Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Haldun Terzioğlu
Yayın Evi: Panama Yayıncılık
İSBN: 9786059127240
Sayfa Sayısı: 264
--reklam--
Güllerin Solduğu Gün Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Her şeyi yazamadım!
Kelimeler tıkandı kaldı kalemimde!
Öylesine zor, öylesine inanılmaz, öylesine acıtıcı, öylesine manevi…
Tek bir kelime ile açıklanabilir ancak olanlar!
Bir tek kelimede bulur karşılığını!
“Tevekkül!”
Yazdıklarım, yaşananların yanında bir hiçtir!
Yazabildiklerim, yaşananları anlatma çabasından öteye geçemez!
Oysa bir tek kelimede işaretlenmiştir her şey!
“Tevekkül!”
Unutmayın!
Dokuz Ülkücü Yiğit; Dokuz Destan Kahramanı, Dokuz Türk Çocuğu…
Haklarında verilen idam kararını “tevekkül” içinde kabul ettiler!
Tekbir getirerek, cesaretle, imanla ve “Bunun bir son olmadığını” bilerek,şehit olacaklarını bilerek yürüdüler ölüme…
Eşi, benzeri görülmemiş bir tevekkül ile kabullendiler kaderlerini.
Yaşananlar yanında, benim yazdıklarım ne ki!
--reklam--
Güllerin Solduğu Gün Alıntıları - Sözleri
- Rabbim! Sen ne yazdıysan hakkımda, ben ona razıyım...
- Gizli iş yapanlar, yaptıkları işe güvenmeyenler, yaptıkları işten utananlar gizli ve sessiz hareket ederler.
- Rabbim! Sen ne yazdıysan hakkımda, ben ona razıyım!
- Bugün, milletin mücadele gücü olan "O,KUTLU NESLİ" arıyor birileri... Oysa dün, cezalandırmışlardı.
- '' Sen Türk milletini seversin Allah'ım. Onu aymaz uykularda koyma. Eğriyi doğruyu seçmesini sağla. Geçmişin şanlı günlerine ulaştır.''
- İnsan hakları diyerek kendi insanına silah çeker, kurşun sıkar.
- " Gidebildiğin, yaşayabildiğin, tutunabildiğin her yer vatan! "
- " ... Kaderde, kurdun kafese girdiğini görmek de varmış... "
- Devletine karşı gelmiyordu. Polise, askere kurşun sıkmıyordu. Banka soymuyor, haraç almıyor, adam kaçırmıyordu. Dağa çıkmıyor, bölmüyor, yıkmıyor, satmıyordu. Yabancı değerlere, yabancı liderlere inanmıyordu. Başka bayraklara selam durmuyordu. Geçmişine, kendi kahramanlarına, kendi tarihine sahip çıkıyordu.
- Ölmenin en kolay olduğu çağda memleket! Genç ölümler revaçta. Birbirinin ardına yürüyor tabutlar.
- "Rabbim! Sen ne yazdıysan hakkımda, ben ona razıyım!"
- Anaydı! Ağlamak hakkıydı. Doğal bir hak bu bizim memlekette. Analar ağlar. En çok analar ağlar! Heyhat analar ağlamaya devam ediyor.
- ''Bakın ölüme gidiyorum. İnsan ölürken yalan söylemez. Tekrar ediyorum. Ben suçsuzum. Suçsuz birini asıyorsunuz! Bunu bilin ve bu utançla yaşayın!''
- Gün, aydınlık işler için uygundur. Oysa geceler, karanlık hesaplara kilitlidir.
