Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Cemil Akıncı
Yayın Evi: Bahar Yayınları
İSBN: 975-450-062-2
Sayfa Sayısı: 400
--reklam--
Hz. Hatice Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
O, ahlakın ne olduğunun bilinmediği bir devrin kadınıdır. Genç yaşında dul kalmasına rağmen kötü gelenek ve alışkanlıklara kapılmamıştır. Bataklıkta iken kir tutmamış, tertemiz yaşamıştır. Servetini ihtirasına değil, hayra harcamıştır. O çağda kadının dişi bir deve kadar değeri yokken, kız çocukları kuma gömülürken, bu özellikleri kendi kendine elde etmiştir. Okumuş ve okutmuştur. Hz. Ali gibi bükülmez bir irade, bir kahraman ve ilim deryası onun elinde yetişmiştirOnun sabırlı ve şefkatli yüreği, ayrıca maddi ve manevi fedakarlıkları İslam'ın serpilip gelişmesine paha biçilmez katkılarda bulunmuştur. Onun eşine verdiği destek ve anlayış ile İslam'ın toplumsal, ekonomik ve siyasi yükselişi arasında doğrudan bir ilişki vardır.Peygamberimizin en büyük destekçisi, dert ortağı ve ona ilk inanan insanın hayatını anlatan bu kitap alışılmış görüşlerden uzak, kendine özgü anlatımıyla okurken büyük bir zevk verecek ve pek çok şeyi yeniden düşünmeye davet edecektir."Allah, Hatice'den daha hayırlısını vermedi... Halk küfür içindeyken, beni yalanlarken, o doğruladı. İman etti..."- Hz. Muhammed (sa)-"Yazar Ahmet Cemil Akıncı daha evvel yayınladığı kitaplarla ustalığını ortaya koymuştur. Böylesine ilmi bir konunun romanlaştırılması oldukça mesuliyetlidir. Bu konuda gereken hassasiyetin gösterildiğine inanıyorum."
--reklam--
Hz. Hatice Alıntıları - Sözleri
- Olgun ve afif kadın,iyi insanların kaynağıdır.
- "Evlilik açılmamış bohça gibidir kızım."demişti."İçinden ne çıkacak bilinmez.O bir ahiret gömleğidir ki giyinmek kolay olsa da çıkarması pek zordur.Dar olursa yakar yapışır, geniş olursa doyumsuz bir cennet yaşatır."
- "Alâsı oldu. Kızın, hayata gözlerini açar açmaz kadınlığın hayrına ilk devrimi yaptı."
- "İnci ortadan kırılmış" dedi. Onda garip bir sıcaklık duymuştum. İçini görmek isteği sardı beni. Sıktım, ovdum. İşte, değer verdiğimiz bazı insanlar da bu inciye benzerler. Onları paralayıncaya kadar severiz. Çatlarlar, içleri görünür. Aradığımızı bulamayız. Yanıldığımızı anlarız
- Hayır ben ümitliyim. Söz,şiir çok kere silahtan ileridir.
- Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hatice’den daha üstününü görmedim. Tüm insanlar inkar ederken, o bana inandı. Herkes beni yalanlarken, o "sen doğrusun çekinme ve devam et" dedi. Herkes beni yalnızlığa terk ederken, o sadece imanı ve sevgisiyle değil, malıyla da bana destek oldu. Bu uğurda maddi varlığını feda etmekten geri durmadı. Bana her koşulda sahip çıktı ve üstelik çocuklarımın anasıdır.”
- Ey hıçkırarak, ağlayanlar! Onu yolundan döndüremezsiniz artık, Gideniniz toprakta yatacak, Dünya malından ne götürüyor, Bir bez parçası mı? O da emanettir çürüyecek! Belli sizi istemiyor, Hayata yüz çevirdi, Ağacında çürüdü düştü, Daha doğrusu hamlıktan olgunluğa döndü, Bırakın gitsin hevesinde, Başını dinlesin. Günü gelince siz degil, Sahibi uyandıracak Onu, Huzuruna çağıracak Onu, Konuşacak hesap isteyecek, Geciktirmez bu günü, Hayatını gizleyemez. İyileri güzellik örtecek orada, Havalarını güller saracak Bakışlarından haz fışkıracak, Fenalara gelince onlar, Çıplaklığın çirkinliğinde utanacaklar, Ateşten buza, Buzdan ateşe itilip savrulacaklar, Gidene niçin peşin peşin ağlıyorsunuz, Düşünün yaşayışını belki güleceksiniz.
