Kitap Künyesi
Yazar: Arthur Schopenhauer
Çevirmen: Ahmet Aydoğan
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9789754687934
Sayfa Sayısı: 128
--reklam--
Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir İnsanın daha hayata adım atar atmaz kendisini içinde bulduğu maskeli balodan haberdar edilmesi çok önemlidir. Aksi halde karşılaştığında anlayamayacağı ve tahammül edemeyeceği, hatta şaşkınlıktan donup kalacağı birçok şey vardır; ve aslında uzun ömürlü olanlar onlar olacaktır. Alçaklığın gördüğü himaye, erdemin çektiği aldırmazlık, hakikate ve büyük yeteneklere tahammülsüzlük hatta garezkârlık, bilim adamlarının kendi sahasındaki cehaleti, halis mamullerin neredeyse her zaman aşağılanması ve sadece sahtelerinin baş tacı edilmesi böyle bir şeydir sözgelimi.
O yüzden gençler bu maskeli baloda elmaların balmumundan, çiçeklerin ipekten, balıkların mukavvadan yapılma ve istisnasız her şeyin oyun ve oyuncaktan ibaret olduğunu mutlaka öğrensinler. Birbirleriyle ciddi ciddi iş yapma azmi içerisindeki iki insandan birinin sahte mallar tedarik ettiğini, diğerinin de bunun karşılığında ona kalp paralar ödediğini onlara zamanında söylemek lazım.
--reklam--
Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine Alıntıları - Sözleri
- Bizim bu uygar dünyamız, şövalyelerle, askerlerle, eğitimli insanlarla, avukatlarla, rahiplerle, filozoflarla ve daha bilmediğim başkalarıyla karşılaştığınız büyük bir maskeli balodan başka nedir ki? Fakat bu sözünü ettiklerimiz göründükleri kimseler değildir; bunlar birer maske den ibarettir ve kural olarak maskelerin arkasında, birer servet avcısıyla karşılaşırsınız. Birisi maksatlı olarak baro dan elde ettiği ve sırf bir başkasını daha sağlam ve şaşmaz bir şekilde hezimete uğratabilmek için kullandığı hukuk maskesini yüzüne geçirir; bir başkası benzer bir niyetle yurtseverlik ve amme menfaati maskesini tercih eder ve bir üçüncüsü din yahut dinde ıslahatçılık maskesini benimser. Birçokları her türlü amaç için zaten felsefe hatta insan severlik maskesini ve bilmediğim daha başkalarını yüzlerine geçirmişlerdir. Kadınlar nispeten daha küçük, daha önemsiz seçimler yaparlar.Kural olarak kadınca temkinlilik, çekingenlik, tevazu, munislik ve itaatkarlık maskelerinden yararlanır onlar.Ardından deyiş yerindeyse, domino taşları gibi kendilerine herhangi özel bir karakter izafe edilmeyen genel maskeler gelir. Bunlara her yerde rastlanabilir; insanların iddia ettikleri doğruluk, dürüstlük, incelik, yüreklilik, duygu paylaşmada içtenlik, yüze gülen dostluk bu türe dahildir.
- “Hâinler arasında olmaktansa yapayalnız olmak evlâdır.”
- Bir insan ile diğeri arasındaki farklılık hesaplanamayacak kadar büyüktür ve bir çok insan başkasını gerçekte nasılsa o şekilde görmüş olsaydı dehşete kapılırdı.
- Bir bütün olarak alındığında kadın cinsi bir günde erkek cinsinden 3 kat daha fazla yalan uydurur ve ayrıca erkek cinsinin takatinin ötesinde olan bir inandırıcılık ve dürüstlük gösterisi ile uydurur.
- Eğer dünyada hak -adalet hâkim olsaydı, bir kimsenin kendi evini inşa etmesi yeter, bu aşikâr mülkiyet hakkından başka bir korumaya ihtiyaç duymazdı. Fakat dünyanın düzeni haksızlık üzerine kurulduğundan bir ev inşa eden kimsenin aynı zamanda onu koruyacak bir durumda olması da gereklidir; aksi halde onun hakkı de facto(fiili) yetersizdir. Dolayısıyla saldırgan, gücün hakkına sahiptir, ki bu tam da Spinoza'nın hak kavramıdır, çünkü o başkasını tanımaz, sadece şunu söyler: Unusquisque tantum juris habet, quantum potentia valet (Her bir kimse ne kadar güce sahipse o kadar hakka sahiptir.Her bir kimsenin hakkı gücüyle belirlenir.)
