Kitap Künyesi
Yazar: Ece Ayhan
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750808432
Sayfa Sayısı: 188
--reklam--
Hoşça Kal Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"...'kalmış' üç-beş arkadaşla bir şeyler yapmaya çalışıyorum yalnızca, adımlarımı dikkatle atmak zorundayım, yazmaklardan başka bir kurtuluş yolu olmadığını nasıl biliyorum öyle olur. Sen iki son mektubunda da bu yazmaklar teline dokunmuşsun, ki doğrudur. (...) 'Dünyadan şikayeti keselim' sözün çok hoşuma gitti. Ben de biliyorum gereksiz, şiirin içine girerek konuşmak daha iyidir."
Hoşça Kal, şiirimizin ayrık sesi, modern ustası Ece Ayhan'ın İlhan Berk'e yazdığı mektuplar... Hayat karşısında çırılçıplak bir adamın yalnız, kurgulu, acılı iç dökmeleri, iç çekmeleri, yazılara tutunmakları... Örtülmeyen bir yalnızlıkla, baş eğmeyen bir dirençle atan yüreğini açışları dost konağında... Yort Savul'lar gibi, tersten okunan tarihler gibi, hayatı kendine az görmeler, çok görmeler, hiçliği bilmeler, bölmeler gibi. Yine aykırı, yine yalınayak, çakırpençe, bıçkın, bitirim...
--reklam--
Hoşça Kal Alıntıları - Sözleri
- O kadar az kitabım var ki benim; açılamıyorum.
- Hoş çakal, hoş tilki. Arkadaşlıklar.
- Kesinlikle bizim toplumumuza kırgın filan değilim, ancak bir insan toplumuna kırılınabilir diyorum.
- Kentler gece büyür, Gündüz küçülür.
- İnsan direnmek için nelerle avunuyor değil mi İlhan?
- "Korkma özgürlük incinmiyor."
- Korkma özgürlük incinmiyor...
- Bir adam karınca kaderini yaşamak ve yazmak istiyor...
- Bayramı köyde yatarak evet kahveye bile çıkamadan parasızlıktan sigarasız geçirdim.
- -Kim benimle arkadaşlık edebilir? Kim? En yalın yanıtları almıştır: -İplere dizili çiçekler ve çocuklar!
- Bir yıla yargılıyım, abisi, olursa 8 ay yatacağız topu. Yani Temmuz ortası dışardayım. Korkma özgürlük incinmiyor.
- Gecikerek yazdım. Hala dışardaymışım gibi. Selam, sabahla başlamalı. Oluruna bıraktım gitmeyi kalmayı. Ama buradayım şimdilik.
- Bütün bu coğrafya ve duygu boyutlarını dokuyup, bir şaire yazıyor iştecik bir kalem; eline geçip geçmeyeceğini bilmeden. Bir tedirginlik nasıl dağıtılır, günlerdir bu göl çevresi kentlerdeyim... Şiirler birikti, dökülmeden İstanbul'a getirebilir miyim ki. Hay Allah, pek sevmezler yazdıklarımı, unuttum gitti, başından bu yana aksilik bu ya ben de şiirde inatçıyım.
- İnsan zihni ne tuhaftır İlhan, hep hatırlar.
--reklam--
Hoşça Kal İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mektup türünde kitap okumayı seviyorsanız eğer okunabilir bir kitap. Dönemin şair ve yazarlarının edebiyat anlayışı hakkında bilgi sahibi olabilmek ve döneme tanıklık edebilmek adına güzel bir okuma oldu benim için. Ece Ayhan’ın maddi anlamda çok zorlandığı iş bulamadığı, bunları da tüm samimiyetiyle bir dostuna aktardığını görüyorsunuz. En beğendiğim alıntı ise; “İnsan zihni ne tuhaftır İlhan, hep hatırlar.” (Mine Taşçı)
--reklam--
Hoşça Kal PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ece Ayhan - Hoşça Kal kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hoşça Kal PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ece Ayhan Kimdir?
