Kitap Künyesi

Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar

Yayın Evi: Özgür Yayınları

İSBN: 9789754473698

Sayfa Sayısı: 104

--reklam--

Hayattan Sayfalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Doğalcı ve gerçekçi anlatımın klasik yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar,bütün sanat yaşamı boyunca hep aklın,bilimin ve mantığın yanında olmuş;bütün roman ve öykülerinde yobazlığa,gericiliğe,bağnazlığa,insanın insanı ezmesine karşı çıkmış;halkı aydınlatarak toplumun çağdaşlaşmasına çalışmıştır. Hüseyin Rahmi,kısa ama etkileyici bir anlatı olan “Hayattan Sayfalar”romanında da açlık ve sefilliğin getirdiği zorunluklarla fuhuşa sürüklenen bir kızın ve onu bu yola iten annesinin serüvenini kimi zaman güldürücü,ama çoğu zaman dokunaklı hüzünlendirici bir dille anlatır.

--reklam--

Hayattan Sayfalar Alıntıları - Sözleri

  • Ortalıkta baş döndürücü bir terakki uğraşması var. Medeniyet kendine yaramayanların hayat gıdalarını vermeyecek, ırkın sönmeye mahkûm kalacak. Seni de bu saltan, bu iskemlen, bu nargilenle müzeye taşıyacaklar. Başlangıcı zaferler içinde, fakat sonu acıklı tarihini okuyacak yeni kuşak evlatları, çıkardıkları düşüncelerini yüzünle karşılaştırmak için seni seyretmeye gelecekler. Biçare Türk, bir asır sonra ne beni burada taşıma işinde, ne de seni bu halde görecekler. Elveda....
  • Şimdiki zamanda ölenlere acımamalı, biz yaşayıp da sanki ne görüyoruz? O borcunu eda edip kurtulmuş... Haset etmeli, haset... A zavallı biz ne yapacağız?
  • Allah'tan utanmadıktan sonra, kullardan sıkılmak neye yarardı?
  • Akıbetimizi bilip de birbirimizle hoş geçinsek...Bir lokma ekmek için nedir bu dırdır?.. Nedir bu kavga?
  • Ortada bir hayat kelimesi var. Bunun fîli manası içinde yaşadığımız halde yine bunun ne demek olduğunu bilmiyoruz. Çünkü ölüm bilinmedikce hayat öğrenilmez. Bu ikisi ışıkla karanlık gibi birbirini doğururlar.
  • Türk, seninle biz ne iyi geçiniyorduk. Sen bizim yavaşlığımızdan memnundun. Biz senin üşengençliğinden bahtiyardık. Fakat bizi artık kendi keyfimize bırakmıyorlar.
  • Sokaklarda insanlardan çok hayvanlar dolaşıyor.
  • Her işimiz yolsuz, hatta ahretimiz bile...
  • Kolaylığı, temizliği, saygıyı feda eden atavik, battal, kayıtsız şarklıların sanatta yardımcıları tabiattır. Onların bu göz yummalarını çok yerde güzelliğe çevirtiyor. Türk, tabiatın keyfine dokunmaktan korkar, her şeyin düzenini Allah'ına bırakır.
  • Bir lokma ekmek için, nedir bu dırdır, nedir bu kavga? Varlığı olanlar olmayanlara bakıverseler, görüp gözetseler ne olur?

--reklam--

Hayattan Sayfalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Elimdeki kitabın arka kapağında yer alan açıklama yazısı çok yanıltıcıydı, yazarın en bilinen eserleri gibi bunun da bir dönem komedisi olduğu iddiasındaydı.. Fakat bu görece kısa eser, benim hayatımda okuduğum en rahatsız edici eserlerden biri oldu, (burdaki 'rahatsız edicilik' edebi olarak iyi, başarılı, güçlü anlamlarında) Başı ayrı, sonu ayrı rahatsız ediciydi, 'bu kadarı da olamaz' diye içimde yükselen itirazları, Müge Anlı ve benzeri televizyon programlarında her gün yayınlanan olayları anımsayarak dindirdim, karakterlerin gerçekliği ve konuştukları dil ise gerçekten karşımda olsalar o kadar rahatsız olurdum, ya yazarın hikayenin arasına girip agnostik, absürd, nihilist nutuklar atmasına ne demeli ? Sonuç olarak bu kadar bilinmemeyi kesinlikle haketmeyen, sadece Hüseyin Rahmi'nin değil, tüm Türk edebiyatının en iyilerinden biri (palermo)

