Kitap Künyesi

Yazar: Ian Almond

Çevirmen: Kadir Filiz

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755397122

Sayfa Sayısı: 176

--reklam--

İbni Arabi ve Derrida Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Elinizdeki inceleme, Orhan Pamuk'un Kara Kitap adlı romanından bir alıntıyla başlıyor:

"O ara biri 'en büyük egzistansiyalist'in İbni Arabî olduğunu, Batı'dakilerin yedi yüz yıl sonra, yalnızca ondan çalıp çırpıp taklit ettiğini yazmıştı."

Bugün Batı'da Herakleitos ve Augustine'den Aquinas'a, varoluşçuluğun öncüleri sayılabilecek şahsiyetler güncelliklerini korurken, Pamuk, Doğu'daki İslamcı/milliyetçi odakların, Batı'nın temelleri üzerindeki hak iddialarına bir örnek olarak İbni Arabî'yi kullanmaktadır. Modern kültürü ve yüzyılların bütün düşüncelerini tek bir kültürel kaynak adına yeniden kendilerine mal eden birçok eleştirmendeki bilindik yerel içgüdüleri, parodileştirme yoluyla ifade etmektedir Pamuk. Arabî'nin Dante'nin İlahi Komedya'sı üzerindeki iddia edilen etkisi, birçok hüsnükuruntu tadındaki hermenötik arasından bir örnek olarak alıntılanmıştır.

Ama bu kitap, Pamuk'un şakasındaki gibi, İbni Arabî'nin tüm zamanların varoluşçusu ya da postyapısalcısı olduğunu iddia etmek yerine, tasavvufu ve yapısökümü anlamayı amaçlıyor. Benjamin'in bir kavramını istismar ederek kullanırsak, farklı parçaların aynıya, yani kırılmış bir çömleğe, aidiyetini hatırlama arzusudur bu çalışma.

İncelenen metinlerin kökleri arasında 800 yıl gibi bir zaman farklılığı ve büyük bir coğrafi uzaklık bulunmaktadır. Bu çalışmanın niyeti bir 13. yüzyıl mutasavvıfını bir postmodern teorisyene çevirmek olmadığı gibi Jacques Derrida'yı da İslâmîleştirmek veya yazılarını İslâmî mistik bir forma dönüştürmek değildir.

İbni Arabî ile Derrida arasındaki ilişki tam olarak nedir? Bir mutasavvıfın kullandığı kelimeler, "gerçekten bir ateist gözüyle bakılan" çağdaş bir Fransız teorisyeninin çalışmalarıyla benzerlik arz edebilir mi? Yapısökümün metaforları, stratejileri ve motifleri bütün anlamlarını tasavvufla bir mukayese bağlamında değiştiriyor mu? İbni Arabî bize Derrida'yı farklı şekilde okumayı öğretebilir mi; ya da Derrida İbni Arabî'yi?

Son dönemlerde tüm dünyada karşılaştırmalı din ve teoloji bölümlerindeki akademisyenler kendi dini geleneklerindeki çeşitli örnekleri Derrida'nın yapısökümcü yazıları için yeniden keşfederken, Georgia State University'de postkolonyal edebiyat teorisi üzerine dersler vermekte olan ve daha önce Türkiye üniversitelerinde de çalışan Ian Almond da, bu kitapta, pek çok soruya yanıt aramakta ve iki ayrı düşünürü karşılaştırmalı olarak ele almaktadır.

