Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Haldun Terzioğlu
Yayın Evi: Panama Yayıncılık
İSBN: 9789752444805
Sayfa Sayısı: 352
--reklam--
Göktanrı'nın Çocukları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Destanlar, kadim varlığımızın kanıtlarıdır. İnanılmaz bir varsıllıkla Türk’e Türk’ü anlatırlar. Bilinmeyen çağlardan esenlemeler gönderirler büyük bir kutla. Olmayacakları oldurur, yaşanmamışları yaşatırlar. Söz ile dilden dile aktarılarak bu çağlara kadar varlıklarını korurken, öylesine varsıllaşmışlardır ki…
Kutlu Gök kişileri ve destanlar, bir araya gelince…
Destanlarımızı kutlu Gök kişileri dillendirirse…
Anlatırlar, Gökçe!
Anlatsınlar da dinleyelim!
Anlatsınlar da anlayalım!
Bir başlangıç yeridir Gök.
Bir kutlu yükselişin tanımıdır. Varlık adamasının duygusudur. Tartışılmaz bir güçtür. Enginlikle kanıtlanmış varlıktır.
Tutunulan ve inanılan ongundur.
Tanrı’dır inananlar için!
El açılan, istenen, beklenendir.
Gök, Türk’tür!
(Tanıtım bülteninden)
--reklam--
Göktanrı'nın Çocukları Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir şey göründüğü gibi değilse, ne olduğunu anlamak gerekti. Bilmek gerekti. Bilmiyorsa öğrenmek gerekti.
- Gök Tanrı'nın çocukları, bugün hangi inançta olurlarsa olsunlar, Gök Tanrı'nın çocuklarıdırlar.
- Gök Köklü Türkler savaş zamanı hep savaşçıydılar ya...
- Öğrenmek sonsuzdu. Bilmemek ise sıradan...
- Gök! Türk, Gök'ten geldiğine inanır. Hangi inanç düşü içinde olursa olsun, bugün din olarak neye inanırsa inansın, Gök'ün yeri ayrıdır onun görüşünde. Varlığını bağlı olduğu Kut'u onunla bütünleştirir ve bir başka bakar Gök'e. Gök için bir başka düşünür. Onu asla unutmaz, ihmal etmez, terk etmez. Gök de Türk'ü.
- Kişi de kişi olduğunu bilmeli!
- "Bugün size atalarımızın Büyük Göç'ünü anlatacağım" dedi çocukların işitebileceği bir sesle. "Bilin, öğrenin ve siz de sizden sonrakilere bir sözcüğünü bile eksiltmeden, bir sözcük bile katmadan anlatın. Anlatın ki unutulmasın. Zaman geçse de herkes öğrensin."
- Yaratıldık. Türedik. Yaşadık. Öldük.
- Bilirdi ki Türk, destanların varlığıyla güçlüydü. Destanlar Türk'ün varlığı ile sonsuz...
- Ergenekon Gök Köklü Türk dilinde 'Dağın en yüksek yeri' anlamına geliyordu.
- Destanlar kadim varlığımızın kanıtlarıdır. İnanılmaz bir varsıllıkla Türk'e Türk'ü anlatırlar.
- "Gördüklerimin bir kısmı anlatılamaz. Anlatmak için, uygun gözle görebilmek gerek. Ancak her gördüğüm gerçek mi? Ulaştığım gerçek, umduğum gerçekler olmaz kimi zaman. Beklediklerimi ise ya hiç bulamadım, ya da beklemediğim anda geldiler, hazır değildim. Elimden kaçırdım. Elime geçenlerle yetinmek zorunda kaldım. Aslında öğrenmem gerektiği için böyle oldu. Öğrene öğrene, bir de baktım ki zaman geçmiş. Şimdi öğrendiklerimi öğretmeden nereye gideyim? Yitip gitsin mi bildiklerim."
- Türk, Gök'ten gelmiştir.
- "Tanrı saklasın! Budunu büyük bir felaketten Tanrı saklasın!"
- Kut olsun Gök Tanrı'nın Çocuklarına! Türk'e kut olsun!
