Kitap Künyesi

Yazar: Murat Yalçın

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750717789

Sayfa Sayısı: 106

--reklam--

Hafif Metro Günleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Karanlıkta yol alan hikâye karanlıkta son bulur" demesi ne, Borges'in sevdalısı? Esin perileri kurşuna dizilirken, kalemin kurşunlarında can verirken. Gecenin sessizliği bozulunca perdeleri açmak, ışığı kapamak istemiyorum. Güneşin doğuşundan bana ne? Güneşin altında eski(yen'i) bir şey olmadığını ayırt etmek istemiyorum. Yazılanlar hafifler, kurur, uçar, silinir güneşte. Sözcükler, tümceler, bütün canlılıklarını, koyuluklarını, tazeliklerini yitirir ya! Sayfalar da ağarır, sözcükler solar; gece serpilen renklerle kelebek kanadına dönen sayfalar, hücre duvarın(a)ı (tırm)andırır artık.

Hafif Metro Günleri, anlatıcısının zihninde ayrıntı avına çıkmış bir metin. "Tanımlanmayan" anlatıcıysa yaşamı da, tüm anlatıları da bir göstergeler kuyusu olarak görmeye başlamış, bu nedenle çevresinde gördüğü her şeyi durmaksızın yorumlayan, bu yorumlardan sonuçlar çıkaran, öfkeli ve alaycı bir kent gezgini.

Hafif Metro Günleri, 1998'de "anlatı" olarak yayımlanmıştı; Yalçın sonraki baskılarda kitabına, türlü nedenlerle, "roman" demeyi uygun gördü.

--reklam--

Hafif Metro Günleri Alıntıları - Sözleri

  • "İnsan hiç değilse, evet, evet, hiç değilse avucunu yalamalı ki, bir yeri temiz kalsın."
  • "** organlarımı bağışlayabilirdim yaşama inansaydım, her an vazgeçebileceğim, ihanet edebileceğim bir yaşamdır benim ki,..."
  • "Dünyadan gelen çirkin sesleri bastıramıyorum. Kaynağını bulmaya çalışıyorum boşuna."
  • "İnsan her şeye ihanet edebilir, en başta kendine; ya ölüme?"
  • "Hayata atıldığım gün, hayattan atıldığım gün olmuş meğer;..."
  • Meltem beklerken kara yazıma Karayel çıktı.
  • "İdeal olan şu anda bulunmayandır."
  • Besleyip büyüttüğüm bir kemirgen yalnızlık var. Palazlanmış, şımartılmış bir yalnızlık, rahatsız ediyor.
  • İçimdeki buzdağında bir gölet oluşmuş da yaz kış yalnızlığım yüzermiş içinde.
  • Duyguyu çok ölçülü kullanmak gerek ... (Turgut Uyar)
  • "Tepe tepe yaşamanın da sonu var elbet, ama son kertede tepinmek değil mi yaşamak?"
  • Yara sarmayı öğretiyor yaşam.
  • Kimse çağını beğenmiyor. Düşler çağdışı...
  • Yalnızlığın duruluğu , acıyla bulanıyor...
  • "Yara sarmayı öğretiyor yaşam."

--reklam--

Hafif Metro Günleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yazar kendi iç dünyasındaki anlam arayışını, yalnizligini anlatmış ,amaçsızligini gozler önüne sermis ki kitabta bir amaç ya da yazim planı olmadığı da görünüyor, gozlemlerini anlatmış. Anlatim dili imgelemeleri bana güzel gelmedi açıkçası ama durup düşünen icin bu yalnizliklardan insan duygularindan anlam çıkarıp kendinden bir şey bulunabilir. (Semih Akdağ)

