Kitap Künyesi
Yazar: Vedat Türkali
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9789752893221
Sayfa Sayısı: 610
Güven - Cilt 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zaman: İkinci Dünya Savaşı'nın var gücüyle devam ettiği 1940'ların başı. İstanbul Üniversitesi'nde okuyan bir avuç anti-faşist devrimci genç, dönemin tek muhalefet partisi olan illegal Türkiye Komünist Partisi'ni aramaktadır. Bir avuç insan, 1940'ların Türkiye'sindeki tüm boyutlarıyla sergilenen karanlığı bir ucundan yırtmak için mücadele vermektedir...
Vedat Türkali, beş kitaplık ve iki ciltlik romanı boyunca Komintern belgelerine dayanarak, hakkında verilen "desantralizasyon" kararının öncesindeki ve sonrasındaki TKP'nin durumunu romancılığının bilinen ustalığıyla; iç monologlar ve diyaloglarla, olayların, olguların, kişilerin akışıyla ortaya koyar.
Türkali, İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Türkiye'yi anlatan "Güven"de Türkiye Komünist Partisi'nin tarihini sürece tanıklık etmiş bir yazar olarak tüm içsel dinamikleri ve sorunsallarıyla gözler önüne sererken, yalnızca o dönemdeki sol hareketin değil, demokratından faşistine, iş adamından polisine bir toplumun tüm farklı kesimlerinin aynalığını yapar. Türkali'nin coşkulu anlatımı karakterlere ve olaylara ilişkin derin bakışıyla birleşince, Türk edebiyatında benzersiz bir roman çıkar karşımıza: Toplumun her kesiminin görüşlerinin tarafsızca, ustalıkla aktarıldığı uzun bir yolculuk, bize kendi yanıtlarımızı üretmemizi sağlayacak yepyeni araçlar armağan eden dev bir yapıt.
Güven - Cilt 2 Alıntıları - Sözleri
- "Aç millet, soyguncu orospu çocukları, pezevenk hırsızlar."
- Her şeyin "Allahın izniyle" olduğuna inandırılmış bir halk, boynunu büküp katlanabilir buna; biz ne yapacağız peki? Siz kimsiniz? Aydınları diyorsun! Ne oldu, gördüm de?
- "Bu dediklerimi herkes görüyor, gizli gizli konuşmayan yok. Açık söylemesi yasak yalnız!"
- Her şey olabilirdi şu yeryüzünde!
- ''Acısı etine değmeden, kimse görmez doğruları.!''
- ''Benim yanılmam bana zarar verir. Yığınların tapar gibi bağlandığı birinin yanılması, benim yanılmama benzemez.''
- Ne aşırı güvenin insanlara, ne de umudunuzu kesin! Bir çarktır dönüp gidiyor işte! Uyanık olacaksınız!
- Bu hükümet faşist hükümet!
- -Yahya Kemal'in ünlü övgüsü var halkımıza: "Kuru ekmekle bayat peyniri lezzetle yiyen- Çeşmeden her su içerken şükür Allah'a diyen!" diyor. -Pisboğazın biriymiş derler. -Yahya Kemal, değil mi? Öyleymiş. -Halka bayat ekmeği övecek ki, kendisi pastayı zıkkımlansın!
- Hangi güzel şey acısız olmuş ki dünyada!
- "Ne aşırı güvenin insanlara, ne de umudunuzu kesin!"
- ''Onurlu kaldığına pişmanlık duyuyorsa biri, korkulur ondan.''
- Kapitalizm var oldukça, yığınları kandıran azgın ulusçuluk çıkmazı aşılıp emekçi sınıfların katmanların elele, uluslararası egemenliği kurulmadıkça, ne acılar biter dünyada ne de insanca yaşanabilir!
- Kadınların hakkına saldıracağına kullanmasını bil!
- "Acısı etine değmeden kimse görmez doğruları!"