Hayattan Sayfalar: Okuduğum kitap 'sadeleştirilmiş tam metin'dir. Hem özgün eser sadeleştirilmiş hem de sayfa altlarında bilinmeyen/kullanılmayan/argo/mecazi bazı kelimelere de açıklama eklenmiş. Bu sayede sözlük karıştırmadan ve konudan kopmadan metin anlaşılabiliyor. Hayattan Sayfalar, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın (1864 - 1944) 1919 yılında yayımladığı bir romandır. Bu roman da diğer romanları gibi 'İstanbul' ve İstanbul'dan 'insan manzaraları'nı içerir. Bizi İstanbul'un bir semtinde yolculuğa çıkartıyor. Bunu yaparken de orada yaşayanları da peşimize takıyor. O anlatıyor, biz okuyoruz; geçmiş, insanlar, inanışlar ve kültür peşi sıra bize eşlik ederken, toplum içinde yaşanan sevinçler, hüzünler, farklılıklar; görünen veya görünmeyenleri de bir araya toplamış. İstanbul neresi denildiğinde, 'gerçek İstanbul' olarak tabir edilen semtlerden biri olan Edirnekapı ve oranın tasviriyle kitaba başlanır. Hem çevre hem de insan iç içe anlatılır. Örnekler vererek, olan ve olması gerekenleri bir anlatıcı yoluyla bize ulaştırır. Bir mahalle ve o mahallenin ahalisi konuşmaya başlar. Yeri geldiğinde mahalle ağzı kitabın içinde yer alarak, onu da olduğu gibi semtin içinde yürütür. Mahalle içindeki bir kavga ya da durum anlatılırken, argoya geniş açıdan bakılır. Ölüm olgusu işlenirken onun üzerinden dönemin zengin ve fakirlerine de bakılıyor. Hayattan Sayfalar içinde belli bir karakter yok. O mahalle var. O mahallenin eşrafı da var, fakiri de var, sokakları, mezarlığı, ölüm, cenaze hizmetleri de var. Mahalle ağzı ve mahalleden haberler eşliğinde bir hikaye anlatılıyor. 1900'lerin başları, İstanbul'un bir semtinden kesitler sunuyor. Uzun uzadıya ayrıntılı anlatmaya gerek yok. Sonda söylenmesi gerekenleri başta söyleyeyim: Hüseyin Rahmi Gürpınar'ı okuyalım. Derin analizler, kişilik tahlilleri, karakter derinliği olmayabilir. Ama o bize bu kitapta İstanbul'un bir semtinde yaşanan bir olayı anlatıyor. Güzel, okunabilir. Anlatırken de kendine has cümlelerle yani mahalle ağzı, atasözleri, deyimler; mahallenin yapısı hakkında bizlere de bilgi veriyor. Bu kitap ile 'hayatın bir sayfası bizler için açılıyor'. Benim gibi o tarihleri, yaşayışları, kültürü hakkında okumayı sevenlere hitap edebilir. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yaşamı ve edebiyatçı yönü hakkındaki bilgiye çeşitli kitaplardan ve internetten ulaşılabilir. Kitap hakkında bazı özel notlar: ++ Okuduğum baskı Bilge Kültür Sanat, sadeleştirilmiş metin, sadeleştiren Osman Sevim, 1. Basım Mayıs 2015 tarihlidir. Ayrıca elimde farklı baskıları da yer almaktadır. Bunu yazmamın sebebi ise bir durum tespiti yapmak. Sadeleştirilmiş metinleri okumak daha avantajlı oluyor ama özgün metni okumak isteyenlere de hitap eden yayınlar da mevcut. Örneğin, Papersense Yayınları tarafından çıkartılan "Hayattan Sahifeler, 1.Baskı Ekim 2015, Osmanlıcadan aktaran Nuri Sağlam. Bu kitap içinde H.R.Gürpınar hakkında bilgi verilmesi haricinde Osmanlıca baskından yeni Türkçeye (eski Türkçeden yeni Türkçeye) bir aktarım olduğu da belirtiliyor. Yayınevi bunu kitabın kapağına "Orijinal Metin" olarak işlemiş. Bendeki diğer bir baskı ise Atlas Kitabevi, 6. Basım 197?, sadeleştiren Mustafa Nihat Özon. Mustafa Nihat Özon'un 1965 - 1972 yılları arası H.R. Gürpınar'ın kitaplarını sadeleştirdiğini çeşitli internet kaynaklarından öğreniyoruz. Başka bir baskı ise 1947 tarihli. 1919 tarihli Osmanlıca baskıdan sonra yeni harflerle ilk baskısı 1940 tarihli olan kitabın 3. baskısı oluyor. Bendeki kitapta, Hilmi Kitabevi, 3. Basım 1947 tarihli. Şimdi bunları niye yazdım (Esas yazmamım sebebi burayı bir depo olarak gördüğüm için yazılı metinleri bu şekilde internette saklamış olmam ve ilerisi için kendime bilgi sağlamak. Okuyan olur ve faydası gören ya da yardımcı olan olursa ne ala!) . Bu yazdığım kitaplar içinde gözüme çarpan bazı yerlerde farklılıklar olması. Fark ettiklerimi aşağıya sıraladım ve özellikle "Amarke" için yazdım. ++ Amarke > Papersense 2015 (56. sayfa), Hilmi 1947 (44. sayfa), Atlas 197? (37. sayfa). Fakat Bilge Kültür 2015 baskısının 45.sayfasında ise "Amarke" > Amerika olmuş. Dipnot olarak da, (argo) zengin, paralı kimse denilmiş. Hulki Aktunç'un Büyük Argo Sözlüğü'nün 26. sayfasında Amerika için şu ifade yer almaktadır: İtalyan denizci Amerigo Vespuccinin adından İngilizce America. Zengin, paralı kimse diye açıklama var. Cümlenin yapısından "zengin, paralı kimse" anlaşılabilir ama bu "Amarke" ya dizgi hatası ile yanlış yazılmış olabilir ya da başka bir şey olabilir diye düşünüyorum ? ++ Papersense 2015 (53. sayfa) "…inle", Hilmi 1947 (42. sayfa) " … ınla", Atlas 197? (35. sayfa) " ağzınla", BilgeKültür 2015 (42. sayfa) " bohçanla". Bu sayfada bir dipnot yok. Hulki Aktunç'un yine Argo Sözlüğünün 51 sayfasına baktığımızda "bohça" kelimesi; kalça, kıç, but olarak geçiyor. Kitap içindeki cümle yapısına uygun. Peki, "… inle ya da ınla" diye geçen yerler acaba zamanında yazar tarafından mı sansür edilmiş (1919 -1940) yoksa zamanın örfi idaresi tarafından mı? ++ Papersense 2015 (86. sayfa) " … u yedi", Hilmi 1947 (72. sayfa) " … u yedi), Atlas 197? (60. sayfa) " boku yedi), BilgeKültür 2015 (74. sayfa) " …u yedi). Bu yerler de acaba zamanında yazar tarafından mı sansür edilmiş (1919 -1940) yoksa zamanın örfi idaresi tarafından mı? Okumamda fark ettiğim yerler bunlardı. Eski Türkçe metinden yeni Türkçeye tam, sansürsüz (sansür varsa o da dipnot olarak belirtilebilir) ve dipnotlu yeni bir çeviri arıyorum. İş Kültür, H.R. Gürpınar'ın külliyatını yayımlamaya başladı. Bu kitaba sıra ne zaman gelir bilemem ama umarım bu soruların da cevabı çözümlenir. İyi okumalar. Bu kitabı 22 /24 Aralık 2019 tarihleri arası okuyup, inceleme yazısı ise 1 Ocak 2020 tarihinde siteye eklenmiştir. (S. Ali)

