Kitap Künyesi
Yazar: Atilla Atalay
Yayın Evi: İletişim Yayıncılık
İSBN: 9789754708479
Sayfa Sayısı: 141
--reklam--
Hayaller Kâhyası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Atilla Atalay'ın "olgunluk dönemi" hikâyelerini biraraya getiriyor Hayaller Kâhyası. Kitap, "Sevgili Oğuz Aral Usta"ya... Ve "Kar Maymunu" arkadaşlara ithaf edilmiş. Girizgâh mahiyetindeki `Sebebim`, mola yerinde otobüsünü kaybeden yaşlı bir teyzeyle başlayan `reenkarnatif` bir öykü... "Çiğdem Sineması", bizi eski sinemaların nostaljisine götüren, başrolünü Riçırt Burton'un oynadığı sevimli bir Holivut mavalı. Üçüncü öykü, "şaşkın ördekler" ve "şifalı geyikler" üstüne. "Kar Maymunları" ise "bir hayli realist" sımsıcacık bir anı-anlatı; neredeyse bir "oto" otobiyografik bir metin!.. "Sonsuz" bir aşk üzerine yazılmış "Yatık Sekiz"e, Turgut Uyar'ın dizeleri eşlik ediyor. Kitaba adını veren "Hayaller Kâhyası" ise, freni patlayan linyit yüklü bir kamyon uçarak ortaokulun damına çakılınca okul binasıyla birlikte öğrenim hayatından çekilerek gerçek hayata yatay geçiş yapan Murtaza'nın upuzun öyküsünü anlatıyor.
--reklam--
Hayaller Kâhyası Alıntıları - Sözleri
- Kendimi yok yere hayatın herzamankiliğine kızarken yakaladım...
- Kendimi yok yere hayatın herzamankiliğine kızarken yakaladım...
- Çünkü hayat zamana tur bindiriyor...
- O laf buradaki yavşakların uydurması.
- Peki mutlu aşk var mıdır? Çocuklar bile biliyor ki yoktur. E, tamam o zaman, sorusu olan yoksa dağılalım.
- Nihilizmin eşiğindeyim Allah sizi inandırsın.
- Kendimi Yok yere hayatın herzamankiliğine kızarken yakaladım.
- Çok hızlı gidiyoruz, ruhlarımız geride kalıyor.
- "Bakın bakın genç adamsınız" dedi. Vay anasını sayın seyirciler, memleketimde internetin esasen ne amaçla kullanıldığını eniştem bilen net olarak biliyordu.
--reklam--
Hayaller Kâhyası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tek kelimeyle.... safsatası :): Zaman, zaman zaman fark edilirdir. Edilirdir bizzat çünkü kurduğum cümleyi yanlışlayacak kimse yoktur. Benim kurduğum dünyanın kendi şairleri böyle çizerler redifleri. Bizim dünyamızda yahut yeni gezegenimiz dünya olmayacağından "nefes alsak yeter" adlı coğrafyamızda işler hep böyle tepetaklak sürer gider. Yani bazen yüz değiştiririz vesselam Dikkatinizi yeteri kadar dağıtıp merak uynadırdıysam incelemeye geçebiliriz. Tek kelime ile...... safsatalarını geçiyorum çünkü üzerine konuşulması gereken bir eser. Kitapları bizleri yansıtmasını, ulaşılmaz görünen entel görüntümüzü bize gerçek gibi göstermesi bakımından çok seviyorum. Atilla Atalay absürt bir eser bırakmış bizlere. Öyküleri okurken doğallığı özellikle hepinizin yakalayacağı ilk özellik olacaktır. Kardeşlerimizle olan kavgalarımızı, "Off kimse anlamıyor beni" lerimizi, banyo terliğinin çorabımızı ıslatması ve bunun kaçınılmazlığını anlatıyor. Kısacası bizi en çıplak görüntümüzle karşı karşıya getiriyor. Oğuz Ataycığımmm acılarıyla mizah yaparken hangi matematik förmülüne başvurdu bilmiyoruz, fakat onun ardından birçoğumuz kendimizle alay etmeyi başarma işine giriştik. Bu kitap da öyle işte. Mizahı ince. Şu "Tek kelimeyle....." sözünü "ince" diye birtiriyorum.Herkese tavsiye ediyorum. (Eda ÇİÇEK)
kitap incelemesi yapmayacağım bu kitapta zaten okuyunca seveceksiniz ama ben Latif Demirci ye bir selam çakmak istiyorum. Seneler boyunca ne güzel çizdin .aktardın bize Ati Bey 'ciğimizin hikayelerini eline sağlık.. (Merve)
