Kitap Künyesi
Yazar: Siraceddin Önlüer
Yayın Evi: Semerkand
İSBN: 9786051590035
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Helal Kazanç Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Rızkı helâl yollardan temin etmek ve helâl lokma ile beslenmek, son derece ehemmiyetli bir meseledir. Çünkü helâl lokma, insanlığın mihenk taşıdır. Altının kalitesi mihenk taşı ile test edildiği gibi, insanın kalitesi de helâl lokma ile test edilir. Haram lokma ise, hayatı zehirler, iman nurunu sündürür, kalbi karartır, manen ölmesine sebep olur. Dolayısıyla haram yiyen bir kimse, istese de ibadet edemez, ibadet etse bile zevk alamaz!
Esasında helâl de haram da rızıktır. İkisi de gıdadır. Fakat biri şifadır, biri de zehirdir. Hz. Mevlana?nın (k.s) şu sözü bu meseleyi çok güzel ifade etmektedir:
"Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki su ise, onu kaldırıp yüzdürür.?
--reklam--
Helal Kazanç Alıntıları - Sözleri
- Haram yiyen bir kul, hangi ameli yapsa, yaptığı işler onun kalbine bir zulmet-karanlık ve perde olur, azmini zayıflatır gevşetir, kul haddini aşar, günahlara dalar, ilahi yardım ve korumadan mahrum kalır;melekut/gayb alemine ait ilimlerden ve hikmetten bir şey elde edemez.
- İslam'a çalışma ve helal kazanç, tıpkı işim gibi farz telakki edilmiş, kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürebilmesi, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmek maksadıyla meşru yoldan çalışıp kazanması ibadet olarak kabul edilmiştir.
- Hak Teala, her canlının rızkını ayrı ayrı ve farklı farklı ihsan etmiştir. Ancak bu farklılık, cemiyet nizamının mükemmel bir surette tesis ve düzeni içindir. Nitekim Yüce Allah, “...Onların(insanların) dünya hayatındaki maişetlerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için de kiminin(maişetini) derecelerle ötekine üstün(fazla) kıldık”(Zuhruf 43/32) buyurmuştur. Yani kimi zengin kimi fakir; kimi işci kimi işveren; kimi amir kimi memur olur. İnsanların iş bakımından rızık yollarının farklı olması, birbirleriyle daha yakın ilişki ve alaka içerisinde bulunmaları içindir. Şayet hayat nizamı, insanların aciz idraklerine, birbirine uymayan istek ve yeteneklerine ve her an değişen düşüncelerine kalsaydı, kainatta isyandan başka bir şey görülmezdi. Nitekim Allah Teala, “Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı dilediğine bol verir, dilediğinden kısar. Şüphesiz bunda şuurlu müminler için ibret vardır” (Zümer 39/52) buyurmaktadır. Kuran-ı Kerim’de, gerek dünya gerekse ahiret nimetleri bakımından Allah’ın lütfunun sınırsızlığı ifade edilmektedir.(İsra 17/21) Şu halde servet, mevki, sağlık ve yaşayış güzelliği bakımından insanlar arasındaki farklar ilahi takdirin bir gereğidir. Bu da bu dünya da mutlak eşitliğin imkansızlığını orataya koymaktadır. Farklı farklı istidat ve kabiliyetlerde yaratılmış bulunan insanların eşit imkanlara sahip olmaları, eşyanın tabiatına uygun düşmemektedir. Ayrıca servet ve refah yönünden herkesin eşit olması, ideal manada dahi, insanlara bir fayda sağlamayacaktır. Her şeyden önce insanlar eşit beceri ve kabiliyetlere sahip olmadıkları gibi, eşit derecede mala mülke sahip olmaları da mümkün değildir. Aynı şekilde, farklı farklı iş ve mesleklerde çalışan kimselerin eşit imkanlara sahip olmaları da beklenemez.