Hayattan Sayfalar mezarlıkta başlayıp mezarlıkta biten kısa bir roman.Ölüm kimileri için yok oluş ama kimileri için geçim kaynağı.Gündelik hayata dair iyi ve kötü her şey net bir şekilde canlanıyor gözümde. Hüzünler,sevinçler, inanışlar, neşeler,acılar,insanlar toplanıyor yine. Baş karakterler kadınlar. Birinci dünya savaşı öncesi fakir insanların mahallesi konuşuyor,hayatta kalmak için ahlak değerlerinin dibe vurması, sefalet içinde geçen gündelik telaşları ve doğmak kadar ölümün de gerçekliği... Sabire mezarlık ve çevresini temizleyerek mezarlığa gelen cenaze sahiplerinin verdiği üç beş parayla geçimini sağlıyor,Hacer de mezarlıkta gelen cenazelere ağıt yakarak,dua ederek para kazanıyor,Hürmüz adında bir de kızı var.Kısa ve acı sonlu hikayelerini okurken geçim kaynağı mezarlık olan insanları,kavgaları,mezarlığa yakın çingene evlerinin olduğu sokakları,çingenelerle diyalogları,ayak kahvecilerini,hayat ve ölüm koyun koyuna yaşamlarını da okudum. Ve tüm bu gerçekliği,argosuyla,küfrüyle tüm kültürü Hüseyin Rahmi Gürpınar mizahıyla konuşturuyor yine. Ustalığından gerek.Çok kıymetli,mutlaka okunmalı. (Meral Coşkun)

