Kitap Künyesi
Yazar: Kemal Sayar
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050804171
Sayfa Sayısı: 176
Hüzün Hastalığı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kemal Sayar, psikiyatri denilince Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden. Ama aynı zamanda, psikiyatrinin hakim paradigmalarına eleştirel bir gözle bakabilmeyi de başaran bir isim. Ve bir şair. 'Hüzün Hastalığı', Kemal Sayar'ın ilk deneme kitabı. Kitapta yer alan denemeler, onun mesleki birikimini göstermekle kalmıyor; Kemal Sayar'ın hayata dair okumalarının psikiyatrinin hududunu aşan boyutu, dahası hayata bir şair duyarlılığıyla bakabilmenin getirdiği incelik ve derinlik bu denemelerde kendini açıkça belli ediyor.
Güncelliğini yitirmeyen konuları incelikli bir üslupla sunan 'Hüzün Hastalığı' insan olmanın ayrılmaz bir parçası olan hüznü şiirsel bir dille anlatan eşsiz bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)
Hüzün Hastalığı Alıntıları - Sözleri
- “Ruhun şifası televizyon ekranlarında yahut tımarhanelerde değildir. O, hakikatin peşinde güneşte kavrulmayı göze alabilmektedir.”
- Modern dünyanın kandırmacası da budur işte: Her şeye yetişmek isterken hiçbir şeye yetişememek, her şeye sahip olmak isterken aslında hiçbir şeye sahip olmamak ...
- Herkes ruhunun şifasını arıyor. Ama yanlış yerde arıyor.
- Ne de olsa hayallerimiz koca bir deniz...
- "Hüzün duyabilen her ruh, iyiliğe muktedirdir." -Harriet Beecher Stowe
- Hüzün bizi iç dünyamızın daha önce keşfetmediğimiz ayrıntılarıyla buluşturabilir. Onu bir misafir gibi kabul etmek gerekir. Misafir size yeni bir dünya getirir ve size bir şeyler katarak ayrılır.
- Çünkü dünyaya gelmek İsmet Özel'in söylediği gibi, 'bir saldırıya uğramak'tır.
- Bir gün dilimizin dolanmasını istemiyorsak, şimdi güzel sözler söylemeye başlamalıyız.
- Her insan, önünde sonunda kendisine biçilen nasibi yaşıyor...
- Bilinen şeydir; insan modern çağla birlikte kendisini daha yalnız, daha bir tek başına bırakılmış hissediyor. İnanmayan, herhangi bir Batı ülkesinde 'yalnızlıkla baş etme' üzerine yazılmış kitapların sayısına göz atabilir.
- "Dünyaya gelmek, bir saldırıya uğramaktır."
- Misafire hürmet geleneğimizin bir parçasıdır.Yaşantılarımıza hürmet etmek de ...
- “O, totaliter bir rejimin kendi özgürlüğünü onca yıldır sıkboğaz ettiğini düşünüp ağlıyor olabilir.”
Hüzün Hastalığı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kemal Sayar engin bir deniz gibi. Ondan öğrenilecek çok şey var. Bu kitabı da öyle. Fakat bazı yerlerde dili ağır. Keyifli, öğretici, ufuk açıcı ama bir çırpıda okunacak bir kitap değil. Mutluluk kadar hüzün de gereklidir ve insana bu dünyadan bir gün ayrılacağını hatırlatır. Bu kitapta Kemal hocanın üzerinde durduğu ana konu da budur. Çok ilgi çekici olduğu kanaatindeyim. Kendini psikolojik olarak görmek ve nasıl bir ruha sahip olduğunu keşfetmek isteyenler için harika bir kitap. Keyifli okumalar. (MANSUP)
Kitap Kemal Sayar' ın okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabı şiirlerle küçük ruha dokunan hikayelerle gelişiyordu. Onu okuduktan sonra açıkçası böyle bir kitap olmasını beklemiyordum Hüzün Hastalığı' nın. Bildiğimiz üzere Kemal Sayar bir psikiyatrist ve bu mesleki kimliğini kendi benliğinden ayrı tutabilmiş bir psikiyatrist benim fikrime göre. Kitabımız denemeler şeklinde ilerliyor. Bazı bazı kısa bazı bazı uzun şekilde yazılmış denemeleri yazarımızın. Kitabın adı bizleri yanıltmasın hüzün hastalığına yazarımız kendi değil batının veyahut modern tıbbın, psikiyatrinin deyimiyle değiniyor. Ve psikiyatrinin her şeye bir etiket yapıştırması bir ad bulmaya çalışması insanları ayrıştırma hastalığı!! elimizde tek kalan belki de bizi biz yapan insan yapan hüznümüze de minör depresyon adını vermeyi