--reklam--
Güllerin Solduğu Gün İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap yorumumu siyasi bir düello olarak görüp, bunun fitilini ateşlemek isteyen olursa bu çekişmeye girmeyeceğim açık açık söyleyeyim. Çağdaş Türkiye tarihi alanında 1960- 1990 arası çalışıyorum ve darbeler dönemi de buna tekabül ediyor haliyle... Bu sebeple sol idamlarıyla ilgili gerek birincil gerekse ikincil kaynakları taramam gerekti. Bu idamlarla ilgili bir sürü ''mağdur'' edebiyatıda okudum, çünkü rantı ve popülasyonu çok kuvvetli. Hani idam edilen sağdan biri olunca hak görüldüğü için, idam edilenlerin ismini pek bilmez, haklarında bilgi sahibi olmak isterseniz kaynaklara pek kolay ulaşamazsınız. Tek tük kitap vardır. İşte bu kitapta bunlardan biri. Okumak benim için farklı bir boyuttan olayları gözlemlemek oldu. Darbe dönemi idam edilen 9 ülkücü gencin anısına yazılmış. Cezaevi günleri yakınlarının sözlerinden yola çıkılarak kurgulanmış. Dili ve anlatımı çok güzel. Yazar demek istediğini, insanların anlaması gerektiği gibi anlatmış. Kolay kolay kitap okurken gözümden yaş düşmez ama bu eseri okurken ne yalan söyleyeyim, burnumun direği sızladı.. Buradan sonrasını kitabı okuyanlar ve okumak isteyenler okumaz ise sevinirim ^--^ 34. Sayfada Almanya konusunda bir diyalog var. Göçmenler acı vatan Almanya dermişler. bu sayfalar çok ilgimi çekti. Doğu duvarı ile ilgili gerçeklere ulaşabilirsiniz. İdam edilen ülkücülerden birinin babası hac parasını alın teriyle kazanmak için rençberlik yapmış. 42. sayfada olayın özüne inebilirsiniz. Beni çok etkiledi. İnsanların idam kararı çıktığında koğuş arkadaşlarının aralarında kefen parası topladığını ve onca insanın cebindeki paranın kefen bezi almaya yetmediğini, bunun yerine beyaz yatak çarşafı alınıp, cezaevi terzisi tarafından kefen dikildiğini okuyacaksınız. Kimi hammal, kimi çay toplayıcısı, kimi yeni evli, kimi 17 yaşında bu insanların cebinde adam akıllı para yok, çoğu zor şartlar altında çalışan işçi. Bu yüzden bazı kesimler bunları görmez, duymaz, emekçi saymaz, haklarını aramaz. Çünkü onlar davalarında çok ''Samimidirler.'' Çok tartışılır işte x kişisi idam sehpasındayken altındaki sandalyeye kendi tekmelemiştir, sağcılar korkmuştur tekmelememiş, beklemişlerdir diye. Bu insanlar öyle artistlik patinajlara girmezler çünkü, inançlarına göre sandalyeyi kendileri tekmeledikleri an ölümlerinin intihara gireceğini düşünürler. Zaten burdaki olay da ölü ve ya kahraman yarıştırmak değildir. Zannımca da Kenan Evren şu an öteki tarafta zebanilere bile, papucunu ters giydirmiştir. Kitap hakkındaki tek olumsuz düşüncem çok fazla ''Mağdur'' edebiyatı var. Evet insanlar mağdurdurlar ve ben mağduriyetlerin gayri ciddi edebiyatlaştırılmasından hoşlanmıyorum. Kitap hakkında yorumlarım bu kadar. Sonuna kadar zamanınızı ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. (sıla)
"Uğruna ölmeyi görev bildikleri devletin, yasaları ile idam edilerek ŞAHADET mertebesine ulaşan DOKUZ ÜLKÜCÜ'NÜN aziz hatırasına..." Tüm şehitlerimizin ruhları için El Fatiha.... (Muhammet BÜLBÜL)
Eylül... Kan... İşkence... 12 Eylül 1980'de askeri güçlerin yaptığı darbede çok canlar yanmış, kaybedilmiştir. Ülkücüler, Vatanı için, bayrağı için savaşırken vatan hainliği ile suçlanmışlardır. Bir insan için en ağır suçlamadır. Ülkücüler için ise ölümdür. Yapılan işkenceler, iftiralar, idamlar... Suçsuz çok fazla kişi idam edilmiştir. Hiç hak etmedikleri halde... Kitabı okurken için yandı. Suçsuz yere yapılan işkenceleryetmezmiş gibi bir de idam edildiler. Kelime-i Şehadet'i tamamlamalarını beklemeden ölüme gönderildirler. Bunu yapanların insan olduklarını düşünmüyorum. Sırf denge olsun diye " bir sağdan, bir soldan " diyip ölümlere göz yumanlar, yapanlar insan olamaz. Malesef bunların hepsi gerçektir. Bu acılar yaşanmıştır. Bu yüzden her genç tarihini bilmelidir. Okumanız gerektiğini düşünüyorum. Bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun. (Kahveeguzelii)
--reklam--
Güllerin Solduğu Gün PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu - Güllerin Solduğu Gün kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Güllerin Solduğu Gün PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Haldun Terzioğlu Kimdir?
1960 yılında, Trabzon, Beşikdüzü İlçesi, Takazlı Köyü'nde doğdu.
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Mezunudur. Ayrıca Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirmiştir.