- Kanaatimce ceza hukukunun temeli cezalandırılanın kişi değil, fakat bir daha tekrarlanmaması için sadece eylem olduğu ilkesi olmalıdır. Suçlu sadece eylemi cezaya konu teşkil eden öznedir, böylece hukuk caydırıcı gücünü cezaya çarptırma neticesinde muhafaza edebilir. "O hukuk için ceremedir" ifadesinin anlamı budur. Kant'ın açıklamasına göre cezalandırılan eylem değil, insandır. Hapishane sistemi de eylemden çok, onu ıslah etmek için, insanı cezalandırmaya çalışır. Böylece cezalandırmanın gerçek hedefi,eyleme dönük caydırıcılık, çok sorunlu olan ıslah amacına erişmek için bir kenara bırakılır.
- Her birey kendi içine bakarken iç varlığını-ki bu onun iradesidir-kendinde şeyi, dolayısıyla her yerde tek gerçek olanı tanır. Dolayısıyla kendisini dünyanın çekirdeği ve merkezi olarak düşünür ve sınırsız öneme sahip bir şey olarak görür. Diğer yandan dışarıya baktığında ise tasavvur, safı fenomen alanındadır, orada kendisini sınırsız sayıda öteki bireyler arasında bir birey, dolayısıyla fevkalade önemsiz bir şey, doğrusunu söylemek gerekirse sonsuz küçük bir zerre olarak görür. Bu itibarla her birey, hatta en önemsiz olanı bile, her ben, içeriden bakıldığında her şeydir; buna karşılık dışarıdan bakıldığında bir hiç veya her halde hiçe yakın bir şeydir. Bu sebepten ötürü her bir kimsenin zorunlu olarak kendi gözünde ne olduğu ile başkalarının gözünde ne olduğu arasındaki büyük ayrım,dolayısıyla herkesin herkes karşısında takındığı bencillik buna dayanır.
- Çoğunluğun kılavuz yıldızı başkalarının örneğidir ve onların bütün davranışları, ister önemli ister önemsiz meselelerde olsun, salt taklit ya da öykünmeye indirgenebilir; onlar en küçük meseleyi dahi kendi yargılarına göre karara bağlayıp çözüme kavuşturmazlar. Bunun nedeni onların düşünmenin her türünden duydukları ürküntü ve kendi yargılarına kökleşmiş güvensizlikleridir. Aynı zamanda insandaki bu şaşırtıcı güçlü taklit eğilimi onun maymunla alabalığının da kanıtıdır.Taklit ve alışkanlık insanların eylemlerinin çoğunun zorlayıcı güdüsüdür.
- ... bir insanın küçük hadiseler karşısında rahatsızlık yahut huzursuzluktan şikayet etmemeye özen göstermesi gerekir.
- Neden yaşayan her şeyin varoluşunun cezasını, önce yaşayarak daha sonra ölerek ödemek zorunda.
- Nadiren karşılaşılan istisnalar dışında bütün kadınlar savurganlığa meyyaldir ; dolayısıyla mevcut her servet onların ahmaklığından korunmalıdır.
- Hiçbir zaman şunu aklımızdan çıkarmamalıyız; hainler arasında olmaktansa yapayalnız olmak evladır.
- Blllyorum ki ben olmaksızın Tanrı bir an bile yaşayamaz ve eğer ben yok edilecek olursam Tanrı da zorunlu olarak kayıplara karışacaktır. Angelus Silesius
- Bir insanın kendisinin varlığının bilincinde olabileceği iki farklı yol vardır. Bir taraftan kendisini harici olarak tezahür ettirdiğinden onun hakkında tecrübi bir sezgisel algıya sahip olunabilir.(Bu algı içinde o) neredeyse sıfır noktasına yaklaşacak kadar küçük bir şey; zaman ve mekan söz konusu olduğunda sınırsız olan bir dünya içine bırakılmış; bu gezegen üzerinde çok kısa bir süre dolaşan ve her otuz yılda bir yenilenen insan dediğimiz milyarlarca yaratıktan sadece biridir. Diğer taraftan kendi tabiatının derinliklerine dalarak bir insan her şey olduğunun farkına varabilir; o zaman kendisinin yegâne gerçek varlık olduğunun ve ilaveten bu gerçek varlığın, sanki kendisinin bir aynasını oluşturuyorlarmışçasına, dışarıdan nesnel olarak sunulan başka varlıklarda kendisini tekrar algıladığının bilincine varır.
- Homo hamini lupus. "İnsan insan için bir kurttur."