--reklam--

İbni Arabi ve Derrida Alıntıları - Sözleri

  • "Gıcırdamayı duyuyorum fakat herhangi bir zemin görmüyorum.”
  • Her kim Allah'ı yaratıcısı olarak bildiğini iddia ediyor da hayret içinde kalmıyorsa bu onun cehaletinin delilidir. İbni Arabi, Fütfıhat-ı Mekkiye'den
  • "O ne vücut, ne nesne, ne hacim, ne suret... O ne parçalardan, bölümler- den, uzuvlardan, azalardan müteşekkildir. . . O yaratılanlara uygulanabile- cek hiçbir tanım ile tasvir edilemez... O bir varlıktır fakat diğer varlıklar gibi değildir. . .
  • Hidayete ermek insanın hayrete ulaşmasıdır. Hayrete ulaştığında ise ulaşılabilecek şeyin hayret, hayretin sıkıntı ve hareket, hareketin ise hayat olduğunu anlar. Dolayısıyla durağanlık yoktur. Durağanlık yok ise ölüm de yoktur. Varoluş vardır. Öyleyse yokluk, söz konusu değildir. "
  • “O’nu sınırlamayan O’nu inkar etmez, bilakis halden hale girdiği bütün suretlerde O’nu kabul eder ve O’nun tecelli ettiği sonsuz suretlerin değerini O’na verir.. “Akıl sınırlamadır ve işi tek bir nitelikte sınırlar. Halbuki hakikat, kendiliğinden sınırlanmaya direnir. Bundan dolayı (ayette belirtilen) bu husus, akıl sahibi için bir nasihat ve öğüt değildir. Söz konusu akılcılar, birbirlerini kâfir sayan ve lanetleyen (sınırlı) İnanç sahipleridir... onlara yardım eden yoktur.”
  • " Hayret sahibi dairesel bir yolda yürür. Dairesel yolda yürüyüş, bir merkezin çevresindedir ve ondan ayrılmaz. Doğrusal yolda giden ise sapar, yöneldiği şeyin dışına çıkar; tahayyül ettiği şeyi arar, gayesi hayaline ulaşmaktır. Dolayısıyla '-den' ile '-e' [bir gayeden başlamak ve bir gayeye varmak ve yönelmek] ve bu ikisinin arasında bulunan şeyler, bu yol sahibine ait durumlardır. Dairesel yolda yürüyenin ise ne bir başlangıcı vardır ne varacağı bir son. Dolayısıyla '-den' onu bağlamaz ve '-e' de onu etkisi altına alamaz. En tam varlık onundur, hikmet ve hakikatleri toplama özelliği ona verilmiştir. "
  • " Hayret sahibi dairesel bir yolda yürür. Dairesel yolda yürüyüş, bir merkezin çevresindedir ve ondan ayrılmaz. Doğrusal yolda giden ise sapar, yöneldiği şeyin dışına çıkar; tahayyül ettiği şeyi arar, gayesi hayaline ulaşmaktır. Dolayısıyla '-den' ile '-e' [bir gayeden başlamak ve bir gayeye varmak ve yönelmek] ve bu ikisinin arasında bulunan şeyler, bu yol sahibine ait durumlardır. Dairesel yolda yürüyenin ise ne bir başlangıcı vardır ne varacağı bir son. Dolayısıyla '-den' onu bağlamaz ve '-e' de onu etkisi altına alamaz. En tam varlık onundur, hikmet ve hakikatleri toplama özelliği ona verilmiştir. " Ian Almond İbni Arabi ve Derrida, Ian Almond
  • Var mısın ki yok olmaktan korkuyosun?
  • Türkiye çok hızlı değişiyor, on yıl önceki hatıralarıma bile güçlükle inanabiliyorum.
  • "Hidayete ermek insanın hayrete ulaşmasıdır."
  • " O bir şeyin dışında kalsaydı, o şey olmazdı. O bir şeyin içinde de olsaydı, o şey olmazdı. "
  • "Ruhum hiçbir kıyısı olmayan coşkun bir denizdi, orada bütün başlangıçlar ve sonlar boğulmuştu.'' Hemedani
  • "Her kim Allah'ı yaratıcısı olarak bildiğini iddia ediyor da hayret içinde kalmıyorsa bu onun cehaletinin delilidir."
  • "Geçmiş, geri dönmez. Dönseydi, varlıkta herhangi bir şey tekrarlanmış olurdu. İlahi genişlik (ile çelişeceği için), varlıkta tekrar yoktur. Hakk'ın dönüşü değişir, tecellileri başkalaşır, mazharları yinelenmeden çoğalır. Fakat arifler bilirler ki ; Hakk hiçbir zaman iki şahsa bir tek surette tecelli etmez, ne de bir surette iki kere."

