Kitap Künyesi

Yazar: Sigmund Freud

Yazar: Carl Gustav Jung

Çevirmen: Mustafa Tüzel

Yayın Evi: Düşün Yayınları

İSBN: 9789757275107

Sayfa Sayısı: 300

--reklam--

Freud - Jung Mektuplaşmaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Okültizmi de fethetmemiz gerekecek. Bu sonuca libido kuramından varıyorum. Şu sıralar astrolojiyle ilgileniyorum, bu konuyu bilmek mitolojiyi anlamak için kaçınılmaz görünüyor. Bu karanlık ülkede harika özgünlükte şeyler var. Bırakın, bu sonsuzlukta tasasızca dolaşayım. İnsan ruhunun tanınması için zengin ganimetler de getireceğim. Bilinç dışının, uçurumlarında ne gibi gizemler sakladığını tam olarak anlayabilmek için bir süre büyülü kokularla esnemem gerekiyor."

-C.G.Jung-

"En içsel eğilimlerinizin, sizi okültü incelemeye yönelttiğini biliyorum ve zengin bir yükle eve döneceğinizden kuşku duymuyorum. Buna karşı yapacak bir şey yok, tepkilerinin zincirlemesini izleyen biri de doğru yapıyor demektir. 'Demenz' lakabınız, "mistik" küfürüne karşı uzun bir süre dayanacaktır. Ancak orada, tropik kolonilerde kalmayın, kendi yerinde egemen olmak gerekir."