- ... Allah Teala'nın ilmindeki bu taksimatı müşahede edebilen bir insan, bütün rızık endişelerinden kurtulur; halkın eline bakmaz, rahat eder; insanlar da ondan eziyet görmez, rahat ederler.
- Büyük veli Ahmed er-Rifai [ks] der ki: "Hiç üzülme! Rızkın ne ise ona kavuşursun. Hırsa da kapılma. Çünkü hırslı kimse aradığını kolay kolay bulamaz. Kul, kanaat sahibi olduğu zaman hürdür. İhtirasa kapıldığında ise köledir. O halde kalbinden mal hırsını çıkar ki ayaklarındaki zincir çözülsün."
- Unutmamak lazımdır ki rızkın kapıları vardır. Kapının anahtarları vardır. O kapının anahtarı, bizim çalışmamız, hareketimiz ve kazancımızdır. Hak Teala'nın adeti böyledir. Her şeyi bir sebebe bağlamıştır.
- Hak Teala, insanoğluna her işte ve her şeyde muhsin/ihsan sahibi olmayı, herkese iyi davranmayı ve adaletle muamele etmeyi emir buyurmaktadır. Bu, kurtuluşun ve saadetin biricik sebebidir. Aynı zamanda büyük ve tükenmez bir sermayedir.
- Bir işe veya ticarete girecek bir müminin, o işle, o ticaretle ilgili dini hükümleri öğrenmesi farzdır. Zira haram mal, bütün ibadetleri etkilemektedir. Midesinde haram gıda, üzerinde haram eşya bulunan bir insanın kıldığı namaz, yaptığı zikir, gittiği hac, verdiği sadaka ve ettiği dua kabul edilmez;bu yaptıkları kendisine fayda yerine zarar verir.
--reklam--
Helal Kazanç İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir arkadaşımdan ödünç alarak okuduğum bir kitaptı. İçinde helal-haram mevzusu ekseninde kazanç, ticaret, yiyecekler, ibadetler gibi birçok meseleden bahsediyor. Sanırım okurken biraz acele ettiğim bir kitap oldu. Zira kitabın yapısı da hızlı okumaya müsait. Çünkü içinde ayet ve hadislerin yanı sıra küçümsenmeyecek derecede hikaye/menkıbe mevcut. Muhteviyatı destekleme bakımından hikaye tarzı içeriklerin eklenmesi gayet iyi oluyor fakat ölçüsü çok önemli. Bu kitapta da hikaye anlatımının/alıntılanmasının ölçüsü kaçmış gibi. Anlatılan hikayelerin birçoğuna daha önceden hakim olduğumdan okurken biraz sıkıldım ve çoğu hikayeleri "pas geçerek" okumama devam ettim. Konusunda "giriş seviyesinde" yararlı bir eser ama para verip alır mıydım, hayır. Yani konusunda daha hacimli ve anlatımı daha çeki düzenli birçok kitap var piyasada. Son tahlilde, toparlayacak olursak; "helal kazanç" meselesini genel geçer şekilde anlatan bir eser. Hikaye, roman tarzı anlatımları seven okuyucular için anlatım tarzı ve içeriği ideal. Basım hatası, imla hatası pek yok. Dili anlaşılabilir, yazım üslubu naif bir kitap. Bir çırpıda okunabilir. Yukarıda belirttiğim gibi, konu hakkında daha güzel kitaplar piyasa da bulunabilir ama bu eser de okuyucusu üzmez. Karar, siz değerli kitap dostlarınındır. İyi okumalar... (Abdr)
--reklam--
Helal Kazanç PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Siraceddin Önlüer - Helal Kazanç kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Helal Kazanç PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Siraceddin Önlüer Kimdir?
1972 yılında Adıyaman’da dünyaya geldi. İlköğretim ve lise eğitimini Adıyaman'da tamamladı. Küçük yaştan itibaren ilimle meşgul olan yazar, klasik usulde Arap dili ve edebiyatı, hadis, tefsir, fıkıh gibi İslâmî ilimleri tahsil ederek 1994 yılında icazet aldı.
