Kitap Künyesi

Yazar: Vladimir Nabokov

Çevirmen: Ece Şetvan

Orijinal Adı: The Eye

Yayın Evi: İletişim Yayınevi

İSBN: 9789750503290

Sayfa Sayısı: 77

--reklam--

Göz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"O kadınla, o Matilda'yla Berlin'deki émigré varoluşumun ilk yıllarında tanıştım, iki zaman diliminin yirmili yıllarının başlarında: 

bu yüzyılın ve kendi berbat hayatımın..."

-Göz, s.11-

"'Göz'de, romancılık kariyerinde ilk kez olmak üzere Nabokov birinci tekil şahısta bir roman yazar. (...) Nabokov'un 'Göz'de yaptığı büyük teknik yenilik, görüş açısını cüretkârca kullanışı, daha sonraki sanatının habercisidir; neredeyse delicesine benmerkezci anlatıcılarının; roman birinci ve üçüncü tekil şahıslar arasında kayarcasına yol alır. (...) 'Göz'ün anlatıcısı 'gerçekten' ölür mü, yoksa öldüğünü mü sanır? Anlatıcı ve Smurov bir ve tek kişi midirler, öyle ise, 'biri' 'öbürü'nün bilincinde midir?"

-Brian Boyd (Nabakov: The Russian Years)-

--reklam--

Göz Alıntıları - Sözleri

  • Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.
  • Gün gelecek beni hatırlayan son insan da ölecek.
  • Savaş her zaman çirkindir.
  • Az insan tanıyor ve kimseyi sevmiyordum.
  • Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.
  • Var oluşumdan hiçbir şey anlamazdım, kendi kendimin bilincinde olmaktan vazgeçememe düşüncesi beni deli ederdi ve güvenle ve dikkatle küçük işleriyle meşgul olan o sade insanları kıskanırdım.
  • “Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.”
  • Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.
  • Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.
  • Hepiniz bana inanın, sizi zalim, kendini beğenmiş insanlar...
  • "Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum."
  • ''Savaş her zaman çirkindir.''
  • Başka birinin canını alan insan her zaman katildir, cellat da olsa atlı asker de olsa.

--reklam--

Göz İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Nabokov'dan okuduğum beşinci eser.İlk başlarda Nabokov okumak oldukça zor geldi,Cinnet kitabı ile başlayıp o kitabı oldukça çok zorlanmıştım. Lolita ve Lujin Savunması kitaplarını ise çok sevip Pnin kitabına ise anlam vermekte çok zorlanmıştım. Nabokov eserlerinde bilinçakışı tekniği uygulanıyor,yazar eserlerinde olayları belirli bir zamansal çizgide ilerlemiyor olay-zaman geçişleri sert ve ani oluyor.Yani kitaplarında belirli bir zaman ve olay kavramı yok. Göz kitabında ise birinci ve üçüncü tekil şahıs arası geçişler oldukça sağlam ve etkili.Benim anladığım üçüncü ve birinci tekil şahıs aynı kişi.Aynı kişi üçüncü tekil şahısa geçerken kitap/biri-hicbiri-binlercesi--15693 kitabındaki kendini üçüncü tekil şahıs olarak kendine dışarıdan bakıyor.Ama burada da sorular bitmiyor bu kişi öldü mü yoksa yaşayan kişinin bir bilinci mi ? (Tıpkı Michael Haneke başyapıtındaki CACHE gibi http://www.imdb.com/title/tt0387898/ kişinin vicdanının iç sesi mi ? ) Yani kitap yoruma açık metafiziksel öğeler de barındırıyor.Bazen de Dostoyesvki'nin ÖTEKİ kitabını andırıyor.Aslında kitap hakkında sınıflandırma yapmak gerekirse psikolojik mi ?,metafiziksel mi ? edebi mi ? Belki de hiçbiri ya da hepsi ! Nabokov dünyasına giriş yapmanızı tavsiye ediyorum o büyülü dünyaya giriş yaptığınızda farklı ve eşsiz bir yazarla karşılaşacaksınız ! (Kağan Kalava)

