Kitap Künyesi
Yazar: Enis Batur
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755709017
Sayfa Sayısı: 151
--reklam--
Göl Yazı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Enis Batur’dan, uyanık halde görülmüş düş sahnelerinin uyurgezer halde yazılmış versiyonlarından mürekkep bir anti-roman.
*2018 Yunus Nadi Ödülü
--reklam--
Göl Yazı Alıntıları - Sözleri
- Bir tane hayatımız vardır, pek az şeye yettiğini gün gelir herkes anlar; ben çoktan anladım...
- Her şey, bizim içimizde, hemen hep böyle olmuştur.
- Artık uyuyabilirdim. Uyumak düş ummak demektir. Bambaşka bir yeşili ummak -- uykuya dalmak denize dalmak, dibine doğru ağır ağır süzülmek, orada oturmak.
- Uyumak düş ummak demektir. Bambaşka bir yeşili ummak - uykuya dalmak denize dalmak, dibine doğru ağır ağır süzülmek, orada oturmak.
- "-her şey bizim içimizde, hemen hep böyle olmuştur."
- "Bir yeri çıplak gözle görmek, orada bir süreliğine yoğunluk derecesini yükselterek yaşamak, kimsenin görmediği insanları görmenizi sağlar, yeryüzünde hayaletsiz tek karış yer yoktur."
- "Herkesin bir adası olur, başlangıç noktasında."
--reklam--
Göl Yazı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
240 - Enis Batur’un ‘katır metin’ olarak nitelendirdiği deneme kitabını elime alırken aslında ne beklemem gerektiği konusunda pek emin değildim. Daha önce okuduğum tek bir kitabı vardı ve o da standart bir aforizma veya düşünce derlemesi kitabının edebi dil olarak birkaç gömlek üst versiyonu gibiydi. Bunun da ya öyle olmasını, ya da bambaşka bir üslupla yazılmış bir roman yada uzun öykü olmasını bekliyordum sanırım. Deneme çıktı. Gölyazı’da yazar ve şairleri ağırlayan bir Yazar Evi varmış. Enis Bey de oraya gidip konaklamış. Hem Gölyazı, hem de Bursa hakkında kafasında birtakım düşünceler varmış. Bunları Osmanlı zamanında, öncesinde ve sonrasında bölgede yaşamış olan, bölgeyi ziyaret etmiş olan insanların (alelade insanlar değil de yine yazarlar, şairler, ressamlar, paşalar, politikacılar vb.) çalışmalarıyla bir araya getirmiş. Yazar evindeki masaya hem bu çalışmaları dökmüş, hem de kendi düşüncelerini masadaki -sonradan bu kitaba dönüşecek olan- deftere dökmüş. En nihayetinde de ortaya bir Gölyazı’nın Yok Edilen Tarihi Üzerine Düşünceler kitabı çıkmış; ya da onun deyimiyle Çapraz İlişkiler Kafesi. Şimdi burada tutup da Enis Batur’u satırlarca övmeyeceğim zira buna ihtiyacı yok. Ama aklımı kurcalayan başka bir şeyden bahsedeceğim. Enis Bey kendi düşüncelerini aktarırken zaman zaman oldukça açık ve anlaşılır bir dil kullanırken bazen de kendisi dışında kimsenin tam olarak neyi kastettiğini anlayamayacağı ağır ve ağdalı söylemlere başvuruyor. Bu fularlı yaklaşıma karşılaştırarak bir araya getirmek üzere yanında götürdüğü, bölgeyi ziyaret eden insanların çalışmalarını incelerken de başvuruyor. Bu da ortaya apaçık bir tablo koymak yerine zaten konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmayan okurun kendini iyice bir edebiyat bulmacası çözmeye çalışırken bulmasına sebep oluyor. Üstüne üstlük kafama takılan bir diğer husus daha var. 40’lı, 50’li yıllarda yazılan yerli edebiyat eserlerimizde kullanılan bir dil vardır, bilirsiniz. Hani böyle günümüzde okuyunca yanlış bir tabirmiş gibi gelir ama aslında o dönemdeki kullanımı doğrudur. Hah, işte. Enis Batur da bu dili çok sık kullanıyor. Bu kadar üst perdeden ve derinlikli eserler üreten birinin bu dilin günümüzde pek de geçerliliği olmadığının farkında olmayacağına ihtimal vermiyorum. ‘Acaba kasıtlı olarak mı kullanıyor’ diye de düşünmeden edemiyorum. Ama bu soru, ardından bir başka soruyu daha doğuruyor: Acaba bu kitabın kapağında Enis Batur değil de başka bir isim yazsaydı, o isim de aynı ağdalı dili kullanırken aynı hataları yapsaydı, acaba yine bu kitap basılır mıydı? Ya da, Enis Batur gerçekten de ülkenin %80’inin ne dediğini anlamadığı, geri kalanının da anlıyormuş ve çok derin anlamlar çıkarıyormuş taklidi yaptığı ‘overrated’ birisi mi? (Ahmet Ceran)
--reklam--
Göl Yazı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Enis Batur - Göl Yazı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Göl Yazı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Enis Batur Kimdir?