Daha sonra Anadolu Üniversitesi, İlahiyat (Önlisans) programını bitirdi. Yaklaşık 6 yıl çeşitli İslâmî ilim dallarında eğitimler verdi. Yazar, Semerkand Yayınları Araştırma Merkezi’nde telif ve tercüme çalışmalarına devam etmektedir.
--reklam--
Siraceddin Önlüer Kitapları - Eserleri
- Kırk Hadiste Müslüman Şahsiyeti
- Edep Ya Hu! - Allah Dostlarının Örnek Ahlakı 1
- O'nu Selamlamak
- Efendimiz Soruyor
- Kalbin Hastalıkları - 1
- Edep Ya Hu! - Allah Dostlarının Örnek Ahlakı 2
- Ben Pişmanım
- Şefaat ya Resulallah (sav) Delilleri ve Hikmetleriyle Şefaat
- Kalbin Hastalıkları - 2
- Rahmet Kapısı
- Kalbin Hastalıkları - 3
- Yürü Huzura
- Kalp Alemi - Kalbin Salih Amelleri - 1
- Ehlibeyt Imamları
- Receb
- Kalbin Hastalıkları - 4
- Helal Kazanç
- Hicri Aylar Şaban
- Kalp Alemi - Kalbin Salih Amelleri - 2
- Temel Şafii İlmihali
- Hicri Aylar Ramazan
- Hicri Aylar Ribîülevvel
- Asr-ı Saadet Şehidleri
- Cemaziyelahir
- Safer
- Hicri Aylar Muharrem
- Hicri Aylar Rebiülahir
- Zilhicce
- Zilkade Hicri Aylar
- Şafii Mezhebine Göre Dinimi Öğreniyorum
- Şevval
- Hicri Aylar
- Ramazan
--reklam--
Siraceddin Önlüer Alıntıları - Sözleri
- Şu dünyada Allah'a gönül verenlerin çilesi hiç tükenmemiştir (Kalp Alemi - Kalbin Salih Amelleri - 2)
- Sonra da Allah'ı tesbih et, Hz. Peygamber'in s.a.v tavsiye ettiği tesbihati oku. Bunu mümkün mertebe ihmal etme!.. Öğle ve ikindi iş sebebiyle, akşam ve yatsı yorgunluk nedeniyle, sabah da uykusuzluk bahanesiyle terketme!.. Şeytanın vesvesesine kapilma! Resûl-i Ekrem'in (sallallahu aleyhi vesellem) Şu ikazini unutma "Şeytan, namazda iken her birinize gelir 'Şunu şunu hatırla!' der ve namazdan çıkıncaya kada devam eder. (Bu hatırlatmaların neticesi olarak) kişi bu tesbihati terkeder." (Yürü Huzura)
- Şefaat, sevenlerin sevdikleri için aracı olup naz makamında niyaz etmeleri, dostları adına göz yaşı dökmeleridir. (Şefaat ya Resulallah (sav) Delilleri ve Hikmetleriyle Şefaat)
- Hak Teala, her canlının rızkını ayrı ayrı ve farklı farklı ihsan etmiştir. Ancak bu farklılık, cemiyet nizamının mükemmel bir surette tesis ve düzeni içindir. Nitekim Yüce Allah, “...Onların(insanların) dünya hayatındaki maişetlerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için de kiminin(maişetini) derecelerle ötekine üstün(fazla) kıldık”(Zuhruf 43/32) buyurmuştur. Yani kimi zengin kimi fakir; kimi işci kimi işveren; kimi amir kimi memur olur. İnsanların iş bakımından rızık yollarının farklı olması, birbirleriyle daha yakın ilişki ve alaka içerisinde bulunmaları içindir. Şayet hayat nizamı, insanların aciz idraklerine, birbirine uymayan istek ve yeteneklerine ve her an değişen düşüncelerine kalsaydı, kainatta isyandan başka bir şey görülmezdi. Nitekim Allah Teala, “Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı dilediğine bol verir, dilediğinden kısar. Şüphesiz bunda şuurlu müminler için ibret vardır” (Zümer 39/52) buyurmaktadır. Kuran-ı Kerim’de, gerek dünya gerekse ahiret nimetleri bakımından Allah’ın lütfunun sınırsızlığı ifade edilmektedir.