--reklam--

Hayattan Sayfalar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Hayattan Sayfalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayattan Sayfalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?

17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı

Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri

  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
  • Gulyabani
  • Efsuncu Baba
  • Mürebbiye
  • Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
  • Şık
  • Şıpsevdi
  • Hazan Bülbülü
  • Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Hakka Sığındık
  • Gulyabani - Gönül Ticareti
  • İki Hödüğün Seyahati
  • Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Ben Deli miyim?
  • Cadı
  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Kadınlar Vaizi
  • Gönül Ticareti
  • İffet
  • Sevda Peşinde
  • Kesik Baş
  • Mürebbiye - Şeytan İşi
  • Şeytan İşi
  • Deli Filozof
  • Meyhanede Kadınlar
  • Dirilen İskelet
  • Kaderin Cilvesi
  • Utanmaz Adam
  • Nimetşinas
  • Tesadüf
  • Boşanmış Kadın
  • Hayattan Sayfalar
  • Öldüren Öpücük
  • Kokotlar Mektebi
  • Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Cehennemlik
  • Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
  • İnsan Önce Maymun muydu?
  • Acı Gülüş
  • Ölüler Yaşıyorlar mı?
  • Can Pazarı
  • Toraman
  • Metres
  • Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
  • Billur Kalp
  • Eşkıya İninde
  • Bir Sevda Denklemi
  • Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
  • Tünelden İlk Çıkış
  • Nimetşinas - Toraman
  • İmrenilecek Bir Ölüm
  • Namuslu Kokotlar
  • Kesik Baş - Utanmaz Adam
  • Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
  • Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
  • Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
  • Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
  • Kadın Erkekleşince
  • Aşk Batağı
  • Namusla Açlık Meselesi
  • Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
  • Gulyabani
  • Eti Senin Kemiği Benim
  • Son Arzu - Tokuşan Kafalar
  • Gazetecilikte İlk Yazılarım
  • Tesadüf / Şeytan İşi
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 3
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 2
  • Şehirde Bir Şekavet
  • Tutuşmuş Gönüller
  • Son Arzu
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 1
  • Muhabbet Tılsımı
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 4
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
  • Salgından Allah'a Sığındık
  • Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
  • Çocuk Yüreklerde Gulyabani
  • Sanat ve Edebiyat

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri

  • - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
  • Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
  • "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
  • Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
  • Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
  • Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
  • - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
  • insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
  • Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
  • Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
  • Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
  • Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
  • Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
  • her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
  • "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
  • Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)