Sanırım okuduğum her kitapta –değişen oranlarda da olsa- kendimi bulmam, “Her okur kendini okur” sözüyle ilişkili. Bilmiyorum, herhalde yazsam böyle bir kitap yazardım dedim okuduktan sonra. Murat Yalçın’ı –bende dahil- bilmeyenler için kitabın başına koyduğu hayat hikayesiyle tanıdım. Peki tanımadığım birinin alakam olmayan bir kitabını neden aldım? Love of Discover. Neyse İstanbul üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuş 2010’da Kitap-lık dergisini yönetiyormuş. Belki halen yönetiyordur bakmadım da çok da merak etmiyorum açıkçası. Bir noktadan sonra eserler onları yazan kişilerin değil bizim ürünlerimiz. Kitaba gelecek olursam, aslında kitap diye bir şey yok. İlk sayfasında Italo Calvino’nun, Görünmez kentler kitabından şöyle bir alıntı var: Sen de uzak ülkelerden dönüyorsun ve bana bütün söyleyebildiğin, akşam, evinin Eşiğinde oturmuş, serinleyen birinin aklına Gelebilecek düşünceler. Peki ne anlamı var öyleyse bunca yolculuğun? İşte kitapta neredeyse bu alıntının üzerine kurulmuş diyebiliriz. Bilinç akışı tekniğiyle(sanıyorum?) aklına gelenleri bir bir sıralamış bir akşam serinliğinde. Yani bir konu bütünlüğü sağlanmıyor, zaten konu bütünlüğü de aramıyoruz bu nokta da. Öyle ki nesir biçiminde olsa da her cümleyi Kendi içinde incelemek gerekiyor. Benim hoşuma gitti, düşünülmeden yazılmış şeyler değiller. Bende ara ara böyle düşünüyorum, düşündüklerimi bir “otodidakt” olsa da yazsa güzel olurdu diye düşünüyorum hatta. Murat Yalçın bu işi kendi üstlenmiş, iyi ki de üstlenmiş. Bu tür kitap okumayanlar için farklı bir deneyim olabilir. Bu deneyim size şunu vadediyor. Okuduğunuz cümleyi diğer bir cümleye geçtiğinizde unutma garantisi. Hele ki sayfayı kapatıp başka bir işle meşgul oldunuz diyelim bir anlığına, geri geldiğinizde nerede kaldığınızı bulmak muhtemelen kitabı baştan okumaktan daha zor gelecektir size. Burada güzel olan nokta, kaldığınız yeri aramamak için başa döndüğünüzde daha doğrusu her başa döndüğünüzde farklı bir kitap okuyor olacaksınız. Bu hem kitabın içindeki cümlelerle hem de sizin artık bir önceki siz olmadığınızla alakalı. Hem ne derler “Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz”. Şöyle bir uyarı yapmakta da fayda olabilir diye düşünüyorum. Kitap ya da kitaba yazılan düşünceler kelimelere dayalı oluşturulmuş.(ya ne olacağıdı dediğinizi duyar gibiyim.) Kastettiğim kelimelerin edebi özellikle kullanılarak bir çok söz sanatına başvurulmuş olması. Yani bir rus edebiyatı okurken ki gerçekçiliği –kelimelerin ilk anlamlarını kullanarak hayatı olduğu gibi resmetme- arıyorsanız, hele hele “hocam okuduğum kitap beni yormasın, aksın gitsin” diyorsanız, üzgünüm bu kitap size göre değil. Mesela sizler Zweig okuyabilirsiniz. Hem fazladan bir çaba harcamanıza gerek kalmaz hem de hoş bir keyif verir. Her neyse lafı fazla uzatarak sizleri sıkmak istemiyorum. Tercih size kalmış, iyi okumalar şimdiden. (Göksel Göktürk)

"Hafif Metro Günleri, anlatıcısının zihninde ayrıntı avına çıkmış bir metin. " Kapak yazısı aslında neyle karşılaşacağımız hususunda bize spoiler veriyor. Benzetme sanatını ustaca kullanışı ile ilgimi çeken Murat Yalçın için bir de şöyle kurgu olarak yazdığı bir kitabı ile tanışmak istediğimi söyleyebilirim. Bana daha çok öykü tadı veren kitabına roman demiş yazar, ilk baskıda ise anlatı olarak adlandırmış. Hangi türe ait olduğu benim için de net olmadığından yazarın neden emin olamadığını kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz. Sözcük dağarcığı zengin, kalemi maharetli bir yazar olduğunu anlamak mümkün bu kitabı ile. Severek ve anlayarak okudum. (Mehtap Soyuduru Çiçek)

--reklam--

Hafif Metro Günleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Murat Yalçın - Hafif Metro Günleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hafif Metro Günleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Murat Yalçın Kimdir?

Murat Yalçın (d. 1970, İstanbul), öykücü ve Kitap-lık dergisinin editörü.

İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü bitirdi. 1997 yılından beri Yapı Kredi Yayınlarında çalışıyor, 2000 yılından beri Kitap-lık Dergisi editörü. Aşkımumya (1995), Hafif Metro Günleri (1998), İma Kılavuzu (2003), Şen Saat (2006), Kesik Hava (2009), Kontrol Kalemi (2011), Karga Zarif (2012) yayımlanmış kitaplarıdır.