Ece Ayhan Çağlar (d. Datça, 10 Eylül 1931 - ö. İzmir, 13 Temmuz 2002) Türk şair, etikçi. İkinci Yeni şiir akımının öncülerindendir.
Ön yaşamı
Tam adı Ece Ayhan Çağlar'dır. Babasının mal müdürlüğü göreviyle bulunduğu Datça’da, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Behzat Çağlar, Geliboluludur. Annesi Ayşe Hanım’ın baba tarafı Gelibolu’nun Kavak köyünden göçerek Eceabat’ın Yalova köyüne yerleşmiştir. Behzat Bey’in babası ağır ceza mahkemesi başkâtipliği, dedesi de Gelibolu müftülüğü görevlerinde bulunmuşlardır. Ayşe Hanım’ın babası Hafız İbrahim Deniz, yarı çiftçilik, yarı tüccarlıkla uğraşmış, Eceabat’a bağlı Sivli Köyü halkının imam istemesi üzerine, atandığı bu köyde imamlık yapmıştır.
1932’de Küre’ye mal müdürü olarak atanan Behzat Bey, 1933’e kadar sürdürdüğü bu görevinden istifa edip Çanakkale’ye yerleşmiş ve bir avukatın yanında arzuhalcilik yaparak ailesini geçindirmeye çalışmıştır. Ece Ayhan, ilkokula 1938’de Eceabat’ta başlar, ikinci sınıfı Çanakkale’nin İstiklâl İlkokulu’nda okur. Ailesinin 1940 Kasım’ında Çanakkale’den ayrılarak İstanbul’a yerleşmesi üzerine, üçüncü sınıfa Karagümrük / Atikkale’de bulunan “19. İlkokul”da [daha sonraki adı Hırka-i Şerif İlkokulu] devam eder ve ilk öğrenimini bu okulda tamamlar. Orta okulu, Vefa Lisesi’nin karşısında bulunan Zeyrek Ortaokulu’nda; lise öğrenimini de Taksim Lisesi’nde [daha sonraki adlarıyla Beyoğlu Lisesi, İstanbul Atatürk Erkek Lisesi] tamamlar. Yüksek öğrenimine 1953’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başlar ve 1959’da mezun olur. Aynı yıl, İstanbul maiyet memurluğunda başladığı stajını ve kaymakamlık kursunu tamamlar. 1962’de Deniz Hafize Hanım’la evlenir ve kaymakam olarak atandığı Gürün’de (Sivas) göreve başlar. 1963’te Alaca’da (Çorum) kaymakamlık ve belediye başkanlığı görevlerine atanır; aynı yıl tek çocuğu olan Ege dünyaya gelir. 1964’te Tuzla Piyade Okulu’nda yedek subay öğrenci olarak başladığı askerlik hizmetini tamamlar ve 1965’te Çardak (Denizli) kaymakamlığına atanır.
Kariyeri
Disiplinli bir yaşam tarzı ve memurluk hayatı, edebiyat çevrelerinde bugün de “hırçın şair”, “huysuz şair” olarak anılan Ece Ayhan’ın yaradılış özelliğiyle bağdaşmayacak olgulardır. Ece Ayhan, 1966’da devlet memurluğu görevinden ayrılarak “soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent” dediği İstanbul’a yerleşir. Kısa aralıklarla birçok işe giren sanatçının İstanbul’da yaptığı başlıca işler arasında; Meydan Larousse ansiklopedisinde yazarlık, Sinematek’te ve Yeni Sinema Dergisi’nde müdürlük, Genç Sinema Grubu’nda yöneticilik, Ağaoğlu Yayınevi’nde çok kısa bir süre redaktörlük sayılabilir. Kansere yakalanan eşi Deniz Hafize Hanım’ı 1968’de kaybeder. Ekonomik durumunun çok kötü olması ve yaşının küçüklüğü gibi nedenlerle oğlunun bakımını eşinin ebeveynine bırakır.