(İsra 17/21) Şu halde servet, mevki, sağlık ve yaşayış güzelliği bakımından insanlar arasındaki farklar ilahi takdirin bir gereğidir. Bu da bu dünya da mutlak eşitliğin imkansızlığını orataya koymaktadır. Farklı farklı istidat ve kabiliyetlerde yaratılmış bulunan insanların eşit imkanlara sahip olmaları, eşyanın tabiatına uygun düşmemektedir. Ayrıca servet ve refah yönünden herkesin eşit olması, ideal manada dahi, insanlara bir fayda sağlamayacaktır. Her şeyden önce insanlar eşit beceri ve kabiliyetlere sahip olmadıkları gibi, eşit derecede mala mülke sahip olmaları da mümkün değildir. Aynı şekilde, farklı farklı iş ve mesleklerde çalışan kimselerin eşit imkanlara sahip olmaları da beklenemez. (Helal Kazanç)
- "Her kim günde bana yüz salavat getirirse, Allah onun yüz ihtiyacını giderir. Bunun yetmişi ahireti içindir, otuzu da dünyası içindir. " . Ali el Muttaki, Kenzul Ummal, nr 2132 (O'nu Selamlamak)
- "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki kıldıkları namazdan gafildirler" (Mâûn 107/4-5) (Yürü Huzura)
- Kamerî yılın ramazandan sonra ve zilkadeden önce gelen onuncu ayının adı olan şevval, "yukarı kalkmak, yükselmek, kaldırmak, taşımak ve götürmek" anlamlarındaki şevl kökünden türemiştir. (Şevval)
- MUHARREM AYININ BİRİNCİ GÜNÜNDE NE YAPILIR? Muharrem ayının birinci gününde, her birinde besmele çekerek, bir defada 1000 İhlâs-ı Şerîf okuyanları Cenâb-ı Hak lütfuyla, keremiyle bu âlemden kul borcu ile huzûruna getirmeyecek, dünyada ödemeye muvaffak kılacaktır. Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak fazîletli ibâdetlerdendir. Bu on günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10. günlerde oruç tutmalıdırlar. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) 9. günü seferde bulunduğundan yalnız 10. günü oruç tutmuşlar ve “Sağ olursak gelecek sene 9. günü de tutarız.” buyurmuşlardır. Bu ayın perşembe, cuma, cumartesi günlerinde peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. (Hicri Aylar Muharrem)
- İslam ümmeti, insanlık için en hayırlı topluluktur. Çünkü fertleri birbirinin bütün dertleri ile ilgilenen kişilerden meydana gelir. Oysa diğer toplumlarda iyilik ve kötülük her ferdin kendi sorunu ve kendi meselesidir. Bu sebeple bu şerefli görev Hz peygamber'in (sav) ümmetine verilmiştir. Şu ayet de bu hususu teyit etmektedir; “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız." Al-i İmran 3/110 (Kırk Hadiste Müslüman Şahsiyeti)
- " Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tövbe ve istiğfar etsin! Zira Allah Teala Nuh suresinde tövbe ve istiğfar edenlerin günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını arttıracağını vaat ediyor." Cafer-i Sadık (rah) (Ehlibeyt Imamları)