- Hz. Hatice (s.a) Hz. Resul-ü Kibriya Efendimiz (s.a.a) ile evlendikten sonra onun için en iyi bir eş olmuştur. Sadâkat ve aşkla efendimize eşlik etmiş, eşlerin ortak yaşamlarında birbirlerine sağlamaları gereken huzur ve mutluluğu Hz. Peygamberimiz (s.a.a) için hazırlamış ve bu yolda Allah’ın hoşnutluğu dışında hiçbir amaç gütmemiştir. Bundan dolayı, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Hz. Hatice (s.a) hayatta olduğu sürece başka bir evlilik yapmamış ve kendisine başka eş seçmemiştir.[
- İstemediklerini görme veya ibret al. Hikmet ara. Bunların oluş sebeplerini düşün. Çare bul! Ona yaklaş
- O, ahlakın ne olduğunun bilinmediği bir devrin kadınıdır. Genç yaşında dul kalmasına rağmen kötü gelenek ve alışkanlıklara kapılmamıştır. Bataklıkta iken kir tutmamış, tertemiz yaşamıştır. Servetini ihtirasına değil, hayra harcanmıştır. O çağda kadının dişi bir deve kadar değeri yokken, kız çocukları kuma gömülürken, bu özellikleri kendi kendine elde etmiştir. Okumuş ve okumuştur. Hz Ali gibi bükülmez bir irade, bir kahraman ve ilim deryası onun elinde yetişmiştir.
- İyi biri mi ? " Hz. Haticeyi örnek alın " derim... İyi insanlar vardır ama gizlilerdir..
- İçinden bir ses: "Hazırlan ey Hatice!" diyordu. "Misafirliğin bitiyor. Ebedi hayatına döneceksin."
- O, ahlakın ne olduğunun bilinmediği bir devrin kadınıdır. Genç yaşında dul kalmasına rağmen kötü gelenek ve alışkanlıklara kapılmamıştır. Bataklıkta iken kir tutmamış, tertemiz yaşamıştır. Servetini ihtirasına değil, hayra harcanmıştır. O çağda kadının dişi bir deve kadar değeri yokken, kız çocukları kuma gömülürken, bu özellikleri kendi kendine elde etmiştir. Okumuş ve okumuştur. Hz Ali gibi bükülmez bir irade, bir kahraman ve ilim deryası onun elinde yetişmiştir.
- Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) tarafından dile getirilmekte ve ona "O senin için yaşlı bir kadından başka bir şey değildi" dediklerinde şöyle buyurmuştur: “Ben Hatice’den daha üstününü görmedim. Tüm insanlar beni inkar ederken, o bana inandı. Herkes beni yalanlarken, o "Sen doğrusun çekinme, devam et" dedi. Herkes beni yalnızlığa terk ederken, o bana sadece imanı ve sevgisiyle değil, malıyla da destek oldu. Bu uğurda maddi varlığını feda etmekten geri durmadı ve bana her koşulda sahip çıktı. Üstelik çocuklarımın anasıdır.”[
- Bir ümidin söndüğü yerde diğeri parlar...