Ben de dahil sevgili on üç okuyucu, Sizlere öncelikle çok kırgınım. Yahu Atilla Atalay'ı okumuşuz hiçbirimiz de gelip şuraya bir alıntı yapayım, bir inceleme ekleyeyim diye hiç düşünmemiş. Bomboş kalmış cağnım kısım. Bir kere bize ayıp ayıp. (Öhöm öhöm. Sanki biraz ağır oldu gibi. Yok yok hak ettik biz bunu.) Öncelikle size yazarı takdim edeyim. Atilla Atalay. Belki birçoğunuz ilk defa duyacak bu ismi. Kendisi Sıdıka'nın yaratıcısı. Heh! Şimdi Sıdıka deyince ışıklar yandı tabii herkeste. "Vaaay canına o bildiğimiz Sıdıka mı?" dediğinizi duyar gibiyim. Evet evet o bildiğiniz Sıdıka. Atilla Atalay bir dönem Türk mizahına yön veren en önemli isimlerden birisidir. Ki benim için Umut Sarıkaya ile beraber hâlâ da öyle. Ama değeri pek bilinmeyenlerden. Hayaller Kahyası ise gerçekten çok sevdiğim ve ara ara elime alıp okuduğum bir kitap. İçinde 6 adet sıcacık öykü barındırmakta. Bana eskiden her bayram muhakkak gidilen evlerde harçlık veren akrabaları ziyaret etmek gibi hissettirir. Gerçi artık harçlık da pek gelmiyor bayramları. Zaten kimse de bulunmuyor evde. Herkes tatile kaçıyor. ( Burada giderek sitemin dozunu arttırmaya başladım o yüzden hemen topuk topuk...) Efenim şimdi o kadar bahsetmiş bulunduk. Hadi bir de birkaç altını çizdiğin yerleri ekle de görelim bakalım diyorsunuz. Pekala şimdi gelelim altını bir güzel çizdiğim kısımlara. "Gözümün önünden bir sürü bakış geçti. En mavisinde takılıp kaldım. Benimkisi oydu herhalde. Henüz küçüktüm, öyle bakan birileri daha bulunur sanmıştım. Hesapta büyümüş halim küçüklüğüme kızdı. Her tarafı kaybolsa, defterimin yalnızca o sayfası kalsın istedim." ...Ben onu alıp baharlara kaçmayı düşlüyorum. Muhtemelen, kendi kendime; gelin güvey, duvak papyon hatta konfeti oluyorum. Olmayacak biliyorum. Bu ara hayatın her tarafında ne kadar çok şey olmadı, ona üzülüyorum... ...Sonra anlatılmaz bir keyifle, yatağın derinliklerine gömülüp yıllardır minübüslerde, trenlerde, dergilerde bitiştirdiğim sandalyelerde, yarım kalan uykularımı ödeştirmek üzere, derin bir uykuya daldım.... ...Bir lazerli fenerin bile 44 türlü başlığı olup numarası varken hayatın ki kimbilir kaç tane? Her zaman keder olmaz öyle. Love, şu bu falan da sıkar hayat insanın üstüne... ..Ben seni kaç tane seviyorum biliyor musun? Üç tane, beş tane falan değil, sekiz tane... Ama yatık sekiz." Doğruldu. "Biliyorsun değil mi yatık sekizi." Parmağıyla havaya sonsuzluk işareti çiziyor. Eee çok da kültürlüyüm bir taraftan. Kantor dizisinde her bir aralık sonsuz küçük parçaya bölünebilir. Dolayısıyla sonsuza ıraksar. Bizim zamanımızda şairlerden alıntı yapılıyordu dedi, matematikçilerden değil.... (Fuat Can)
--reklam--
Hayaller Kâhyası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Atilla Atalay - Hayaller Kâhyası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayaller Kâhyası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Atilla Atalay Kimdir?
Atilla Atalay, (doğum 1963 İstanbul) yazar.
İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Atilla Atalay, 1979 Yılından başlayarak profesyönel mizah yazarı olarak çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Gırgır, Fırt, Hıbır Mizah dergileriyle birlikte bir süre haftalık olarak yayınlanan Gazete Pazar'da ve Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Eki'nde köşe yazıları yazdı. Mizah dergilerindeki köşeleri Eray ve Sıdıka büyük ilgi çekti. Yazıları halen Leman ve Lemanyak Dergileri'nde sürmektedir.