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı. Şair kimliğiyle bir yandan büyük projesini, "Opera" adlı epik şiirini sürdürürken bir yandan lirik şiirler ve deneysel metinler yazıyor. Denemeci kimliğiyle Türkiye'nin ve dünyanın kültür ortamıyla hesaplaşıyor; kendi öğrenme, kurcalama merakının sonuçlarını okurlarıyla paylaşıyor; içinde bulunduğumuz ortamda bir insanın bir hayat projesi olmasının, bu projeyi sürdürmesinin koşulları üzerinde düşünüyor. Yayıncı kimliği ile 1970'den bu yana Türkiye'nin kültür ortamında bir şeyleri değiştiriyor; Türkçe kitap raflarındaki gedikleri kapatmaya çalışıyor. Yazdıkları ve yaptıklarıyla kimileri için yol gösterici bir ışık oldu, devam etme, kendi yolunu arama gücü verdi. Öte yandan, büyük sermayenin (Yapı Kredi Bankası) emrine girdiği; Kendi "eküri" sini yeteneğe bakmadan gözettiği; çok şey bilme çabası içinde bir şey yapamaz hale geldiği; çok kitap yayınladığı; Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un oğlu olduğu için eleştirildi.
Yaşamöyküsü
28 Haziran 1952'de Eskişehir'de doğdu. Çocukluğu Eskişehir ve Napoli'de, ilkgençlik yılları İstanbul ve Ankara'da geçti. 1973'de gittiği Paris'te dört yılı aşkın bir süre yaşadıktan sonra Ankara'ya döndü. Askerliğini Çankırı'da yaptı. 1983'de İstanbul'a yerleşti.
Batur, Çağdaş Kent dergisini 1982'de çıkardı, ilk sayısıyla birlikte dergi sıkıyönetim tarafından yasaklandı. 1983'de Avrupa Ülkeler Ansiklopedisi'ni, 1984'de İslam Ülkeleri'ni yayına hazırladı, İstanbul'dan Göreme'ye Kültür Mirasımız eklerini Milliyet için yönetti. 1987-88 arası Şehir dergisini çıkaran ekibin başında yer aldı. 1990 sonrası şehir monografilerine yöneldi: İstanbul için Şehrengiz ile başlayan dizide Ankara, Ankara ile Üç İzmir'in çatılarını oluşturdu. Tarih Vakfı'nın İstanbul Ansiklopedisi'ne ve İstanbul dergisine katkıda bulundu. Yeryüzü Suretleri, Bir Beyoğlu Fotoromanı, Demir Yol sergilerinin sunumlarını üstlendi. İstanbul ile ilgili metinleri, Fransa'da Omnibus'un İstanbul kolektifinde yeraldı, Ara Güler'le birlikte Fata Morgana'da İstanbul des Djinns'i imzaladı. Paristanbul, Türk Edebiyatında Paris, çiftdil yayımlanan Okyanusa Bakan Bir Odada Üç Türk Yazar seyyah-yazar deneyimlerini aktardığı öteki kolektif yayınlardan birkaçı. Bunlara, 2001-2002 döneminde hazırladığı, çift dil yayımlanan iki oylumlu antolojisini eklemek gerekir: Avrupa Güneşinin Doğduğu Yere Yolculuk ve Beş Kıtada Türk Seyyahları.