--reklam--
Hz. Hatice İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hz. HATİCE annemiz: Gerçek anneliğin nasıl olmasını bütün aleme gösteren örnek bir hanımdır. Zekasıyla, merhametiyle, kibarlığıyla, hoşgörüsüyle peygamberimize yol gösterendir. Güvenin ve güvenilmenin nelere sebebiyet vereceğini gösteren hayat demektir. Allah için ve Allah namına yapılan hiçbir şeyin unutmayacağını insanlığa gösterendir. Nübüvvet gelmeden önce yapılan yanlışlara kalbiyle buğuz eden bir Hatice'dir. Bu ümmetin annesidir diyoruz o halde onu annemiz gibi sevmeliyiz ve annemiz kabul etmeliyiz. Gerçek manada annemizi sevmiş olsaydık özlerdik. O bizim annemiz ise kendi annemizi tanıyor gibi onu tanımalıyız... İnsanlar peygamberimizi inkar ederken o destekleyip doğruladı ve iman etti. Allah herkese böyle eş nasip etsin. Bizlere Hz. Haticenin sevdasından versin. Gönlü yüce, değerli, saygılı bir eş, mala değer vermeyen bir anne olmayı nasip eylesin... (Taçlı Hatun)
Hz.Hatice "Kadın" kelimesinin anlamını sorarsanız Hatice derdim... O kadar akıcı bir dil ile yazılmış ki okurken kitabın her satırında Hatice ile geziyor ve yaşıyorsunuz. Hele şiir seviyorsanız işte tam aradığınız kitap bu kitap.. (Betül)
Bazı kitaplar vardır gerçekten hakkında çok konuşmaya gerek yoktur. “Al, oku” deyip geçeceksin, o depremi okuyunca okuyanın kendisi yaşayacak ama ben kendime not düşmek ve kitabı birilerinin radarına düşürmek için yine de yazacağım. Bitirdiğim günden beri inceleme yazmak için yanıp tutuşuyordum. Nihayet kendi çapımda yaptığım araştırmayı bitirip yazmaya başladım. Çok büyük ihtimalle yazdığım ve yazacağım en uzun inceleme olacak. Birilerine ulaşırsa ne mutlu bana. Ahmet Cemil Akıncı, Hz. Hatice’yi anlatıyor. Onun peygambere olan aşkını, varını yoğunu onda eritişini, hal ve şart ne olursa olsun ona inanmasını anlatıyor. Düşünüyorum, bir kadın bir erkeğe böyle inansa, o erkeğin sırtı yere gelir mi? Kimi yerde şeytan iğvasından şüphe edince, “Sen yetime bakar, akrabayı gözetirsin, Allah seni mahçub etmez” diyerek yüreklendirişini anlatıyor. Diyor ki Hz. Hatice aşkıyla peygamberin içindeki hüznü çekti aldı, bu yüzden kimse Hatice gibi olmadı. Hz. Hatice ölüm döşeğinde başı Peygamber’in dizinde yatıyor, Peygamber ondan izin istiyor, “Ben Allah’ın emriyle senden sonra evleneceğim, ve ahirette de senden başka hanımlar olacak yanımda hakkını helal eder misin?” Hz. Hatice cevap veriyor, “Ben ömrümce senin yüzünde Hakk’ın suretini seyrettim, şimdi aslına gidiyorum, sen kiminle evlenirsen evlen.” Derler ki helal olan tek aşk Hatice’nin aşkı gibi olan aşktır. Hakk’ın suretini görür, aşık olur, aslını asla unutmaz. Bu anlatımla sarsılıyorum. Demek peygamber dahi Allah’ın sureti ve aslı unutulmadan sevilmesi icab ediyor. Peygamber dahi kendinde hiç, ama değerini muhteşem bir tecelligah olmaktan alıyor. Öyle ise Allah asıl. Ve asıl olan Baki. O heryerde tecelli ediyor. Onu bir yerde birşeyle sınırlandırmamak gerekiyor. Kuşkusuz en kâmil tecelli insanda, insan halifetullah. Ancak her varlık bir tecelligah, basiret sahibi için, O heryerde gözüküyor. Allah kimi peygamberine