Kitap Künyesi
Yazar: Mihail Bulgakov
Çevirmen: Ergin Altay
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750748066
Sayfa Sayısı: 48
--reklam--
Gelecekten Beklentiler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
MİHAİL AFANASYEVİÇ BULGAKOV, 1891’de Kiev’de doğdu. Genç yaşta doktorluğu bırakarak kendini tümüyle yazarlığa verdi. İlk romanı Beyaz Muhafız (1925), komünist bir kahramana yer vermediği gerekçesiyle Sovyet resmî çevrelerince büyük tepkiyle karşılandı. Sovyet toplumunu eleştiren yergili fantezilerin yer aldığı Şeytanî’de (1925) resmî çevrelerin eleştirisine uğradı. Bulgakov aynı yıl sözde bilim üstüne bir yergi niteliğindeki Köpek Kalbi’ni yazdı. 1930’a gelindiğinde, eserlerinin yayımlanması yasaklanmıştı. Buna karşın Bulgakov, 1930’larda iki önemli eser daha verdi: Moskova Sanat Tiyatrosu’nun perde arkasını acımasızca yeren yarıda kalmış özyaşamöyküsel romanı Teatral Bir Roman ve göz kamaştırıcı bir fantezi olan Usta ile Margarita. 1940’ta Moskova’da ölen Bulgakov’un eserleri, Stalin’in ölümünün ardından, 1950’lerin sonlarına doğru gittikçe saygınlık kazandı.
--reklam--
Gelecekten Beklentiler Alıntıları - Sözleri
- Yakın geçmişimizi analiz ediyorduk. Evet, son iki yılımızın neredeyse her ânını çok iyi inceliyorduk. Çoğumuz sadece incelemekle kalmıyor, lanetliyorduk da.
- Şanssız vatanımızın "büyük sosyal devrim"in onu attığı yüz karası ve yoksulluk çukurunun en dibinde bulunduğu günümüzde çoğumuzun aklına giderek daha da sık, aynı düşünce geliyor. Direşken bir düşünce bu. Karanlık, karamsar bu düşünce bilincimizde yer ediyor ve ısrarla cevap bekliyor. Bu sade bir düşünce: İleride başımıza neler gelecek?
- Neden bırakmıyorsun peşimi, kader?! Neden yüz yıl önce doğmadım? Ya da daha iyisi: Yüz yıl sonra. Hem daha iyisi, keşke hiç doğmasaydım.
- O parlak günleri kimler görecek? Bizler mi? Oh, hayır! Ama belki bizim çocuklarımız, belki torunlarımız; çünkü tarih çok uzundur, on yıllar bir yıl gibi çabucak geçer... Ve başarısız bir kuşağın temsilcileri olan bizler iflas etmiş zavallılar gibi ölürken çocuklarımıza şöyle diyeceğiz: "Ödeyin, dürüstçe ödeyin ve sosyal devrimi daima hatırlayın!"
- Bundan böyle savaşlara lanet olsun, sonsuza kadar lanet olsun!
- İçinde bulunduğumuz zaman gözümüzün önünde. Öyle bir zaman ki bu, gözlerimiz kapanmak istiyor. Görmemek! Yalnızca gelecek kalıyor. Gizemli, bilinmeyen gelecek.
- Benim aşkım yeşil abajurlu lambam ile çalışma odamdaki kitaplarım.
- Ve özgürlüğe kavuşturacaklar vatanı. Çünkü kahramanları olan bir ülkede vatanın artık öldüğünü düşünmek suçtur.
- Neden bırakmıyorsun peşimi, kader?! Neden yüz yıl önce doğmadım? Ya da daha iyisi:Yüz yıl sonra. Hem daha iyisi, keşke hiç doğmasaydım. Bugün biri şöyle dedi bana:"Torunlarınıza bir şeyler anlatacak olduğunuz için doğdunuz!" Amma saçma! Sanki tek hayalim, kocayınca torunlarıma duvarda nasıl asılı kaldığım gibi saçmalıkları anlatmakmış gibi! Hem yalnızca torunlarım değil, çocuklarım da olmayacak benim.
- Ve başarısız bir kuşağın temsilcileri olan bizler iflas etmiş zavallılar gibi ölürken çocuklarımıza şöyle diyeceğiz: Ödeyin, dürüstçe ödeyin ve sosyal devrimi daima hatırlayın!
- "Bundan böyle savaşlara lanet olsun, sonsuza kadar lanet olsun!"
- Ve başarısız bir kuşağın temsilcileri olan bizler iflas etmiş zavallılar gibi ölürken çocuklarımıza şöyle diyeceğiz: “Ödeyin, dürüstçe ödeyin ve sosyal devrimi daima hatırlayın!”
