Kitap Künyesi
Yazar: M. Fatih Andı
Yayın Evi: Ketebe Yayınları
İSBN: 9786057949776
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Hayata Edebiyatla Bakmak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Edebiyat, hayata güzel bakmanın, ardında güzel hayatları ve bu hayatların güzel nişânelerini bırakmanın bir yoludur. Hayata edebiyatla bakmak, hayatı çoğaltmaktır, büyütmektir, zenginleştirmektir. Hayata edebiyatla bakmak, onu sanatın imkânları ile güzelleştirme ve yorumlama inceliğidir. Hayata edebiyatla bakmak, hayata bir çift göz yerine birçok çift göz ile bakabilme çoğalışıdır. Hayata edebiyatla bakmak, bugünü olduğu kadar, muzlim geçmişi ve meçhul geleceği de yaşayabilmeye kanatlanıştır. Hayata edebiyatla bakmak, hayatın günlük kaba sınırlarının dışındaki hayatı da tanıyabilme başarısıdır. Hayata edebiyatla bakmak, onu var kılanın kudret ve iradesine vakıf ve aid olma şartıyla, o güzellik kapısından girme niyet ve iradesi olarak, bir aidiyet ve şükür edasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Hayata Edebiyatla Bakmak Alıntıları - Sözleri
- Amaçsız okuma israftır..
- Hayata edebiyat ile bakmak onu var kılanın kudret ve iradesine vakıf ve aid olma şartıyla o güzellik kapısından girme niyet ve irade olarak bir aidiyet ve şükür edasıdır.
- Kitap, bugün kültür hayatımız için ekmek kadar önemlidir...
- Oku ki, Rabbîn kerem sahibidir..
- Hayata edebiyatla bakmak, hayatı çoğaltmaktır, büyümektir, zenginleştirmektir.
- Hayata edebiyatla bakmak, hayatın günlük kaba sınırlarının dışındaki hayatı da tanıyabilme başarısıdır.
- Hayata edebiyatla bakmak, onu var kılanın kudret ve iradesine vakıf ve aid olma şartıyla, o güzellikten girme niyet ve iradesi olarak, bir aidiyet ve şükür edasıdır.
- Amaçsız okuma, israftır. Amacın ne olduğu ise, okumanın anlamını belirler.
- Biz defterler doldururuz. Allah ise bize "Kitap" lar verir.
- Ben bir Müslüman' ım. Müslüman olmam, bu büyük anlamı, bu "oluş" un kılavuzluğunda anlamamı ve anlatmamı zorunlu kılar.
--reklam--
Hayata Edebiyatla Bakmak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Üzgünüm: Aslında yarım kitap bırakmak hiç adetim değildir fakat bırakmamak için direndiğimi samimiyetimle söylebilirim.Buna rağmen her sayfada kitabin bana ne kattığını sorguladim buna bir cevap bulamayıp zaman israfı yapmamak için bıraktım.Yinede yazarın emeğine sağlık (Betül özdoğan)
Hayata edebiyatla bakmak, hayatı çoğaltmaktır, büyütmektir, zenginleştirmektir. Hayata edebiyatla bakmak, hayatı bir sanatın estetik açılımları ile güzelleştirme inceliğidir. Hayata edebiyatla bakmak, hayata bir çift göz yerine, bir çok çift göz ile bakabilme çoğalışıdır. Hayata edebiyatla bakmak, bugünü olduğu kadar, derin geçmişi ve sınırsız geleceği de yaşayabilme imkânıdır. Hayata edebiyatla bakmak, hayatın sınırlarının dışındaki hayatı da tanıyabilme başarısıdır. Hayata edebiyatla bakmak, hayatı özümseye özümseye, tadında yaşayabilmektir. Sizce de öyle değil mi. Hayata edebiyatla bakabilmek mesele. Bakabilen her şeyde bir sanat görür bakabilen her alanda ruhuna bir deva bulur. Akademik bir eser olmasına rağmen beni gerçekten derinden etkileyen meseleler vardı içinde. Eski Türk edebiyatı insanın ruhuna ilmek ilmek işlenen işleme gibi doluyor insanın ruhuna. Ve siz bu eserde, - eğer gerçekten kendinizi verirseniz ve bu alanla biraz olsun ilginiz varsa, bu alana merakınız varsa - kendinizi, eskilerin ruhunu bulacaksınız. Ahmet Hamdi Tanpınar okurları ve severleri bu esere eminim bayılacaklar. Çünkü Tanpınar kokuyor buram buram. Sadece o mu? Hayır hayır hayır... Tevfik Fikret, Rasim Özdenören gibi değerli isimleri de bulacaksınız. Onların ruhları üzerine tahlillerle derinlere ineceksiniz. Ben çok beğenerek severek okudum. Bu alana akademik bir merakım yoktu ama severek okudum. Kendinizi akademik görünce anlaşılmaz gibi düşünmeyin. Olumsuz olarak demeyelim ama biraz daha geniş alınsa daha da güzel olabilirdi. Biraz daraltılmış, öyle olmak zorunda aslında o kadar çok ki bu alanda değerlendirilmesi gereken yazar ve eserler. Hayata biraz daha geniş bakabilse idik edebiyatla yani, bitmeseydi mesela eser biraz daha kalabilseydi yazarların ruhlarinda ... Ne güzel olurdu. Edebiyatla kalın (Betül Zeyrek)
Hayata Edebiyatla Bakmak: Yazarın okumuş olduğum ilk eseri. Beni okumama sevk eden saik ise "edebiyat" hakkında yazılana özel bir merakım. Edebiyat severlerin seveceği konuları, yazarları, eserleri kendi penceresinden, nitelikli bir okur ve yazar olarak güzel bir kalemle aktarmış biz okurlarına. Tanpınar, Hayyam, R. Özdenören gibi yazarlar ile edebi eser ve konuları ana hatlarıyla değerlendirmiş. (Nutullah)
--reklam--
Hayata Edebiyatla Bakmak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
M. Fatih Andı - Hayata Edebiyatla Bakmak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayata Edebiyatla Bakmak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı M. Fatih Andı Kimdir?