ateşten tecelli ediyor, kimine dağdan, kimine akan kumlardan tecelli ediyor, kimine rüyalardan. Demek her şeyden konuşur Allah. Ve Allah ile beraber olmak için, illa bir şey şart değildir. Her nerede isen, ve her ne halde isen, o halden ve o mekandan tecelli ediverir sana. Bak, göreceksin. Kendi kendime söyleniyorum iyice kafama dank etsin diye. Büyükler diyorlar ki, en son peygamberine en ekmel surette tecelli etti Hak, ona Cibril bile insan suretinde göründü. Çünkü Allah’ın en kamil tecellisi insan suretinde olurdu. Yine de Onu sınırlamak hataydı. Çünkü peygamberinin elinde bile bazen taşlardan, bazen ağaç kütüğünden, bazen vahşi hayvandan, bazen yarılan aydan konuştu Hak. Öyle ise ben kim oluyorum da, birine ağaçtan konuşan Hakk’ın tecellisini küçümsüyorum. Hak bir yerden sana konuşursa elbet en çok o mahalli seversin. Musa’ya da ağaçtan tecelli etmedi mi O. Lafının ucu Musa’ya da dokunmadı mı şimdi senin? Ayıp sana! Halbuki sen Musa’yı ne çok seversin. Musa’ya benzeyeni de seversin. Nefsimi silkeliyorum. Ben bir yerde Hakk’ın tecellisini muhteşem bir surette gördüm. Ondan vazgeçemedim, bu normal. Sonra bana bir sureti put yaptın dediler. Haklılar. Zaten ben mütemadiyen hata edip duruyorum. Bir başka tecelli geldi, o putu kırıverdi. Çok şükür. Zaten Allah’ın velileri varisleri oldukları peygamberler gibi hep put kırarlar. İyi ki varlar! Düşünüyorum da, Efendimiz bile, alem onun için yaratılmışken, bedeni cihetinde vefat edince, onun yerine vazifesi, kamil varisleri tarafından yürütülüyorsa, her bir velide farklı farklı aynalarda o nebi-i zişanın suretleri yansıyorsa, o zaman hiçbir kimsede takılıp kalmamalı insan. Takılıp kalmak sevmek de değil aslında. Böyle bakınca anladım, “Bir Abdurrahman gitti , bin Abdurrahman geldi”* ne demekmiş. Yine Cemalnur hanımdan dinliyorum, ellerini parmak uçlarından birleştirip yukarı kaldırıyor. “Biz Türkler güzeli anlatmak için böyle yaparız” diyor. Güzel, bu beş parmağın birliğidir. Birlikteliğidir. Alemde said de var şaki de var, türlü türlü renk türlü türlü meşrep var, isimler türlü türlü tecelli ediyor, ve her kulun bir rabb-i hassı var, onunla ona uygun bir tecelligahtan konuşuyor, onu oradan terbiye ediyor.Güzellik hepsinin birliği. Şöyle diyor mübarek, “Bir sarayda bir geziye çıksanız, tuvaletiniz gelse ve içeride tuvalet olmadığını öğrenseniz o saray size cehennem olur, alem sarayında tuvalet de var ve o sarayın içinde o da güzeldir.” Bunun tevhid etmek olduğunu, Kur’an okumak olduğunu söylüyor. Bir de hocasının bir sözünü naklediyor. Kendisini çok seven “Hep sizi düşündüm Efendim” diyen bir öğrencisine, “Neyimi düşündün, sakalımı mı bıyığımı mı, onlar toprak olacaklar, sözlerimi mi, onlar da unutulacaklar, mânâmı ise, o da Allah’ın manasından başka ne ki? O halde Allah’ı düşündüm de” buyurmuşlar. Öyleyse bir şeyi diğerlerinden çok yüce görmemek, tecelliyi onda sınırlamamak, onu putlaştırmamak, yahut bir şeyi lüzumsuz hatta şer addetmemek için ne yapmak gerek? Burada Adl ismi yardımıma koşuyor. Meseleyi anlamam için bana bir puzzle getiriyor. Bu puzzle karmakarışık, “Hadi yap” diyor. Yapmaya