- Hz.Peygamber (sas),huzurunda birbirine söven iki kişiden birinin yüzünde öfke hali belirince şöyle buyurmuştur: "Ben bir kelime biliyorum,eğer şu adam bunu söylerse öfkesi geçer.Bu kelime,eûzü billahi mineşşeytanirracim (kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım) cümlesidir." Hz.Peygamber (sas),Cenabı Hakk'a sığınmayı öfkenin ilacı olarak tavsiye etmiş,insanın kendi kendine ulaşacağı irade sağlamlığının onu öfkelenmekten kurtaracağına işaret etmiştir. (Kalbin Hastalıkları - 2)
- "Tevekkül, vekil olarak Allah Teâla'dan razı olmak, rızık için endişe duymamak, ömrünü, bugün içinde olduğu günden ibaret kabul etmek. Tul-i emel sahibi olmamak, vakitlerini ibadet ve taatle geçirmeye gayret etmektir." (Kalp Alemi - Kalbin Salih Amelleri - 1)
- İnsanlar zâhire, yüce Allah kalbe bakar. (Kalbin Hastalıkları - 3)
- Hz. Musa, yüce Allah'a, "Yâ Rab! Dünya ile ilgili ihtiyaçlarım oluyor ama bunları önemsiz bulduğum için sana arz edemiyor, utanıyorum" deyince, Hak Teâlâ şöyle vahyetti: " Yâ Musa! Benden hamuruna koyacağın tuza, sürüne vereceğin ota kadar her ihtiyacını isteyebilirsin." (Edep Ya Hu! - Allah Dostlarının Örnek Ahlakı 2)
- Medine Kur’an’la fethedildi. Gönüller imanla doldu. Artık Medine, İslâm’ın merkezi olmaya hazırdı. (Zilhicce)
- "İslâm'da teşe'üm (uğursuz sayma, kötüye yorma) yoktur; en iyisi tefe'ül (iyiye yorma)dır" (Şevval)
- * Hz. Mus'ab Umeyr r.a * yüz güzelliği ile peygamberimize benziyordu. İslam tarihinin ilk muallimi idi. Abdullah b. Kamie adındaki müşrik onu Resulullah sanarak şehid etti. Üzerinde alaca yünlü kaftandan başka bir şeyi yoktu. Başını örttükleri zaman ayakları, ayaklarını örttükleri zamanda başı dışarda kalıyordu. Bunun üzerine Resulullah s.a.v ; "Başını örtüp, ayaklarının üzerine izhir otunu koyunuz buyurdu" * Hz. Mihca r.a * Şehitlerin seyidi idi. Hz. Ömer in azatlı kölesiydi. İlk Müslümanlar dan ve ilk muhacirler dendi. Bedir Savaşı nın ilk şehidi oldu. (Asr-ı Saadet Şehidleri)
- "Allah Teâlâ kullarının kalbine nazar eder. O halde kalplerinizi temiz tutunuz! İçinde yalniz ihlâs ve doğruluk bulunsun!" (Ehlibeyt Imamları)
- Hz.Peygamberin (sav) mümtaz ashabı Namazı kendilerine göz aydınlığı,gönül mutluluğu ve beden rahatlığı kılmışlardı.Müezzin daha Allahuekber der demez bütün işlerini bırakıp namaza koşarlardı.Çarşı ve pazar yerlerini boşaltırlardı.Onlardan herhangi biri çekicini demire indirmek üzere yukarı kaldırır ve tam bu durumda iken ezan sesini işitir,yukarıda kalan çekici demire indirmezdi,derhal elindekini atar ve namaza koşardı.Onlar,namaz vakitlerini dikkatle izler ve namazlarını ihmal etmeksizin eda ederlerdi.Ticaret ve alışveriş onları Allahı anmaktan,namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymazdı. (Bk Nûr 24/37) Bunun için cemaatte olamayan kimseleri merak ederlerdi.Acaba başına bir iş mi geldi,yoksa vefat mı etti,diye endişelenip ziyaretine giderlerdi."Evimde kılarım"demiş olabileceği kimsenin aklına bile gelmezdi. (Yürü Huzura)
- Resulullah sevgisiyle yanıp tutuştu.Hiçbir sevgi onu bu çizgiden ayıramadı. (Asr-ı Saadet Şehidleri)
Yorumlar
0 yorum