-S. Freud-

--reklam--

Freud - Jung Mektuplaşmaları Alıntıları - Sözleri

  • Hatalı olduğunu anlamak ve özür dilemek,sadece beynini kullanabilen insanlara özgüdür.
  • Birine vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde ilk vazgeçeceği kisi siz olursunuz.
  • Freud diyor ki; “İtiraf edilmemiş hiçbir his asla ölmez.” Bu böyledir. Bilinçaltı dediğimiz çöplük, tamamen ertelenmiş, bastırılmış hislerle doludur. Hepsi, orda öylece nefes alır ve bekler. En alakasız zamanı; rüyaları ve mutlu anları mesela. Söylemeli bekletmeden her şeyi, şuan.
  • Hiçbir yere varmayan yan yollar egemen durumda.
  • Hatalı olduğunu anlamak ve özür dilemek sadece beynini kullanabilen insanlara özgüdür.
  • 15 yıldır hiçbir fotoğrafçının karşısında isteyerek oturmadım, çünkü, o kadar gururluyum ki, bedensel çöküntüyü görmeye dayanamıyorum.
  • İnsan zaman içinde böyle şeylere değer vermiyor, çünkü etrafında kompleks maske­leri değil, insanlar bulunmasını istiyor.
  • Napolyon, "Zamanı gelmiş bir düşünce, bayraklarını dalgalandıran bri ordudan daha güçlüdür" demişti. Bu söz adeta, kısa süren ortaklıklarının başlangıcında hemen hemen dünya çapında bir muhalefetle uğraşmak zorunda kalan Freud ve Jung'un düşüncelerinin yayılması için söylenmiş gibidir.
  • Kabul görmenin zamanı gelecekse, şimdiki zamandan, cehennemin korkunç büyüsünün cennetin kutsal can sıkıntısından farklı olduğu kadar farklı olacaktır.
  • Her yerde kabul görmenin rehavetine kapılmaktan ve kalabalık yeryüzüne yerleşmekten daha korkunç bir şey olamaz.
  • Bireyin özgürlüğü uygarlığın getirisi değildir. Uygarlık yokken özgürlük çok daha fazlaydı.
  • Her zaman aklının rehberliğine güven cancazım, karmakarışık iç dünyanın dışa vurumu olan duyguların seni yanıltabilir ama farkındalık ve içgörüyle yoğrulmuş aklın ise seni yanıltmaz...
  • Bil ki, önemli değildir kaç kez yenildiğin. Çünkü asıl önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğindir.
  • Terapi hakkında söylediklerinizin tümüne imzamı koyabilirim. Ben de aynı deneyimleri yaşadım ve aynı nedenlerden ölürü, "yöntemin öteki tüm yöntemlerden daha ileriye götürdüğü’nden daha çok şeyi açıkça öne sürmekten kaçındım. Böyle adlandırılanlar bir yana, her islerinin bu yöntemle iyileştirilebileceğini öne sürmek bile islemiyorum, iyileşme frekansını araştırmak için elimde hiç bir veri olmadığından, psikozlara yaklaşan vakaları yada kuruntu biçimlerini de (gözlenme kuruntusu, kızarma korkusu v.d.) sık sık ele aldım ve bundan, en azından aynı mekanizmaların isteri ve saplantılı nevroz sınırlarından çok daha öteye ulaştıklarını öğrendim. Kötü niyetli insanlara açıklama yapılamaz; bu yüzden terapinin sınırları ve mekanizması üzerine söylenebilecek kimi şeyleri kendime sakladım ya da sadece bilenlerin anlayabileceği biçimde betimledim. Tedavilerimizin, bilinç dışında egemen olan ve en kesin biçimde, isteride karşımıza çıkan bir libidonun kâğıda dökülmesiyle(aktarım) gerçekleştiği, gözünüzden kaçmayacaktır. Bu aklarım, bilinçdışını kavramamızın ve çevirmemizin itici gücünü ortaya çıkarır. Bu güç olmazsa, hasta çaba göstermez ya da bizim bulduğumuz çeviriyi dinlemez. Aslında bu bir aşk yoluyla tedavidir. Sonra, aktarımda, nevrozların aşk yaşamına bağımlılığının en güçlü en karşı konulmaz kanılı da yatar. Deneyiminizin henüz karar vermenize yeterli olmadığı yerde, elbette bir karara varıncaya kadar, bana geçici bir inanç sunmanızı son derece sempatik buluyorum. Bu krediyi -varsayılan en keskin özeleştiride- hakettiğimi düşünüyorum
  • Adler kararlılıkla devam ediyor ve çok yakında ayrılmış olacak. Geçenlerde, Koitus’un da esas olarak cinsel dürtülere değil, bireyin erkekçe öne çıkma amacına hizmet ettiği görüşünü belirtti. Bu, küçük, samimi bir paranoya. Kuramın bütününde asıl ağırlık noktasının nevrozluların acılan, mutsuzluk ve çatışma duygulan ve bunların açıklanışı olduğunu görebilmiş değil. Adler (Münih’ten bu yana) demekte, siste­minin bir bölümünü savundu ve çeşitli yönlerden saldın aldı, benden değil. Onu bütünüyle anladığımdan bir yana, duygulanımlarına egemen oldum ve ona yumuşak ve geciktirici davranacağım, ama başarı bekle­miyorum - Ekte, Stekel’in, benim vetomla ‘Zentralblalt’tan çıkartılan bir makalesi var. Ona verirken dikkatli olun; kendisi çok yaygaracıdır.

--reklam--

Freud - Jung Mektuplaşmaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Vay be. 1906 yılında mektuplaşmaya başlayan iki insan, 11 ay sonra Viyana’da ilk karşılaşma ve söylenene göre aralıksız tam 13 saat konuşma. 13 saat. Tabi her güzel şeyin ne kadar sonsuz olmasını istesek de mutlaka bir sonu var ve başlarda hastalıkla, sıkıntılarla kesilen mektuplaşmalar zamanla aralarının açılmasına ve ayrılığa dönüştü. 360’a yakın mektubu birçok ekleme ve notla karşımıza çıkaran ekibe de teşekkür etmeliyiz. Ruhsal hastalıklar üzerine oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bir baba oğul ilişkisi gibi başlayan bu mektupların kesin bir ayrılığa dönüşmesi de incelenebilir bence. İçi dışı oldukça etkileyici bir eser olduğunu daha iyi anlatmaya ben yetemem. İyi okumalar dilerim.. (Sadık Kocak)