- "Ya biz... Biz birbirimizle boğuşacağız, kavga edeceğiz. Çünkü bu gidişi durdurabilecek, değiştirebilecek bir güç yok."
- İçinde bulunduğumuz zaman gözümüzün önünde. Öyle bir zaman ki bu, gözlerimiz kapanmak istiyor. Görmemek! Yalnızca gelecek kalıyor. Gizemli, bilinmeyen gelecek. Aslında: Ne olacağız?..
- Her şey iğrenç bir rüya gibi geçip gitmişti.
--reklam--
Gelecekten Beklentiler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap üç kısa hikayeden oluşuyor. Son hikaye, kitaba adını veren Gelecekten Beklentiler. Bu yaklaşık 4 sayfalık hikayeyi beğenmedim. Propagandayı biraz bariz yapmış. Diğer iki hikaye, Bulgakov'un kaleminden çıktığını belli ediyor. Askerlik ve doktorluk ekseninde ilerleyen bu hikayelerden ikincisini beğendim. Yahudi olan veya olduğundan şüphelenilen bir doktorun zorla askere alınması ve oradaki Albayın zalimliklerine karşı tavrı konu alınıyor. Savaşın da kendin içinde kuralları olduğunu hatırlatan bir hikayeydi. İlk hikaye kesik kesik yazılmış bir asker günlüğünden oluşuyordu. Pek beğenmedim. olmasa da olurmuş. Kitabı, yukarıda bahsettiğim ikinci hikayenin hatrına, ilgililerine öneririm. (Onur Karabağ)
İki kısa öykü ve Bulgakov'un Sovyetlerin geleceğine ilişkin öngörülerini dile getirdiği bir metinden oluşan kitap, serinin diğer kitapları gibi okuması kolay, bir çırpıda bitirilebilecek türden. Asıl mesleği doktorluk olan yazarın öykülerinde bu birikimin izlerini görmek mümkün. (Fatih)
“Bundan böyle savaşlara lanet olsun,sonsuza kadar lanet olsun!” Herkese merhaba,Can yayınlarının Lacivert klasik serilerinden olan Gelecekten Beklentiler, içerisinde 3 farklı öykü bulunduran bir eser. Öykülerin genelinde ortak tema:Savaş. Daha açık bir ifade ile ;Rusya’nın iç savaşını ve savaşın arkaplanını,komutanların halka yaptıkları kimi zalimliklerini ve yazarın ön görülerini paylaştığı kısa hikayeler. Bu Öyküler ise: Bir Doktorun Olağanüstü Serüveni Ben Öldürdüm Gelecekten Beklentiler. İçlerinden kitabın da adını aldığı Gelecekten Beklentiler adlı öyküyü daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Okunabilir,çerezlik kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar şimdiden. (Elif)
--reklam--
Gelecekten Beklentiler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mihail Bulgakov - Gelecekten Beklentiler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gelecekten Beklentiler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mihail Bulgakov Kimdir?
15 Mayıs 1891'de Kiev'de doğdu. 1916'da Kiev Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu, fakat birkaç yıl sonra doktorluğu bırakarak hayatını edebiyata adadı. Kiev Şehir Tiyatrosu'nda sergilenen ilk iki oyunu büyük başarı kazandı. İlk eşiyle Moskova'ya yerleşen Bulgakov, 1922-1926 arasında oyun yazmayı sürdürdü, fakat Sovyetler Birliği'nin ideallerini yansıtmadığı gerekçesiyle oyunlarının sahnelenmesi yasaklandı. 1925'te yazdığı hicivli romanı 'Köpek Kalbi' de benzer bir kaderi paylaşarak, Sovyetler Birliği'nde 1987'ye kadar yayımlanamadı. Aynı yıl ilk eşinden boşanarak Lyubov Belozerskaya'yla evlendi. Sanatını icra edememekten bunalan Bulgakov, 1930'da Stalin'e bir mektup yazarak yurtdışına çıkma izni istedi. Fakat bu talebi reddedilen Bulgakov'a Moskova Sanat Tiyatrosu'nda sahne arkasında bir iş ayarlandı. 1938'de, ölümcül hastalığına yakalanmadan hemen önce başyapıtı sayılan 'Üstat ile Margarita'yı tamamladı. 1940'ta böbrek yetmezliğinden öldü. Kitap ilk olarak 1966-1967 yıllarında, dul eşinin çabaları sayaesinde 'Moskva' dergisinde yayımlandı. Kitap olarak 1973'te basıldı.