--reklam--

İbni Arabi ve Derrida İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Doğu-Batı incelemesi yapmak karşılıklı ve karşılaştırmalı okumak daima mutlu ve tatmin etmiştir beni. Kitabın batının Doğu kültürü temsilcisi Arabi ile batı kültürü temsilcisi Derrida’yı birinin yaratıcıyı/hakkı arayışı yönünden birinin de metinde anlamı arayışı yönünden incelenip iki ayrı konuya yaklaşırken iki farklı ekolün bu kadar ortak yönünün gözlemlenmiş olması keyifli. Yapısöküm yöntemi ile metindeki, bazen yazarın bile bilmediği, anlamın çıkarımlanması ile yaratıcının bulunmasında insanların anlayamayacağı yöntemlerin varlığını savunan zihinler dönemlerinin en aykırı görüşleri olmuşlardır. Kitap farklılıklara da dikkat çekerek birbirinden yüz yıllar sonra yaşayan bu iki insanın benzerliklerini de tatmin edici şekilde sıralamaktadır. Yapısöküm kavramı ile tanışıp genel bir fikir edinmek için ideal. Metnin tamamını kavramak için ön okumalar yapmak zorunlu neredeyse. Bana melamilik kavramı ile ilgili detay sorgulattığı için de ayrı kıymetli. Doğu Batı okumalarının farklı bir boyutuna göz atmak için tavsiyedir. (Luna sapience)

--reklam--

İbni Arabi ve Derrida PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ian Almond - İbni Arabi ve Derrida kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İbni Arabi ve Derrida PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ian Almond Kimdir?

Ian Almond, Atlanta’daki Georgia State Üniversitesi’nde post-koloniyal edebiyat bölümünde doçenttir. Sufism and Deconstruction (2004), The New Orientalists (2007) History of Islam in German Thought: From Leibniz to Nietzsche (2010) diğer kitaplarıdır.

