Kitap Künyesi
Yazar: Seray Şahiner
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750707933
Sayfa Sayısı: 115
--reklam--
Gelin Başı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikâyeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında öz'el ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazar anlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda.
HULKİ AKTUNÇ
--reklam--
Gelin Başı Alıntıları - Sözleri
- “Hayatımda hiçbir şeyi terk etmedim ben, insanları bırakıp gittiğim oldu ama kendi oluşturduğum bir şeyi hiç...”
- İnsan bu kadar iç sesle kendi başına mücadele edemez ki. Bir yere aktarmak lazımdı.
- Galiba hayat en sık, ne yapacağı belli olmayan insanları sınıyor.
- “Bazen ağlamaktan başka yapacak bir şey olmuyor.”
- “Yaman, çocuk geliyor beni hastaneye götür. İş var şimdi, dedi. Yarın doğurursun.”
- “Ah be Ahmetçiğim, sen yanımda olmayınca bitkisel hayata giriyorum ben, niye anlamıyorsun?”
- Hayat devam ediyor, diyorlar ya, bence yalan. Hayat bir yerden sonra duruyor.
- “Şu kadınlar erkekleri kendilerine bağlamak için yaptıkları beyin mesaisini başka şeylere harcasalar, dünya çok başka bir yer haline gelirdi.”
- Bir sigara içimi bile konuşmadı benimle.
- “Esme Hanım, tuvalete gidiyorum, demez; hep, lavaboya gidiyorum, derdi. Bir gün sevgilisi, yahu sen lavaboya mı s*çıyorsun? demişti de az kalsın evden kovuyordu adamı.”
- “Hayat devam ediyor, diyorlar ya bence yalan. Hayat bir yerden sonra duruyor. Ben hâlâ onun bana en kıymetli varlığıymışım gibi baktığı kahvedeyim. Böyle, sonsuzluğa bakar gibi bakıyordu. Ne bileyim ben tarif edemiyorum.”
- “Bir de baktık süt şişesi kadar bir şey, kafası şeftali kadar. Bu muymuş ayol, dedim, iki gün bizi uğraştıran? Hapşırsan burnundan çıkar.”
- “Hayatımda hiçbir şeyi terk etmedim ben, insanları bırakıp gittiğim oldu ama kendi oluşturduğum bir şeyi hiç...”
- “İnsanın bütün umutsuzluğu tek bir şeyden kaynaklanır. Odasında sessizce kalmayı başaramamasından.”
- İnsan bu kadar iç sesle kendi başına mücadele edemez ki. Bir yere aktarmak lazımdı.
--reklam--
Gelin Başı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir Seray Şahiner Öyküsü: İçinde on tane öykünün bulunduğu bir kitap Gelin Başı. Yazarın kimi öyküsünde kendinizden bir şeyler bulacağınız çok tatlı, çok naif yazılmış öyküler var. Kitabın adını aldığı gelin başı öyküsünde çok, beni etkileyen öyküleri; ilk öpüşte aşk ve yedi ağlı don. Biraz daha farklı mizaçlarda yazılmış olduğunu hissettiren kitap olmuş. Ben öykülerin çoğunda okurken eğlendim. Kısa ve öz bir incele yeterli olur galiba, okumanızı öneriyorum. (cersei)
Kadınları, hikayelerini, içlerini, dertlerini sevinçlerini, mutluluklarını, iç konuşma larını, yalnızlıklarını, kadına ve kadınlığa dair olanı, ne de güzel tanımışsın seray şahiner, muhabbetin çok keyifliydi, aldı götürdü kelimelerin cümlelerin Bir kadının o sevgisini,hesaplaşmaları nı, hislerini, duygu değişikliklerini, hüznünü , terk edilişini, yarı yolda bırakılışını, içi sesiyle beraber ne de güzel anlatmış Elif bir ev aradı, bir ev yaptı kendine, bacası tüten bir ev istedi, aile