Kitap Künyesi

Yazar: Murat Uyurkulak

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750749063

Sayfa Sayısı: 160

--reklam--

Hoca, Baba, Amca, Ben Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir sabah, uykunun en tatlı yerindeyken, kapı zili acı acı öttü.

Bülbül zillerdendi, bana çocukluğumun geçtiği Aydın’daki aile evini, o evdeki mutsuzluğu ve yoksulluğu hatırlattığı için sevmezdim, ama değiştirmeye de cesaret edemiyordum, maziyle iyi kötü bir bağdı neticede.

Kalktım. Dedim herhalde ev arkadaşlarımdan biridir. Anahtarını falan unutmuştur. Açtım kapıyı, hoca, babam ve amcam karşımda duruyordu.

Sabahın daha o saatinde sallanıyorlardı içkiden.

Babamın elinde büyükçe bir bavul vardı.

Hoca, Baba, Amca, Ben, Murat Uyurkulak’ın 2017-2020 arası yazdığı öyküleri bir araya getiriyor. Kitaba adını veren ilk bölümde dört karakter üzerinden anlatılan hikâyeler var. Bu karakterlerden üçü, anarşistlikten komünistliğe uzanan muhtelif muhalif tonları olan üç alkolik. Gururlu, dürüst, yoksul, dışarıdan bakıldığında “kaybeden” diyebileceğiniz, ama kendilerini asla kaybetmiş görmeyen, hayat, memleket, dünya ve insanlar hakkında söyleyecek bolca sözleri olan, entelektüel karakterler. Rakıları, muhabbetleri, şehirleri ve ufaktan yaşadıkları gönül maceralarıyla her şeye rağmen kendileriyle barışık ve eğlenceli insanlar. Onların düşüncelerini ve hikâyelerini ise “oğul, yeğen ve öğrenci” olan, ortalarındaki “Ben” karakteri sayesinde okuyoruz. İkinci bölüm “Tuhaf Şahıslar Albümü”ndeyse ilginç karşılaşmalar, hayata gölgesini ya da ışığını düşüren anekdot ile anılar ve kimini okurların yakından tanıdığı çeşitli figürlerin ustalıkla hikâyeleştirilmiş dokunaklı portreleri yer alıyor.

--reklam--

Hoca, Baba, Amca, Ben Alıntıları - Sözleri

  • "Çeviri yapmak dille dans etmek gibidir.. Metinle savaşmayacaksın, sevişeceksin..." Hocanın menfi yorumundan zaten canım sıkılmıştı, sinirle döndüm amcama: "Sen ne anlarsın çeviriden, İngilizce bilmiyorsun ki..." Hiç istifini bozmadı cevap verirken: "Ama Türkçe biliyorum..."
  • "Lan biz nasıl bu hale geldik lan? Onca sene boşa mı anlattık lan, medeniyet, bilim, insanlık diye..."
  • Ne acıyı tanıyorum, ne kendimi, ne hayatı.
  • Hoca mezara iki kürek toprak attıktan sonra aleti amcama devredecek, elindeki minik mikrofona ağzını dayamış dua okuyan imama, "Bağırıp durma kulağımın dibinde!" diye çıkıştı. İmam donup kaldı, sustu, babam hocayı kolundan çekiştirip uzaklaştırırken, hoca, "Kırk yıllık komünistin arkasından..." diye söyleniyordu, gerisini duymadım.
  • Eğitimin memleketin biricik kurtuluş ümidi olduğuna canıgönülden inanmış emekli bir öğretmen sıfatıyla, sıkıntıyla ve acıyarak baktı oğlana babam.
  • "Daha kaç kere okuyacaksın abi bunu?" Masanın üzerindeki kitabı işaret ettim, Nâzım, Memleketimden İnsan Manzaraları... "Milyon kere okuycam... Bu topraklardan bunca gavat nasıl çıktı, onu çözücem okuya okuya..."
  • "Edebiyatçı mısın?" "Nerden çıkardınız?" "Öyle menşei falan gibi kelimeler kullandığına göre..." "Bi şeyler yazmaya çalışıyom diyelim..." "İzmirli misin?" "Nerden bildiniz?" "Çalışıyom dedin...Ayrıca gürbüzsün, suratın yuvarlak, yanakların al al, gamsız bir halin var..." "Gamsız olsam ne işim var eylemde?" "Siyasi bir tavırda söz etmiyorum... Bi ruh gamsızlığı, bi düşünce tembelliği vardır siz İzmirlilerde..."
  • Hırs kirli bi duygudur... İnsanlıktan çıkarır...
  • "Karac'oğlan, dünya fani, Toprak emer tatlı canı. Hastalandım, ilaç hani? Bir acısız ölümde yok."
  • "Daha kaç kere okuyacaksın abi bunu?" Masanın üzerindeki kitabı işaret ettim, Nâzım, Memleketimden İnsan Manzaraları... " Milyon kere okuycam... Bu topraklardan bunca gavat nasıl çıktı, onu çözücem okuya okuya..."

