Kitap Künyesi
Yazar: Nil Gün
Yayın Evi: Kuraldışı Yayınevi
İSBN: 9789752750883
Sayfa Sayısı: 285
İçimizdeki Şaman: Duyguların Simyası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Nil Gün'ün, derinlik psikolojisi anlayışıyla kaleme aldığı İçimizdeki Şaman Duyguların Simyası'na aynı zamanda bir felsefe kitabı da diyebiliriz. Nil Gün, Duyguların Simyası'nda insanı (bireyi) açıklayan psikolojiyle evreni (bütünü) açıklayan felsefeyi öylesine iç içe geçirmiş ki; siz bireyin iç dünyasında dolaştığınızı zannederken evrenin derinliklerinde dolaştığınız hissine kapılıyorsunuz. İçimizdeki Şaman Duyguların Simyası bize, kendimizi ve başkalarını algılayışımızı derinden sorgulatıyor; neredeyse her satırında evrenin bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor.
Bir roman tadında yazılmış Duyguların Simyası'nı okurken, yazarla karşılıklı sohbet ediyor duygusuna kapılıyor insan.
Bu sohbete doyamayacak; tekrar tekrar okuma isteği duyacaksınız.
İçimizdeki Şaman: Duyguların Simyası Alıntıları - Sözleri
- Artık seni sevmek için acını içimde tutmaya ihtiyacım yok, içimde acı olarak değil eskisi gibi sevgi olarak varsın, eğer ruhların buluşması diye bir şey varsa bir gün yine bir yaşamda buluşacağız.
- Okurken haz duyuyorum. Bu haz ilerleyen yaşla azalmıyor. Haz, ömür boyu süren huzurlu bir bencillik. (Logan Pearsall Smith)
- Bir arkadaşım başarılı olduğunda içimde küçük bir şey ölür. ( Gore Vidal)
- Herkesle aramda mesafe vardır çünkü kendi özümle aram açıktır
- Direksiyon başında erkekliğini kanıtlamaya çalışan ruh hastaları çok tehlikelidir.
- Başkalarına karşı hissettiğimiz tüm duygular kendimize hissettiğimiz duygulardır bizden çıkar yine bize döner, duygular enerjidir.
- ... O işin bana getireceği konumu ve parayı tepip, Gelişim Yayınları'nda komik bir ücretle Erkekçe dergisine girdiğimde çok ama çok mutluydum. Çünkü kendi yolumda yürüyordum. Erkekçe dergisinde Hincal Uluç'un prensibi doğrultusunda ismimi kullanmadan yazı yazmak bile bana doyum veriyordu. Derginin restoran, kitap, psikoloji, cinsel tavsiyeler, röportaj, çeviri gibi bölümlerini yazıyor, bazı sayıların üçte ikisini tek başıma hazırlıyordum. Hıncal, ünlü değilse yazarın ismini kullanmamaktan yanaydı. Dergide birkaç kişi hariç hepimiz isimsiz çalışanlardık. Sigortasız ve yol masraflarımı bile karşılamayacak kadar düşük bir ücretle orada dört buçuk yıl çalıştım. Ama deneyimim bana Güneş gazetesinin kapılarını açmıştı.
- Kızgınlık enerjisi, özellikle yakın ilişkilerde sınırlarını korumaya yetmediğinde, benliğine olan saldırılar tekrarlanır. Yakın (anne, baba, eş, vb. ile) ilişkilerde saygısız davranışlarla tekrar tekrar karşılaşırsın. Bu tekrarlar, kızgınlık enerjini kullanmadığın içindir. Onların sana karşı davranışlarından duyduğun rahatsızlığı onlara netçe ifade etmediğin için kale alınmamak devam eder. Bu da “Ne söylesem, ne yapsam onlara derdimi anlatamıyorum” diye bıkkınlıkla kendi sınırlarını korumaktan vazgeçmeye yol açabilir. Bol bol şikayet eder ama taviz vermeye devam edersin. Onları kırmamak, “iyi” insan olmak, onaylanmamaktan ya da onların “sevgi”sini kaybetmekten korktuğun için kabullendiğin bu tacize duyduğun kızgınlık, ifade edilmezse depresyona yol açar. Kanser hastalığı, içe dönmüş kızgınlıktır. Bu nedenle genellikle hayır diyemeyen “iyi” insanlar bu hastalığa “yakalanır.” Kanser hastalığı geçiren çoğu kişinin, iç dünyalarına bakıldığında çok fedakar bir yapıya sahip oldukları görülür. Kanser başkalarıyla verilemeyen savaşın, artık kişinin bedeninde kendi hücrelerinde gerçekleşmesidir.
- Neşe ve mutluluk bir bakıma toplumumuzda bir “çocukluk duygusu” olarak algılanır. Sanki çocukluktan yetişkinliğe geçişte artık hissedilmemesi gereken bir duygu gibi. Oysa duyguların yaşı yoktur. Beden yaşlanır ama duygular asla; kullanılmaya kullanılmaya körelir ama asla ölmez.