--reklam--
Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Katıldığım görüşleri mi daha fazla katılmadığım mı, tam kestiremiyorum şu anda ama n’olursa olsun katılmadığım görüşlerinin şiddeti daha fazla onu biliyorum. En bariz olan iki örnek; kadın ve idam. Kadınlar hakkındaki fikirlerinin hiçbir şekilde savunulacak tarafı olamayacağını zannediyorum. Yazarın az çok kadınlar hakkındaki söylemlerini duymuştum ama emin olamamıştım okumadan. Ve bu eserde kadınlar hakkında yazdığı çok şey olmamasına rağmen sinirlendim, Aşkın Metafiziği eserini nasıl sakin okuyabilirim, bilemiyorum. Bir de idam konusu var. İdamın hiçbir şekilde olmasına karşıyım. Schopenhauer diyor ki: ” Herkes kendi hayatının güvenliği için bir başkasının hayatının teminatını takip ederken haklıdır. İşte bu yüzden de idam gereklidir. İdam olmalı hatta açık cinayet teşebbüsü bile idam cezası uygulanmalıdır”(s.90-91). İdama karşı olanlara da cevabını vermeyi ihmal etmemiş: “Önce dünyadan cinayeti kaldırın, ardından idam cezası onu takip edecektir.” Bence idam, hiçbir zaman suçlu olanın asıldığı bilinemeyeceğinden ötürü telafisi olmayan bir ceza yöntemi. Kaldı ki, bir kişinin diğerinin hayatını sone erdirmesi , son veren kişinin hayatı tehlikede olduğu için “öldürmek” eylemi tek kurtuluşu olduğu zamanlar da var. Hukuk ve siyaset bölümünün her şeye rağmen okunması gerektiğini düşünüyorum. Ahlak kısmında, daha çok toplum ahlakı üzerine görüşleri yer alıyor. Her şeye rağmen yine de ufuk açıcı fikirler de var o yüzden pişman değilim. Okunabilir. (seda)
SÖYLEMLER: Okuduğum kitapların en zoruydu diyebilirim; anlayabilmek açısından. Devlet, kadın-erkek hakkındaki düşünceleri, basın özgürlüğü hakkında söyledikleri, yönetim biçimleri üzerinden cumhuriyet yerine tek bir kişinin egemen olmasının daha iyi olduğunu söylemesi, din üzerine düşünceleri ve en önemlisi iradeyi herşeyin üstünde görmesi oldukça farklı bakış açıları kazandıracaktır. Ancak çoğu sözüne muhalefet olunacak bir eserdir. (Aydın kılıç)
İlk kitap olarak yanlış bir seçim mi yaptım bilmiyorum ama felsefesinin temeli olduğuna çok fazla inanmadığım, işte böyleydi böyle de ispat etmiş bulunuyorum tarzında dayanaksız ve ispatsız fikirlerine anlam veremediğim, monarşi, kadınlar ve kadın hakları üzerine söylemleri karşısında şoktan şoka girdiğim biri oldu Schopenhauer. Tavsiye eder miyim? Tabiki ederim, çünkü herkes okuyup kendisine göre anlamlar çıkaracaktır ve muhakkak hak verenleri olacaktır. Kendi adıma bu kitabı yetti kendisi hakkında fikir edinmem için, bu sebeple diğer yarışmacılarla yolumuza devam etme kararı aldık. İyi okumalar dilerim. (D.Y.)
--reklam--
Kitabın Yazarı Arthur Schopenhauer Kimdir?
Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.
--reklam--
Arthur Schopenhauer Kitapları - Eserleri
- Bilmek ve İstemek
- Düşüncenin Çağrısı
- Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
- İnsan Doğası Üzerine
- Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
- Bilim ve Bilgelik
--reklam--
- Felsefe Tarihinden Kesitler
- Hayatın Anlamı
- Aşkın Metafiziği
- Fikirlerin Bilgisi Üzerine
- Eristik Diyalektik
- Akıl Sağlığı
- Ölümün Anlamı
--reklam--
- Din Üzerine
- İdeal ve Gerçek
- Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine
- Güzelin Metafiziği
- Okumaya ve Okumuşlara Dair
- Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisi
- İstencin Özgürlüğü Üzerine
--reklam--
- Merhamet
- Üniversiteler ve Felsefe
- Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar
- Arthur Schopenhauer - Bir Filozofun Huzurunda
- Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine
- Hayatın Bilgeliği
- İsteme ve Tasarım Olarak Dünya
--reklam--
- Okumak Yazmak ve Düşünmek Üzerine
- Akıl Zayıflığı
- Varolmanın Acısı
- Aşk ve Cinnet
- Mantıksal Düşünce Doktrini
- Edebiyat Dersleri
- Parerga ile Paralipomena
--reklam--
- Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 2
- Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
- Kişilik Oluşumu ve Sorunları
- Yaşamın Bilgece Deneyimleri
- Aforizmalar
- Ruh Görme Üzerine
- Dünyanın Istırabı Üzerine
--reklam--
- İrade Felsefesi