--reklam--

Hoca, Baba, Amca, Ben İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hoca Baba Amca Ben harika bir öykü kitabı. Murat Uyurkulak okumadıysanız mutlaka okuyun hatta bu kitapla başlayın okumaya. Bakmayın siz onun için kastırık bir herif, fazla hava basıyor diyenlere :)) Murat Uyurkulak'ın 2021'de daha önce (2017-2019) yazmış olduğu öykülerinden derlenen bir kitap Hoca Baba Amca Ben. Kitabın ilk bölümünde yer alan karakterlerin üçü emekli öğretmen, "Ben" karakteri ise hem oğul hem yeğen hem öğrenci aynı zamanda öykülerinde anlatıcısı. Öykülerin hepsi bol anason kokulu sofralarda, biranın su niyetine içildiği ortamlarda geçiyor. Hayatlarında birbirlerinden başka tutunacak dalları olmayan, muhalif ve entellektüel kimlikleri ile hâlâ bu memlekete , dünyaya ve insanlara söyleyecek sözleri olan karakterlerin maceraları var öykülerde. Hepsi görünüşte güldüren eğlendiren ama bir o kadar da gerçeklerle karşı karşıya bırakan öyküler. İkinci bölüm "Tuhaf Şahıslar Albümü"ndeyse yazarın hayatına dokunmuş, kimilerini bizlerinde tanıdığı insanlarla yaşanan anekdotlar ve ve anılar var. Yazar bunları da çok güzel öyküleştirmiş. Son bölüm olan "Ve Diğerleri"nde yer alan iki öyküyle de kitap bitiyor. Ben çok keyif alarak okudum kitabı. Hele Hoca, Baba, Amca Ben öykülerinin çoğunda sesli güldüm. Güzel keyifli bir kitap okuduğumda herkes okusun keyif alsın duygusu sarıyor beni. Sizler de okuyun bu kitabı, bolca gülümseyin, azıcık da hüzünlenin okurken. Hayatın içinden öykülerle buluşun, Murat Uyurkulak'ı hâlâ tanımadıyğınız tanıyın bu kitapla, sonra zaten arkası gelir. Keyifle okunsun. (Filiz)

İçiyorsanız siz de rakı ya da bira (Tuborg), okumaya başlarken yanınızda bulunduracaksınız birkaç adet ya da birkaç kadehlik. Zira bu kitabı ayık okumak içindeki karakterlere hakaret. Özellikle de Hoca'ya. Hoca, Baba, Amca ve O dörtlüsünü terk edene kadar Hoca, boşvermişliğin en uç sınırına kadar içerek gidip, orada da bir masa kurmak geçer insanın içinden. Hoca'dan sonra başlayan edebiyat ağırlıklı İstanbul cadde ve sokakları da aç kalmakla, sarhoş olmakla, yazmak, okumak ve konuşmakla geçer. En son da, ezilmişlerin, devrimcilerin, devrimci geçinenlerin, serserilerin yanında bir cıgaralık içimi sohbet edersiniz. Bu arada size edebiyat çevresinden Didem'i, Orhan'ı, Beşir'i, Nazım'ı da anlatmadan geçmezler. Bir ara Murat Uyurkulak'ın "amaaan be! Havalı." olduğunu da söylerler. Diliniz, dininiz, kimliğiniz etkilidir ha! Öyle şıp diye giremezsiniz bu çevrelere. Dikkatli olun! Ama muhakkak bi uğrayın buraya. (Sîdar Ronahî)