İlk yazısı 1970'de, ilk kitapları 1973'te yayımlandı.
Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığını (1979-1980), Milliyet'in kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini (1983-1984), Milliyet Büyük Ansiklopedi'nin (1986) ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini (1987-1988) yaptı; 1988'den beri Yapı Kredi Yayınları'nda çalışıyor. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, Sanat Dünyamız, Kitap-lık, Cogito, Arredemento Dekorasyon, Fol gibi dergilerin hazırlanışında sorumluluklar üstlendi; Remzi Kitabevi'nin (1990-1993), TRT'deki "Okudukça" programının (1994-1999) yayın danışmanlığını yaptı.
Açık Radyo'nun kuruluşuna katkıda bulundu ve "Şifa, Şifre, Deşifre" programını gerçekleştirdi; UNESCO'nun "Göreme'den İstanbul'a kültür mirasımız" kampanyasını (1984) yönetti, Cumhuriyet, Milliyet, Dünya, Aydınlık gazetelerinde, Yeni Gündem, P-Eki, Express, 2000'e Doğru dergilerinde 1978-1998 arası düzenli haftalık yazılar yazdı; yurtdışındaki çeşitli dergilerde ürünleri yayımlandı: Poesia, Il Ebbro Quaterno, Letters Internationales, Quarterly West, Tabaccaria, Podium, Kelk, Connaissance des Arts, Talismen, Didale.
Şiirleriyle Cemal Süreya, Altın Portakal, Sibilla Aleramo ödüllerini, denemeleriyle TDK ödülünü kazandı.
Kitaplarından Opera üzerine Ahmet Oktay'ın kitabı İsrafil'in Sûru ve bir sempozyumun bildirilerini bir araya getiren "Opera Odağında Enis Batur Şiiri", yapıtları üzerine yazılmış yazılardan bir seçmeyi derleyen "Otuz Kuş Bakışı", Hatice Aynur'un hazırladığı "Enis Batur Bibliyografyası 1970-1995" ve Cem Akaş'ın "Belkienisbatur" adlı eserleri hakkındaki başlıca kaynaklardır.
Batur, 1998-1999 akademik yılından 2002-2003 eğitim ve öğretim yılına dek Galatasaray Üniversitesi'nde ders verdi.
--reklam--
Enis Batur Kitapları - Eserleri
- Kitap Evi
- Basit Bir Es
- Kediler Krallara Bakabilir
- Yanık Divan
- Kütüphane
- Bekçi
- Elma
- Gülmekten Ölmek
- Perişey
- Koma Provaları
- Memnu Mıntıka
- Göl Yazı
- Cep Meşkleri
- Bu Kalem Bukalemun
- Tuğralar - Perişey
- Kandil
- Yazboz
- Acı Bilgi
- Gönderen: Enis Batur
- Haneberduş
- Doğu - Batı Divanı
- Hepsi
- Karganame
- A Cappella
- Bu Kalem Melûn
- Yeryüzü : Cehennem
- İblise Göre İncil
- Gövde’m
- Kırkpare
- Başkalaşımlar XI-XX
- Doğu - Batı Divanı 1
- Şiir ve İdeoloji
- Sır: Bir Oynaşı
- Su Tüyün Üzerinde Bekler
- Kravat
- Dalgınlık Kursları
- Mürekkep Zaman
- Tilki
- Rakım Sıfır
- Smokinli Berduş
- Opera
- Başka Yollar
- Darb Ve Mesel
- Kulak
- Bir Balık Bir Başka Balığa Onu Sevdiğini Söyler mi?