kendine bir hak olarak görüyor. Ve tabiki bu psikiyatri dediğimiz alanın yanıldığı alanlar da olabiliyor. Çünkü psikiyatrinin hastalık dediği şey aslında kültürel süzgeçten geçtiği zaman belkş de bazı ülkeler için hastalık olmayabiliyor. Yazarımızın örneğiyle İran ve Hindistanda dertli içine kapanık kendi halinde insan ideal insandır. Fakat gelgelelim bu tür bir insanı alıp Amerikaya götürdüğünüz zaman muhtemeldir ki deli diyeceklerdir ve hemen bir kategorilendirme yapacaklardır. Deli demişken Psikiyatri elimizden deli olma hakkımızı almaya çalışıyor. Hem de deli olmak delirmek bütün bu olanlada dur demek anlamına gelirken. Psikiyatrinin dini tamamen iyileştirmede saf dışı bırakması veya iletişimi yani insan insana iletişimi pek önemsememesi; psikiyatrinin hastayı tam iyileştirme ama az da olsa ilerleme olsun olsun ki para kazanalim!! Mantığı modern tıptaki amaçla sanırım aynı amacı taşıyor. Tabiki pazar arayışı. Bedenlerimiz zaten birer pazar yeri olmuşken; alınan apandistler, kesilen karınlar, verilen kemoterapiler... şimdi de ruha bir saldırı bir pazar arayışı içine giriyor modern hayatın modern tıbbı indirgersek modern psikiyatrisi. Dinin iyileşmelerde ehlileştirmede ve rehabilite etmedeki desteği yadsınamaz bir gerçekken bunu göz ardı etmeleri neye hizmet olabilir ki? Kaldı ki eskiden kişinin şahsi seçimi olan ve günah sayılan şeylerin şuan birer hastalığa çevrilmesi de tesadüf olamaz sanıyorum. Alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, sigara bağımlılığı.. gibi gibi durumlar günah iken kaşla göz arası nasıl buralara kadar geldi? Durun bir düşünelim tabiki ilaç satmak için satarken başka hastalıklar çıkarmak ve bu sefer de başka pazara başka kurban.. bu böyle böyle gider. Halbuki manen dinginlenmiş veyahut dini vecibeleri yerine getirmek isteyen insan emin olun yeri gelir jet hızıyla bunları terkeder. Fakat tabiki de bu istenmiyor. Avm de alışveriş çılgınlığı da artık bir hastalık olarak görülür oldu? Sebep bize bu empoze edildi "benim canım sıkılınca alışveriş yapmasam kendime gelemem asla hemen gidip bikaç alış-veriş yapıp rahatlamam lazım" mantığı diziler, reklamlar, filmlerle verildi. Ve sonra bu bir hastalık dendi. Çok farklı oyunlar döndüğü kesin kukla gibi bizi oynattıkları da tabi öte taraftan benim seçimim benim kararım sloganını da alttan veriyolar ki bunu söylediğiniz eleştirdiğiniz kişinin anında size tabiri caizse cırlasın "benim seçimim, benim kararım!!!" Bu yazdıklarım ilk bölümdü. İkinci bölümde daha çok psikiyatrinin kendine has kavramlarıyla beraber açıklamalarını yapıyor ve dürüst olmak gerekirse bu kitabın bu bölümü bi süre sonra dönüp bir daha okumam gerekecek. Bana fazlaca yabancı kelime vardı. Ele aldığı diğer konularan biri de ölüm ve yaşlılıktan korkan bir modern tıp ve psikiyatri. Bu tabi neye sebep oldu estetikler ve gelsin paralar kurulsun pazarlar. Bir de beyin ölümünün gerçekleşmesi ve beyin ölümü gerçekleşen kişinin fişinin çekişmesi durumu var. Vücut sıcak kalp atıyor ama kişinin kişilik hakları gözardı edilerek yakınlarına çekelim fişi deniyor. Neden tabiki bir pazar arayışı daha organ nakli. Yazılacak çok şey var altını çizmeye kalksam hepsi çizilecek bir kitap kesinlikle okunmalı diyorum. Tavsiyedir. Alıntılar: -Hayatlarımız modern zamanlarda ev hayatı/iş hayatı/eğlence hayatı diye bölümleneli beri, yanımızdan maskelerimizi eksik etmiyoruz. Biz daima üstün ve güçlü olmak, öyle görünmek istiyoruz. -Üstelik her gün daha bir karmaşıklaşan hayat modern insana yeni stres odakları yaratıyor. -Geleneksel toplumlarda deliler toplum içinde ayakta tutulurlardı. Horlanmaz ve hapsedilmezlerdi. Modern toplumlarda itilip kakılıyor, tımar ediliyor, hizaya sokuluyorlar (MESRURE SÜRÜCÜ ARVAS)
Kitabın Yazarı Kemal Sayar Kimdir?