Gözümüz bizden bağımsız kendimizi gözetler olsa ansızın neler olurdu? Net hatırlamıyorum ama yazın başıma böyle bir şey gelmişti ;) ilki bir baygınlık-sersemlik anında. Kapı çalıyor, düşmek üzere ayağa kalkıyor, üçüncü bakışla kendimi başka bir boyuta sürüklenmiş buluyorum. Kapıya yaslanan ben değilim, biliyorum. Düşündüklerimin benle bile ilgisi yok :) Vedalar diyorum önceden yapılmalı, bilinçsizlik anında insan gerçekten bir başkasının bakışında buluyor kendini. Bir diğerinde hiç çözemediğim bir sorunun üzerinde volta atıyor algım. Kendime gelip yanımdakine anlatıyorum aklımdan geçenleri, tepkisi şu şekilde oluyor; 'tabula sen kafayı yemişsin' :) eh, pek de yalan sayılmaz. Göz başlıklı bu roman Milan Kundera'nın Kimlik romanına da götürdü beni biraz hatta Öteki adlı filme. "Aynaların olmadığı bir dünyada yaşamış olduğunu farzet. Yüzünü düşleyecektin. Yüzünü sendeki bir şeyin bir tür dışa yansıması gibi tasarlayacaktın. Ve sonra sana 40 yaşlarında bir ayna verildiğini düşün. Ne biçim bir dehşete düşerdin biliyor musun? Bütünüyle yabancı bir yüz görecektin! Ve şimdi reddettiğin şeyi açık seçik anlayacaktın: Yüzün sen değilsin!” Dışardan nasıl olduğumuz, neye benzediğimi, ne yiyip ne içtiğimizi, hatta neye benzetileceğimizi o kadar ezberlemişiz ki biri imgelemimize aleyhte bir iddiada bulunsa hayır hayır diyere çıkışmaya başlarız dehşetle. 'Benim kim olduğumu nereden bileceksinin ki?' Elbette, ne bilsinler. Ama şu var; asıl siz biliyor musunuz, aynalarla dolu bir odada başkasının silüetine gözünüz takılıyor ve kendinizi 'o' olarak adlandırıyorsunuz ve bir gün aynalardan uzaklaşıp gölgenizi fark edince çatttt! Koca bir oyuk açılıyor bellekte, hayatımı benim yerime yaşayan kimdi? Aynadan önce olan, göz. Biz aslında birbirimizin gözlerinde var oluyoruz izleklerden önce, şeklimiz, tadımız böyle belirlenip kategorize ediliyor. Zamanı gelince bir paket margarin seçer gibi hafızadan seçiliyor imaj. :) kaç tane hayatımız var buna gelelim, bize göre bir belki, ama üzerimize çarpan kirpik adedince belki. Bunu bilemeyiz. Ama hangisini seçip kullanabileceğimizi, kişiyi gözün saran gözün ağımsı tabakaki zincirleri gevşetmek göz önüne alınabilir belki. Ama, ama olmaz, ben böyle alışmışım, yapmayın lütfen; biz bize yakıştırılamayan her şeyiz sonuçta. Roman birinci tekil şahısla başlar, anlatıcını 'gözüyle' bakarız olaylara, kırılma anından sonra bir başka cam yerleştirir tamirciler; huysuzlanır ama ses çıkarmayız. Üçüncü kişi anlatımıyla merceğin ortasına düşeriz, bu bakış açısı için yarı tanrı bakışı derdi hocalarımızdan biri. Bu kısımdan sonra Yuri Oleşa aklıma nedense, Kıskançlık. Büyülü metinler birbirini çağırır belki bu sebepten. Yeni kişinin gözünden herkesi gözetler, her odaya gireriz. Peki ama bu kahin bakışın sahibi hiç mi kırpmaz gözlerini deriz yavaş yavaş. Gözün sahibi, bakışına kendini de hapsedebilmiş, tutsaklığından çatlaklar vasıtasıyla kurtulmayı umut eder. Peki tüm bu kırıklar körleşmeyi müjdelemez mi? Mutluyum der, üçüncü göz. "Al heybeni Ört yüzünü Ve git Gece altında Beyazlar yol Vakit geç Defol git Geçsin zaman Unut bir gün yaşadığını Öl bu zamanda Ve başla yeniden Soyunan evrenin son noktasına Doğru yürümeye Değiştir elbiseni Koru derini Böylece gizlenir doğru yanlışın altına ..." (tabula rasa)