özlemi duyduğu, eşyalarıyla vedalaştı, en son penceresine de bir göz gezdirdi evin bavulunu alıp çıktı, imdadına telefon yetişti Hayatta hiçbir şeyi terk etmedim ben, insanları bırakıp gittiğim oldu ama kendi oluşturduğum bir şeyi hiç Mercanın selmana duyduğu o tertemiz aşk, ailesinden kopuşu, kendi ailesinin oluşu Yeliz'in bastırmaya çalıştığı yalnızlığı, sonra herşeyin dank etmesi, insan yalnız ve gururlu sağlam bir şekilde mi durmalıdır hayata karşı, yalnızlaşmaya başlayınca Bir gelinin, gelin başı macerasından yola çıkarak, nasıl hiç kimse tarafından anlaşılmadığının, aslında hiç birşeyi diğerlerinin istediği gibi istemediğin, başkasıyla yaşadığı anın onun yüzüne vurulacağın acı hikayesi "Şiir yok"olan kadınlardan biriydi esme hanım, insanın içinde bulunduğu durum, yer ettiği ortam, ailesi, aile yaşantısı, yaşanılanlar, bazen peşini bırakmış gibi gelir ayrı düzene yerleşir sonra bir şey olur küçük ama büyük bir şey insan alıştığı o gürültüyü arar Çiğdem, kendi halini şu iki isimle bir araya getirir, türkan şoray gibi gururlu ve asil mi olacağım, müjde ar gibi aşkım için herşeyi yapıp gurursuz mu, sevgisi üzerine, yaşananlar üzerine o gidip gelmeleri, duygu çalkantılarına bizi de ortak etmesi ve sonunda selamete kavuşma sevgisini bulması Tuğçe nasıl bitirdi mektubunu "En karmaşık duygularımla " (Eda Çoban)
--reklam--
Gelin Başı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Seray Şahiner - Gelin Başı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gelin Başı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Seray Şahiner Kimdir?
1984 yılında Bursa'da doğdu, İstanbul'da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu'nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. 2011'de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden, Sinema Anabilim Dalı'nda yüksek lisans derecesi aldı.
'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan'da ve Birgün Gazetesi'nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı.
2006 yılında Varlık Dergisi'nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları'nca yayımlandı. yazar/Sirri-Sureyya-Onder 'e senaryo asistanlığı yaptı. 2008'de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen 'Yedi Tepeli Aşk' oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011'de ikinci öykü kitabı 'Hanımların Dikkatine' Can Yayınları'nca yayımlandı.
--reklam--
Seray Şahiner Kitapları - Eserleri
- Antabus
- Kul
- Ülker Abla
- Hepyek
- Gelin Başı
- Hanımların Dikkatine
- Reklamı Atla
--reklam--
Seray Şahiner Alıntıları - Sözleri
- “Kocası karısına tecavüz etti,” diye haber okudunuz mu? Evliyken olan tecavüzü kimse tecüvüzden saymaz. Cilve falan sanıyorlar herhal: tecoş! Aaa, ben de kocama laf ettirmem. Ne de olsa nikâhlı tecavüzcüm! (Antabus)
- "Çalışınca her dakikanın kaç lira ettiğini hesaplıyorsun. Taksimetre gibi..." (Hepyek)
- Dalga boyu aşmıştı, ha bir karış, ha beş karış... (Kul)
- Başkasının derdi devadır:Bakar bakar, ‘Benden kötüleri de var.’ deyip haline şükreder, kendi derdini unutursun . Vah vah , tüh tüh deyip kafi merhameti gösterdiğin an görevin biter. (Antabus)