Güven - Cilt 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Vedat Türkali'nin karakter çözümlemelerini çok gerçekçi, çok yerinde buluyorum. İçi boş karakter üretmiyor, bütün karakterlerin arkası gerçek insanlarla dolu. Türkiye'de İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan sorunları, kutuplaşmaları, dış politikaları, bireysel mücadeleleri, kapitalistleri, casusları ve demirden yumrukla halkın üstüne çöken faşist yönetimi açıklarken, halkın savaş sonrasında vereceği asıl savaşın boyutları hakkında da bir fikir oluşturuyor okurun kafasında. Kendine özgü, üstün bir anlatımı var. Hem anlattıkları hem de anlatım şekliyle en sevdiğim yazarlar biridir Bay Türkali. Güven, dünü ve bugünü anlamak için mutlaka okunması gereken kitaplardan biri bence. Yıldızlı tavsiyemdir. =) (G. İlke)
Vedat Türkali' nin bu kitabı yazması, kendisinin de zaman zaman belirttiği gibi bir ömür sürmüştür. İleri yaşlarında kitabı tamamlayan Türkali; sık sık bitirmeden ölmekten korktuğunu da söylerdi. Kitap Türkiye' nin bir dönemine ait siyasal, toplumsal olarak mercek tutuyor. Türkiye Komünist Partisi'nin tarihine ışık tutan kitap ; kahramanları üzerinden hayatta mevcut her sorunu resmediyor. Türkiye siyasal tarihi için belgesel roman niteliğini yerine getirirken edebi kalitesinden ödün vermeyerek edebiyat tarihimizin de başyapıtları arasına giriyor. Kitap ; hemen hemen okuyan herkes için ilgi cekici yönler içeriyor. Mutlaka okunması gereken kitap listenize eklemenizi tavsiye ederim. (Eylül)
"Yığınların tapar gibi bağlandığı birinin yanılması, benim yanilmama benzemez." (S.243) "Bizim tarihe yenik yanımız da bu...üstünde korkusuzca konuşamıyoruz çünkü! Biz buradan yıkılacağız diye korkuyorum...Yanlışları içimize dogru sindirmişsek, acıya yazgiliyiz demektir!" (S.543) Tam da ikinci alıntıdan kaynaklı Vedat Turkali bambaşka bir bakış açısı koyuyor ortaya. Her şeyi, herkesi eleştirmeye başlıyor. Bu eleştiriden en büyük payı Kemalistlerin aldığını hissettim. Öte yandan Ermeni, Kürt politikaları ve dönem rejiminin bu insanlara karşı tutumundan tutun da iktidardakilerin özellikle komünist düşünceyi nasıl otekilestirdigi sonuna kadar anlatılıyor. İşkencelerin vardığı düzeyler ve iskencecilerin psikolojik analizleri, karakterlerin yaşadıklarının değişen ülke ve Dünya panoramasi gibi değişimleri birbirine paralel öyle iyi anlatılmış ki takdir etmemek elde değil. Bazi düşünceleri beni kızdırsa da bazılarını eleştirel bulsam da cesur bir kalem olduğu yadsınamaz. Ozellikle ikinci cildi çok daha fazla beğendim. Okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim. (Öylesine bir okur)
Kitabın Yazarı Vedat Türkali Kimdir?
Vedat Türkali (doğumu. 13 Mayıs 1919, Samsun) Abdülkadir Demirkan 'ın (1950'li yıllarda Abdülkadir Pirhasan olmuştur) yazılarında kullandığı ismidir. Senarist, şair ve romancı olan Türkali, liseyi Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlenmiştir.
Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır. Gar Yayınları'nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960'da Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965'de yönetmenliği denemiştir.
Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.
Mihri Belli'nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.
Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan'ın babası, Deniz Türkali'nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini'nin dedesidir.
Vedat Türkali Kitapları - Eserleri
- Fatmagül'ün Suçu Ne?
- Güven - Cilt 1
- Güven - Cilt 2
- Bir Gün Tek Başına
- Mavi Karanlık
- Özgürlük İçin Kürt Yazıları
- Şeytanın Kaşık Oyunları
- Tüm Yazıları Konuşmaları
- Yalancı Tanıklar Kahvesi
- 141. Basamak
- Bu Ölü Kalkacak
- Dallar Yeşil Olmalı
- Eski Filmler
- Eski Şiirler Yeni Türküler
- Üç Film Birden
- Yeşilçam Dedikleri Türkiye
- Komünist
- Ölmedikçe
- Kayıp Romanlar
- Tek Kişilik Ölüm - Komünist
- Tüm Yazıları Konuşmaları 2
- Özgürlük İçin Kürt Yazıları 2
- Bitti Bitti Bitmedi
- Tek Kişilik Ölüm
- Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler
- Bu Gemi Nereye
- Yanıtlar
- Güven (4 Cilt Takım)
- Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap)
- Güven - Özel Baskı(İkinci Kitap)
- Güven - Özel Baskı(Üçüncü Kitap)
- Güven - Özel Baskı(Dördüncü Kitap)
- Mavi Karanlık
- Eski Şiirler Yeni Türküler
- Tiyatro Oyunları
Vedat Türkali Alıntıları - Sözleri
- Kitap rüzgâr olmalı, perdeyi kaldırmalıdır. (Komünist)
- Bedenini söküp atabilseydi, yaksaydı onu, başka bir beden giyinebilseydi... (Fatmagül'ün Suçu Ne?)
