Kitap Künyesi

Yazar: Michel del Castillo

Çevirmen: İnci Kaplan Gül

Orijinal Adı: La Guitare

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789755104966

Sayfa Sayısı: 111

--reklam--

Gitar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yayınevimiz, Fransız yazar Michel del Castillonun Çağımızın Çocuğu, Karar Gecesi ve Başına Buyruk Bir Kadın adlı romanlarından sonra Gitarı yayınlıyor. Michel del Castillo, 1933 yılında Madrid'de doğdu. Babası Fransız, annesi İspanyol. Çağımızın Çocuğunda anlattığı cehennemi çocukluğunda yaşadı.1973'te Le Vent de la Nuit *eder* ile Kitapçılar Ödülü ve Deux Magots Ödülünü, Karar Gecesi ile Renaudot Ödülünü (1981), yakında yayınlayacağımız Babaların Suçu ile RTL Büyük Ödülünü (1993) kazandı. Michel del Castillo, bu romanında katledilen, ama ezilmeyi kabul etmeyen masumiyet teması üzerine, sert ve büyüleyici bir öykü yazmış. Kitabı okuyanların, tek tutkusu ve yaşama nedeni olan gitar aracılığıyla kendini insanlara kabul ettirmeye çalışan gülen adamın, canavar cücenin acınası korkunç yüzünü unutması olanaksız. Bütün kitap boyunca toprakla deniz, ölülerle diriler, tıpkı iç dünyamızın en umutsuz müziğini dile getirmeye çalışan bir dörtlünün çalgıları gibi beliriyor ve birbirine karşılık veriyor. Michel del Castillo, lanetlenmiş bir ruhun yalnızlığını, bu büyük temanın en çetin noktalarını irdelerken gene göz kamaştırıyor.

Gitar Alıntıları - Sözleri

  • Sevgi arayıp da kötülüğü bulmaktan daha acı bir şey olamaz.
  • Aç insanlar her zaman azla yetinir.
  • Kusurları öteki insanlar tarafından alay konusu edilen kimseler anlar beni yalnızca.
  • Kendi yolumu, hoşuma gittiği şekilde, biraz da "oluruna bırakarak" çiziyorum.
  • “Benim için yatak odam, kütüphanem gibi sığınılacak bir limandı o.”
  • Çirkinim. Korkunç bir çirkinlik bu. Bana acı veren bu itirafla başlamak istiyorum öyküme.
  • “Yeryüzünde her şey yanıyor. Biz de.”
  • Üstelik, beni kesinlikle be­nim istediğim gibi okumayacaksın. Kötü bir okuyu­cu olmandan korkuyorum.
  • Yalnızlık mı? Gerçeği söylemek gerekirse yalnızlık tek başına olmak değildir. Düşünceler yalnız insanlara her zaman eşlik eder. Çare bulunamayan yalnızlık başka bir şeydir.
  • En büyük suçum, öteki insanlar gibi bir kalbimin ve aklımın olması mıydı acaba? Bir cüce kesinlikle bir kalp sahibi olmamalıydı.

