Kitap Künyesi
Yazar: Murathan Mungan
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
İSBN: 9786053160007
Sayfa Sayısı: 160
Güne Söylediklerim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Murathan Mungan düzyazılarını bir araya getiren kitaplarının sonuncusu Güne Söylediklerim için şunu söylüyor:
"Bazı kitaplar neredeyse kendiliğinden çıkar ortaya; elinizde kitap da onlardan biri. Zamanla biriken yazılardan belli bir noktadan sonra kararlaştırılmış bir sona adım adım ilerlediği kitaplarımdan değil bu; işlerin günlerin akışında ansızın geldi… Yirmili yaşlarımdan başlayarak bugüne dek çeşitli nedenlerle, çeşitli yerlerde sayısız konuşma yaptım, beni daha önce onların birinde dinlemiş olanlar bilir: Genellikle söyleşilerimi eskilerin "irticalen" diye tabir ettikleri doğaçlama biçimde yapar, hatırlamak için aldığım konu başlıkları ve kısa notlardan kalkarak, konuşmanın akışında ortaya çıkan çağrışımlar, o sırada aklıma gelen örneklerle içeriği çeşitlendirmeye çalışırım. Okurla yıllardır sürdürdüğüm diyalogun bir parçası da bu yüz yüze yapılmış konuşmalardır. O gün, orada bulunmam nedeniyle güne söylediklerimdir. Zamana yazdıklarımızla güne söylediklerimiz arasında işlerin ve günlerin hasadı burada olduğu gibi günü geldiğinde bir kitapta toplanır. Bazen bir fotoğrafın, bir günün arkasında koca bir tarih durur. Hadi beraber bakalım."
(Tanıtım Bülteninden)
Güne Söylediklerim Alıntıları - Sözleri
- Doğu'da sanat var olanı nakışlayarak ilerler, Batı'da ise kesin kopuşlar ve sıçramalarla başka bir evreye geçer. Batı' da biri biter, diğeri başlar. Realizm, romantizm, gerçeküstücülük, dadaizm, kübizm bıçakla kesilmiş gibi ortaya çıkar. Her akım ömrünü tamamlayana dek kendi sözünü söyler. Bizde ise kilim, halı dokumasında görüldüğü gibi "eldeki örnek" çoğaltılır. Mevcut motife en fazla bir yaprak daha eklersin.
- Edebiyat kendimizi tanıma sanatı olduğu kadar, ötekini anlama sanatıdır da... Bir yazar her ne kadar kendi coğrafyasının, kendi insanının hikayesini anlatıyor görünse de, eserinde başkalarının da kendilerini ve hikâyelerini bulmasına olanak tanıyan bir alan açar. Dünyanın her yerinde düşmanlaştırıcı politikalar, körleştirici ideolojiler insanlar arasındaki farklılıkları, ayrılıkları öne çıkartarak varlığını sürdürebilir. İnsanları ve toplulukları dikey bir hiyerarşi içinde konumlayarak sabitlemeye çalışır. Oysa, insan olmanın ortak değerlerine yaslanan edebiyat ve sanat, benzerliklerimizi öne çıkarak bize aynı kulenin çocukları olduğumuzu hatırlatır. Bizleri dünyalı kılan şey başkalarını tanıma ve kabullenme gücümüzdür.
- Tüm insanlığın dili, dini, mezhebi, inancı ya da inançsızlığı, cinsiyeti, teninin rengi, etnisitesi, siyasi görüşleri ve her çeşitten kimliği nedeniyle yargılanıp dışlanmadığı, ötekileştirilmediği, zulüm görmediği bir dünya dileğimi bu kadim inancın dilek ağacına asmak isterim.
- "Milliyetçilik, bir insanlık kanseridir.
- Elindeki metnin öyküsünü biliyorsundur, başını, sonunu, ortasını, ne anlattığını, ama bir yazarı biz dilini özlediğimiz, anlatımını sevdiğimiz için döner yeniden okuruz, çünkü edebiyatın ana malzemesi dildir. Bir insanın sesini, sohbetini özlemek gibidir bu.