Devlet memuru olarak Türkiye'nin hemen her bölgesinde; doğudan batıya, kuzeyden güneye görev yapmış ve 2006 yılında hizmet süresi dolar dolmaz, kendi isteği ile emekli olmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Edebiyat hayatı tarım konularında broşürler hazırlayarak ve makaleler yazarak başlamıştır. Bir dönem mesleki bir derginin yayın kurulunda görev almış ve köşesinde sürekli makaleler yazmıştır. Kısa bir dönem derginin editörlüğünü yürütmüştür.
Bazı kurum, kuruluş, siyasi parti ve kişiler için özel çalışmalar yapmış, yazıları, fikirleri, projeleri, hazırladığı afişler ve sloganları kullanılmıştır. Pek çok dergi ve kitapların düzenlemesinde ve çıkarılmasında katkı sağlamıştır.
Çeşitli kurum ve kuruluşlar için tanıtıcı film senaryosu yazmış, bunların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.
İlgi alanını Türk Tarihi ve Mitolojisi üzerine yönlendiren yazarın iki adet yayınlanmış mitolojik romanı bulunmaktadır. (Gök Tanrı'nın Çocukları ve Oğuz Han)
2006 IV. Gila Kohen Öykü Yarışmasında, "Veresiye defteri" isimli öyküsü yayınlanmaya layık bulunmuş ve hazırlanan kitapta yer almıştır.
2007 Yılı Mustafa Necati Sepetçioğlu Tarihi Roman Yarışmasında "Alp Er Tunga" İsimli Mitolojik Romanı ile Birincilik Ödülüne layık görülmüştür.
2008 Yılında Gelir İdaresi Başkalığı'nın düzenlediği, Vergi konulu Tiyatro yarışmasında, Çocuk Oyunu Dalında "Karınca Kararınca" isimli oyunu ile ikincilik ödülü almıştır. Oyunu yayınlanmış ve sahnelenmiştir.
2008 İLESAM "Esere ve Emeğe Saygı" Öykü yarışmasında "Gitti Hatıralarım" isimli öyküsü mansiyon kazanmıştır.
Daha birçok edebi yarışmada ödülleri bulunmaktadır.
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu Kitapları - Eserleri
- Mete Han
- Alp Er Tunga
- Tomris Han
- Kür Şad
- Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri
- Göktürkler
- Teoman Han
- Alparslan
- Bozkurt Destanı
- Çiçi Han
- Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han
- Darağacında Bir Bozkurt
- Kiok Han
- Hun Kartal Savaşçısı
- Şaman Kız
- Alamut'un Piri Hasan Sabbah
- Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda
- Fırat'a Destan
- Aksaçlılar Meclisi 2 - Vurgun
- Selçuk Bey
- Reisim Çatlı
- Göktanrı'nın Çocukları
- Moğol
- Oğuz Kağan
- Aksaçlılar Meclisi 3 - Savaş
- Harem Ağası
- Hunlar da Çılgındı - Hun Türklerinin Çılgın Tarihi
- Kadim Türk Budun Kimmerler
- Komando
- Enver Paşa’nın Romanı
- Sultan Genç Osman
- İlk Türk Deniz Beyi Çaka Bey
- Aksaçlılar Meclisi 4 - Operasyon
- Oğuz Kağan Destanı
- Alp Urungu & Göktürkler Çağından Bir Türk Öyküsü
- Çete
- Türkistan'ın Ölümsüz Kahramanı Altayların Kartalı Osman Batur
- Atilla
- Aksaçlılar Meclisi 5 - Av
- Yalan Kurgusu
- Emir Sultan
- Kösem Sultan
- Güllerin Solduğu Gün
- Emir Timur
- Kahramanım Çatlı
- Provokatör
- Dördüncü Murat
- Kimmerya
- Çanakkale Savaşı
- Aziz Sancar
- Oğuz Han
- Bizi Fırtına Vurdu
- Çete 2
- Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar
- Çocuk Han
- Kürt Elhanı Alp Urungu
- Kahramanlar Çanakkale'de
- Göç
- Bozkurt Ordusu
- Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri
- Bakan Bey'i Vurdular!
- Tarih Nedir?