Gitar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İnsan Olma Çabası: Sayfa sayısı az lakin bana göre yüzlerce sayfa sayısına bedel bu 94 sayfalık eseri yorumlamaya nerden, nasıl başlayacağıma bir türlü karar verememekle beraber beni son derece etkileyen giriş satırları ile başlamaya karar vermiş bulunmaktayım. Çirkinim. Korkutan bir çirkinlik bu. Bana acı veren bu itirafla başlamak istiyorum öyküme. Bu giriş satırlarını okuduğum vakit çok acı veren dramatik bir hayat hikayesi ile karşı karşıya kaldığımı hissettim. Tabi bir merak ile elimden bırakamadan ilerlemeye devam edince Şule Gürbüz'ün Kambur eseri ile benzeşen birçok durumlar gözümün önüne geldi. Yazarın kahramanı ile aynı acıları, aynı duyguları, aynı yalnızlığı, aynı dışlanmışlığı içim ezile ezile iliklerime kadar hissettim ve yaşadım. Çok kez böyle olmamalı, insanoğlu böyle olamaz diye haykırma ihtiyacı duydum. Cüce, kambur, tek gözlü bir insanın tüm olumsuzluklara tüm kötü yürekli insanlara rağmen iyi olma, insan olmak için verdiği mücadeleye, çektiği tüm varoluşsal sancılara tanıklık ettim. Cehalet, önyargılar, tabular, batıl inançlar, kendimiz gibi görünmeyenlere, anomalili, fiziksel kusurları olanlara yapılan kötülükler... Ne kadar vakit geçerse geçsin, nesiller değişse bile değişmeyen, değiştirilemeyen bir sarmal. Fiziksel, dış görünümün güzelliği mi? yoksa kalp güzelliği mi? Birçok okur arkadaşın kalp güzelliği dediğini duyar gibiyim. Lakin bu kalp güzelliğini görmek için de insanları tanımaya şans vermek gerekir. Tek istediği anlaşılmak, birinin onu dinlemek isteyeceği umudu. Ne yazık ki kahramanımıza bu şans hiç verilmiyor. Bir insanın çocukluğu, yetişkinken işlediği suçlarını açıklayabilir. İnsan yalnızca, çocukla açıklanabilir. Kahramanımız ebeveynleri tarafından hiç sevilmeyen, doğar doğmaz sütanne, bakıcı bir kadına teslim edilen, evin bir bölümünde yıllarca kapalı kalan, maddi durumu son derece iyi olan bir ailenin tek çocuğu. Doğar doğmaz annesi tarafından itilen ve annesi ölünceye kadar annesini yakından hiç göremeyen, belli bir yaşa geldiği vakit sanırım on iki yaşına babası ile görüşen yalnız, acı çeken, sevgisiz, son derece mutsuz bir çocuk. Bu süreçte tek arkadaşı hayalleri. Kahramanımızın insanlarla karşılaşması babasının ölümüyle on sekiz yaş civarında travmatik bir şekilde oluyor. Bu yaşa kadar içinde kötülük olmayan, iyi biri olmak için mücadele eden kahramanımız insanların ona kötü davranışları, fiziksel şiddet eylemleri ve canavar yakıştırmaları üzerine onların bu yakıştırmalarının hakkını verme gereği duyuyor. Lakin bunu yaparken bile iyi olmak için çabalasa da toplumun ona biçtiği role uyum sağlamak için çaba gösteriyor. Arkadaş edinmek istemiştim, ama küfretmişlerdi. Bir gece kaybolmuşken yolumu sormak istemiştim, yüzümü yakmışlardı. Zalimin teki olmuştum. Artık geceleri hayal kuruyor ve ağlıyordum. Bana göre bu satırlar kitabın özeti. İyilik yaptı, kötülük gördü ve artık zalim biri olmaya karar verdi. Kalbi güzel olan biri ne derece kötü olabilir? Olabilir mi? gerçekten. Bunca kötülüğe, zalimliğe karşı bir de müzikle tanışıyorsa ne derece kötü olmayı başarabilir. Bu soruların cevabını kitap bize veriyor. Ama ben okumak isteyecek okur arkadaşların hevesini kırmamak adına bunların cevaplarını buraya yazmıyorum. Gözlerimi kapatıyor ve çektiğim sonsuz acıyı dile getirebileceğine inandığım tek şey olan müziğe bırakıyordum kendimi. Kahramanımızın hayatına gitar, müzik girdikten sonra acıları, kederleri, hüzünleri müzikle biraz daha katlanabilir bir durum alıyor. Müzik onun vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Müzik en büyük umudu "insan" olma çabası. Gitar, lanetli ve yalnızlığa mahkum bir ruhun öyküsü. Her bir satırını sindire sindire okuduğum, elimden bırakamadığım çok beğendiğim bir kitap olmuş Gitar. Yazar akıcı, anlaşılır bir dil kullanmış, her bir satırını sorgulama isteği duyacağınız nitelikte güzel bir eser. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim. Kitaplarla kalın. Keyifli okumalar dilerim. (Müşerref)