Bu iki adam, birbirleriyle mektuplaşmaya 1906 yılının Nisan ayında başladılar. Onbir ay sonra, ilk olarak Viyana’da karşılaştılar ve Jung’un söyleyişiyle, onüç saat ara vermeden konuştular. Bu buluşmayı izleyen yıllarda, birkaç günlük aralarla, birbirlerine düzenli olarak yazdılar; mektuplar sadece ara sıra, hastalıklar yada tatiller yüzünden kesildi. Bu mektuplarda, birbirlerine olan sempatilerinin gelişimi, yaptıkları sıkı işbirliği ve sonunda tuhaf bir kesinlik ve etkililikle aralarının açılmasının öyküsü ortaya serilmektedir. Yaklaşık 360 mektubu içeren bu yazışma. 1974 yılında Sigmund Freud – C. G. Jung Briefwechscl1 (S. Freud/C. G. Jung Mektuplaşması) adlı kitapla tam olarak yayınlanmış ve yayıncılar tarafından çok sayıda notla, bilimsel eklerle ve resimlerle donatılmıştır. Bilgiyle ve özenle yayına hazırlanmış olan bu kitap, günümüzde ruhsal hastalıklar bilimi alanında çalışan her ciddi araştırmacının başucu kitabıdır. Kitabın iki yayıncısından biri. William McGuire. buraya kısaltmadan aldığımız editoryal önsözünde, özgün metinlere ulaşabilmek ve bu tarihsel sayfaların basım izinlerini alabilmek için ne çok sabır ve zahmet gerekliğini anlatmaktadır. Elbette, bu denli çok sayıda mektubun birçoğu, organizasyona ilişkin ayrıntılarla yada başka yayınlara ilişkin, genel okuyucu kitlesini çok az ilgilendiren sorularla doludur: kimi yerlerde de anlaşılması için uzmanlık bilgisi gereken arı teknik sorunlar ele alınmaktadır. Elinizdeki, kısaltılmış basımın amacı, mektuplaşmanın çekirdeğine, olabildiğince geniş bir okur kitlesinin, dünyaca ünlü iki adamın yazgısal karşılaşmasına ve dönemlerinin tıp dünyasının katı düşmanlığına karşı koymakla gösterdikleri yürekliliğe ulaşabilmesini sağlamakladır. Bu kitaba alınan metinlerde Freud ve Jung arasındaki dostluğun evreleri, baba – oğul ilişkisinden, düşünce farklılıklarının yavaş yavaş artışına, iki enerjik, ama temelde karşıt düşünürün gitgide şiddetlenen sürtüşmelerine ve sonunda kesin olarak kopmalarına dek, adını adım izlenebilir. Ayrıca. Jung’ün karısı Emma daha 1911 yılında, açığa vuran yabancılaşmanın işaretlerini görebilmiştir. Freud’a gizlice yazdığı ve iki adamı -b o şu n a – uzlaştırmayı denediği mektuplar da bu seçkiye alınmamıştır. Özgün içerikleri bir yana bırakılırsa, bu mektuplar, birçok ailedeki yetenekli baba ile yetenekli oğul arasındaki klasik sevgi-nefret ilişkisinin bir örneğini sergilemekledirler. Freud ile Jung arasındaki ayrılık çoğu kez büyük bir şanssızlık olarak gösterilir: oysa bu görüş tartışma götürür. Bu kopma, gerçi sancılı ama sonuçta mutlu bir olay olarak da görülebilir. Baba ile oğul arasındaki bu tür çatışma durumlarında iki rakip genelde, dönüşümlü olarak bir defa özellikle olumsuz yönlerini öne çıkarma, bir başka defa da yorucu denemelerle karşılıklı olarak birbirlerini anlamaya çalışma eğilimindedirler. Oysa bu olayda, kopmaları, bu dönüşümlülüğe son vermiş ve iki adamın kişiliklerini geliştirmelerinin, üretkenliklerini arttırmalarının yolunu açmıştır. Bu kopma gerçekleşmeseydi her birinin öbürüne denk düşmeye ve böylece ilişkiyi ayakta tutmaya çalıştığı sürekli uyum sağlama edimleri, mutsuzlukların olabildiğince artıracaktı. O zaman belki de dünya. insan ruhunun anlaşılmasına yönelik iki parlak ve eşsiz katkıdan yoksun kalacaktı.. Keyifli Okumalar.. (Kerim Titiz)