başlıyorum, parçaları yan yana getiriyor, doğru yerlerini buluyorum, bazıları uymuyor, onları atmak mı gerek? Ama bana bu puzzle böyle verildi, ve eksiksiz olması gerek, demek ben doğru yeri bulamadım, tekrar deniyorum, hayatın da böyle bir şey olduğunu hayali puzzle ile uğraşırken anlıyorum. Hiçbir parça en önemli parça değil, ve hiçbir parça da lüzumsuz değil. Efendimiz bize puzzle’in bir bütün olduğunu söylüyor, bu Kur’an olarak alemi okumak. Efendimiz bize puzzledaki her parçayı doğru yere yerleştirerek nasıl bir resim çıkacağını gösteriyor, bu da alemi Furkan olarak okumak demek. Biz de yapılan bu puzzle’ı kendi hayatımızda tekrar yapmakla vazifeliyiz, ve cennet ondan çıkarabildiğimiz resim kadarıyla bize ikram ediliyor. Kemal de o puzzle’ı tamamlamaya deniyor. Bazıları bunu bu dünyada başarıyor, onlara insan-ı kamiller diyoruz. Bazıları da ekseriyetle yapsa da tamamlayamıyor, onların da eksiklerini cennette tamamlamalarını Rahmet-i Rahman’dan umuyoruz. Zira hem Bediüzzaman hem İbnül Arabi’den öğreniyoruz ki, cennette de taallüm ve tekemmül devam edecek, ancak oraya has bir mahiyette. Yoksa ne Allah’ın sonu var ne onu bilmenin. Bu alemde tamam olunuyor, ilk tamam oluş makam-ı Adem’e çıkmakla, doğadan sıyrılıp, tevbeye sarılıp, esmayı öğrenmek ve yaşamakla oluyor. Sonra makam makam tamam oluşlar devam ediyor. Kemal var onun üstünde de kemal var, Allah’ın kemali yanında hepsi nisbi, ancak bu dünyada da kemal sıfatı tecelli ediyor. Bazılarının sandığı gibi cennete kalmıyor. Allah’ın insanda ilk tecelli eden ismi Öğreten’dir diyorlar. “Allemel Ademe el esma” Allam ismi mütemadiyen öğreten demek oluyor. Baksak Adem’ de öğrenecek ne çok şey var. Allah bize öğretiyor. Adl ismine sena ediyorum. Bugün bana “Sınırlamaların yanlış olduğunu, ayırmanın eksik olduğunu, Onu yalnız bir yerde aramanın hata olduğunu” öğretiyor. Rabb ismine şükrediyorum. Elini üzerimden hiç çekmiyor. Madem puzzle tamam o zaman insanların bir kısmı bu dünyada neden hep bir şey eksik hissediyorlar? Rabbim kalbime ilham ediyor. “İnsanın kemale yürürken yanılgısı “sahip olmak” tan türüyor. Bu dünyada tamam olunmaz diyenler, sahip olmak duygusundan hareketle bunu söylüyorlar. Bu açıdan haklılar. İnsan ne bu dünyada ne ahirette sahip olmaz zaten, o hep fakirdir. Fakr onun zatında mündemiçtir. Oysa insanın tüm meselesi “Olmak” diyorsanız, kemale yolculuğunuz başlıyor. Dedik ya ilk olma makamı Âdem olmak. Merhametli olmak, Seven olmak, Adil olmak, Sabırlı olmak, Alim olmak. Ve hepsinin üstünde sıfatının olmadığı gerçeğine rabt olmak, yani kul olmak.” Düz bir duvar gibi olmak, ayna gibi olmak, çöl gibi olmak, hiç olmak. Yani anlayacağınız, sahip olmak ise dert insan hep eksik, cennette bile, ancak olmaksa dert, derdimiz bize derman imiş, o derde deva var. Mırıldanmaya başlıyorum, Allah bize “ol” dedi, “sahip ol” demedi. (Gamze)
--reklam--
Hz. Hatice PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Cemil Akıncı - Hz. Hatice kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hz. Hatice PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Cemil Akıncı Kimdir?