:::mutlaka okunmalı:::: İspanyol asıllı Fransız yazar Michel del Castillo’dan, lanetlenmiş 1ruhun yalnızlığını, bu büyük temanın en çetin noktalarını en güzel şekilde anlatan kitaplardan 1i olsa gerek "Gitar", dışlanmışlık hikayesinin anlatıldığı diğer 1durum da Afrika Edebiyatı dir ki yine görünüşümüzle dışlanmışızdır hayatta... İspanyol edebiyatı okuyup da insanın içinin acımaması durumu olamazdı, tabi 1de tüm büyülü gerçekçiligi ve yine ayrı 1dışlanmışlığıyla Gaixa var ki ne kadar İspanyol edebiyatı okuduysam içim mutlaka sızlamıştır, bu kitapta da aynı acı duygularla soluksuz 1çırpıda okudum... Hikayenin neresinden tutsan elinde acı kalır. Aile içi durumlara mi üzülse insan, toplumsal davranışlara mı, toplum içinde varoluş çabasına mı, yoksa yine İspanya yoksulluğu içindeki sisteme mi bilemiyor... Doğuştan cüce, kambur 1 ucube gibi olan kahramanımız daha doğarken yalnızlığa mahkum edilip her defasında kendi ile hayalleri arasında gidip gelmiştir, ne de olsa hayaller sınırsız ama 1yere kadar oluyor herşey işte hayatta, tam 1umut derken yine yalnızlığa mahkum eden topluma insanin lanet okuyup isyan edesi geliyor... Kitaptaki tüm kadın halleri de benim için kitabın en etkileyici yerleriydi zira kadının üstün haldeyken dışlanip, dışlanmışken yine üste çıkmış olması ya da her türlü kullanılma durumu , korkuları, aciz duruma gelme halleri etkileyici bölümler arasındaydı... Benim için müzik, toplumları 1leştiren en büyük etkidir ama arada zihinsel bağnazlık yoksa en büyük 1leştirici güçtür diye düşünürken, hayattaki iyi insanı da kötü yapmaya yöneltme durumu karşıma çıkar tüm acımasız kayıplarıyla... Karşısına duvar misali dikilen talihinden sıyrılıp toplumda kabul görebilmek için insan doğasında saklı olduğuna inandığı masumiyete sığınan, lanetli ve yalnızlığa mahkum 1ruhun öyküsü olan "Gitar," varoluşa ait tüm çelişkileri ve uç noktaları derinlemesine tahlil eden Castillo, Gitar’da iyilik ve kötülüğü hasarlı 1bedeni sarıp sarmalayan 1er giysiye dönüştürüyor. Galiçya kırsalının büyüleyici ve çetin topraklarında önyargılara, sıradan kötülüğe ve tabulara karşı kalplere ulaşma mücadelesi veren, toplum tarafından dışlanmış 1cücenin, umutsuzluk sarmalından coşkun ezgilerle kurtulma çabasının en etkileyici öyküsüdür... Benlik, varoluş çabası, karşılıklı ilişkiler, aile içi durumlar ve düzen içindeki toplumsal durumlar ve kabullenişlere dair kitap okumak isteyenlere kesinlikle tavsiyemdir, zira çok çok severek okudum tüm toplumsal ve kişisel psikolojik tespitleriyle... Bu kitabı okumama vesile olan eyyyyy kitap dostu iyiki oku demişsin, kitap ve pdf için teşekkürüm sonsuzdur... (AYŞE...)