- Kurşun Kalem Portreler
- Bu Kalem Un-Ufak
- Başkalaşımlar XXI - XXX
- Kanat Hareketleri - Neyin Nesisin Sen
- Kanat Hareketleri
- İki Deniz Arası Siyah Topraklar
- Bu Kalem Unkudi
- Başkalaşımlar I-X
- Son Kare
- Davalı
- Amerika Büyük Bir Şaka, Sevgili Frank, Ama Ona Ne Kadar Gülebiliriz?
- Nil - İblise Göre İncil - Kandil - Sarnıç
- Sekizinci Günâhın Sonrası
- Suya Seng
- Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları
- 60 mm Dizüstü Meşkler ve İçcep Meşkleri
- Cinlerin İstanbulu
- İçinizde Kaç Koridor Var
- Alternatif: Aydın / Kültür ve Siyaset Üzerine Yazılar – 1. Cilt
- Geronimo'nun Ölümü
- Mekik
- E/Babil Yazıları
- Oktay Rifat'a Doğru
- Uç Şiirler
- Ölesiye Sanat
- Kısa Kısas Kıssası
- Yumurtalarını Kollamak
- Neyin Nesisin Sen
- Issız Dönme Dolap
- Saatsiz Maarif Takvimi / Kültür ve Siyaset Üzerine Yazılar – 2. Cilt
- Şehir Meydanında Fıçı Yuvarlamak
- Yazının Sınır Boyuna Yolculuk
- Yazının Ucu
- Yazılar ve Tuğralar
- Gesualdo Bir Tema İçin Çeşitlemeler
- Bir Varmış, Bir Okmuş
- Zoo’m Harflerden Hayvanat Bahçesi
- Doğu - Batı Divanı 2
- Türkiye’nin Üçlemi / Kültür ve Siyaset Üzerine Yazılar – 3. Cilt
- Yolcu
- Eyfel - Modern Zamanların Simgesi
- Merak Cemiyeti Tutanakları
- Paris, Ecekent
- Ziyaretler Kitabı
- Siyah Sert Berlin
- Karanlık Oda Şarkıları
- Patates
- Enis Batur'dan Sinema Yazıları
- Kum Saatından Harfler
- Ada Defteri
- Gütenberg Gökadasına Gezi
- Son Modernler
- Mumya Köpek
- Denemek Sapmak
- Rabia Hatun "Tuhaf Bir Kıyamet" + Kırkbir Şiir
- Alacakaranlıkta Elyordamı İçbükeyler (2017-2020)
- Işık
- Ada Defterleri
- Pasaport Damgaları
- Labirentini Ören Şair
- Söz'lük
- Pervasız Pertavsız
- Simsiyah Soulages ile Konuşmak
- Aciz Çağ, Faltaşları
- İmgeleri Kim Dinler?
- Perec Kullanım Kılavuzu
- Modernlerin Gecesi
- Ziyaret : Bir Konuşma, Belki Fazlası
- Bulutlardan Yontma Kayalar
- Mazruf
- Noksan
- Fetret Notları
- Öteki Pusula
- Papirüs, Mürekkep, Tüy / Seçme Şiirler 1973 - 2002
- Smokinli Berduş
- Başkalaşımlar XXI-XXX
- Gri Divan
- Beş Kıtada Türk Seyyahları
- Küçük Kıpırtı Tarihi (Köşebentler)
- Gerçeküstücülük
- Okuma Lambası
- İnziva Burçları
- Cüz Kıpkısa Metinler
- Abdal Düşü
- 1870 Beyoğlu 2000
- Raffi Portakal: Portakal'ın Yüzyılı
- Şehren'is
- Nigredo : Durayazmak
- Karanlıktan Işık Yontanlar 1976 - 2008
--reklam--
Enis Batur Alıntıları - Sözleri
- “Bir avuç kitabın başımı döndürdüğünü, bir avuç kitabın başımı başka yöne döndürdüğünü söyleyebilirim.” (Kitap Evi)
- - Ne zamandır delisin - Bildiğimden beri (Şiir ve İdeoloji)
- Buenos Aires'ten artık geçmemektedir güneş. Ve biz ölümlülerin kesinliğine kesinlikle inandığımız bir olgu bu: " Borges yaşadıkça toprağın aklında, ışığın korkusu sonsuz olacaktır." (Bu Kalem Bukalemun)