- Göç Destanı
- Hüzün
- Türklerin Kökeni
- Kanuni Sultan Süleyman
- Tetikçi - Yazgı
- Göktürkler Destanı 1 - Aşina Soyu
- Göktürkler Destanı 3 - Başkaldırılar Çağı
- Göktürkler Destanı 2 - Birinci Türk Kağanlığının Sonu
- Osmanlı’da Yenilgiler ve Hezimetler
- Destanlarımız
- Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı
- Osmanlı'da Zaferler ve Fetihler
- Enver Paşa - Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
- Kurmancan Datka Destanı Alay Dağlarının Gök Hatunu
- Enver Paşa - Ben Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
- Kimmerler Seti
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu Alıntıları - Sözleri
- Acun bilmeyene, görmeyene hep çok büyüktü. Bilene,görene ise küçük gelirdi. Bir büyük Han için çok, iki büyük Han için azdı. (Oğuz Han)
- Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. ( Kültigin Bengütaşı ) (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
- İnsan ne için yaşar? Namusu, şerefi, dini, imanı, vatanı, milleti ve bayrağı için. Bunlardan biri giderse, Allah korusun, bir teki yiterse, ne kalır geride? Ruhsuz bir beden! Ondan sonra yaşasan ne olacak, yaşamasan ne olacak? Ceset olursun ceset! (Darağacında Bir Bozkurt)
- Engellenemez duygulara doğru uçar kişioğlu (Fırat'a Destan)
- Destan milletin hafızasıdır. (Destanlarımız)
- Cengiz Han, Moğol'u şöyle tanımlamıştı: “Gününü yaşarken bir yavru karacadır Moğol. Toy ve şölen günlerinde genç bir taydır. Ne zaman ki savaş gelip çatar, vahşi bir doğan olur Moğol. Yağıların üzerine bir yaşın gibi atılır. Gün gelir yaşlı bir kurt benzeri pusuda gizlenir. Geceleri baykuş gibidir, uyumaz! Moğol değişkendir çünkü bozkırın ürünüdür. Onun yaşamı bozkıra denk olmalıdır” (Moğol)
- "Biz, yalnızca, tek olan Tanrı'ya secde ederiz!" (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- Onun fiyatı yoktu. Bedeli canı, kanı bile olsa doğruluktan, dürüstlükten şaşmayacaktı. (Bakan Bey'i Vurdular!)
- Atı olmayan bir Türk diğer yarısını bulamamış gibidir. (Bozkurt Destanı)
- Kiok Tanhu, Yüeçiler üzerine yürüyordu. Yer sarsılıyordu atların ayak seslerinden. Ötüken Yış er doğuruyordu. (Kiok Han)
- Sevisi ağır basmış, bütün düşüncesini tutmuştu. Sevi başa düşünce, başka ne varsa unutulur! (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- Özlenecek o kadar çok şey vardı ki gelecekte... (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- İnsandan insana değişir sevda alıntısı! İnsandan insana başkalaşır! Adım adım aşılır da bütün safhalar, en sonunda en yüce anlamında doruklaşır. Bu memlekette 'SEVDA' hakkıyla yaşanır! (Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri)
- Kahramanlık, Türkler için biçilmiş bir giysiydi. Bu giysiyi severek, isteyerek giyiyorlardı. Severek, isteyerek ölüyorlardı. (Bozkurt Destanı)
- Şehzade Bayezid, Murat Han'ın en güvendiği kişilerden ve kendinden sonra tahta oturacak veliahtıydı. Seçim böyle yapılmıştı. Ancak askerin gözünde başka bir şehzade daha öncüldü. Şehzade Yakup... Onun yeri başkaydı. Bu durum Bayezid'i düşündürüyor, gelecekte kardeşinin taht ile arasına gireceği korkusunu yaşıyordu. ... Hem kardeşini kolluyordu hem de ondan çekiniyordu. (Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar)
- Türk yok edilemez, çünkü Tanrı Türk'ü korur ve yüceltir! (Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri)
- "Doğru ve gerçek söz keskin bıçakla aynıdır!" Moğol atalar sözü, doğru söze verilen değeri böyle açıklar. (Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han)
- Tanrı insanı var etmiş. Bakmış eksiği var, us vermiş. Yine yetmemiş, sol göğsünün altına yürek koymuş. (Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda)
- Beni iyi dinleyin Türk, Oğuz Beyleri, uluları…. Türk budun buyruklarıma uyun. Şunu unutmayın! Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
- Bir gün Bahadır Şad'ın bir öyküsünü duydum, rahatladım. Anlattılar ki, Bahadır Şad, Çin Duvarına bakıp bakıp gülmüş. "Bu us işi değil!" demiş "Çin'i korumaktan çok, bize geçit görevi yapar bu duvar. Duvarın üzerini tutacak kadar çok sakçıyı, duvarın üzerinde savaşacak kadar çok çeriyi nerden bulacaklar? Çin, nasıl bir bela yaptığını, duvar bittiğinde anlayacak! Onca emeğe, onca cana yazık..." (Mete Han)
Yorumlar
0 yorum