1962 yılında Adana'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Adana'da, yüksek öğrenimini İÜ Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde yaptı. Mezun olduğu 1985 yılında, bu bölümün Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı'na Araştırma Görevlisi olarak girdi. "Servet-i Fünûn'a Kadar Yeni Türk Şiirinde Şekil Değişmeleri" konulu yüksek lisans tezini 1987'de tamamladı. "Ara Nesil Şairi Mehmed Celal-Hayatı, Eserleri, Şiirleri" konulu çalışması ile 1993'te Ph. Dr. ünvanını aldı.
Aynı yıl Yardımcı Doçent oldu. Eylül 1998-Temmuz 1999 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi'nden izinli olarak KKTC. Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde Yeni Türk Edebiyatı dersleri verdi. Kasım 1998'de doçent oldu. 1999'dan itibaren İÜ. Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı'nda doçent olarak görev yapmaktadır.
--reklam--
M. Fatih Andı Kitapları - Eserleri
- Roman Ve Hayat
- Hayata Edebiyatla Bakmak
- Şiirin Ufku
- Güneşe Tutulan Ayna
- Akrebi Kuyruğundan Tutmak
- Çanakkale
- İnce Ayar Hassas Mi’yar
- Tarık Buğra
- Bir Dağ Nasıl Söylerse Öyle: Cahit Zarifoğlu
- Bir Osmanlı Bürokratının Avrupa İzlenimleri
- Adam
- İnsan Toplum Edebiyat
- Ömer Seyfeddin
- Servet-i Fünun'a Kadar Yeni Türk Şiirinde Şekil Değişmeleri
- Edebiyat Araştırmaları 1
- Ara Nesil Şairi Mehmed Celal
- Kemal Tahir 100 Yaşında
--reklam--
M. Fatih Andı Alıntıları - Sözleri
- Bizde romanın olmayışını; bizim edebiyat geleneğimizin edebi türlerinin ekseninde, insanı trajik boyutuyla yakalayıp yakalamadığı, daha doğrusu insanı 'trajik bir varlık' olarak görüp görmediği sorusunda aramak gerekmektedir. (Roman Ve Hayat)
- Şiirin ilk mısraından itibaren Mehmet Akif'in söyleminde hep cahiliye zamanlarını bugünle bir kıyaslama düşüncesi vardır ilk mısra şöyledir: "On dört asır evvel, yine böyle geceydi." Bu mısradaki gecenin geceliği günün muayyen bir zaman dilimi olmasının ötesinde zamanın olumsuz şartlarını bünyesinde taşıması dolayısıyladır. Bu gece yalnızca kozmik zamanın bir kesiti değil sosyal zamanında bir tezahürüdür. Nitekim devam eden mısralarda biz bunu daha belirgin olarak anlamaktayız. Cahiliye seneleri ile yaşanan zaman arasında gidiş gelişler daha da önemlisi bu iki zamana birbirleriyle mukayesesi "yine bir böyle geceydi" ibaresinin yanısıra mesela "Bir kerre de ma'mure-i dünya,o zamanlar Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi." "Salgındı, bugün Şark'ı yıkan tefrika derdi." gibi mısralarda şairin yaklaşımını ve bakış açısını daha da belirginleştirir. "Bir Gece"nin üzerinde yürüdüğü zaman kipi "geçmiş zaman"dır.Bugünden geçmişin gözlemi yahut geçmişin bugüne aktarımı... Ancak şiirin sonuna gelindiğinde şairin ifadesi "geniş zamana" yönelir ve son mısralar bugün açısından kesin hüküm amacı yüklenen bildirme ekleri ile nihayet bulur . Dünya neye sahipse O'nun vergisidir hep. Medyun O'na cem'iyyeti ,medyun O'na ferdi. Medyundur o ma'suma bütün bir beşeriyet. Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile hasret!" (Şiirin Ufku)