--reklam--
Göktanrı'nın Çocukları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Betik Yorumu: "Yaratılış Yomağı'mız romanlaştırılmış biçimi olarak bu betiği aldım. Betiği okuyunca bana 2000 yapımlı Yaratılış Destanı filmi anımsattı. Olay örgüsü olarak birbirine benzerler. Betik, filmden farkları ise filmde tek bir anlatıcı Tevrat'tan Yaratılış, Nuh, İbrahim, Yakup, Yusuf ve Musa kıssalarını anlatırken betik ise Türk destanlarını farklı anlatıcılarla anlatmıştı. Bir diğer fark ise filmde dinleyiciler İsrailoğulları iken betikte dinleyici balalardır. Betikte en çok Usu Ata karakterine bayıldım. Çok değişik bir şamandır. Yazarın kurgusu çok gerçekçi ve dilde o dönemlerin Türkçesi kullanmış. Bir Türk lehçeleri öğrencisi olarak keşke Soğdca sözlerinin yerine Arı Duru Türk sözleri kullanılsaydı diyorum. Siyenpi, Alp Er Tunga, Manas destanları anlatan ikinci betik gelmesini isterim. Yazarımızın ellerine dert değmesin. Tanrı koysa ondan çok şeyler öğrenmeye devam edeceğiz." #BetikEli #AhmetHaldunTerzioğlu #GöktanrınınBalaları #TürkSöylenceBilimi #TürkDestanları #Yaratılış #Türeyiş #Göç #Gökbörü (#Bozkurt) #Ergenekon #KurtuluşSavaşı #GökbatırMustafaKemalAtatürk (Bleda Gəncay SÖNMƏZ)
Bundan sonra uykum çok ağır olursa sabah saatleri bu kitapla başlamayı düşünüyorum. Yahu arkadaş daha sabah 6’da bir insan tüm uykusuzluğunu atar mı? O ne muazzam “GÖK” girişidir öyle. Kitabımızın içeriği oldukça güzel ve sürükleyici. Tabi benim tarih kitaplarını artık derin derin araştırarak okumam bir ROMAN bile olsa bana etki etmiyor. Burada Yaratılış ve Türeyiş destanları anlatılıyor. Görgü Ata ve Sagan (sonradan Kam Sagan) üzerinden giden bir hikâyemiz var. Burada tarihin hikâyeleştirilmesi ve Yoğ (Yuğ) Töreni, Yoğ (Yuğ) Aşı gibi şeyler öğreniyoruz. Sadece bu mu? Hayır. Mesela ‘Yağmur’ için: Gök’ün ışıklı gücünün yere inmesi ve çok kişinin öldüğü diye devam eden süslü bir anlatım da mevcut. Bu tarz yazıları salt tarih kitaplarında göremiyoruz ve bu tarz uydurma değil de gerçek tarihin harmanlandığı öykülerde bunlarla karşılaşmak insanı güzel hissettiriyor. Diğer hikâyemizde ise Göç Destanı anlatılıyor. Bu sefer de Turak adında bir çocuk var ileride savaşçı olacağını ve şaman olamayacağını Bulduk Ata’dan öğrenen. Tabi amaç burada hikâye tadında destanı anlatmak ve faydalı oldu mu derseniz, kesinlikle. Bir destanın nasıl yaşanmışlıkla bir araya geldiğini anlıyorsunuz. Heh tabi kitabın ortasına geldik artık benim eleştiri zamanım geldi demektir. Öncelikle Göktürk Devleti ve sonra gelen diğer sülale Uygurlar konu edinilmiş. Bu sıralamada oldukça güzel tabi. Ancak burada özellikle Uygur Efsanesi olan Hulin Dağı ağacının biliyorsunuzdur hikâyesini. Yazarımız bunu harika harmanlamış. Gerçekten ağzım açık okudum buraya yaptığını. Hatta ağaçtan çıkan 5 çocuğa isim vermesi (Bögü Tigin, Us Tigin, Türek Tigin, Kutur Tigin, Sungur Tigin) falan da çok güzeldi. Peki, Sadık kardeşim, hani eleştiri? Gelelim oraya. Sayfa 139’da bu doğan çocuklar için baştan 3. paragrafta en küçük çocuğa dalgınlıkla (!) en KÜÇÜK deyip yine aynı sayfanın sondan 3. paragrafında en büyük çocuk olarak Bögü Kağanı göstermesi dediğim gibi dalgınlık (!) olarak düşünüyorum. Onun dışında herhangi bir tezatlık olmadan oldukça güzel ilerleyen ve akıcı bir dille anlatılan kitaba sahibiz. Hatta şunu da eklemeliyim, tarih kitaplarını bizim neslin okuması ve SIKILMAMASI için bu tarz bir kitap sitili benimsenmesi oldukça faydalı olur, kanaatindeyim. Bozkurt