"Sabah korna sesini duyunca indim aşağı. Hoca ön koltukta sızmıştı. Amcam arkada, telefona kilitlenmiş, yılan oyunu oynuyordu. Yılan duvara tosladıkça, 'Şerefsiz pezevenk,' diye küfrediyordu. Babam şoför koltuğundaydı, sinirle bana baktı. 'Binsene hadi, ne duruyorsun?' 'Adam gibi süreceksen binerim, yol uzun,' dedim. 'Hayatı ne zamandan beri bu kadar sever oldun? Şair değil misin sen?' diye sordu. 'Sebebim olduğundan beri... Ayrıca tabii ki şairim,' dedim. 'Bin lan hadi, kafamı bozma benim,' diye söylendi. Bindim..." Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünü, kitaba adını da veren Hoca Baba Amca Ben oluşturuyor. Çok eğlenceli, bol kahkahalı, bence tatlı baş belaları diyeceğiniz cinsten karakterlerle örülü bir bölüm: 4 kafadar... Ben karakteri hariç, baba, amca ve hoca, üçü de emekli öğretmen olan, içtikçe güzelleşen, müthiş renkli, memleket ve dünya meselelerini konuşacak kadar entellektüel birikime sahip; anarşist ve komünist muhalif kimlikleriyle kapitalizmin dayatımlarına karşı seslerini yükseltmiş, eylemlerin içinden gelen; rakı sofrasında muhabbetin dibine vuran, okunan bir şiirde çocuklar gibi ağlayan, üç hayat dolu adamın maceralarıyla doldu taştı yüreğim. Bayıldım üçüne de. Güçlü attığım kahkahaların sonunda, her birini tanıyormuşçasına, çok yaşayın e mi deyiverdim şuursuzca İkinci ve üçüncü bölümde ise acıların katmerleştiği, sevinçlerin kucaklaştığı, anılara izini düşüren Didem'in, Tuğrul'un, Serap'ın, Reha'nın ve diğerlerinin hikâyelerine ortak olunduğu, hüznün maviliklerinde derin bir yolculuğa çıkarıyor sevgili yazarımız. Hafif gözler buğulanabilir, burun direkleri sızlayabilir, demedi demeyin. Murat Uyurkulak'la yeni tanıştım ben de. Geç bile kalmışım diyebilirim rahatlıkla. Delibo kitabını da aldım. Okunmak için sırasını bekliyor kitaplığımda. Kahkahayla hüznün iç içe geçtiği güzel öykülerle bezeli kitabı, tüm kalbimle herkese tavsiye ediyorum ben de... (Semra Ok)

--reklam--

Hoca, Baba, Amca, Ben PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Murat Uyurkulak - Hoca, Baba, Amca, Ben kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hoca, Baba, Amca, Ben PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Murat Uyurkulak Kimdir?

Uzun süre Radikal gazetesi dış haberler servisinde çalıştı. Milliyet Sanat, Gate, Radikal Kitap gibi dergilerde yazıları yayımlandı. Tol isimli romanı Mahir Günşiray'ın yönetmenliğiyle Tiyatro Oyunevi tarafından sahnelendi. Yine Tol romanı 2007'de Almanca'ya çevrildi.