- Bir yaş sınırına dayandığınızda, tam da o çizgiye varmış sayıyorum kendimi, henüz tanışmadığımız, tanımak durumunda kalacağınız insanların varlığı ürkütücü bir nitelik alıyor. Hala birileriyle, anlamlı birileriyle karşılaşma olasılığı var mıdır? Nicedir kirpi, hem de dertop kirpiyim bu düzlemde, üstelik oklarımın zehirli olduğunu da sanmıyorum. Henüz gitmediğim, görmediğim yerler? Heyecanım, düşgücüm bitmedi belki; gene de susuzluktan ölmüyorum. Geriye ne kalıyor. Hayatımı ilkgençliğimden bu yana beslemiş yapıtlar. (Kulak)
- "-her şey bizim içimizde, hemen hep böyle olmuştur." (Göl Yazı)
- Doğaya baktıkça içimde dinlenen tufan insana baktıkça kabardı; seyrek ve acemiydi kaçışlarım, yüzümü döndüm nerede yakıcı bir hal görsem, duydum ağızdan kaçırılmış bir heceyi bile, bir tuzak kazıp içinde salıvermek için mutlak bir av bekledim. (Yazılar ve Tuğralar)
- olan ve olagelecek herşeyin değiştirilemez bir sırası, çözülemez bir hazır gizi vardır. ben, sen , o, öteki bu döngünün gerçekliğinden taşamaz, benzersiz bir istisna yaratamayız; evrenin düzeni budur. (Basit Bir Es)
- Insanın kendi kendisini temsil edebilmesi için, kendisini bir başkasıymış gibi resmetmesi gerekir. (Denemek Sapmak)
- “Estetiğimi kendime mal etmek uzun senelere ihtiyaç gönderdi. Acayip bir kader her şeyimi geciktiriverdi. Öyle ki 59 yaşımda ilk defa olarak ihtiyar bir kız gibi dışarıya gittim. Bunun ne demek olduğunu Fransız edebiyatıyla biraz meşgul olanlar bilir. Kırk yaşımda tek odalı müstakil evim oldu. Her şey, hayatımda her şey geç oldu. İlk nesir kitabım 40 yaşımda çıktı.” “Belki de kendi kendimi mahveden benim. Hakkımdaki sükût suikastının bir sebebi de belki benim.” (Memnu Mıntıka)
- "Servet cam gibidir" diyor Syrus: "Parlar ama kırılır". (Doğu - Batı Divanı)
- Gitmek Yırtarak coğrafyayı. (Tuğralar - Perişey)
- Her şeyi birbirine karıştırıyordum. Sevgi ile ölümü, özlem ile boşyereliği, bitmişlik ile coşkuyu. (Tuğralar - Perişey)
- Tarkovski'nin 1986'da vefat etmeden önce günlüğüne düştüğü cümle: "Haberlere boğuluyoruz. En önemli mesajlar bize ulaşmıyor." (Enis Batur'dan Sinema Yazıları)
- Gel her şeye rağmen elele tutuşalım seninle. (Doğu - Batı Divanı)
- "Anlatma bana atları ! Yüreğim kaldırmıyor düşündükçe vurulup Vurulup yerlerde yattıklarını, anlatma Anlatma bana, görmedim Troya savaşını." (Haneberduş)
- Çarelerin adamı sayılmam ben (Sekizinci Günâhın Sonrası)
- Vienne la nuit sonne l'heure Les jours s'en vont je demeure (Noksan)
- Gidebileceğim(iz) neresi kalmış olabilir - içim(iz)de ? (Issız Dönme Dolap)
- Yarın, en ürpertici ülkedir. (Yolcu)
- başkasının giymiş olduğu şeyleri giyemeyen insanlardan olmadım hiç.. (Cep Meşkleri)
Yorumlar
0 yorum