- Hayata edebiyatla bakmak, hayatı çoğaltmaktır, büyümektir, zenginleştirmektir. (Hayata Edebiyatla Bakmak)
- "şiirin evi kalptir ve kalple yazılmalıdır." (Bir Dağ Nasıl Söylerse Öyle: Cahit Zarifoğlu)
- Her roman, farklı gözlerle görülen hayatın, farklı kalemlerden yeniden yorumlanışı demektir. Her romancı, kaçınılmaz olarak, kendi idrak edebildiği, farkına varabildiği ve kuşatabildiği hayatı eserine taşıyabilir. Hayatın bu şekilde "hayatlar"a dönüşmesi, okuyucunun hayatında da okunarak edinilen "hayatlar"ın zenginliğinin, birikiminin ve deneyimlerinin mevcut hale gelmesi manasını taşır. Bu değişmedir, başkalaşmadır. (Roman Ve Hayat)
- Affedin beni, daldığım oluyorsa eğer, Neyleyim gönlümce değil bu olup bitenler. (Güneşe Tutulan Ayna)
- Tarzım böyle. Zor anlaşılırlık bu şiirlerin kendisinde olmalı. Acaba zor anlaşılır şiirler mi var, yoksa zor anlayan şiir okuyucuları mı? (Bir Dağ Nasıl Söylerse Öyle: Cahit Zarifoğlu)
- Zirvesine göz koyduğum dağlara bak Koşup takıldığım çitlere bak (Bir Dağ Nasıl Söylerse Öyle: Cahit Zarifoğlu)
- "Bu şehrin göğü yok ki gece bakıp ağlayayım Ne içimde göl yeri Ne onu dolduracak gözyaşım var. Öyle fakirim ki Beni kapına al." Fakîr/ Fatma Şengil Süzer (Şiirin Ufku)
- Roman, kötü yaşanmış hayatların destanıdır. (Roman Ve Hayat)
- "Şu tekbir getiren mağara, Örümceklerin değil; Peygamberlerindir, meleklerindir... Örümcek ne havada, Ne suda, ne yerdeydi... Hakk'ı göremeyen Gözlerdeydi!" (Şiirin Ufku)
- Bir varmış Bir yokmuş Kararmış Ve kokmuş Dünyamız. Rüyamız Kapkara. Manzara : (Güneşe Tutulan Ayna)
- "Lambanın hüküm sürdüğü yerde, anılar hüküm sürer." Lamba bize "mahrem mekanların poetikası" nı öğretir. (İnce Ayar Hassas Mi’yar)
- XX. yüzyıl başlarındaki aktüel şartların bütün bir İslâm coğrafyasını etkisinde bırakan olumsuzluğu Âkif'in bakış ve anışının sürekli arka planını teşkil eder. Hissedersiniz ki, şair Müslümanlar'ın yaşadığı bu kötü zamanlardan bîzârdır, bunalmıştır ve her bir fırsatta bunun dışına çıkabilmek, kurtulabilmek için çare aramaktadır. Bunu Peygamber'e yönelişinde de, günün içinden O'na seslenişinde de doğrudan ifadeler veya imalarla okursunuz. Aranan bu çare, sosyal bir çaredir. Şahsî bir söylem bu şiirlerde ifade bulmaz. Yani şairin kendisi için bir şefaat talebi yerine, ümmetin kurtuluş ümidi daha ağır basar. (Şiirin Ufku)
- Fosil-metin, kendisini inşa eden ve dönüp kendisinin de inşa ettiği "epistem"den yahut " doxa"lardan tecrit edilmiş metinlerdir. (İnce Ayar Hassas Mi’yar)
- Müdürlük ve öğretmenlik emirler yağdırılan bir makam değildir. Örnek olunacak, rehber olunacak bir görevdir. (Adam)
- Sen dağ gibi kurul, ben zerre bir yer tutayım. (Bir Dağ Nasıl Söylerse Öyle: Cahit Zarifoğlu)
- "Evet hiç şüphe yok! Hayat romanları değil, romanlar hayatı yapıyor" (Roman Ve Hayat)
- Her roman, farklı gözlerle görülen hayatın, farklı kalemlerle yeniden yorumlanışı demektir. Her romancı, kaçınılmaz olarak kendi idrak edebildiği, farkına varabildiği ve kuşatabildiği hayatı eserine taşıyabilir. (Roman Ve Hayat)
- Okumak, haberli olmak demektir. (Roman Ve Hayat)
Yorumlar
0 yorum