- Mutlu Olma Sanatı
- Kötümserlik Üzerine
- Fikir Mimarları Dizisi 19
- On Women
- Müxtəlif Predmetlər Haqqında Düşüncələr
- The Horrors and Absurdities of Religion
--reklam--
- Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine
- Studies in Pessimism
- Parerga ve Paralipomena 2
- Seçme Yazılar
- Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerindir
- Düşünceler
- Kadınlar ve Diğer Konular
--reklam--
- The Art of Literature
- Aklın Yolu
- Writings Of Schopenhauer On Various Themes, Vol. 1
- Aşkın Metafiziği
- Həyat Müdrikliyi Aforizmləri
- Cinsel Aşkın Metafiziği
- Metafizik İhtiyacı
--reklam--
- Doğadaki İsteme Üzerine
- Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
- Kant Felsefesi Eleştirisi
--reklam--
Arthur Schopenhauer Alıntıları - Sözleri
- les grandes pensées viennent du coeur* Büyük düşünceler kalpten gelir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
- “Her şeyin niçin olduğunun bir temeli vardır.” (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
- Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
- Hafıza düşünülmüş bir şeyi düşünür. (Düşüncenin Çağrısı)
- Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, insanın canlı canlı gömülmesidir(Seneca, 82) (Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine)
- Bir düşüncenin esas yaşamı sadece kelimelerin sınır noktasına varıncaya kadar sürer. Orada taşa dönüşür, donakalır ve hayatı sona erer, fakat hayvan ve bitki fosilleri gibi ölümsüzdürler. Geçirdikleri kısa yaşamları bir kristalin kesilme anına benzer. Çünkü düşüncemiz kelimeleri bulduğu andan itibaren içtenliğini kaybettiği gibi ciddi olmaktan da çıkar. Başkaları için varolmaya başladığı andan itibaren içimizde yaşamaya devam etmesi son bulur, tıpkı bir bebeğin annesinden kopup kendi benliğine adım atmaya başlaması gibi. Şairin de dediği gibi: "Beni itirazla şaşırtmayın! İnsan konuşmaya başladığı anda yanılmaya da başlar." (Edebiyat Dersleri)
--reklam--
- Dünya cehennemin ta kendisidir ve insanlar da bir yandan zulüm gören ruhlar, öte yandan cehennemdeki şeytanlardır (Dünyanın Istırabı Üzerine)
- Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez. (Üniversiteler ve Felsefe)
- Kendisinin görgül karakterine dair edindiği kesin bilgi kişiye edinilmiş karakter denilen şeyi sağlar. O kişi iyi ya da kötü kendi özelliklerini ve bu yüzden kendisine ne için inanıp inanamayacağı ya da kendisinden ne beklenip beklenemeyeceğini kesinlikle bilir. Görgül karakteri sayesinde önceden sadece doğallıkla oynadığı rolünü artık artistik ve yöntemli bir şekilde ciddiyet ve kayrayla, söylendiği gibi karakterine hiç vefasızlık etmeden oynar. Kişi ne zaman karakterine sadık kalmazsa kendisi hakkında yanılır. (İstencin Özgürlüğü Üzerine)
- Doyum dilenciye atılan sadaka gibidir, sadaka onu bugün canlı tutar, böylece onun sefaleti yarına uzatılabilir. (İsteme ve Tasarım Olarak Dünya)
- “Yaptığımız her eylemde ilk önce “İnsanlar ne der?” diye düşünmekteyiz. Hayat sıkıntılarının neredeyse yarısı sırf bu yüzden oluşmaktadır.” (Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar)
- Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
- Hayat. hayat ismiyle anılır, ama gerçekte ölümdür o. (Hayatın Anlamı)
--reklam--
- Voltaire “Saadet sadece bir rüyadan ibarettir.” der ve ekler:Sinekler örümcekler tarafından,insanlarsa acılar tarafından yenilmek üzere vardırlar. (Merhamet)
- Kavrayışı bir suç, doğumu bir ceza, yaşamı bir iş ve ölümü de bir gereklilik olan bir insan, kendisiyle nasıl gurur duyabilir ki? (İnsan Doğası Üzerine)
- Çünkü her nesne gölge verir; her cisim kesinlikle özgül ağırlığına karşılık gelen bir ağırlıkla düşer... (Ruh Görme Üzerine)
- Hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur. (Hayatın Anlamı)
- Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir." (Aforizmalar)
- Felsefe, sığınılacak bir limandan çok çıkılan bir yolculuğa benzer. (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
- Bu sıkılma hali varoluşun kendi içinde değersiz olduğunun dolaysız bir kanıtıdır, çünkü sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
Yorumlar
0 yorum