Destanı gerçekten de güzel bir destan, yazarın bunu kurgu romanında aktarması da gayet güzel. Usu Baksı karakterinden canlandırma yapılmış ve bu karaktere böyle yazarımızın ilk kez şiir falan söyletmesi de oldukça hoş geldi. Özellikle sayfalar 241’e geldiğinde oldukça güleceksiniz. Çok iyi bir kız isteme merasimi ile karşı karşıyayız. Aşina Destanı da buraya eklenmiş yani bildiğimiz haliyle Asenalar. Bunları da görünce olumsuz bir kanıya kapılmamın imkânı sizce de var mı? Yağ gibi gidiyor sayfalar. Dervişten bir destan kısmında ise Ergenekon Destanı konu ediniliyor ki burada ağızlar son yerine kadar. Yazarın bu destanı büyük bir ustalıkla anlattığını gözlemliyoruz. En baştan kurtuluşa kadar geçen süreyi. Benim de kanım acayip derecede kaynadı. Şuan Tanrı Dağı şarkısını söyleyerek yazıyorum bunları. Her an Çin’e tek başıma savaş açabilirim. Kurtuluş dedik. Eh son bölüm de böyle bitirilir. Modern dönemin en güzel efsanesidir Kurtuluş Savaşı. Türklüğün, Milliyetin ne olduğunun kanıtıdır. Hatta bunu o dönemin en mükemmel insanı, MÜSLÜMAN ve Türk’ün en büyük komutanlarından Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en güzel sözlerinden birisiyle anlatalım. (Neydi bu 10. Yıl Nutku mu?) “-Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni niteliği ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.” NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ! Ahmet Haldun Terzioğlu ya da benim için kısaca Haldun Abimiz. Öyle bir kitap yazmış ki, öyle bir sonla başlamış ki hani en açık haliyle reklam veya sponsorluk alsam bile bu kadar beğenip bu kadar hayran kalamam da bıraktıramam da. O son kısım neydi be abi. Yani sadece o sondaki yeri bile bastırıp Türk gencine hatta Milletine 10 dakika ayırtıp okutturmak lazım. Sakarya Meydan Savaşları ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi. Üstelik yazar sadece üstünkörü geçmiş bunları. Bir de derine girip detaylandırsa kim bilir neler olur. Son yazıma geldiğimde ise yazardan koca bir özür diliyorum. Onun kitabıyla bu kadar geç tanıştığım için. Lakin kendisine de oldukça kırgınım; Beni kitaplarıyla bu kadar geç tanıştırdığı için.. (Sadık Kocak)
Okuduğum ilk kitabıydı yazarın ve son olmayacak. Dili çok akıcı ve destanlar öyle güzel aktarılmışki cümlelere, akılda kalıcı oluyor. 5 kısa destan mevcut kitapta, Gök Köklü Türk'lerden, Uygur'lardan, Oğuz'lardan... Ve finali Kurtuluş Savaşı ile yapmış yazar, o anda beni kalbimden vurdu zaten. Selam olsun Gök Gözlü Komutan Mustafa Kemal Paşa'ya... (Melike.)
--reklam--
Göktanrı'nın Çocukları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu - Göktanrı'nın Çocukları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Göktanrı'nın Çocukları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Haldun Terzioğlu Kimdir?
1960 yılında, Trabzon, Beşikdüzü İlçesi, Takazlı Köyü'nde doğdu.
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Mezunudur. Ayrıca Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirmiştir.
Devlet memuru olarak Türkiye'nin hemen her bölgesinde; doğudan batıya, kuzeyden güneye görev yapmış ve 2006 yılında hizmet süresi dolar dolmaz, kendi isteği ile emekli olmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Edebiyat hayatı tarım konularında broşürler hazırlayarak ve makaleler yazarak başlamıştır. Bir dönem mesleki bir derginin yayın kurulunda görev almış ve köşesinde sürekli makaleler yazmıştır. Kısa bir dönem derginin editörlüğünü yürütmüştür.
