzerine
  • Dünyanın Istırabı Üzerine

--reklam--

  • İrade Felsefesi
  • Mutlu Olma Sanatı
  • Kötümserlik Üzerine
  • Fikir Mimarları Dizisi 19
  • On Women
  • Müxtəlif Predmetlər Haqqında Düşüncələr
  • The Horrors and Absurdities of Religion

--reklam--

  • Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine
  • Studies in Pessimism
  • Parerga ve Paralipomena 2
  • Seçme Yazılar
  • Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerindir
  • Düşünceler
  • Kadınlar ve Diğer Konular

--reklam--

  • The Art of Literature
  • Aklın Yolu
  • Writings Of Schopenhauer On Various Themes, Vol. 1
  • Aşkın Metafiziği
  • Həyat Müdrikliyi Aforizmləri
  • Cinsel Aşkın Metafiziği
  • Metafizik İhtiyacı

--reklam--

  • Doğadaki İsteme Üzerine
  • Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
  • Kant Felsefesi Eleştirisi

--reklam--

Arthur Schopenhauer Alıntıları - Sözleri

  • les grandes pensées viennent du coeur* Büyük düşünceler kalpten gelir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
  • “Her şeyin niçin olduğunun bir temeli vardır.” (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
  • Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
  • Hafıza düşünülmüş bir şeyi düşünür. (Düşüncenin Çağrısı)
  • Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, insanın canlı canlı gömülmesidir(Seneca, 82) (Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine)
  • Bir düşüncenin esas yaşamı sadece kelimelerin sınır noktasına varıncaya kadar sürer. Orada taşa dönüşür, donakalır ve hayatı sona erer, fakat hayvan ve bitki fosilleri gibi ölümsüzdürler. Geçirdikleri kısa yaşamları bir kristalin kesilme anına benzer. Çünkü düşüncemiz kelimeleri bulduğu andan itibaren içtenliğini kaybettiği gibi ciddi olmaktan da çıkar. Başkaları için varolmaya başladığı andan itibaren içimizde yaşamaya devam etmesi son bulur, tıpkı bir bebeğin annesinden kopup kendi benliğine adım atmaya başlaması gibi. Şairin de dediği gibi: "Beni itirazla şaşırtmayın! İnsan konuşmaya başladığı anda yanılmaya da başlar." (Edebiyat Dersleri)

--reklam--

  • Dünya cehennemin ta kendisidir ve insanlar da bir yandan zulüm gören ruhlar, öte yandan cehennemdeki şeytanlardır (Dünyanın Istırabı Üzerine)
  • Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez. (Üniversiteler ve Felsefe)
  • Kendisinin görgül karakterine dair edindiği kesin bilgi kişiye edinilmiş karakter denilen şeyi sağlar. O kişi iyi ya da kötü kendi özelliklerini ve bu yüzden kendisine ne için inanıp inanamayacağı ya da kendisinden ne beklenip beklenemeyeceğini kesinlikle bilir. Görgül karakteri sayesinde önceden sadece doğallıkla oynadığı rolünü artık artistik ve yöntemli bir şekilde ciddiyet ve kayrayla, söylendiği gibi karakterine hiç vefasızlık etmeden oynar. Kişi ne zaman karakterine sadık kalmazsa kendisi hakkında yanılır. (İstencin Özgürlüğü Üzerine)
  • Doyum dilenciye atılan sadaka gibidir, sadaka onu bugün canlı tutar, böylece onun sefaleti yarına uzatılabilir. (İsteme ve Tasarım Olarak Dünya)
  • “Yaptığımız her eylemde ilk önce “İnsanlar ne der?” diye düşünmekteyiz. Hayat sıkıntılarının neredeyse yarısı sırf bu yüzden oluşmaktadır.” (Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar)
  • Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
  • Hayat. hayat ismiyle anılır, ama gerçekte ölümdür o. (Hayatın Anlamı)

--reklam--

  • Voltaire “Saadet sadece bir rüyadan ibarettir.” der ve ekler:Sinekler örümcekler tarafından,insanlarsa acılar tarafından yenilmek üzere vardırlar. (Merhamet)
  • Kavrayışı bir suç, doğumu bir ceza, yaşamı bir iş ve ölümü de bir gereklilik olan bir insan, kendi­siyle nasıl gurur duyabilir ki? (İnsan Doğası Üzerine)
  • Çünkü her nesne gölge verir; her cisim kesinlikle özgül ağırlığına karşılık gelen bir ağırlıkla düşer... (Ruh Görme Üzerine)
  • Hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur. (Hayatın Anlamı)
  • Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir." (Aforizmalar)
  • Felsefe, sığınılacak bir limandan çok çıkılan bir yolculuğa benzer. (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
  • Bu sıkılma hali varoluşun kendi içinde değersiz olduğunun dolaysız bir kanıtıdır, çünkü sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)