1914 yılında Akka'da doğdu. 1929'da Kuleli Askerî Lisesini, Harbiye ve Topçu Okulunu bitirdi (1934). 1960' ta albay rütbesiyle ordudan emekli oldu. 1 Ocak 1984 yılında İstanbul'da öldü.
Dinî ve millî konuları işleyen romanlar yazdı. Rahat bir üslûp kullandı ve birçok konuda muteber olmayan kaynaklara dayandı. Dinî romanlarında bilinenlerin ötesinde hayal gücünü fazla zorlamıştır.
Dinî romanları: Kâbe'ye Doğru (Hz. Âdem'den Hz. Musa'ya kadar her peygamber bir kitap teşkil eder. 27 cilttir. Toplam 5500 sayfadır. 2. bs., 1981), Kâbe'den Fışkıran Nûr (15 cilt, 1983), Rahmet Müjdecisi Hazret-i Muhammed'in Hususiyetleri, Hazreti Ebûbekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Hatice, Halîlü'r-Rahman Hazreti İbrahim, Hazreti Peygamber'in Savaşları, Sabır Çağlayanı Peygamber Hazreti Eyyûb, Hızır'ı Arayan Peygamber, Hazreti Aişe, Hazreti Fâtıma, Hazreti Âmine, Hazreti Hamza, Gir Cennetime, Cinler Âlemi... Millî Romanları: Asil Düşman, Hilallerin Gölgesinde, Mehmetçikle 30 Yıl, Selçuk Kartalı Aldoğan, Elif Sultan, Yaylanın Derdi, Yüzbaşı Murat.
--reklam--
Ahmet Cemil Akıncı Kitapları - Eserleri
- Hz. Hatice
- Hz. Aişe
- Hz. Fatıma
- Hz. Amine
- Hz. Ömer
- Hz. Ali
- Hz. Ebubekir
- Hz. Adem
- Hz. Osman
- Hz. Hamza
- Hz. Yusuf
- Hz. İbrahim
- Hz. Nuh
- Hz. İdris ve Hz. Şit
- Hz. Bilal-i Habeşi
- Hz. Lut
- Hz. İshak ve Hz. Yakup
- Hz. Hud
- Hz. İsmail
- Hz. Salih
- Hz. Musa
- Hz. Eyyüb ve Hz. Zülkifl
- Hz. Harun
- Hz. Süleyman
- Hz. İlyas ve Hz. Elyesa
- Hz. Davud
- Hz. Yuşa
- Hz. İsa
- Hz. Şuayb
- Hz. Zekeriya
- Hz. Yunus ve Hz. Şa'ya
- Hz. Yahya
- Cinler Alemi
- Eyyüb Sultan
- Hz. Veysel Karani
- Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav)
- Hz. Musa ve Hz. Harun - Peygamberler Tarihi
- Hz. Adem'den Son Peygambere Peygamberler Tarihi (10 Cilt Takım)
- Selçuk Kartalı Aldoğan Hilal’e Saldıran Sırtlanlar (İKİNCİ KİTAP)
- Selçuk Kartalı: Aldoğan
- Mehmetçikle 30 Yıl
- Elif Sultan
- Rahmet Müjdecisi Hz. Muhammed'in Hususiyetleri
- Asil Düşman
- Hızırı Arayan Peygamber
--reklam--
Ahmet Cemil Akıncı Alıntıları - Sözleri
- "ALLAH kullarından birini dünya ve ahiret nimetleri arasında muhayyer bıraktı. O kul, ahiret nimetlerini tercih etti" (Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav))
- İnsandı bu, henüz menfaatinin hangi tarafta olduğundan habersizdi. Tayin edemiyordu. Sanki bir güreş meydanındaydı. El çırpacak, yaranacaktı ama galip geleni kestiremiyordu. Gözleriyle görmek istiyordu. (Hz. Musa ve Hz. Harun - Peygamberler Tarihi)
- Ben ilmi peygamberimden servet biriktirmek, gurur taslamak için öğrenemedim. Yüce Allah'a daha çok yaklaşmak için tahsil ettim. Hz. Yuşa (Hz. Yuşa)
