Kitap Künyesi

Yazar: Cornelia Funke

Çevirmen: Yonca Kocadağ

Orijinal Adı: Geister Ritter

Yayın Evi: Epsilon Yayınları

İSBN: 9789944828161

Sayfa Sayısı: 208

--reklam--

Hayalet Şövalye Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Lütfen!” diye fısıldadığımı duydum. Kelimeler kendiliğinden dökülüyordu ağzımdan. “Lütfen William Longspee, bana yardım et!” Ve birden ayak sesleri duydum. Ayak sesleri, demir ayakkabıların şıngırtısına benziyordu. Arkamı döndüm. Orada duruyordu. Jon Whitcroft’un işi çok zor.

Annesi ve erkek arkadaşı, onu Salisbury’deki yatılı okula gönderiyorlar.

Sağanak yağmur, koyu renk duvarlar, dar koridorlar, yabancı yüzler ve sınıf arkadaşlarıyla paylaşması gereken bir oda!

Jon tüm bunların yakında ne kadar küçük sorunlar olacağının farkında değil. Çünkü yatılı okulunda geçirdiği altıncı gecede birden penceresinin altında beliren üç hayalet hayatını tamamen değiştirecek.

Neyse ki Salisbury’de hayaletlerle başa çıkmayı bilen biri var...

--reklam--

Hayalet Şövalye Alıntıları - Sözleri

  • Bu sefer Longspee'nin izin vermesini beklemedim. Etimin onun eti olduğunu hissediyordum. İriyarı ve güçlüydüm, elimle kılıcın sapını kavradım. Ben Jon'dum, ben William'dım. Hem Longspee'ydim hem de Hartgill. Hem adam hem çocuktum. Şövalyeydim ve öğrenciydim. Korkuyordum, aynı anda korkusuzdum: gençtim ama neredeyse bin yaşın daydım. Hepsi bir aradaydı. Kalbimin onun göğsünde attığını hissediyordum.
  • "En iyi arkadaşlarımızı," demişti bir keresinde annem bana, "genelde en zor zamanlarda buluruz, çünkü bize karanlıkta yardım ettiklerini hiçbir zaman unutmayız."
  • Düşünmek yapmanın yarısıdır.
  • Düşmanlarını asla küçümseme!
  • Hayaletlerin sana verebilece­ği tek zarar, senin kendi korkun!

--reklam--

Hayalet Şövalye İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yine okuma yapamadığım bir döneme girince elim çocuk kitaplarına gitti. Bu kitabı yıllar yıllar önce, bir marketin indirimli kitaplar bölümünden almıştım ama o zamanlar okuyamamıştım. Geçenlerde rafta görünce "Neden okumadım?" diye düşündüm ve okumaya karar verdim. İyi ki karar vermişim çünkü kitap gerçekten çok güzeldi. Beni içine çekti ve bu dönemde baya iyi geldi. Çocuk kitapları her zaman kurtarıcı. Konusuna değinecek olursam: kitap Jon Whitcroft adındaki karakter etrafında dönüyor. Karakterimizin annesi evlenmeye karar verince ve evlenmek istediği adamla çocuğu anlaşamayınca oğlunu yatılı okula Salisbury'e gönderiyor. (Aslında burada biraz karışıklık var. Bu kararda Jon'un üvey babası olacak kişinin etkisi olup olmadığı açık bırakılmış. Ve beni meraklandıran bir konu olarak kaldı) Karakterimiz Salisbury'de annesinin soyundan gelen lanetle karşı karşıya kalıyor. Kitapta peşinde dolaşan hayaletlerle mücadele edişini okuyoruz ve mücadelesinde yalnız kalmıyor güzel dostlar ediniyor. Dostlar edinmesini ve sinirle geldiği yeri yavaş yavaş sevmesini okumak bile çok güzeldi. (Aliye Sude Dere)

Oldukça güzel bir fantastik kurgu romanı. Jon Witcroft, yatılı okula gönderilen bir gençtir. Annesi, babası öldükten sonra Sakallı adını verdiği bir adamla sevgili olmuştur. Salisbury'de okumaya başlayan Jon, Angus, Stu ve Ella ile tanışır. Ve de hayaletlerle. Şövalye William Longspee bir hayalettir ve ihtiyacı olanlara yardım etmektedir. Jon'a Lord Stourton ve yardımcılarının hayaletleri musallat olmuştur. Stourton, Hartgill ailesinden herkesi öldürmektedir ve Jon da bu ailedendir. Ancak Ella, ninesi Zelda ve William, Jon'a yardım eder. Bu arada Jon, Sakallı'nın Ella'nın amcası olduğunu öğrenir. Lordu atlatan bu ekip William'a borcunu ödemek için kalbini bulup karısının mezarına gömeceklerdir. Ama acaba bunu başarabilecekler midir? Jon, Şövalyenin öğrencisi midir? Keyifle bir solukta okunan bir roman. (Serdar Poirot)