Babil Kitaplığı seçkisine girecek türden bir eser: GÖZ: "Bu dünyadaki tek mutluluğun gözlemlemek, gözetlemek, izlemek, kendini ve başkalarını irdelemek, büyük, biraz camımsı, biraz kanlı, kırpışmayan bir göz olmak olduğunu idrak ettim. Yemin ederim mutluluk bu." diyen Nabokov kitaba birinci tekil şahıs gözüyle bakıyor ve onun gözüyle olayları öğreniyorsunuz. Ona inanıyorsunuz, birden bir yerde yazar okuyucuyu yüzüstü bırakıp kaçıyor. Üçüncü bir kişi gözünden olaylar anlatılıyor. Tam da Nabokov'un istediği bir durum ortaya çıkıyor "“Takdire değer okur kendisini okuduğu kitaptaki erkek ya da kadınla değil, o kitabı yaratan, kurgulayan akılla özdeşleştirir.” Kaybolduğunuzu anladığınızda da satırları her an bir şey ortaya çıkacak dikkatiyle okumaya başlıyorsunuz. Çıkıyor da. "Bir yazara üç noktadan bakılabilir: bir öykücü olarak görülebilir, bir öğretmen olarak, bir büyücü olarak. Büyük bir yazar üç niteliği -öykücü, öğretmen, büyücü- birleştirir, ama onda ağır basan, onu büyük yazar kılan büyücülüğüdür." buyuran Nabokov bu novellasında hayatın ne olup, ne olmadığına dair aforizma tadında cümlelerini okuturken bir yandan da "büyücülüğü"yle heyecanlandırıyor. Okurken aklıma Borges'in Babil Kitaplığı dizisi geldi, rahatlıkla bu eser o diziye girecek türden fantastik bir öylü. (F.A)

--reklam--

Göz PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Vladimir Nabokov - Göz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Göz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Vladimir Nabokov Kimdir?

Vladimir Vladimiroviç Nabokov (22 Nisan 1899 – 2 Temmuz 1977) Rus asıllı ABD'li yazar. İlk eserlerini Rusça yazdı, uluslararası ününü İngilizce yazdığı romanlarla kazandı. En tanınmış eseri Stanley Kubrick ve Adrian Lyne tarafından filme de çekilen Lolita adlı romanıdır.

1899'da St. Petersburg'da aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Özel eğitim gördü ve küçük yaşta İngilizce öğrendi. Bolşevikler iktidara geldiğinde aile Rusya'dan ayrılarak önce Londra, sonra Berlin'e gitti. Öğrenimini Cambridge Üniversitesi, Trinity College'de tamamladı. 1923 ile 1940 arasında anadilinde romanlar, hikâyeler, oyunlar, şiirler yazdı ve kuşağının seçkin Rus göçmen yazarlarından biri olarak ün kazandı. 1940 yılında karısı ve oğluyla ABD'ye göç etti ve 1941'den 1948'e kadar Wellesley College'de dersler verdi. 1955'te yayımlanan Lolita'nın dünya çapındaki başarısından sonra, 1959'da Cornell Üniversitesi Rus edebiyatı profesörlüğünden emekli olarak İsviçre'ye yerleşti. İngilizce ilk romanı olan The Real Life of Sebastian Knight'ı 1941'de yayımladı ve bu dili şaşırtıcı bir yaratıcılıkla kullanarak eserlerini İngilizce yazmaya devam etti.

Nabokov, 1977'de İsviçre'nin Montreux kentinde öldü. Yazarlığının yanı sıra, ünlü bir kelebek toplayıcısı ve satranç problemleri yaratıcısıdır.