Bazı kurum, kuruluş, siyasi parti ve kişiler için özel çalışmalar yapmış, yazıları, fikirleri, projeleri, hazırladığı afişler ve sloganları kullanılmıştır. Pek çok dergi ve kitapların düzenlemesinde ve çıkarılmasında katkı sağlamıştır.
Çeşitli kurum ve kuruluşlar için tanıtıcı film senaryosu yazmış, bunların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.
İlgi alanını Türk Tarihi ve Mitolojisi üzerine yönlendiren yazarın iki adet yayınlanmış mitolojik romanı bulunmaktadır. (Gök Tanrı'nın Çocukları ve Oğuz Han)
2006 IV. Gila Kohen Öykü Yarışmasında, "Veresiye defteri" isimli öyküsü yayınlanmaya layık bulunmuş ve hazırlanan kitapta yer almıştır.
2007 Yılı Mustafa Necati Sepetçioğlu Tarihi Roman Yarışmasında "Alp Er Tunga" İsimli Mitolojik Romanı ile Birincilik Ödülüne layık görülmüştür.
2008 Yılında Gelir İdaresi Başkalığı'nın düzenlediği, Vergi konulu Tiyatro yarışmasında, Çocuk Oyunu Dalında "Karınca Kararınca" isimli oyunu ile ikincilik ödülü almıştır. Oyunu yayınlanmış ve sahnelenmiştir.
2008 İLESAM "Esere ve Emeğe Saygı" Öykü yarışmasında "Gitti Hatıralarım" isimli öyküsü mansiyon kazanmıştır.
Daha birçok edebi yarışmada ödülleri bulunmaktadır.
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu Kitapları - Eserleri
- Mete Han
- Alp Er Tunga
- Tomris Han
- Kür Şad
- Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri
- Göktürkler
- Teoman Han
- Alparslan
- Bozkurt Destanı
- Çiçi Han
- Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han
- Darağacında Bir Bozkurt
- Kiok Han
- Hun Kartal Savaşçısı
- Şaman Kız
- Alamut'un Piri Hasan Sabbah
- Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda
- Fırat'a Destan
- Aksaçlılar Meclisi 2 - Vurgun
- Selçuk Bey
- Reisim Çatlı
- Göktanrı'nın Çocukları
- Moğol
- Oğuz Kağan
- Aksaçlılar Meclisi 3 - Savaş
- Harem Ağası
- Hunlar da Çılgındı - Hun Türklerinin Çılgın Tarihi
- Kadim Türk Budun Kimmerler
- Komando
- Enver Paşa’nın Romanı
- Sultan Genç Osman
- İlk Türk Deniz Beyi Çaka Bey
- Aksaçlılar Meclisi 4 - Operasyon
- Oğuz Kağan Destanı
- Alp Urungu & Göktürkler Çağından Bir Türk Öyküsü
- Çete
- Türkistan'ın Ölümsüz Kahramanı Altayların Kartalı Osman Batur
- Atilla
- Aksaçlılar Meclisi 5 - Av
- Yalan Kurgusu
- Emir Sultan
- Kösem Sultan
- Güllerin Solduğu Gün
- Emir Timur
- Kahramanım Çatlı
- Provokatör
- Dördüncü Murat
- Kimmerya
- Çanakkale Savaşı
- Aziz Sancar
- Oğuz Han
- Bizi Fırtına Vurdu
- Çete 2
- Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar
- Çocuk Han
- Kürt Elhanı Alp Urungu
- Kahramanlar Çanakkale'de
- Göç
- Bozkurt Ordusu
- Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri
- Bakan Bey'i Vurdular!
- Tarih Nedir?