--reklam--

Murat Uyurkulak Kitapları - Eserleri

  • Tol
  • Bazuka
  • Har
  • Delibo
  • Merhume
  • Hoca, Baba, Amca, Ben
  • 1001 Kokteyl

--reklam--

Murat Uyurkulak Alıntıları - Sözleri

  • Çünkü sıkıntı öldürür. Ve ama sıkıntı öldürüyor. Acı ve öfke değil, ama sıkıntı öldürüyor. (Tol)
  • "Daha kaç kere okuyacaksın abi bunu?" Masanın üzerindeki kitabı işaret ettim, Nâzım, Memleketimden İnsan Manzaraları... " Milyon kere okuycam... Bu topraklardan bunca gavat nasıl çıktı, onu çözücem okuya okuya..." (Hoca, Baba, Amca, Ben)
  • Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. (Tol)
  • Rus Tatar İmparatorluğunun en isyankar ayısı Mihayil Aleksandroviç Bakunun'in "Hukuk iktidarın fahişesidir" vecizesinden bihaber olan, haberdar olsalar da şahsiyetsizlikten kurum bağlamış ruhlarıyla hiçbir ahval ve şeraitte vicdanen tarumar olmayacaklar aşikar olan iki götlek Roma hukuku profesörü kimseyi ilgilendirmiyor olabilir, zira ikisi de rahmetli oldu ve etmek ile olmak fiilleri Türkçenin laneti de olabilir, talihi de olabilir... (Merhume)
  • "Daha kaç kere okuyacaksın abi bunu?" Masanın üzerindeki kitabı işaret ettim, Nâzım, Memleketimden İnsan Manzaraları... "Milyon kere okuycam... Bu topraklardan bunca gavat nasıl çıktı, onu çözücem okuya okuya..." (Hoca, Baba, Amca, Ben)
  • … alnı güya secdeden kalkmayan bir avuç badem bıyıklı hırsız, yağma sarhoşluğuyla kendilerinden geçerken… (Delibo)
  • Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. Bıçak ruhumda dehşet Bir fısıltı gibi ilerledi ve ben tam ortamdan yarıldım. Ruhuma bir hayat yakıştıramadım. (Tol)
  • ...çatışmanın dehşetiyle delirmiş birkaç asker, "Düzgün vıraklayın lan, doğru vıraklayın!" diye bağırarak kurbağaları tarıyordu. (Har)
  • Ne acıyı tanıyorum, ne kendimi, ne hayatı. (Hoca, Baba, Amca, Ben)
  • “… Herkes sanki hiç ölmeyecekmiş gibi… Soysuz, yüzsüz, sinsi bir yığın ödlek… Birilerinin hâlâ ölebiliyo olması umut veriyo bana…” (Delibo)
  • Ve fani dünyada tek bir şey öğrendiysem, o da şu: Güçlüye, zengine, güzele küsmek zor, acize, yoksula, çirkine kolay. (Delibo)
  • Biz bu kafayla götü nah doğrulturuz… (Merhume)
  • Büyük lafları da düzülürken edersin artık, hürriyetmüsavatuhuvvet, o olmazsa vatanmilletsakarya, o da olmadı hürteşebbüserbestpiyasa, bu cennet topraklara şakır şakır yağmur yağmazken, yağma alışkanlığından miras kalaslığına lanet ederek, sıcak sulara varmak için kafalarını zehir gibi işleten gavurlara sefil küfürler geveleyerek... (Merhume)
  • "Sizin sorununuz ne biliyo musunuz? İki kelimelik mevzuyu iki saatte anlatıyosunuz..." (Har)
  • … insanlar yanı başlarındakinin kahramanlığına kördü. (Delibo)
  • "iyi edebiyatçıların değeri er geç bilinir, bunun böyle olacağını da her iyi edebiyatçı bilir..." (Bazuka)
  • Zehra gibi sıkı sıkı sarıldığım bir inancım olsaydı, komünist anarşist falan olsaydım yani, kızıl-kara bayrakla uğurlanmayı vasiyet ederdim, katiyen dini tören yaptırmazdım, mezarımın başında devrimci maçlar söyletirdim. (Merhume)
  • Velhâsıl bizi bizden iyi bildiklerini, bizim hâlâ hayal âlemlerinde gezinip iki satır hesabı şaşırdığımızı söyleyerek o meşum noktayı koyacaklardı: Biz adam olmazdık... (Har)
  • "Seni böyle seviyorum" diyenlerden kork. "Öyle"nden tiksinmektedir zira. (Har)
  • " Herkesin bir hikayesi olmalı. Bu hayatta..." (Delibo)