- Dünyanın en acımasız canavarı yatıyor içimizde. (Mavi Karanlık)
- Evlenmek, işte böyle bir eve tıkılmak, yemek pişirip çocuk doğurmak, erkeğini beklemek, bir süre sonra da sevişmenin tadını tuzunu yitirmek olmalı. (Güven - Cilt 1)
- "Kirlendik mi, hiçbir yağmur arıtmıyor bizi!" (Mavi Karanlık)
- En güzel dünya çocuklarla delilerin dünyası ! (Tek Kişilik Ölüm)
- Nazım'ın dizelerindeki gibi. ''Nereden ,nasıl geleceğini bilmeden gelecek dehşetli güzel günlere inanıyorduk!..'' (Tek Kişilik Ölüm - Komünist)
- Enişte sözü çirkin. Keşke hiç olmasaydı Türkçede böyle bir söz daha iyiydi! (Güven - Cilt 1)
- Korkuyorum yalnızlıktan; senin olmadığın her yerde yalnızım. (Mavi Karanlık)
- "Itri'yi de dinleyeceksin,Bach'ı da .Marks'ı da bileceksin,Bedrettin 'i de . Nâzım'ın şiiri olmasa nerden bilecektik Bedrettin'i?" (Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap))
- Bir bilsen dostunu düşmanını kardeş Bir bilsen nedendir çektiklerimiz Nasıl da başka olacak yaşamanın tadı (Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler)
- Yıkılamaz, görkemli sosyalist toplum, bu sindirilmiş aydınlarla, "depolitize" edilmiş emekçi sürüleriyle mi kurulacaktı? (Komünist)
- Dünya tatlı da, birbirlerine çirkin yazgılar oluşturmak için insanlar yaratıyor tatsızlıkları! (Bitti Bitti Bitmedi)
- ...yönetmen hamit akınlı ''bu ölü kalkacak''ı şehir tiyatrosu'nda sergilemek için bana başvurduğunda, elimde oyunun teksti bile yoktu. sağolsun, seçici kurul üyesi iken edinip sakladığı oyunla çalışmalara girişebilmişti sayın akınlı. oyun fatih şehir tiyatrosu'nda oldukça iyi karşılandı. yılın ikinci yarısında üsküdar şehir tiyatrosu'na geçirilince nerdeyse kapalı gişeye gidiyordu ki, bir ''ihbar'' sonucu savcılık kararıyla oyun durduruldu... ... (vedat türkali) (Bu Ölü Kalkacak)
- - Kolay ne var bu dünyada? Sen bunları kolay mı yaşadın? (Bitti Bitti Bitmedi)
- İngiliz kompradorları olan Ermeni varsılları üstüne Kürtler'in saldırtılması, kıyıma uğratılması, ittihatçılarca da benimsenip sürdürülen bir Abdülhamit kalıtıdır.. Ancak Kürtler'i sindirip yok etmenin de yollarını ararlar. I. Dünya Savaşı başlarında, Ermeni saldırısından korunması gerekçesiyle, Kürtler'i yerlerinden, yurtlarından ayırıp yoğun Türk bölgeleri arasında dağıttıkları bilinir. Bu göçlerde, açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölenlerin sayısı belli değildir. 1920 yılındaki Koçgiri Kürt halk başkaldırısını canavarca kıyım, kırımla bastıran Sakallı Nurettin Paşa'nın "Türkiye'de Zo' diyenleri yok ettik, 'Lo' diyenleri de ben kökünden temizleyeceğim!" sözleri ulusalcılık savındaki ittihatçı kafasının göstergesi gibidir. (Özgürlük İçin Kürt Yazıları)
- ...boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul bekle bizi... ... (eylül 1944,akşehir) (Eski Şiirler Yeni Türküler)
- Şu para denen pisliği bulanın... Kes zevzekliği de işine bak! Bin yıllardır dünyayı o pis para değiştiriyor; sövgülere şerbetli! (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
- "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" diyor Başbakan. Desen ne olacak, demesen ne olacak. Devletin tüm önemli koltuklarını bölüşüp oturmuş faşistler. (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
- Alıştık, dedi. Herkes kendi acısını yaşıyor sonunda.. (Kayıp Romanlar)
Yorumlar
0 yorum