--reklam--

Murat Yalçın Kitapları - Eserleri

  • İçimde Oğuz Atay İle Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor
  • Hafif Metro Günleri
  • Kesik Hava
  • Şen Saat
  • Aşkımumya - İma Kılavuzu
  • Karga Zarif
  • Kontrol Kalemi
  • İma Kılavuzu
  • Pera Mera
  • Dayı Parçası
  • İstanbul Sokakları - 101 Yazardan 100 Sokak
  • Yeraltına Mektuplar
  • Oralı Olmamak
  • Kesik Hava
  • Geçmişten Günümüze İstihbarat Örgütleri

--reklam--

Murat Yalçın Alıntıları - Sözleri

  • Kişi yeni yollara saparken eski yolları da aklında tutmalı. Yeni bir yola çıkanın dönme olasılığı da vardır. (Kontrol Kalemi)
  • Birlikte yaşayan insanlar suskunluktan çok korkarlar, suskunluğu bir tür küskünlük olarak algılarlar. Halbuki insanlar uzun uzun susabilirler. Susmak her zaman ayrılık değil. (İma Kılavuzu)
  • "** organlarımı bağışlayabilirdim yaşama inansaydım, her an vazgeçebileceğim, ihanet edebileceğim bir yaşamdır benim ki,..." (Hafif Metro Günleri)
  • Mağaralar birikmiş karanlıklarımızla, gece artığı korkularımızla doluydu. Katran kazanına düşmüş külçe altındı rüyalar: Somdu, yomdu! (Şen Saat)
  • Meltem beklerken kara yazıma Karayel çıktı. (Hafif Metro Günleri)
  • Yazmak bildiğini yazmak, okumak bildiğini okumak değildir. Kafka böcek olmadan Değişim'i, Amerika'ya gitmeden Amerika'yı yazmadı mı? Ya Dante, ilahi Dante... Cehenneme kaç kez gitti, cennetten kaç kez döndü, arafta kaç gün durdu da İlahi Komedya'yı yazdı? (Kontrol Kalemi)
  • “Savaşlar çocukları büyütür” dedi yaşlı kadın, buruşuk ağzının kenarındaki tükürükleri silerken, “Babalarının mezarları başında ağlayan adamlar görürsen şaşırma, yaşları büyük babalarından.” (İma Kılavuzu)
  • "Zaten hüzün , rutubetli, loş yerlerden hazzeden bir ruh karanlığı, ruh ıslaklığı mantarıdır;mantar gibi hüznün de dış rengi ölü beyazlıkta , iç tarafları acı siyahtır; gönüllerin bu durumunda yetişir." R.H. Karay (Kesik Hava)
  • Gençlikte olan basit şeyleri yaşlılıkta ayıplamak haksızlıkmış. Üstelik yaşlandıkça görüyormuş ki, ayıplanacaksa yaşlılığın da türlü türlü maskaralıkları var. (Pera Mera)
  • Kelimeler en güçlü patlayıcılardır. (İçimde Oğuz Atay İle Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor)
  • Kendisinden iki yaş büyük ağabeyinin kimliğini almış. Erdinç'miş adı, bir yaşında zatürreden ölmüş. Babası yollarda, didingen annesi bağ bahçede, ne ölümü ne doğumu resmiyete bindirmişler. (Kesik Hava)
  • Bir sığınak bulmam gerekiyordu, hayatın içinde varoluşmaklığımı tamamlamak için. (İçimde Oğuz Atay İle Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor)
  • Besleyip büyüttüğüm bir kemirgen yalnızlık var. Palazlanmış, şımartılmış bir yalnızlık, rahatsız ediyor. (Hafif Metro Günleri)
  • Ayaküstü bir hayat kurmak, bir çırpıda portre çizen sokak ressamlarının işiydi. (Kesik Hava)
  • "Ölüm neredeydi o zaman ? Issız bir lunapark hüznü kubbelendi içimde." (Kesik Hava)
  • Öbür dünyanın yanında bu dünya baştan sona kabir azabıydı. (Kesik Hava)
  • Çocukluğumda yüzlerden, sözlerden , kalın sigara bulutu altında siyasi atışmaların , dedikodulardan , tekdüze hal hatır sormadan', sevgisiz ilgilerden tiksinir, koridorun ucunda sanki uzun süredir beni bekleyen karanlık arka odaya çekilirdim (Dayı Parçası)
  • Şehirlerde, binaların arasında ufuksuz yaşadığımızı unutuyoruz. Ufuk da içimi daraltır, yeri gelir. Kendimle aramdaki uzaklığın kapanıvermesi midir bu? (Kontrol Kalemi)
  • " 'İnsan' denen bir kalıba dökülmüştü." (Şen Saat)
  • "İnsan hiç değilse, evet, evet, hiç değilse avucunu yalamalı ki, bir yeri temiz kalsın." (Hafif Metro Günleri)