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Kemal Sayar, uzmanlığını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ana bilim dalında tamamlamıştır. Daha sonra sıra ile Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi'nde ve Çorlu Asker Hastanesi'nde Psikiyatri Uzmanı olarak çalışmıştır. 28 Kasım 2000'de psikiyatri doçenti unvanı almıştır. 2000-2004 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Psikiyatri AD Öğretim Üyesi olmuştur. 2002 yılında McGill Üniversitesi'nde Tübitak araştırmacısı olarak ziyaretçi profesör unvanıyla bulunmuş ve transkültürel psikiyatri ve psikosomatik tıp alanında araştırmalar yapmıştır. Daha sonra Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde dört yıla yakın bir süre başhekim yardımcısı ve 13. Psikiyatri Kliniği Şefi , dört aylık bir süre de (vekil) başhekim olarak çalışmıştır. 2008 yılında profesör olarak Fatih Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başlamış ve üç yıl sonra Marmara Universitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri anabilim dalına geçmiştir. Halen Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı başkanıdır. Çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmış, Açık Radyo'da ve daha sonra Star televizyonunda "Ruhun Labirentleri" isimli bir programı hazırlamış ve sunmuştur.TRT'de İnsanlık Hali adlı programı bir yıl yapmıştır. Yirminin üzerinde kitabı olan Sayar, edebiyatla da yakından ilgilenmektedir.
Kemal Sayar Kitapları - Eserleri
- Sufi Psikolojisi
- Ruh Hali
- Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
- Hayat Teselli Bulmaktır
- Her Şeyin Bir Anlamı Var
- Özgürlüğün Baş Dönmesi
- Yavaşla
- Ruhun Labirentleri
- Hüzün Hastalığı
- Kalbin Direnişi
- Terapi
- Olmak Cesareti
- Otoyol Uykusu
- Merhamet
- Kendine İyi Bak
- Kültür ve Ruh Sağlığı
- Bütün Şiirleri: Ricat - İki Güneş Arasında - Hızır ve Roza
- Koruyucu Psikoloji
- Şimdi Şehir İçin Kalp Zamanı
- Beni Sessiz de Sevebilir misin?
- Merhamet Devrimi
- Kayıp Arkadaş
- Psikolojiye Giriş
- Sanal Aşk
- Bütün Şiirleri
- Ölümden Önce Bir Hayat Vardır
- Ruh Hastalığını Anlamak
- Ricat
- Psikiyatri ve Kültür
- İki Güneş Arasında
- Hızır ve Roza
- Bir Bilim Olarak Psikiyatri
- Antipsikiyatri
- Karanlıkta Görmek
- İnsan Halleri
- Başı Sınuklar İçin Kılavuz
- Dünyaya Geldim Gitmeye
- Ağ
- Aile Olmak
- Aşk ile Anı Seyretmek
- Ruhun Derin Yaraları
- Dijital Çocuk
- Bir Kalbi Kırılmaktan Koruyabilsem
- Aleme Bir Yar İçin Âh Etmeye Geldik
- Hatıraların Evi– Günümüzde Aile
- Melekleri Ürkütmek
Kemal Sayar Alıntıları - Sözleri
- Belki de yeryüzünde hiçbir eş, sahip olduğu ilmi, Hz Peygamberin Hz Aişe ile paylaştığı kadar eşiyle paylaşmamıştır. Hiçbir eş de eşinden ilim almak için Hz Aişe kadar çaba göstetmemiştir. (Aile Olmak)
- Hayatın trajedisi ölmek değil, yaşarken içimizde ölmesine izin verdiklerimizdir. ... ~... (Ölümden Önce Bir Hayat Vardır)
- Eve geldiğinizde doğrudan odanıza gider, dertsizlik maskenizi takarsınız. (Koruyucu Psikoloji)
- Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl (Aşk ile Anı Seyretmek)
- Müsaade ederseniz hayatımın bu bölümünde ağlayacağım. (Otoyol Uykusu)