--reklam--

Ian Almond Kitapları - Eserleri

  • İbni Arabi ve Derrida
  • İki Din Tek Bayrak
  • Yeni Oryantalistler

--reklam--

Ian Almond Alıntıları - Sözleri

  • " Hayret sahibi dairesel bir yolda yürür. Dairesel yolda yürüyüş, bir merkezin çevresindedir ve ondan ayrılmaz. Doğrusal yolda giden ise sapar, yöneldiği şeyin dışına çıkar; tahayyül ettiği şeyi arar, gayesi hayaline ulaşmaktır. Dolayısıyla '-den' ile '-e' [bir gayeden başlamak ve bir gayeye varmak ve yönelmek] ve bu ikisinin arasında bulunan şeyler, bu yol sahibine ait durumlardır. Dairesel yolda yürüyenin ise ne bir başlangıcı vardır ne varacağı bir son. Dolayısıyla '-den' onu bağlamaz ve '-e' de onu etkisi altına alamaz. En tam varlık onundur, hikmet ve hakikatleri toplama özelliği ona verilmiştir. " (İbni Arabi ve Derrida)
  • "O ne vücut, ne nesne, ne hacim, ne suret... O ne parçalardan, bölümler- den, uzuvlardan, azalardan müteşekkildir. . . O yaratılanlara uygulanabile- cek hiçbir tanım ile tasvir edilemez... O bir varlıktır fakat diğer varlıklar gibi değildir. . . (İbni Arabi ve Derrida)
  • "Gıcırdamayı duyuyorum fakat herhangi bir zemin görmüyorum.” (İbni Arabi ve Derrida)
  • "Her kim Allah'ı yaratıcısı olarak bildiğini iddia ediyor da hayret içinde kalmıyorsa bu onun cehaletinin delilidir." (İbni Arabi ve Derrida)
  • Foucault'nun ve ayrıntılı tarihselleştirici analizlerinin, kültürel çalışmalar alanındaki araştırmacı neslin bütününün üzerindeki muazzam etkisi düşünüldüğünde, yazılarındaki İslam ve İslami kültürlerin gerçekte ne anlama geldiğinin önemi iki misline çıkar. (Yeni Oryantalistler)
  • "Hidayete ermek insanın hayrete ulaşmasıdır." (İbni Arabi ve Derrida)
  • Her kim Allah'ı yaratıcısı olarak bildiğini iddia ediyor da hayret içinde kalmıyorsa bu onun cehaletinin delilidir. İbni Arabi, Fütfıhat-ı Mekkiye'den (İbni Arabi ve Derrida)
  • Var mısın ki yok olmaktan korkuyosun? (İbni Arabi ve Derrida)
  • “O’nu sınırlamayan O’nu inkar etmez, bilakis halden hale girdiği bütün suretlerde O’nu kabul eder ve O’nun tecelli ettiği sonsuz suretlerin değerini O’na verir.. “Akıl sınırlamadır ve işi tek bir nitelikte sınırlar. Halbuki hakikat, kendiliğinden sınırlanmaya direnir. Bundan dolayı (ayette belirtilen) bu husus, akıl sahibi için bir nasihat ve öğüt değildir. Söz konusu akılcılar, birbirlerini kâfir sayan ve lanetleyen (sınırlı) İnanç sahipleridir... onlara yardım eden yoktur.” (İbni Arabi ve Derrida)
  • "Geçmiş, geri dönmez. Dönseydi, varlıkta herhangi bir şey tekrarlanmış olurdu. İlahi genişlik (ile çelişeceği için), varlıkta tekrar yoktur. Hakk'ın dönüşü değişir, tecellileri başkalaşır, mazharları yinelenmeden çoğalır. Fakat arifler bilirler ki ; Hakk hiçbir zaman iki şahsa bir tek surette tecelli etmez, ne de bir surette iki kere." (İbni Arabi ve Derrida)
  • Nietzsche'nin ardıllarından, Batılı yüzeyselliğe ve kendini inkar edişe zıt belirli bir Doğu dürüstlüğü fikri, Foucault'nun Doğu/Batı karşıtlığını renklendirir gibidir. (Yeni Oryantalistler)
  • "Ruhum hiçbir kıyısı olmayan coşkun bir denizdi, orada bütün başlangıçlar ve sonlar boğulmuştu.'' Hemedani (İbni Arabi ve Derrida)
  • " Hayret sahibi dairesel bir yolda yürür. Dairesel yolda yürüyüş, bir merkezin çevresindedir ve ondan ayrılmaz. Doğrusal yolda giden ise sapar, yöneldiği şeyin dışına çıkar; tahayyül ettiği şeyi arar, gayesi hayaline ulaşmaktır. Dolayısıyla '-den' ile '-e' [bir gayeden başlamak ve bir gayeye varmak ve yönelmek] ve bu ikisinin arasında bulunan şeyler, bu yol sahibine ait durumlardır. Dairesel yolda yürüyenin ise ne bir başlangıcı vardır ne varacağı bir son. Dolayısıyla '-den' onu bağlamaz ve '-e' de onu etkisi altına alamaz. En tam varlık onundur, hikmet ve hakikatleri toplama özelliği ona verilmiştir. " Ian Almond İbni Arabi ve Derrida, Ian Almond (İbni Arabi ve Derrida)
  • Hidayete ermek insanın hayrete ulaşmasıdır. Hayrete ulaştığında ise ulaşılabilecek şeyin hayret, hayretin sıkıntı ve hareket, hareketin ise hayat olduğunu anlar. Dolayısıyla durağanlık yoktur. Durağanlık yok ise ölüm de yoktur. Varoluş vardır. Öyleyse yokluk, söz konusu değildir. " (İbni Arabi ve Derrida)
  • 'Batı' kelimesi Foucault'da ne zaman ortaya çıksa. Doğu yankısı duyulabilen belirli bir gonk çalınır. (Yeni Oryantalistler)
  • Türkiye çok hızlı değişiyor, on yıl önceki hatıralarıma bile güçlükle inanabiliyorum. (İbni Arabi ve Derrida)
  • " O bir şeyin dışında kalsaydı, o şey olmazdı. O bir şeyin içinde de olsaydı, o şey olmazdı. " (İbni Arabi ve Derrida)