Bu kitabı hep çok merak etmiştim. Aldıktan sonra uzun seneler okuyamadım. Kitapları okumakla ilgili garip düşüncelerim olduğu için bugüne dek bekledi. İki günde okuyabileceğim ve beni yormayacak bir kitap bakarken gözüme ilişti ve hemen okumaya başladım. O hızla da bitirdim. Küçükken babası ölen, iki kız kardeşe sahip on bir yaşında olan Jon, annesinin başka bir adamla olan beraberliğine savaş açmıştır. Bu adama “sakallı” demektedir ve ondan hiç haz etmemektedir. Yaptığı bir sürü aşırılıkların sonunda Salisbury’de yatılı bir okula gönderilir. Çok geçmeden bahçede dört atlı hayalet görür. Bu hayaletlerden birisi Jon’u öldürmeyi kafasına koymuştur çünkü Jon bu habis hayaletin davalı olduğu bir soydan gelmektedir. Bunu da yaşadığı bazı tatsız tecrübeler sonunda öğrenir. Hayaletler Jon’u iyice korkutmaya başladığında okuldan arkadaşı olan Ella adlı kız ona yardım etmeye başlar. Yardım etmesinin en büyük sebebi de büyük annesinin hayalet hikayeleri anlatan bir rehber olmasıdır. Sürekli hayalet hikayeleriyle yaşayan birisi olduğu için de Jon’a ilk inananlardan biridir. İşler iyice içinden çıkılmaz bir hal aldığında, zorda olanlara öldükten sonra bile yardım etmeye yemin etmiş olan bir Şövalye’yi çağırma kararı alırlar. (Daha doğrusu bu kararı Ella alır.) Tabii işler bu noktadan sonra iyice karışır. Kitabın sonunda mekanların hepsinin gerçek olduğunu, kullanılan isimlerin çoğunun yüzyıllar önce yaşayan kimseler olduğunu da görebiliyorsunuz. Tarihle iç içe bir macera var. Yazar da aslında karakterler kurgu olsa bile Salisbury’e yaptığı gezide buradan çok etkilenerek bir kitap yazmaya karar vermiş. Bu yüzden eğer bir gün yolunuz düşerse bu mekanları görebilirsiniz, diye ekliyor. Genç-fantastik bir eser olarak bakıldığında bence okuması gerçekten çok keyifliydi. Babalara ve annelere tavsiye edilir. (Agape)

--reklam--

Hayalet Şövalye PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cornelia Funke - Hayalet Şövalye kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayalet Şövalye PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cornelia Funke Kimdir?

Alman yazar Cornelia Funke, Hamburg Üniversitesi'nde pedagoji okudu. Okulu bitirdikten sonra, üç yıl boyunca sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştı. Burada sorunlu mahallelerden gelen çocuklarla tanıştı ve ilk kitaplarını bu çocukların kısa hikayelerinden etkilenerek yazdı. 80ler ve 90lar boyunca çocuklara yönelik yazdığı fantastik roman serileri "Gespensterjäger (Ghosthunters)" ve "Die wilden Hühner" adlı kitaplarıyla tanındı. İngilizceye çevrilen ilk kitabı 2002 yılında "Herr der Diebe" adlı romanı oldu. The Thief Lord adıyla satılan kitap, The New York Times Best Seller listesinde 2 numaraya kadar yükseldi. Daha sonra "Inkspell" adıyla yazılan ve İngilizceye Inkheart adıyla çevrilen ünlü üçlemesini yazdı. 2005 yılında ABD'ye yerleşti. Bu kitap 2008 yılında filme de çekilerek büyük başarı kazandı. Harry Potter'in yazarı Rowling'ten sonra tüm zamanların (yalnızca çocuk değil, genel edebiyatta) en başarılı yazarı kabul ediliyor. Romanları genellikle fantastik ögeler içeren macera romanları olarak tanımlanabilir.

--reklam--

Cornelia Funke Kitapları - Eserleri

  • Pan’ın Labirenti
  • Mürekkep Yürek
  • Mürekkep Dünya
  • Mürekkep Ölüm
  • Hırsızlar Kralı
  • Hayalet Şövalye
  • Ejderha Süvarisi
  • Gizemli Öyküler
  • Kilerde Kim Var?
  • Canavar Öyküleri
  • Sihirli Ay Işığı
  • Şatodaki Çığlık
  • Şanssız Cadı
  • Şövalye Öyküleri
  • Sınıfın Cadısı
  • Güneş, Kumsal ve Deniz
  • Kediler, Köpekler, Tavuklar ve Filler
  • Korkusuz - Taştan Et
  • Büyük Tehlike
  • Yakıcı Dehşet