- Kendimizi özel hissettiğimizde, kendimize dair farkındalığımız azalıyor. Çok da uzağa gitmemize gerek yok. Yiyip içtiklerini sosyal medyada paylaşanlar, başka insanları kızdırabileceklerini çoğu zaman fark etmiyorlar bile. Sosyal paylaşım siteleri kıskançlık ve özenme için elverişli bir platform oluşturuyor. 2013’te Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre, kişinin son zamanlarda kıskançlık hissettiği durumların yüzde 20’sinin Facebook yüzünden olduğu ortaya çıkmış. Bu kıskançlıkların çoğu diğer kişinin görüntüsü, yaptığı tatiller ve sahip olduğu sosyal hayattan kaynaklanıyor… Nihayetinde kıskançlık. hayattan alınan keyif ve tatmin duygusunu azaltıyor (Ağ)
- Kişiler ahlaki tutarlılığı önceleyen bireyler olmaktan çıkarak başkaları tarafından beğenilmeyi önceleyen bireylere dönüşür ahlaki olarak doğru olanı yapmak yerine başkalarını cezb ederek onların beğenisini kazanmak hayatın temel amacı olur (Kültür ve Ruh Sağlığı)
- Senden geriye, senin güzelliğine, doğruluk ve iyiliğine tanıklık eden sözler kaldı. Zaten bir söz, iyiliğe tanıklık etmiyorsa neye yarar ki? Senden sonra üstümüze çok yağmurlar yağdı, olmadık zamanlarda bir üşüme tuttu bizi ve dedik ki “Biraz yağmur kimseyi incitmez”. (Bütün Şiirleri: Ricat - İki Güneş Arasında - Hızır ve Roza)
- Senden sonra ruhum hep aksayarak yürüdü. Bu gurbetin bir gün biteceği hakikati içime ağır bir taş gibi çöreklenip kaldı. Hayatın daimi bir daüssıla, sevmenin özlemek olduğu bilinci ruhuma otağ kurdu. (İki Güneş Arasında)
- Diğer insanlara yakın olmanın zarar görmek anlamına geldiği bir ortamda benmerkezci anlayış gittikçe yükselir. (Terapi)
- Soru sormaktan kaçınmak verilebilecek cevapların en kötüsüdür (Bir Bilim Olarak Psikiyatri)
- Saygının sadece kelimelerle değil, aynı zamanda vücut diliyle de ilgili olduğunu gösterin. (Koruyucu Psikoloji)
- Gözlerimin önce ışığa alışması gerek. Riyakarlığa, tepemizde dolaşıp da yağmayan bulutlara. (Ricat)
- Tek sırrı şu ki hayatın İnsan Tanrı'yı özler (Ricat)
- Öz anne babasını huzurevine gönderip, evde kedi köpek besleyen insanların olduğu bir dünyada yaşıyoruz NFK (Aile Olmak)
- Bir yarayı, bir incinmeyi veya gönül kırıklığını geride bırakmak ve hızla oradan uzaklaşmak isteriz. (Karanlıkta Görmek)
- Günümüz insanı, internet öncesi zamanların ortalama insanının kuracağı ilişkilerin kat kat fazlasına sahip. Yine de bir türlü aradığını bulamıyor. İlişkiler hızlı başlayıp hızlı bitiyor. Sanal ilişkilerin çekiciliği belki en çok da buradan temelleniyor. Elde etme ve vazgeçme kolaylığından... İlişki kurmak ve bozmak artık çok kolay. (Sanal Aşk)
- "Allah'ın halifesi olan insan, Allah'ın zât, sıfat ve fiillerinin en mükemmel şekliyle tecelli ettiği varlıktır. O, Allah ile âlem arasında, zâhir ile bâtın arasındadır (berzah). O bütün ilahi kemal manaları kendisinde gerçekleştiren kişidir. Âlem bir ayna gibidir; insan-ı kâmil bu aynanın cilasıdır." (Sufi Psikolojisi)
- Derin bir yasın tetiklediği öfkeden korkmak gerekir. (Merhamet)
- “Ancak beni işitecek bir insanın varlığıyla sohbet mümkün olur.” (Hayat Teselli Bulmaktır)
Yorumlar
0 yorum