Hastalık dönemi
Ece Ayhan, 1974’ten ölümüne kadar, beynindeki tümörün yol açtığı birtakım hastalıkların sıkıntılarıyla yaşamıştır. Sağ kulağının ileri derecede işitme engeline ve sağ gözünde de hasara sebebiyet veren tümör, dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in ameliyatlarıyla ölümcül olmaktan çıkarılmıştır. Ancak, tümörün diğer organlarda meydana getirdiği hasarlar, sanatçıya yaşamı boyunca sıkıntı vermiştir. Büyük bir ekonomik sıkıntı içinde yaşayan sanatçı, Çanakkale Belediye Başkanlığının yardımlarını görür. Belediyenin geçici işçi kadrosuna alınarak sosyal güvenliğe kavuşması sağlanır ve böylece SSK hastanesinden ücretsiz olarak yararlanır. Ancak, sağlığının günden güne bozulması ve bacaklarının felç olması üzerine, yakın dostu şair Metin Üstündağ’ın yardımıyla Ağustos 1999’da Çapa Tıp Fakültesi’ne yatırılır. Buradaki tedavi giderleri SSK tarafından karşılanır. Sigorta kapsamı dışında kalan kurumlarda gördüğü tedavilerin giderleri ise, arkadaşlarının ve eserlerinin yayın hakkını alan Yapı Kredi Yayıncılık’ın yardımlarıyla karşılanır. İstanbul’da önce Maltepe Huzurevi’ne, daha sonra da şair arkadaşı (dönemin başbakanı) Bülent Ecevit’in isteğiyle bakım şartları ve fizikî kapasitesi daha iyi olan Özel Acıbadem Huzurevi’ne yerleştirilir. Bu süre içinde, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Haseki Hastanesi, Haydarpaşa Hastanesi, Şişli Osmanoğlu Kliniği (2 defa), Central Hospital ve en son da Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yatılı tedavi görür. Bütün bu tedavilerin sonucunda felçten kurtulup ayağa kalkabilen sanatçı, Nisan 2001’de tekrar Çanakkale’ye yerleşir ve geçimini telif hakkını Yapı Kredi Yayınları’na verdiği eserlerinin geliriyle sağlar. Düzenli ve yerleşik bir yaşam tarzını bir türlü sevemeyen Ece Ayhan, âdeta tüm sevenlerini ve dostlarını terk ederek tedavi görmekte olduğu Çanakkale’den Temmuz 2002’de ayrılmış ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi'ne yerleşti ve 13 Temmuz 2002’de burada vefat etti. 16 Temmuz 2002’de, Çanakkale’nin Eceabat ilçesi Yalova köyünde toprağa verildi.
Şiir Kitapları
Kınar Hanım'ın Denizleri (1959)
Bakışsız Bir Kedi Kara (1965)
Ortodoksluklar (1968)
Devlet ve Tabiat (1973)
Yort Savul (Toplu Şiirler, 1977)
Zambaklı Padişah (1981)
Çok Eski Adıyladır (1982)
Çanakkaleli Melâhat’a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi (1991)
Sivil Şiirler (1993)
Son Şiirler (1993)
Bütün Yort Savul’lar! (1994)
Bütün Yort Savul’lar! (1999, Gen. 2. Baskı)
--reklam--
Ece Ayhan Kitapları - Eserleri
- Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler
- Bütün Yort Savul'lar!
- Zambaklı Padişah
- Kınar Hanımın Denizleri
- İyi Bir Güneş
- Morötesi Requiem
- Sivil Denemeler
- Aynalı Denemeler
- Son Şiirler
- Ortodoksluklar 50 Yaşında
- Bir Şiirin Bakır Çağı
- Adım Ece Ayhan Çağlar
- Çok Eski Adıyladır
- Yort Savul
- Başıbozuk Günceler
- Hoşça Kal
- Hay Hak! Söyleşiler
- Bakışsız Bir Kedi Kara
- Şiirin Bir Altın Çağı
- Ece Ayhan Çağlar Anlatıyor
- Kardeşim Akif
- Defterler
- Devlet ve Tabiat
- Kolsuz Bir Hattat
- Çanakkaleli Melahat'a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi
- Hoş Çakal Hoş Tilki
- Sivil Şiirler
- Anacığım Merhaba
- Yalnız Kardeşçe
- Yeni Defterler
- Öküz’lemeler
--reklam--
Ece Ayhan Alıntıları - Sözleri
- Kesinlikle bizim toplumumuza kırgın filan değilim, ancak bir insan toplumuna kırılınabilir diyorum. (Hoşça Kal)
- “İnsan gözünün soldan sağa okuma alışkanlığı!” (Bütün Yort Savul'lar!)
- Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler. (Devlet ve Tabiat)
- ღ. "Göğsünde ağır bir kelebek, İçinde kırık çekmeceler..." (Ece Ayhan Çağlar Anlatıyor)
- Sonra korkunç gülümsemeler bitti Sonra hiç kimseyi göremedim (Kınar Hanımın Denizleri)
- Gerçekle söylentiler arasında her konuda ve her zaman, değil öyle küçük uçurum, derin uçurumlar vardır, olabilir. (Sivil Denemeler)
- Yeryüzünde şarkıdan başka birşey yoktur yok. (Başıbozuk Günceler)
- "Şehrin dışına çıktı. Ağlıyordu. Biri onu tanıdı. 'Ne mesutsun, insan değilsin' dedi." (İyi Bir Güneş)
- Bir puhu kuşu kılığında baştanbaşa dolaşmaya çıkıyor kenti. Dönmemek üzere bir daha. (Ortodoksluklar 50 Yaşında)
- -Kim benimle arkadaşlık edebilir? Kim? En yalın yanıtları almıştır: -İplere dizili çiçekler ve çocuklar! (Hoşça Kal)
- 0664 Ortodoksluklar'ın bu özel baskısı, 1968'de de Yayınevi tarafından yayımlanışının 50. yılı dolayısıyla bir kereliğine yapılmış ve basılan 3000 nüsha numaralandırılmıştır. (Ortodoksluklar 50 Yaşında)
- vücudunun yüzde yetmişi su olan bir canlının nasıl olur da içi yanar.. (Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler)
- İncirin dudak yalabıklatan sütü. Keçiler, keçiler.. Artık Akdeniz koyları kaldı mı? Var mı? Bizler için? Bilmiyorum. (Defterler)
- İnsan, zor olanı başardığı, olması gerektiği gibi olduğu, sözünü kendinden bile esirgemediği, nabza göre şerbet vermediği, sözün kısası 'tam sivil' olmayı başardığı zaman, yadırganıyor galiba. Oysa sahte samimiyet, özünde bir tür hakaret değil mi? (Aynalı Denemeler)
- Oysa ve bence ve temelde 'marjinallik', herhalde, her türlü toplumsal cendere'nin ya da çember'in olabildiğince ve gerçekten de en 'uc'unda, (bir 'uçbeyi ' gibi kalarak) insanın kendi işlediği iş'e karınca kararınca bir katkı'da bulunması anlamına da alınmalı. Asıl böyle alınmalıdır. (Şiirin Bir Altın Çağı)
- "Bir dahaki gelişte dünyaya, nehir yollarından döneceğiz" (Yort Savul)
- yalnızlık ne güzel bir hiç (Kınar Hanımın Denizleri)
- Şair: "Zırlamadan anlat!" dedi. (Anlat!) Anlat kimlerin yüreğinde kız kulesi gibi grev çivileri var? (İyi Bir Güneş)
- Evet, belirli bir 'kültürün içinde oturmak' için, gerçekten de bütün sıfatların silinmesi gerektiğine inanıyorum ben. İnanırım. Karşımızdakiler neye yorarlarsa yorsunlar, 'düşüncede bir şeyler yapılacaksa, biz 'çıfıt çarşısı' ya da 'küçük' kültürleri bile biriktirelim derim. (Şiirin Bir Altın Çağı)
- kadavranın içi açılmamıştır, insan insanın hiç. (Çok Eski Adıyladır)
Yorumlar
0 yorum