- Göç Destanı
- Hüzün
- Türklerin Kökeni
- Kanuni Sultan Süleyman
- Tetikçi - Yazgı
- Göktürkler Destanı 1 - Aşina Soyu
- Göktürkler Destanı 3 - Başkaldırılar Çağı
- Göktürkler Destanı 2 - Birinci Türk Kağanlığının Sonu
- Osmanlı’da Yenilgiler ve Hezimetler
- Destanlarımız
- Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı
- Osmanlı'da Zaferler ve Fetihler
- Enver Paşa - Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
- Kurmancan Datka Destanı Alay Dağlarının Gök Hatunu
- Enver Paşa - Ben Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
- Kimmerler Seti
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu Alıntıları - Sözleri
- Acun bilmeyene, görmeyene hep çok büyüktü. Bilene,görene ise küçük gelirdi. Bir büyük Han için çok, iki büyük Han için azdı. (Oğuz Han)
- Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. ( Kültigin Bengütaşı ) (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
- İnsan ne için yaşar? Namusu, şerefi, dini, imanı, vatanı, milleti ve bayrağı için. Bunlardan biri giderse, Allah korusun, bir teki yiterse, ne kalır geride? Ruhsuz bir beden! Ondan sonra yaşasan ne olacak, yaşamasan ne olacak? Ceset olursun ceset! (Darağacında Bir Bozkurt)
- Engellenemez duygulara doğru uçar kişioğlu (Fırat'a Destan)
- Destan milletin hafızasıdır. (Destanlarımız)
- Cengiz Han, Moğol'u şöyle tanımlamıştı: “Gününü yaşarken bir yavru karacadır Moğol. Toy ve şölen günlerinde genç bir taydır. Ne zaman ki savaş gelip çatar, vahşi bir doğan olur Moğol. Yağıların üzerine bir yaşın gibi atılır. Gün gelir yaşlı bir kurt benzeri pusuda gizlenir. Geceleri baykuş gibidir, uyumaz! Moğol değişkendir çünkü bozkırın ürünüdür. Onun yaşamı bozkıra denk olmalıdır” (Moğol)
- "Biz, yalnızca, tek olan Tanrı'ya secde ederiz!" (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- Onun fiyatı yoktu. Bedeli canı, kanı bile olsa doğruluktan, dürüstlükten şaşmayacaktı. (Bakan Bey'i Vurdular!)
- Atı olmayan bir Türk diğer yarısını bulamamış gibidir. (Bozkurt Destanı)
- Kiok Tanhu, Yüeçiler üzerine yürüyordu. Yer sarsılıyordu atların ayak seslerinden. Ötüken Yış er doğuruyordu. (Kiok Han)
- Sevisi ağır basmış, bütün düşüncesini tutmuştu. Sevi başa düşünce, başka ne varsa unutulur! (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- Özlenecek o kadar çok şey vardı ki gelecekte... (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- İnsandan insana değişir sevda alıntısı! İnsandan insana başkalaşır! Adım adım aşılır da bütün safhalar, en sonunda en yüce anlamında doruklaşır. Bu memlekette 'SEVDA' hakkıyla yaşanır! (Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri)
- Kahramanlık, Türkler için biçilmiş bir giysiydi. Bu giysiyi severek, isteyerek giyiyorlardı. Severek, isteyerek ölüyorlardı. (Bozkurt Destanı)
- Şehzade Bayezid, Murat Han'ın en güvendiği kişilerden ve kendinden sonra tahta oturacak veliahtıydı. Seçim böyle yapılmıştı. Ancak askerin gözünde başka bir şehzade daha öncüldü. Şehzade Yakup... Onun yeri başkaydı. Bu durum Bayezid'i düşündürüyor, gelecekte kardeşinin taht ile arasına gireceği korkusunu yaşıyordu. ... Hem kardeşini kolluyordu hem de ondan çekiniyordu. (Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar)
- Türk yok edilemez, çünkü Tanrı Türk'ü korur ve yüceltir! (Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri)
- "Doğru ve gerçek söz keskin bıçakla aynıdır!" Moğol atalar sözü, doğru söze verilen değeri böyle açıklar. (Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han)
- Tanrı insanı var etmiş. Bakmış eksiği var, us vermiş. Yine yetmemiş, sol göğsünün altına yürek koymuş. (Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda)
- Beni iyi dinleyin Türk, Oğuz Beyleri, uluları…. Türk budun buyruklarıma uyun. Şunu unutmayın! Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
- Bir gün Bahadır Şad'ın bir öyküsünü duydum, rahatladım. Anlattılar ki, Bahadır Şad, Çin Duvarına bakıp bakıp gülmüş. "Bu us işi değil!" demiş "Çin'i korumaktan çok, bize geçit görevi yapar bu duvar. Duvarın üzerini tutacak kadar çok sakçıyı, duvarın üzerinde savaşacak kadar çok çeriyi nerden bulacaklar? Çin, nasıl bir bela yaptığını, duvar bittiğinde anlayacak! Onca emeğe, onca cana yazık..." (Mete Han)
Yorumlar
0 yorum