DİPÇE : İki yeşil tepe, arasında ortada deniz bulu­nan bir vadi, kırk kilometre ileride yabanıl kayalar ve aşkından her gün ölen, ama asla gerçekten ölmeyen kıskanç bir deniz...Burası Galiçya . Ve bu güzelliğe tezat inadına çirkin bir yüz, çirkin bir beden ,dişsiz bir cüce bir kambur... Yazar,  adını bilmediğimiz ama ona tüm dillerde tamamlanmamış yarım kalmış anlamındaki  "Quasimodo" dememizi hissettiren bir kamburun hikayesini kamburun dişsiz dayanıksız ağzından aktarıyor okura. Karakter kendi çirkinliğini alabildiğine ortaya koyarken okurun yüreğinde kambur kambur bir yalnızlık büyüyor ve aslında anlıyoruz ki okuduğumuz sadece  kamburun değil ne zaman nasıl yitirildiğini bilmediğimiz isli puslu bir insan/sız/lığın öyküsüdür. Cinsel,dinsel, kültürel ve etnik kimliklerinden, tercih veya görünümlerinden dolayı ön yargılarla yok edilen , cehaletin mahkum ettiği nicelerin öyküsüdür. Kambur iyi olmak isteğinden söz eder metin boyunca çünkü iyilik etmekle iyi olmak arasında ince bir çizgi vardır diğerleri iyilik eden ele tüküren iyi olamayanlardır aslında ve bir cüceyi kendi görünümü gibi ucube bir kötülüğe hapsetmek isteyenlerdir bu nedenle koşullar kamburun canavarca rollere bürünmesini destekler adeta, tecavüze korkuya ve karanlığa iterler.Toplumun ona biçtiği bu davranışlar silsilesine her fırsatta iç sesi hayır der ve bir kamburun kalbi olmasının cefasını çektirir. Doğduğu andan itibaren anne sevgisinden baba ilgisinden mahrum kalmış kambur, hayatla bağını kendisi gibi dışlanmış biri olan  Gaixa ile kurar süt annesi olan bu kadın bir diğer ötekileştirilendir ve bu iki dışlanmışın hayata bakışları farklıdır.Gaixa öfkeye ve lanete boyun eğmiş sevgi beklentisini çoktan yitirmiştir.Gaixa'nın eserde de kamburun yaşamındaki yeri  de bambaşkadır o yokluğunda varlığı önem kazanan koca bir çınar gibidir. Kamburun dünyasına temas eden ikinci kişi ise bir çingenedir.Çingene, kamburun karanlık dünyasına Linda'yı armağan eder. Linda ona gülümser, o insandan öte bir candır sesiyle hıçkırığıyla ve neşesiyle ...Linda tüm kitaba hakim yağmurlu iklime ,öfkeli yeşil köpüklü denize karşın ilkbahar çiçekleri açtıran bir varlıktır. Gitar bu kadın hüviyetinde umudun ve güzelliğin adı olmuştur. Çünkü Jairo ona gizini öğretmiştir;  gitar çalan biri artık ne çirkindir ne kötü...Peki gitarın dilinden anlamayanlar? Şayet kamburun yaşını bilmeseydik onun lanetlenmiş yaşamı kadar,  bir lanet çığlığı kadar yaşlı olduğunu düşünürdük oysa çirkinliğinin hesabını kimden soracağını bilemeyen bu adam 20 yaşında bir gençtir ; bunu bilmek ayrı bir ürpermedir yüreğimizde... Ve yine bu eseri okuyanlar için gitar bir müzik aleti olmayacaktır artık, her gitar Lindanın bir titrek teli , dağlanmış bir yürek nâlesi olarak haykıracaktır. Eseri ursula_ önerisiyle okudum teşekkür ederim ve merak edenlere de mutlaka öneririm.Esen kalın sevgiyle ve şefkat le... (Gncokuyor)

Gitar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Michel del Castillo - Gitar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gitar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Michel del Castillo Kimdir?

İspanyol asıllı Fransız yazarı Michel del Castillo, 2 Ağustos 1933'te, Madrid'de Fransız bir baba ile İspanyol bir anneden doğdu. Annesiyle birlikte iç savaş sırasında İspanya'dan ayrıldı. Kısa süre sonra kendini, birçok İspanyol sığınmacısı gibi, Lozère'deki Rieucros Kampında buldu, daha sonra tek başına Almanya'daki bir kampa gönderildi. 1945'te İspanya'ya geri döndüğünde, beş yılını Barselona'da bir ıslahevinde geçirdi, daha sonra Andaluzya'ya Cizvit papazlarının yanına gitti, bir süre Huesca'da kaldı. 20 yaşında, özlemini çektiği Fransa'ya sonunda gidebildi, orada edebiyat ve psikoloji öğrenimi gördü. 1957'de, verimli yazarlık döneminin ilk kitabı olan Çağımızın Çocuğu'nu (Tanguy) yayımladı. Yayınlarımız arasında çıkan Gitar, Karar Gecesi, Başına Buyruk Bir Kadın romanlarının yazarı Michel del Castillo, son romanlarından biri olan ve 1993 yılı RTL Ödülüne değer görülen İspanyol Kanı'nda (Le crime des pères) bizi, savaş sonrasının şaşkın ve yapay suskunluğuna bürünmüş İspanya'sına götürüyor.

--reklam--

Michel del Castillo Kitapları - Eserleri

  • Gitar
  • Karar Gecesi
  • Şairin Ölümü
  • Çağımızın Çocuğu
  • Başına Buyruk Bir Kadın
  • İspanyol Kanı
  • Utanç Gömleği
  • Kardeşim Budala