- Yoksulluğunu gelir kapısı, yenikliğini peşinat, haklılığını koz olarak kullanmayanlardan korkmazlardı. (Hepyek)
- “Bak oğlum,” diyecekti,“küçükten işe girmiş kızdan kaçacaksın bir, bu yaşa kadar okumuş kızdan kaçacaksın o da iki. Bunların gözü açılmış olur. Söyletme oğlum beni... (Antabus)
- Umut etmek iyiydi, insanın içinde bir ses oluyordu. (Kul)
- “Bir de baktık süt şişesi kadar bir şey, kafası şeftali kadar. Bu muymuş ayol, dedim, iki gün bizi uğraştıran? Hapşırsan burnundan çıkar.” (Gelin Başı)
- "Namus, namus" diyenden korkacaksın asıl. (Hanımların Dikkatine)
- ..ama bu insan milleti, ölü için son görev yapmaya diriye yardım edeceğinde olduğu gibi kaçmaz. Toprağın altına gömülenden, yere düşenden çekindiği gibi çekinmez insanlar...niye? Ölünün başka bir şey isteme ihtimali yok! (Ülker Abla)
- Erkek kısmı bu, iyi davransan yüz bulduğundan, kötü davransan ağrına gittiğinden musallat olur. (Ülker Abla)
- Kırkından sonra zurna öğrenen mezarda peşrev yaparmış. (Hepyek)
- Söylensinlerdi. O da bir sahiplenmeydi. (Hepyek)
- Birini anlamaya çalışmadan, varlığını kabul etmeyi lütuf olarak gördükçe empati sandığımız şey folklorik hassasiyetlerden öteye geçemiyor. Faşizm kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa dille bulaşan bir hastalık. Belki ben haksızlık ediyorum... Öfkelendiğinizde aklınıza gelen ilk “küfrü” düşünün. Fiili, mesleği, zümreyi karşımızdakine sövgü olarak kullanmanın aslında kimlere hakaret olduğunu... Küfür öğesi olarak kullandığımız insanların iyi yönlerine haber değeri atfettikçe genelev balkonuna asılı tanga don ipi gibi iki arada kalmaktan kurtulamayacağız (Reklamı Atla)
- Ölüm varlığı kanıtlamakta, yaşamdan daha kuvvetliydi bu âlemde. (Hepyek)
- Komşularla fazla içli dışlı olmadı hiçbir zaman ama eve yeni eşya alırsa nispet yapmaya çağırırdı.Parmakla gösterilmek isterdi;herkes baksın,"vallahi bu Reyhan Hanım'ın mahareti,asaleti kimselerde yok"desin... (Hanımların Dikkatine)
- Dediklerimi dinleyip halinize şükredişiniz beni size borçlu kılıyor. Benim en ufak neşemde , umudumda size bir özür borcum var. (Ülker Abla)
- İnsan bu kadar iç sesle kendi başına mücadele edemez ki. Bir yere aktarmak lazımdı. (Gelin Başı)
- Kadın dediğin, mutfakta aşçı, salonda hanfendi, yatakta orospu, mutfakta ölü, salonda ölü, yatakta ölü, sokakta ölü olacak! Evde öldürülürse aile kavgasına, sokakta öldürülürse fıtrata kurban gitmiş olacak. Kocası tecavüz ederse, aile içi mesele, tecoş; yoldan geçen adam tecavüz ederse tahrik indirimi. . Kadın haklı beyler... Kadın öldü beyler... Doğrulmuş çükünüze güvenerek iradesini elinden aldığınız, doğrulmuş silahınıza güvenerek canından ettiğiniz kadınlar size ölürayak son güzelliğini yapar; mutlaka ölmeyi, tecavüze uğramayı hak edecek bir hafiflik yapmıştır da bir iyi hâl indirimi hediye ediverir size. Evet kadınlar gerçekten çok narin, çok anaç, çok fedakar yaratıklar... (Reklamı Atla)
- “Şu kadınlar erkekleri kendilerine bağlamak için yaptıkları beyin mesaisini başka şeylere harcasalar, dünya çok başka bir yer haline gelirdi.” (Gelin Başı)
Yorumlar
0 yorum