- Edebiyat kendimizi tanıma sanatı olduğu kadar, ötekini anlama sanatıdır da... Bir yazar her ne kadar kendi coğrafyasının, kendi insanının hikayesini anlatıyor görünse de, eserinde başkalarının da kendilerini ve hikâyelerini bulmasına olanak tanıyan bir alan açar. Dünyanın her yerinde düşmanlaştırıcı politikalar, körleştirici ideolojiler insanlar arasındaki farklılıkları, ayrılıkları öne çıkartarak varlığını sürdürebilir. İnsanları ve toplulukları dikey bir hiyerarşi içinde konumlayarak sabitlemeye çalışır. Oysa, insan olmanın ortak değerlerine yaslanan edebiyat ve sanat, benzerliklerimizi öne çıkarak bize aynı kulenin çocukları olduğumuzu hatırlatır. Bizleri dünyalı kılan şey başkalarını tanıma ve kabullenme gücümüzdür.
- "Milliyetçilik, bir insanlık kanseridir.
- Fotoğraflar her ne kadar sonsuza dek saptanmış, orada öylece duran kayıtsız nesneler gibi görünseler de, kendi kendilerine yetmezler; bizim hikayelerimize ihtiyaçları vardır. Onlarda gördüğümüz hikayelere...
- Paul Valery, "Resim üzerine konuşmaya kalkışan kişi sürekli özür dilemek zorunda kalır," der. Bence bu söz nicedir fotoğraf için de geçerli.
- Bence iyi fotoğraf çekmek biraz da olasılıkları kavrama becerisidir; rastlantıların matematiğini sezmektir.
- İyi fotoğraf, gerçekliğin anlık referansı değildir; saptadığı anı ve gerçekliği aşan bir üst cümleye işaret eder. Benim için yaratıcı fotoğrafçı da, meselesi olan, bir üst cümleye dert edinmiş kişidir.
- Hiçbir zaman şiirlerim bir kitap oluşturabilecek sayıya ulaştığında art arda dizilip kitap olmadı. O sıralar yazdığım şiirlerin ruhu ilerde yer alacakları kitapları seçer.
- Edebiyat kendimizi tanıma sanatı olduğu kadar, ötekini anlama sanatıdır da...
- Gençken kitapları bazen hatıra sevgisiyle severiz. Biri sorduğunda -ki bana çok olur-, eğer gençlik yıllarımda okuduysam, ağzımda bıraktığı tadı, hülyalarımda bıraktığı yeri, anılarımda kapladığı ağırlığı o kitabın edebi değeri zannederim.
Güne Söylediklerim İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitapta, yazarın belirli konularda yazdığı denemeler ve özel günlerde yaptığı konuşmalar bulunmakta. Yazarın bilgi birikiminin zenginliği dilinin ağırlığına yansımış.İlk denemede mezopotamyanın kadim kavimlerinden olan Ezidileri geniş bir yelpazede anlatmış, bu kavmin diğer baskın ırklar ve inanışlar arasındaki durumunu, bununla birlikte nasıl kaybolmaya başladığını anlatıyor. Ezidiler hakkında bilgi almak isteyenler bence bu denemeyi kesinlikle okumalılar. (Garip)
Kitabın Yazarı Murathan Mungan Kimdir?
Murathan Mungan, 21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu.
Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin'de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde master'ını tamamladı.
Ankara'da Devlet Tiyatroları'nda ve Istanbul'da Şehir Tiyatroları'nda 'Dramaturg' olarak çalıştı. 1987'de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,'Kültür-Sanat Sayfası' editörlüğü yaptı.
1988'ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul'da yaşamaktadır.
1991'de Remzi Kitabevi'ne 'Çilek' amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti.
Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu.
İlk kitabı 1980'de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu:Mahmud ile Yezida.
Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, 'Gençlik Günleri' adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.
Murathan Mungan'ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli'nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli'dir. İlk kez 1981'de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993'te kitap olarak basıldı.
Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993'te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984'te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992'de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler' in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994'te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, üç oyun ardı ardına tam 'on bir saat süren bir gösteri' olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin'de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan 'Theater der Welt'e çağrılmış ve Schaubühne'de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan'da Selanik Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.
Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikayelerikitabındaki 'Kasım ile Nasır' adlı öyküsü, 1994'te İtalya'da 'La Mamma Umbria'da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004'te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan 'Şahmeran'ın Bacakları' adlı uzun hikayesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.
Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki 'Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı' adlı öyküsü, 1987'de, ilkin Fransa'da, Lulu Menase yönetiminde Théater Des Arts de Cergy-Pontoıse'da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi'nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika'da Penguen Books'un 'Dünya Hikayeleri Antolojisi'ne seçilmiştir. Bosna-Hersek'te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.
Yazarın gene Cenk Hikayeleri kitabında yer alan'Binali ile Temir' adlı bir diğer öyküsü, 1991'de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999'da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.
2000'de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, 'Dumrul ile Azrail'i, İstanbul Festivali'nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus'un yanı sıra Hollanda'nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.
2003 yılında Kopenhag'daki 'Bette Nansen Theater'da, yazarın 'Sayfadaki Gibi'adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan 'Bin Bir Gece' içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere'de '1001 Nights now' adıyla Nottingham Playhouse'da sahnelemiştir.
Murathan Mungan 1989'da, İngiliz yazar Nell Dunn'ın 'Steamin' adlı oyununu 'Kadınlar Hamamı' sahneye koymuştur.
Mungan'ın döneminde Ankara İl Radyosu'nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Öümburnu.
Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984'te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak'ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997'de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.
Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975'de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan'95 adlı bir kitapta toplamıştır.
Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu,13+1'de şiirlerini, 7 mühür'de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir 'kült kitap' olmuş olan Yaz Geçer'in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005'te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.
Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004'te yayımlanan 5 peşe romanında da yer almıştır.
Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi'ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikayeleri ve Kadınlığın 21 Hikayesi adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir.
Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri'ni 1997'de yayımlamıştır.
Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998'de yayımlanmıştır.
Mungan'ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Li Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996'da yayımlanmıştır.
Mungan, bugüne değin çoğu 'Yeni Türkü' topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye'nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve 'tribute' sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı 'cover' albümü 2004'te yayınlanmıştır.
2006'da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.
Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.
Murathan Mungan, 1985'ten bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.
İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986'da Remzi Kitabevi'ne, 1992'de de Metis Yayınları'na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.
Murathan Mungan Kitapları - Eserleri
- Aşkın Cep Defteri
- 227 Sayfa
- Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
- Başkasının Hayatı
- Yüksek Topuklar
- Üç Aynalı Kırk Oda
- Paranın Cinleri
- Kaf Dağının Önü
- Kadından Kentler