--reklam--

Vladimir Nabokov Kitapları - Eserleri

  • Lolita
  • Göz
  • Karanlıkta Kahkaha
  • Maşenka
  • Solgun Ateş
  • Cinnet
  • Lujin Savunması
  • Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı
  • Saydam Şeyler
  • İnfaza Çağrı
  • Pnin
  • Edebiyat Dersleri
  • Ada ya da Arzu
  • Rus Edebiyatı Dersleri
  • Konuş, Hafıza
  • Bir Günbatımının Ayrıntıları
  • Nikolay Gogol
  • Rua, Dam, Vale
  • İhtişam
  • Yetenek
  • Don Quijote Dersleri
  • Çarpık Dünya
  • Laura'nın Aslı

--reklam--

Vladimir Nabokov Alıntıları - Sözleri

  • “Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.” (Göz)
  • Yanlışlıklar, beceriksizlikler, arayışlar, düş kırıklıkları... besbelli bizimkine hizmet eden aşk meleği solak, kararsız, hayal gücünden yoksun biriydi. (Karanlıkta Kahkaha)
  • 'Koca adamlar ağlamaz,' dedi. 'Arna ben daha büyümedim ki,' diye cevapladı adam (Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı)
  • "Yarınlarımızı dünlerimizden gelen verilerle planlamak geleceğin en önemli özelliği olan var olmadığı gerçeğini göz ardı etmektir." (Çarpık Dünya)
  • Bir yazarın işinin ülkesinin ahlakını düzeltmek, sokak kürsüsünün muazzam yüksekliğinden ulvi ideallere parmak basmak, ikinci sınıf kitapları çalakalem yazarak ilk yardım uygulamak olduğunu asla kabul edemem. (Edebiyat Dersleri)
  • Sosyalizm ve Batı liberalizmi, Dostoyevski'nin gözünde Batı'nın kirliliğinin ve Slavik, Yunan-Katolik bir dünyanın yıkımına yönelik şeytani günahların tecessümüydü. (Rus Edebiyatı Dersleri)
  • İnsanlar, kapkara bir yükle, sancıyan kocaman bir kamburla yaşamayı öğrenmişlerdir: Bu yük, “gerçeklik”in yalnızca bir “düş” olabileceği varsayımıdır. (Saydam Şeyler)
  • "Hep düşünmüşümdür," dedi "İnsan acaba kimi daha iyi tanır: Beş saat aynı odada birlikte kaldığı birisini mi, yoksa bir ay boyunca her gün on dakika gördüğü birisini mi?" (Rua, Dam, Vale)
  • "Benim alçakgönüllü imzam,bu seçkin topluluğun imzalarıyla samimiyet kurmamalı.Ben hiçbir şey değilim. " (Çarpık Dünya)
  • Gözyaşları güzelliğini arttırmıştı. (Karanlıkta Kahkaha)
  • Doktor Lujin'e Dostoyevski'den herhangi bir şey verilmesini yasakladı, zira Dostoyevski, doktorun deyimiyle, çağdaş insanın ruhunda baskılı bir etki yaratıyordu, sanki korkunç bir aynaymış gibi. (Lujin Savunması)
  • "..Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir.." (Pnin)
  • Fakat Gogol'ü okuduktan sonra insanın gözleri Gogolleşebilir ve en umulmadık yerlerde, onun dünyasından parçalar görebilir. (Nikolay Gogol)
  • (...) tepedeki gökyüzü onun yıldızının parlamasını dört gözle beklemiyor muydu? (Karanlıkta Kahkaha)
  • Ve birden çok çok uzaklarda, insanların tamamen farklı bir yaşam sürdükleri düşüncesi bir kuş gibi uçuyor beynimden. Onlar benim gibi, bir kereste ormanında, küçük bir çiftlikte tıkılıp kalmıyorlar. (Maşenka)
  • Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir. (Pnin)
  • Var oluşumdan hiçbir şey anlamazdım, kendi kendimin bilincinde olmaktan vazgeçememe düşüncesi beni deli ederdi ve güvenle ve dikkatle küçük işleriyle meşgul olan o sade insanları kıskanırdım. (Göz)
  • Tarihçilerin kesin ve doğru olmaları, taraf tutmamaları gerekir. Ne çıkarın, ne korkunun, ne hıncın, ne sevginin, tarihçiyi gerçekten saptırmaması gerekir. Gerçeğin kaynağı, tarihtir; zamana denk olan, olayları saklayıp koruyan, geçmişe tanıklık, şimdiki zamana örnek teşkil eden, geleceğin habercisi tarih. (Don Quijote Dersleri)
  • ...edebi şaheserleri inceleyecekti. Bu onun, artık özgürce tadına varabileceği bir merakıydı. (Solgun Ateş)
  • "... belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir; ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler." (Edebiyat Dersleri)