--reklam--
Mihail Bulgakov Kitapları - Eserleri
- Genç Bir Doktorun Anıları
- Köpek Kalbi
- Usta ve Margarita
- Ölümcül Yumurtalar
- Morfin
- Şeytani
- Kaybolmuş Bir Göz
- Gelecekten Beklentiler
- Usta ile Margarita (Çizgi Roman)
- Beyaz Muhafız
- Bir Ölünün Anıları
- Çelik Boğaz
- Kızıl Moskova
- Stalin'e Mektuplar
- Hayatımızın Bir Günü
- Kol Manşetinde Notlar
- Moliere Efendi
- Adem ve Havva
- Son Günler (Aleksandr Puşkin)
- Saldırı
- Morfin - Leviathan
- Hayatın ve Ölümün Saati
- Bir Delinin Hikayesi
- Seçilmiş Əsərləri
- Altın Kent
- Diaries
--reklam--
Mihail Bulgakov Alıntıları - Sözleri
- "Ayakta dikiliyor, ağlıyordum, gözyaşlarım sel gibi akıyordu. Öylece duruyor, bir şey anlayamıyordum. Oysa kafamın içinde kuşlar şarkılar söylüyorlardı... Saçma şeyler... Hatırlıyorum o günü, ah, hatırlıyorum, nasıl bir gündü o gün, ah, nasıl..." (Kızıl Moskova)
- "Bu yüce yurttaş öldürülmüştür, çünkü ülkemizde halkı köle gibi gören insanlara hiç lâyık olmadıkları sınırsız bir güç ve yetke verilmiştir." (Son Günler (Aleksandr Puşkin))
- "Düşünmek yasaklanamaz." (Bir Ölünün Anıları)
- Bu kocakarılar hepten silinip gitse yeryüzünden ne iyi olurdu! (Genç Bir Doktorun Anıları)
- Lütfen bir akıl verin bana. (Çelik Boğaz)
- Kurbağalar dayanılmaz bir tiksintiyle içimi ürpertiyor. Onlar yüzünden ömrüm boyunca bedbaht olacağım. (Ölümcül Yumurtalar)
- Yine ağlıyorum; Neden gece vakti geliyor bu iğrenç zayıflık? (Morfin)
- "Ah, para, para! Dünyada ne kadar da çok kötülüğe yol açıyor! Hepimiz paradan başka bir şey düşünmüyoruz, ama kaçımız ruhumuzu düşünmüşüzdür ki? " (Bir Ölünün Anıları)
- Ortamda sanki hiçbir şey değişmemişti. Ama ben çok değişmiştim. (Kaybolmuş Bir Göz)
- Ey, hunhar insanlar, neden kıydınız bana ? (Köpek Kalbi)
- Ah, yalnızlıktan, soğuktan, çevremde kimsenin olmamasından içim sızlıyor, daralıyor! (Kaybolmuş Bir Göz)
- "Oralarda bir yerde" Devrim,,,,oluyor. (Morfin)
- İnsanlardan o kadar korkuyorum ki gece koridorda bir ayak sesi veya konuşma işitince çığlıklar atmaya başlıyorum. (Hayatımızın Bir Günü)
- Oyunu yedi buçuk günde, yani dünyanın yaradılışından bir buçuk gün daha kısa sürede yazdık, tamamladık. Buna rağmen, dünyadan daha kötü bir şey çıktı ortaya... (Altın Kent)
- En çok sevdiğimiz insanlar,kendimize en ćok benzettiklerimizdir. (Moliere Efendi)
- Akşamları okumaya başlamıştım -çoğunlukla difteri ve kızıl hastalığı hakkında ama ayrıca tuhaf bir şekilde Fenimore Cooper’a da bağımlılık geliştirmiştim- ve masamın üzerindeki elektrik lambası, semaverimin tepsisine düşen korlu kül, soğumakta olan çayım ve uykusuz geçen aylardan sonra elde ettiğim uyuma şansı için müteşekkirdim. (Morfin - Leviathan)
- Neden bırakmıyorsun peşimi, kader?! Neden yüz yıl önce doğmadım? Ya da daha iyisi:Yüz yıl sonra. Hem daha iyisi, keşke hiç doğmasaydım. Bugün biri şöyle dedi bana:"Torunlarınıza bir şeyler anlatacak olduğunuz için doğdunuz!" Amma saçma! Sanki tek hayalim, kocayınca torunlarıma duvarda nasıl asılı kaldığım gibi saçmalıkları anlatmakmış gibi! Hem yalnızca torunlarım değil, çocuklarım da olmayacak benim. (Gelecekten Beklentiler)
- Diğer bir deyişle, kendi doğduğu yeri çarpan bir yıldırım gibi... (Morfin - Leviathan)
- Ve o havlu Murtin'de yatak odamda yıllarca asılı durdu, daha sonra gittiğim her yere benimle geldi. Sonunda iyice eskidi, havı döküldü, yer yer delindi ve nihayet hatıralar gibi o da silindi, kayboldu. (Çelik Boğaz)
- Çattık! Aklınızı başınıza alın! (Usta ve Margarita)
Yorumlar
0 yorum