kavramsal olarak, psikoloji dalında yeni bir çok kelime öğrenmeme sebep olmak dışında pek bir ufku açan, sarsıcı bir nokta göremediğim, tarihsel sıralama dikkate alınarak hazırlanmış mektuplaşma serilerini içeren kitap. Jung, Freud'un bir çok mektubuna cevap vermiyor. sonraları yazdığı mektupta yoğunluğundan bahsediyor. bazı mektuplarda Jung tam bir konuya girmiş, güzel bir tartışma doğar buradan diyorsunuz ve verilen cevabı okuyorsunuz ki alakası yok. bambaşka bir şey anlatıyor Freud. kitabı okumadan önce belli bir standardın üzerinde ve belli başlı konular üzerinde farklı görüşlerin beyin fırtınası yarattığı incelikli bir edebi dil kullandıklarını hayal ederken okuduğum şey beni hayal kırıklığına uğrattı. normalde okuyacağım kitabın ön araştırmasını yaparak alıp okuyorum. zaman kaybı yaratmamak adına ancak bu sefer gözü kapalı davrandım ve sonuç hüsran. fikirsel bağlamda herhangi bir verinin bulunmadığı, kısmi olarak tedavi noktasında psikanaliz içerikli kavramlar var hepsi bu. geri kalan için yok belim ağrıyor bu aralar, annengiller nasıllar, yoğundum yazamadım, odaklanamıyorum vs... (Uğur De Molinari)

--reklam--

Freud - Jung Mektuplaşmaları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Sigmund Freud - Freud - Jung Mektuplaşmaları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Freud - Jung Mektuplaşmaları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Sigmund Freud Kimdir?

Sigmund Freud ( nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur...

Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.

Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.

Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)

Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı.

1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi.

Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.

1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.

1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.

1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.

Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.

Eserleri [değiştir]

Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens (Günlük Yaşa­mın Psikopatolojisi)

Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)

Über Psychoanaly­se (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)

Totem und Tabu (Totem ve Tabu)

Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)

Unbehagen in der Kultur (Uygarlı­ğın Huzursuzluğu)

Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)

Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)

Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905

Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905

Psikanalizin Tarihçesi, 1914

Psikanalize Giriş Dersleri, 1917

Yaşamım ve Psikanaliz, 1925

Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926

Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927

Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930

Psikanaliz ve Uygulama,

Psikanaliz Üzerine,

Olgu öyküleri

Histeri ile Mücadele

--reklam--

Sigmund Freud Kitapları - Eserleri

  • Kitle Psikolojisi
  • Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize Toplu Bakış
  • Uygarlık Toplum ve Din
  • Amatör Psikanalizi
  • Sevgi ve Cinsellik Üzerine
  • Olgu Öyküleri 1
  • Olgu Öyküleri 2
  • Totem ve Tabu
  • Psikanaliz Üzerine
  • Nevrozlar - Psikanalize Giriş 2
  • Cinsellik Üzerine
  • Rüyaların Yorumu
  • Kokain
  • Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş
  • Grup Psikolojisi ve Ego Analizi
  • Haz İlkesinin Ötesinde
  • Psikoloji Kanalize Ederek Psikanaliz Kuramı
  • Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma
  • Bilinçaltı
  • Ruh Çözümlemesine Giriş Konferansları
  • Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
  • Uygarlığın Huzursuzluğu
  • Cinsiyet ve Psikanaliz
  • Kültürdeki Huzursuzluk
  • Niçin Savaş?
  • Yaşamım ve Psikanaliz
  • Seçme Yazılar
  • Terapi
  • Endişe
  • Rüya Yorumları 1
  • Rüya Yorumları 2
  • Psikanaliz ve Uygulama
  • Psikanalize Giriş Dersleri
  • Ket Vurma
  • Musa ve Tektanrıcılık
  • Psikopatoloji Üzerine
  • Kendi Kendine Psikanaliz
  • Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
  • Mutluluk Dediğimiz Şey
  • Davranış Bozuklukları ve Tedavisi
  • Çocukta Fobinin Analizi
  • Yanılgılar ve Düşler Üzerine
  • Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi
  • Bir Genç Kızın Günlüğü
  • Freud - Jung Mektuplaşmaları
  • Psikanalize Giriş
  • Espriler ve Bilinçdışı ile İlişkileri
  • Dinin Kökenleri
  • İsteri Üzerine Araştırmalar
  • Psikanalitik Hastalık Öğretisi Hakkında Yazılar
  • Metapsikoloji 1
  • Metapsikoloji 2
  • Metapsikoloji 3
  • Metapsikoloji 4
  • Psikanalize Giriş
  • Psikanalize Giriş
  • Cinsel Yasaklar Ve Normaldışı Davranışlar
  • Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar
  • Bir Histeri Vakası Analizi
  • Psikanalize Yeni Giriş Dersleri
  • Psikanaliz Açısından Edebiyat
  • Kültürel Cinsel Ahlak ve Modern Sinirlilik
  • Sanat ve Edebiyat
  • Aşkın Psikolojisi
  • Histeri Üzerine Çalışmalar
  • Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları
  • Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları
  • Ruh Çözümlemesinin Tarihi
  • Freud'un Mektupları
  • Psikanaliz Üzerine
  • Bakirelik Tabusu
  • Otobiyografi
  • Psikanaliz Üzerine Vakalar
  • Bilinçsizlik ve Psikanaliz
  • Siz Deli Misiniz?
  • Einstein’a Mektup
  • Psikanaliz
  • Eşeysellik Kuramı Üzerine Üç Deneme
  • Savaş ve Ölüm Üzerine
  • Bir Yanılsamanın Geleceği
  • Yas ve Melankoli
  • Rüya Psikolojisi
  • Leonardo da Vinci
  • Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü
  • İçgüdüler ve Baskılama
  • Espri Sanatı
  • Din
  • Takıntı Üzerine
  • Bilinçsiz-Olan
  • Anksiyete Üzerine
  • Psikanalizin Ana Hatlari
  • Totem ve Tabu - 2.Cilt
  • Kadın Cinselliği Üzerine
  • Ego ve Id
  • Bilinç Dışı
  • Bilinçaltını Keşfetmek
  • Sevgi Məktubları
  • Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir
  • Aforizmalar
  • Sanrı ve Düş
  • Tutukluk Semptom ve Kaygı
  • Ruhsal Kimlik
  • Doğuştan Gelen Sapkın Eğilimler
  • Dora
  • Kendini Koruma İçgüdüsü
  • Psikanalitik İlerlemenin Önündeki Engeller
  • Psikanaliz ve Telepati
  • Cinsel İstismar - Psikoloji Serisi
  • Ensest
  • Yasaklar ve Normal Dışı İstekler
  • Gizemli
  • Düşüncelerin Sınırsız Gücü
  • Kadın Eşcinselliği
  • Totem ve Tabu Barbarlar ile Nevrotik Kişiliklerin Zihinsel Yaşantılarındaki Benzerlikler (Cep Boy)
  • Arzular ve Çatışmalar
  • Sexualleben
  • Введение в психоанализ
  • Sanat ve Psikanaliz
  • Erkeklerin Cinsel İçgüdüsü
  • Ketlenmeler, Belirtiler ve Anksiyete
  • Ego ve Kimlik
  • Libido ve Narsisizm
  • Cinsiyetler Ayrımı
  • Mədəniyyətin sancıları
  • Totem ve Tabu
  • Aşkın Psikolojisi