"Sıdıka" adlı tiplemesi Atıf Yılmaz ve Mahinur Ergun'un yönetiminde Show TV için televizyon dizisi olarak çekildi. Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay için yazdığı "Gelecekte İnecek Var" adlı mini TV dizisi ise ATV'de yayınlandı.
--reklam--
Atilla Atalay Kitapları - Eserleri
- Sıdıka
- Menekşe İstasyonu
- Civciv Kutusu
- Ağlama Dolabı
- Ebekulak
- Uyuyamadığım
- Yalnızlık Aletleri
- Dup Dup Çedene
- Kalbin Böcüü
- Hayaller Kâhyası
- Usulcacık
- Eray
- Kişi Başına Bir Yalnız
- Yavaş Tren
- Mecnun Kuleleri
- Düş Kovalayan
--reklam--
Atilla Atalay Alıntıları - Sözleri
- Çok ıssız buralar şimdi, hayat böyle artık ; kişi başına bir yalnız düşüyor. (Kişi Başına Bir Yalnız)
- (...)Durduk yere leylek getirdi seni bana. Az hüzün de getirmiş mi peki. Hayır. Güzeldi. Hayat arada bi yalnızlara da güzellik yapar... (Dup Dup Çedene)
- - Siz bizimkinden diil misiniz? - Nası sizinkinden? - Yani siz “Derin devlet” in müfettişi misiniz, yoksa normal mi? Hayır, bizimkisi derin de... - Ne kadar derin, bi boy ver bakiim Kamuran. Derini, süperi normali kurşunsuzu felan olur mu lan devletin. Benim bildiğim bi tane devlet var ve ben de onun müfettişiyim ve siciline sı-ça-ca-ğım. - Yani biri felan göndermedi... Yani normal, ööle bi müfettişsin haa? - Evet normalim ama anormalleşmeye başladım Kamuran, az soona sana gerilip gerilip bi kafa koyucam, iyice derinlere dalıcan. - Ciddi normalsin yani haa? Sallamazlar Çetesi, Kucak Aşireti filan... Bunları tanımıyon, hiç birinin adamı felan diilsin, özetle Türkiye seninle gurur duymuyo yani. (Dup Dup Çedene)
- Sıdıka olarak yaşamını sürdüren bir kız arkadaşım, yaklaşık olarak şöyle demişti yanlış hatırlamıyorsam: "Bırakmak, gitmek, değişmek ve yer değiştirmek (geride bıraktığımız kişilere göre) derin ihanetlerdir, ama bu biricik hayatımızın da (bizi ileriye götürecek) geniş yelkenleridir bana kalırsa." Sıdıka da bunu istiyor... (Sıdıka)
- "Yurdum hastanelerine gidicek kadar canıma susamadım, yanlış tedavi kurbanı olmak, kalabalıktan ezilmek istemiyorum..." (Menekşe İstasyonu)
- İşin şakası yok, sen bilmezsin bu babanı. Yıllar evvel lunaparkta tüfek atıp oyuncak ayı kazanmıştı da iki gün eve uğramamıştı. Milyarları alınca şimdi kim bilir naapar. Erkek milletinin alayı bööle zaten. Dayın da her sayısal loto çekilişinde “Bu rakamlar bende olucaktı ki” deyip üç gün ev gelmiyomuş.. Kurtulmak için fırsat kolluyo hepsi.. (Yalnızlık Aletleri)
- Peki mutlu aşk var mıdır? Çocuklar bile biliyor ki yoktur. E, tamam o zaman, sorusu olan yoksa dağılalım. (Hayaller Kâhyası)
- "Başka hayatlar mümkün" diyenlere ise tüm kalbinizle inanmak istiyordunuz. "Bir pire sirkine katılıp Norveç'e gitmek, Flemenkocu kadınların peşinden Madrit'e süzülmek, dünyayı dolaşan bir gemiye miço yazılıp her limanda ayrı sevgililer edinmek" evet bunlar hoş şeylerdi. Gelgelelim, "Çeviri gençlik hayalleri"ydi hepsi. Yerli versiyonda "Vize" diye bir şey vardı ki, yedi düvelde ünlü lşsiz Türk Genci'nin asla ulaşamayacagı halogramlı bir rüya idi. Böylesi tuhaf ve ezbere önerilerde bulunan arkadaşları CV'lerimizde sabıka kaydı olmasın diye dövmüyorduk. Onun yerine "Friends Dizisi ne kadan komik de mi?" diyorduk "Aşkları, işleri felan. Günlük hayatın poroblemlerini, çelişkilerini insanların küçuk umut ve özlemlerini tatlı tatlı şeediyor, tıpki biz." (Ağlama Dolabı)