--reklam--

Cornelia Funke Alıntıları - Sözleri

  • Bu sefer Longspee'nin izin vermesini beklemedim. Etimin onun eti olduğunu hissediyordum. İriyarı ve güçlüydüm, elimle kılıcın sapını kavradım. Ben Jon'dum, ben William'dım. Hem Longspee'ydim hem de Hartgill. Hem adam hem çocuktum. Şövalyeydim ve öğrenciydim. Korkuyordum, aynı anda korkusuzdum: gençtim ama neredeyse bin yaşın daydım. Hepsi bir aradaydı. Kalbimin onun göğsünde attığını hissediyordum. (Hayalet Şövalye)
  • Ne yapabilirdi? Ne söyleyebilirdi? İnsanın sesinin olması neye yarardı ki, kimse dinlemedikten sonra? "Konuşamadığın için üzülme" demişti ona Toz Parmak sık sık. İnsanlar zaten dinlemiyor, öyle değil mi? (Mürekkep Dünya)
  • Yetişkinler çocukken nasıldılar, bunu hiç anımsamazlar Bunun aksinin iddia etseler de. Artık çocukluklarının hiç bilmezler. İnan bana. Her şeyi unutmuşlardır. O zamanlar, dünyanın onların gözünde ne kadar büyük göründüğünü, bir sandalyeye tırmanmanın ne kadar da güç olduğunu, hepsini unutmuşlar. Sürekli yukarıya bakmak nasıldı? Unutmuşlar. Bunları artık bilmiyorlar. Kimi zaman yetişkinler, çocukken her şeyin ne kadar da güzel olduğundan söz eder. Hatta kimi zaman yeniden çocuk olmanın düşünü kurarlar. Peki çocukken nelerin düşünü kurarlardı? Sen biliyor musun? Sanırım onlar da, bir an önce yetişkin olmayı düşlerdi. (Hırsızlar Kralı)
  • Bu kitap bana sözcüklerle kolayca bu dünyadan kaçabileceğimizi öğretti! (Mürekkep Dünya)
  • Yetişkinler çocukken nasıldılar, bunu hiç anımsamazlar. Bunun aksini iddia etseler de. Artık çocuklarını hiç bilmezler. İnan bana. Her şeyi unutmuşlar. O zamanlar, dünyanın onların gözünde ne kadar da büyük göründüğünü, bir sandalyeye tırmanmanın ne kadar da güç olduğunu, hepsini unutmuşlar. Sürekli yukarıya bakmak nasıldı? Unutmuşlar. Bunları artık bilmiyorlar. Kimi zaman yetişkinler, çocukken her şeyin ne kadar da güzel olduğundan söz eder. Hatta kimi zaman yeniden çocuk olmanın düşünü kurarlar. Peki çocukken nelerin düşünü kurarlardı? Sen biliyor musun? Sanırım onlar da, bir an önce yetişkin olmayı düşlerdi. (Hırsızlar Kralı)
  • ........O benimle olalı kaçmadım gölgemden hiç.. (Mürekkep Yürek)
  • Tüm sözcükler keşke zihnimizden ve yüreğimizden silinse ve bir kez olsun yalnızca gözlerimizle bakabilsek... (Mürekkep Ölüm)
  • Böyle gereksiz yaratıkların bir gün sizin gibi kusursuz ve akıllı varlıklara dönüşebilmesi ne garip, değil mi? (Hırsızlar Kralı)
  • "Bu cümlelerle tüm bir dünya anlatılmalı.Sözcüklerin içinden müzik duyulmalı. Sözcükler sık bir örgü gibi birbirine geçmeli ki, aralarından okuyanın sesi akıp gitmesin." (Mürekkep Dünya)
  • Sanki kitabı okuduğumuz her seferde sayfaların arasında bir şeyler yapışıp kalıyor. Duygular,düşünceler,sesler,kokular...Yıllar sonra o kitabı tekrar karıştırdığında kendini buluyorsunuz içinde,biraz daha genç halinle,biraz daha farklı olarak. Sanki kitap seni arasında saklamış gibi,tıpkı kitabın arasında kurutulmuş bir çiçek gibi,hem yabancı,hem tanıdık. (Mürekkep Dünya)
  • Düşmanlarını asla küçümseme! (Hayalet Şövalye)
  • Uçurum senin için görünmez olabilir fakat bu, onun gerçek olmadığı anlamına gelmez. (Pan’ın Labirenti)
  • Bu dünyada yufka yürekli olmak tehlikeliydi. (Pan’ın Labirenti)
  • "Her kitap içinde sahibinden bir parça barındırır.'' (Mürekkep Dünya)
  • Sevgi türlü şekillerde öldürür. (Pan’ın Labirenti)
  • Bir kitabı her açtığımda, bir ruh uykudan uyanır. (Mürekkep Yürek)
  • "Bir kitabı her açtığımda, bir ruh uykudan uyanır." (Mürekkep Yürek)
  • "Çocuklar tırtıl, yetişkinlerse kelebektir ve hiçbir kelebek tırtıl halini anımsamaz." (Hırsızlar Kralı)
  • Bir kitabı her açtığımda, bir ruh uykudan uyanır. (Mürekkep Yürek)
  • Sanki yüreği artık tat almaz ve hissetmez olmuştu; acı onu her şeye karşı duyarsız kılmıştı. (Mürekkep Ölüm)