--reklam--

Sigmund Freud Alıntıları - Sözleri

  • Devletlerin, bireyleri kötülükten alıkoymasının, kötülük yapmayı ortadan kaldırmak amacından değil, onu tıpkı tuz ve tütün gibi tekeline almak amacından doğduğu düşüncesine kesin bir biçimde inanılabilir. (Cinsiyet ve Psikanaliz)
  • Kadınlar, özellikle de güzelseler, nesne seçimlerinde kendilerine dayatılan toplumsal kısıtlamaların bedeli olan belli bir kendiyle yetinme geliştirirler. Kesin konuşmak gerekirse bu türden kadınların erkeklerin kendilerine yönelik sevgileriyle kıyaslanabilecek yoğunlukta sevdikleri tek şey yalnızca kendileridir. Gereksinimleri de sevme değil ama sevilme doğrultusundadır ve bu koşulu yerine getiren erkek onların onayını kazanan kişi olur. (Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları)
  • Bastırma bireysel çalışır; bastırılmış olanın her bir türevi kendine özgü bir yazgıya sahip olabilir; biçim değişikliğinin fazlası yada azı başarının sonucunu tamamıyla değiştirebilir (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
  • Biz ölümün yaşamın tek amacı olduğunu iddia etmiyoruz; ölüm kadar yaşamın da olduğu gerçeğini gözardı etmiyoruz. (Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları)
  • Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor. (Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi)
  • Psikanaliz bize baba kompleksi ile Tanrı inancı arasında yakın bir ilişkinin bulunduğunu ;bize kişisel bir Tanrı'nın psikolojik yönden yüceltilmiş bir babadan başka bir şey olmadığını göstermiştir ve her geçen gün genç bireylerin babalarının otoritelerinden kurtulduklarında dinsel inançlarını nasıl kaybettiklerine dair yeni kanıtlar sunmaktadır. (...) (Leonardo da Vinci)
  • Mutlu kişiler düş kurmaz, bunu ancak yeterince doyuma ulaşmamış kişiler yapar. Doyuma kavuşturulmamış, düşlemlemenin itici güçleridir ve her düş belli bir isteğe doyum sağlama çabası ve böyle bir doyumu ondan esirgeyen gerçek'i değiştirme girişimidir. (Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar)
  • Olgunluk hazzı erteleyebilme kabiliyetidir. (Aforizmalar)
  • fakat bekâret bir tabunun, dinsel olarak tarif edilebilecek bir yasağın konusu haline gelmiştir. (Bakirelik Tabusu)
  • Temelde kırıcı olan bir düşünce belli bir yoğunluk seviyesine ulaşır ulaşmaz çekişme aktifleşir ve bu kesinlikle bastırmaya yol açar. (Bilinç Dışı)
  • Çocukluk çağında hiçbir gereksinimin bir babanın korumasına karşı duyulan gereksinimin kadar güçlü olabileceğini sanmıyorum (Kültürdeki Huzursuzluk)
  • Birbirleriyle uzlaşması zor çelişkilere düşüyorsunuz.. (Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş)
  • "Efsaneye göre insan denilen varlık, kadın ve erkek olarak iki parçaya bölünmüştür; o zamandan beri aşk yoluyla birleşmeye çalışmaktadır" (Cinsellik Üzerine)
  • "Tam da hastalanacak zamanı bulmuştur büyük anne. Hastamız, sevdiğini, böylesine özlemişken..." (Psikanaliz ve Uygulama)
  • Ve her zaman öylesine güçsüz kalırdım ki, içimi yakıp kavuran tutkuları dışa vuramazdım. Dolayısıyla hep baskıladım kendimi, sanırım bu da halimden belli oluyor. (Yaşamım ve Psikanaliz)
  • İd'de içgüdüye düşen rolü ego da algı oynamaktadır. Ego tutkuları ihtiva eden id'in tersine, mantık ve sağduyu olarak adlandırılabilecek olan şeyi temsil etmektedir. (Ego ve Id)
  • herkes kendi hayatı üstünde hak sahibidir...' (Mutluluk Dediğimiz Şey)
  • Ama sorarım size, insanlar ellerine geçirdikleri bir şeyi ne zaman karmakarışık, ne zaman eciş bücüş bir duruma sokmamıştır? (Kendi Kendine Psikanaliz)
  • Sanki bilinçli olanın direnci, kökensel bastırılmış olandan uzaklaştırılmalarını sağlayan bir işlev görür. (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
  • "Doğa, göründüğü kadarıyla bizi soğukkanlılıkla, zalimce, amansızca ve olasıdır ki tam da bizim doyum sağlamamıza yol açmış şeyler aracılığıyla yok eder." (Bir Yanılsamanın Geleceği)