--reklam--

Michel del Castillo Alıntıları - Sözleri

  • Bilir misin, insanların yaşını gerçekten büyüten şey, arkadaşlarından ya da bir yerlerden ayrılmaktır. Yaşamın boyunca ne kadar çok sayıda ayrılık geçerse başından, o kadar çabuk yaşlanırsın. Yaşlanmak demek, bir yerden ya da bir kimseden ayrılmaktır. (Çağımızın Çocuğu)
  • Bir insan, ne ileri sürdüğü düşüncelerle ne de öyle söyleseler bile yaptığı işlerle özetlenebilir. Her gün milyonlarca insan kendi düşüncelerini hiçe sayıyor ve yüreklilikleri kendilerini daha az korkak yapmasa da en ödlek insanların bir kahraman gibi davrandıkları görülüyor. Her insan bir üsluptur. (Karar Gecesi)
  • Kendi yolumu, hoşuma gittiği şekilde, biraz da "oluruna bırakarak" çiziyorum. (Gitar)
  • ...Marina'dan geriye kalan yalnızca yokluğunun acısı... Aşkımızın dekoru da yıkımların gümbürtüsüyle 1likte çöktü gitti. Hiç1konuda hayale yer yok artık benim dünyamda, özellikle de kendi hakkımda... (Şairin Ölümü)
  • İkisinde de, abartılmış süslü sözlerin arkasında gizlenen değersizlik ve akılsızlığı görebilme yeteneği ve şişirilmiş konuşmaların boşluğunu hemen sezebilme ustalığı vardı. (Çağımızın Çocuğu)
  • En büyük suçum, öteki insanlar gibi bir kalbimin ve aklımın olması mıydı acaba? Bir cüce kesinlikle bir kalp sahibi olmamalıydı. (Gitar)
  • ...Çektiğim acıdan kaçmak için okuyordum ben... (Utanç Gömleği)
  • “Yeryüzünde her şey yanıyor. Biz de.” (Gitar)
  • Yalnızlık mı? Gerçeği söylemek gerekirse yalnızlık tek başına olmak değildir. Düşünceler yalnız insanlara her zaman eşlik eder. Çare bulunamayan yalnızlık başka bir şeydir. (Gitar)
  • Her şeyin iyi yanını aramak zorundaydı insan; yakınmanın hiç yararı yoktu. (Çağımızın Çocuğu)
  • ..."Surat", ait olduğu kişinin yaşadığını, sevdiğini, sürttüğünü, kafa çektiğini, aldattığını ortaya koyar; sonunda o kişinin kendi eylemlerinin adamı olduğu, sanki 1sinemadaymış gibi kendi eylem ve konuşmalarını izlediği duygusunu uyandırır. Maske çıkarılıp konulur, yeter ki karanlık olsun; muhtemelen değiştirilebilir de. 1aksesuardır, 1kılık değiştirme. Buna karşılık "kafa" sözcüğü 1az aşağılayıcı gibi görünse de, suç ortaklığından doğan 1teklifsizlik nüansı girer işin içine. Kendine 1surat edinme imkânın yoksa, 1kafa bulursun, olur biter... (Şairin Ölümü)
  • Bizi ne yalan ve cinayet, ne sadakatsizlik ve yalan yere yemin şaşırtıyor, Fedya.. İkimiz de o konuda hayal kurmuyoruz.. Bizi şaşırtan daha iyiye duyulan istek ve güzelliğe özlem... Bizi insanlarla barıştıran şey bu. Huzursuzluğu seçiyoruz biz, bunalımlara razı oluyoruz.. Bizim istediğimiz huzur değil, huzursuzluk.. İnanca sahip olamayız. Bize sahip olan odur.. (Kardeşim Budala)
  • - Bir ölü için, çok sivri dillisin. - Dil, dil!.. İhbar eden ve öldüren dillere lanet olsun... (Utanç Gömleği)
  • Kendimi hiçbir zaman sevmemiştim ki; ne diye kendimden biraz daha nefret etmekten tasalanayım? (Şairin Ölümü)
  • Aşk lafını beş paralık etmeyin. Siz beni istiyorsunuz, aynı şey değil ikisi. Siz bana düşlerinizin alacakaranlığında bakabiliyorsunuz ancak. Gün ışığının dağıttığı şeye aşk mı diyorsunuz siz? (Karar Gecesi)
  • ...Fazla ateşlilik kuşku uyandırır, aceleciliğin güvensizlik uyandırması gibi... (Utanç Gömleği)
  • Kalbimin düştüğü karanlık uçurumun dibinden Acimani diliyorum bana, tek sevdiğim, senden . Charles Baudelaire, De Profundis (Utanç Gömleği)
  • Aç insanlar her zaman azla yetinir. (Gitar)
  • Her insanın bir katil olduğu bir dönemde, kimin öldürdüğünü düşünmek boş bir şey. Zaten insanlardan çok zamanın koşulları cinayet işledi. (Karar Gecesi)
  • Üstelik, beni kesinlikle be­nim istediğim gibi okumayacaksın. Kötü bir okuyu­cu olmandan korkuyorum. (Gitar)