- Yaz Geçer
- Şairin Romanı
- Mahmud ile Yezida
- Lal Masallar
- Kırk Oda
- Bir Garip Orhan Veli
- Tuğla
- Meskalin 60 Draje
- Kibrit Çöpleri
- Erkekler İçin Divan
- Elli Parça
- Çador
- Eldivenler, Hikâyeler
- Mırıldandıklarım
- Geyikler Lanetler
- Cenk Hikayeleri
- Eski 45'likler
- 189 Sayfa
- Mutfak
- Doğu Sarayı
- Doğduğum Yüzyıla Veda
- Yedi Kapılı Kırk Oda
- İskambil Destesi
- Kullanılmış Biletler
- Başkalarının Gecesi
- Dağ
- Stüdyo Kayıtları
- Dağınık Yatak
- Dört Kişilik Bahçe
- Metal
- Oda, Poster ve Şeylerin Kederi
- Son İstanbul
- Timsah Sokak Şiirleri
- Mezopotamya Üçlemesi
- Kum Saati
- Omayra
- Yazıhane
- Eteğimdeki Taşlar
- Soğuk Büfe
- Güne Söylediklerim
- Gelecek
- Harita Metod Defteri
- Metinler Kitabı
- Söz Vermiş Şarkılar
- Yaz Sinemaları
- Balgifa Mar - Yılan Yastığı
- Mürekkep Balığı
- Solak Defterler
- Bir Kutu Daha
- Hayat Atölyesi
- İkinci Hayvan
- Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar
- Küre
- Sahtiyan
- Taziye
- Kağıt Taş Kumaş
- Aşk İçin Ne Yazdıysam
- Dokuz Anahtarlı Kırk Oda
- Li Rojhilatê Dilê Min - Kalbimin Doğusunda
- 7 Mühür
- Şahmeran'ın Bacakları
- Ulak ile Sadrazam
- Makas
- Kağıttan Kaplanlar Masalı
- Aynalı Pastane
- Kapan Metin
- Dumrul ile Azrail
- Osmanlı'ya Dair Hikayat
- Murathan'95
- Çağ Geçitleri
- Hamamname
- Aile Albümü
- Ressamın Sözleşmesi
- Kum Saati
- Devam Ağacı
- Erkekler Yalnızlıklar
Murathan Mungan Alıntıları - Sözleri
- ben çoktan geldim, o varmış mıdır? (Bazı Yazlar Uzaktan Geçer)
- İnsan dediğin kainatın her söylediğinin pek azını duyar, birazını sezer, sezdiğininse çoğunu anlamaz. Alıp da o sözü dünyadaki yerine koyamaz. (Hamamname)
- ve son bir uyarı sana: Ait olmadığın her iki dünyadan da Bir sentez yapmaya kalkma makas değiştirmez son trenler (Metal)
- Kalbi katildir bazılarının Kimseyi öldürmeseler de... (Solak Defterler)
- Güzellik, başlı başına bir faşizmdi; Dünyanın en adaletsiz dağıtılan şeylerinden biriydi. (Murathan'95)
- Durup Baktığında Azalmış zaman demlenmiş kıymet Günde kimi gördün, elde neyi sevdin Ne kaldı sende, neye geçit verdin (Çağ Geçitleri)
- "Kentlerde,kasabalarda,her yerde,yazarlar yalnız kişilerdir.Her yerde ve her zaman,öyle olmuşlardır." (Yazıhane)
- “Yitirerek kazanırsın. Kazanmanın başka yolu yoktur.” (Makas)
- Dünya bir kaybetme yeridir. Her birinin zamanı diğerinin elinde tükenmiştir. (Dokuz Anahtarlı Kırk Oda)
- Sanki yaşamım durmuş, ancak anımsadıklarımla yaşamamı sürdürebiliyordum. Parçalanmış bir dünya karşısında yüreğimin duyduğu korkuları hiçbir yere sığdıramıyordum. Hiç kimseye anlatamıyordum. Nesnelerin büyütülmüş dünyasında yaşıyordum. (Kırk Oda)
- ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum (Timsah Sokak Şiirleri)
- kimsenin kimsesi yok ki herkesin elmasında kendi diş izleri... (Oda, Poster ve Şeylerin Kederi)
- "İnsan bilmediği şeye el uzatmamalı, el uzatıyorsa bilmeyi göze almalı, bilmeyi göze almak zordur İlyas." (Şahmeran'ın Bacakları)
- Konuşamıyordum, hiç kimseyle konuşmamıştım. Hiçbir şeyimi, hiç kimseyle... (Son İstanbul)
- yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar (Mırıldandıklarım)
- "Ben,mimarlığın gündelik hayatın içinde bir güzellik değeri olarak, bizi ağlatacak kadar hayatımıza sızmasını istiyorum. Sonuçta, hepimiz evlerden çocukluğumuzu geri isteriz." (Soğuk Büfe)
- "Hafızayı diri tutan adalettir. " (Hayat Atölyesi)
- "Gelecek", ümidimiz, sanımız olabilir, ama gerçeğimiz olamaz. (Küre)
- her ülkenin anaları vardır. bunlar ki esirgeyendir, koruyandır. dağlardır. mardin kal'asının alnına düşen leke, -dağlardan izinsiz, nurdan murakıp- güneşten hükümsüz dört kanadını salıp dört yöne ve arsız dönüp duran dev bir çelik aygıt bakıp utancından ışımayan geceye kini usul bir mayın gibi bırakıp çekilirse, yanlıştır hüzün. yanlıştır yas. (Balgifa Mar - Yılan Yastığı)
- Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. (Yüksek Topuklar)
Yorumlar
0 yorum