- "Keşke beden acılarının en dayanılmazlarına çarpılsam." diyordu. "İçimde beliren nedamet, pişmanlık sızısı her şeyden pek beterdir." (Hz. Davud)
- Allah zâhirdir. Fakat görecek göz, hissedecek yürek ister. (Hz. İsa)
- Zaman zaman Baharı yaşamasa, Murat bahçelerinde Gezinmezse gönül, Dünyanın kahrı çekilmez. (Hz. Ali)
- "Ben hiçbir kimsenin sizinle dövüşmesine müsaade edemem, Eğer dövüşen çıkarsa emrim dışına çıkmış olur. Ben, kardeş kanı dökerek bir fitne ve kan devri açmak istemiyorum, Yoksa, çoktan karşınıza ordular sıralardım." (Hz. Osman)
- Yıldızlar yürür denizler durur Gelen kalmaz giden gelmez Acaba vardıkları yerde hoşnut olup da mı bekliyorlar? (Hz. Hud)
- Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hatice’den daha üstününü görmedim. Tüm insanlar inkar ederken, o bana inandı. Herkes beni yalanlarken, o "sen doğrusun çekinme ve devam et" dedi. Herkes beni yalnızlığa terk ederken, o sadece imanı ve sevgisiyle değil, malıyla da bana destek oldu. Bu uğurda maddi varlığını feda etmekten geri durmadı. Bana her koşulda sahip çıktı ve üstelik çocuklarımın anasıdır.” (Hz. Hatice)
- Ne mutlu, bir zamanlar (Siyah kadının oğlu) diye hakaret edilen Bilâl-i Habeşi'ye ki, bin dört yüz seneden, beri her sabah ezanında ilahi bir ikaz olan ilhamı, Ezan-ı Muhammedi'de tekrarlanır durur. (Hz. Bilal-i Habeşi)
- Niçindir, nedendir gittikçe artan bu cehennem? Niye suçluyu suçsuzdan ayırmadan bulduğunu kursağına dolduruyor? (Hz. Aişe)
- Dost bildiğinle sırt sırta oturacağına,düşmanınla karşılıklı otur... Daha emniyette olursun. (Hz. Amine)
- ''Yaratılanı razı etmek için yaratılmadık'' (Hz. İsa)
- Hayallerimin dünyasını. doyasıya! Çok görenler ne kazaniyorlar. Kirlettikleri yeryüzü. Bakışlarına saplanan dikenlerle dolu (Hz. İdris ve Hz. Şit)
- İnsan pırıl pırıl yanan Bir altın gibiyken Kendisini bilerek Şeytanın avucuna bıraktı. O da dilediği gibi oynuyor onunla Parlaklığını silip karartıyor. Hangi mirasyedi Bizim kadar el çabukluğuyla Harcadı şerefini? Nurundan onurundan oldu Dövünmek, çırpınmak neye yarar! Kökü kurumuş ağaç yeşerir mi? (Hz. Lut)
- Yüce Allah, ne ırk ayırır, ne renk. (Hz. Davud)
- ".....Kısacası insan ayağının değdiği her yer yanıyor, yakılıyor." "Onun ulaşamadığı bir yere gidelim." (Hz. Osman)
- Umurumda değil Can verme korkusu Anlık tadılacak Hürriyet yeter. (Hz. Davud)
- Hukukun en kötüsü, mazlumu korkutandır. (Hz. Ömer)
- Sabahları uyanır uyanmaz ,pencereye koşuyorum. Daldaki beyaz gül sanki yeni açılmış bir gonca. Akşamları içeri çekilirken bakıyorum, Yine aynı tazelikte . Benim gibi , herkes ilgileniyor onunla. Bakmaya kıyamıyor . O halde niçin nefsine Yenilip koparayım onu . Sıcağın , ayazını soldurmadığı çiçeği Hoyrat ellerimle soldurayım ? (Hz. Amine)
Yorumlar
0 yorum