- Aslına bakarsanız burda, bu insan konservelerinde, bu içlerinde zamandan yorgun düşmüş delilerin dolaştığı Mecnun Kuleleri'nde, kimse kimseyle konuşmuyordu. (Mecnun Kuleleri)
- Zamanın hangi mavisi islenip griye dönmedi ki. Kimin çocuk sesi, zaman geçirmez bir ortamda, acı değmeden, olduğu gibi kalabildi. O türküler de benim çocuk sesimle gitti tabi. Peki, iyi olan herşey gitti mi hakkaten. Öyküler çalındı, şiirler şuursuzlara ganimet, cümle türküler Preztiş Ailesiyle Idobay arasında pay mı edildi? Kim çaldı tiyatro kökenli cücenin aklını? İyi olan herşey hep eskiden miydi? Develer tellal, pireler berber iken yani... Şimdi, develer türkü kasedi, pireler sitendap yapsa, timsahlar milletvekili olsa noolur? İnsanlık, var olalı beri hep aynı alaydan yetişme. Herzaman kötü, bir o kadar da iyi yeryüzü. (Dup Dup Çedene)
- Yordun sen bu Kenar'ı, kukla ettin kendine. (Ağlama Dolabı)
- O laf buradaki yavşakların uydurması. (Hayaller Kâhyası)
- Kendimi yok yere hayatın herzamankiliğine kızarken yakaladım... (Hayaller Kâhyası)
- - Di mi hocam? Hayat arada bi yalnızlara da güzellik yapar. Yani geçmişte olmuştur bizim de bazi bir takım gönül ağrılarımız. Olayın ille de şubat ayının ondördüncü günü cereyan etmesi gerekmiyo. Belki yaz sonuydu... Di mi ama... Biz buna kısaca “Sevgililer Dünü” adı veriyoruz... (Dup Dup Çedene)
- ‘’Tam tersi, kalabalık diiliz çocuğum. Evet değiliz, hayır. Ben burda Sayın Tayyip Erdoğan’a hak veriyorum. Daha kalabalık olmamız lazım. Şimdi biz üç gürbüz çocuğu olan bir aile olsaydık, siz bizim araçtan fırlayıp Doblocuyu, arabalı vapur sıramızı gasp eden jipli öküzü, hatta sanatçılı otelin sanatçısının mafyoz sevgilisini sopa ve tornavidalarla dürtmek suretiyle bize yaşam alanı açabilirdiniz.’’ (Mecnun Kuleleri)
- Sıdıka gel buraya kaçma gel..Ya da kaç..Sıdıka, bakanlığın annelere akıllı terlik dağıttığını biliyor muydun yavrum? Güdümlü bu şey.. (Yavaş Tren)
- Bir yüzük yaptım sana, güvercin teleğinden, Bir yüzük, bükerek hoşçakal sözcüğünden. Bir yüzük yaptım sana, bir yüzük ki, Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden... (Kalbin Böcüü)
- Kendimi Yok yere hayatın herzamankiliğine kızarken yakaladım. (Hayaller Kâhyası)
- Ayy kitlem! Hasduur. (Esas duruş, hazır ol) Ben ki sultan-üs-selatin ve burhan-ül havakıyn tac bahş-i hüsre-van-ı ruyi zemin, zıllullah-ı fil-arzeyn Akdeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Vılayet-i Zülkadriye’nin ve Diyarbekir’in ve Azerbeycan’m ve Acem’in ve Halep’in ve Mısır ve Mekke ve Medina’nın ve Kudüs’ün ve külliyen diyar-ı Arab’ın ve Yemen’in ve dahi birçok memleketlerin ki aba-i kiram ve ecdad-ı imamın emerallahü berahinhüm kuvveti kahireleriyle fethettikleri ve cenab-ı cela-let-meabım dahi tig-i ateşbar ve şemşir-i zafer nigarım ile fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Haşmet Han Oğlu, hanlar hanı ERAY Han’ım!... Buyruğumdur. Tiz nazar-ı dikkatiniz bu cihete cerb ola... Yazımı okuyasınız... Bre Sebastian, koş sultanına tebasından gelen nameleri ge-tür.. (Eray)
- Ne kadar güzeliz...Ne kadar güzeliz... (Kalbin Böcüü)
Yorumlar
0 yorum