- Haz, içimizdeki Şamanın yaşama tapınma ayinidir.
- Gerçek olumlu düşünce,tüm duyguları kabul ederek,onların içindeki “olumlu” mesajı görebilmektir
- "Gelişmenin kolay olduğunu mu sanıyordun yoksa? Her gelişim bir şekilde acının içinden geçmeyi gerektirir. Acı, kendinle hesaplaşmanın, kendinle yüzleşmenin acısıdır. Ama gereklidir ve gelişmenin kestirme yolu da yoktur. Çünkü gelişim öncelikle iç temizliği gerektirir. Acının sağından solundan geçerek, acıyı uyuşturarak özgürleşemeyiz. Acının içinden geçerek özgürleşmektir en kestirme ve en gerçek yol. Bu yolun ödülü büyük: Kendinin daha kaliteli bir versiyonu olmak"
- İnsanları kurtarmaya çalışma! Belki onların ihtiyacı budur. Hazır olduklarını hissettiğinde ve talep ettiklerinde yardım elini uzat.
- Eğer hayatınızda sevgi varsa, yok olan çok şeyin eksikliğini hissettirmez. Eğer hayatınızda sevgi yoksa, neye sahip olursanız olun, asla yeterli gelmez.
- ...Ve bir erkekten ne beklediğimin, onun hangi özelliklere sahip olması gerektiğinin listesini yaptım. Tam 67 madde yazdım. Sonra bu 67 maddeye bakarak hangilerinin bende olduğunu işaretledim. Çok azı bende vardı. Bu liste çok acı verici ve şok ediciydi. Böyle bir erkek karşıma çıksa beni ne yapsın diye düşündüm. İşte o anda listede yer alan maddeleri kendi içimde geliştirmeye karar verdim. Bu, yıllar sürdü.
İçimizdeki Şaman: Duyguların Simyası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
DİPÇE : Kendimizi ve başkalarını algılayış biçimlerimize bildiğimiz fakat deneyimlemekten çoğu kez kaçındığımız açılardan baktıran bir anımsatma kitabı diyebiliriz İçimizdeki Şaman için. Duyguları olumlu ve olumsuz diye adlandırmanın ruhumuza sınırlar çizeceğinden ve bizi gerçeklikten alkoyacağından bahsediyor. Fakat okurun ilk anda adlandırabileceği gibi ; "Olumsuz Algıladığımız Duygular" ( korku, endişe, panik, nefret yas..) ve "Olumlu Algıladığımız Duygular" ( mutluluk, doyum, haz, coşku gibi) şeklinde tasnif edilmiş. Bu yaklaşımı ile de sert hiçbir yaptırımdan geçmiyor anlatı ve nahif bir esinti sunuyor okura. Bu duygulara tek tek açılımda bulunmuş ve öneriler sunmuş, kitapta bütünlüklü bir kompozisyon var. Yazarın birçok özel deneyimini paylaşması samimi ve etkileyici kılmış eseri. Ayrıca her sayfada akseden bir epigraf var: "İnsan kurallara sığmaz." kurallar koşullar dünyasında en azından kendimizle baş başayken kuralsızlığın açıklığın lüksünü tatmamızı ister gibi yankılanıyor. Kitabın sonunda afirmasyonlar yer alıyor.Yılların getirisiyle bu afirmasyonların yaşamımda olduğunu görmek hoşuma gitti. Esasında Şamanlık öğretileri beklentisi ile okudum aradığımın dışında gelişen bir kitap oldu. Sohbet tarzında güzel üsluplu kişisel gelişim tarzı sevenler tercih edebilirler. (Gncokuyor)
Duygularımız... CQ dan SQ ya...️ Peki nedir bu CQ ve SQ? CQ merak zekası, SQ ise ruhsal zeka. Merak insanı araştırmaya, sorgulamaya, farkındalığa iter. Duygusal zeka yani EQ, Merak Zekasının simyasıyla ruhsal bilince dönüşür diyor Nil Gün. Merak Zekası Ben’in zekasıdır. Duyguların dilini, mesajlarını, zekasını, şifrelerini öğrenirsek eğer hayatımız derinleşir ve daha bir anlam kazanacağını, duygularımızın farkında olmadığımız da ise tamamen özünden uzaklaşan insan oluruz. . Duygularımız hissettiklerimiz midir? Diyor ki yazarımız “Duygular BEN’in mesajlarıdır; hissettiklerimiz, EGO’nun yorumlarıdır.” Duygularımız iç dünyamızın hava raporudur. İçeride olan dışarıda olanla aynıdır. Duygularımızı anladığımızda bize verdiği mesajları da doğru anlıyoruz. Duygularımızın zenginliği ölçüsünde ruhumuz zenginleşir, hayatımız anlamlı, amaçlı ve doyumlu olur. Olumsuz ve olumlu algıladığımız duyguları karşılıklı sohbet tadında okudum yalın ve içten anlatımıyla. Duygular içimizdeki yaşam oyunudur. Tıpkı bir kaleydoskoptan ışığın renklere ayrılarak yansıması gibi. Ve duygular, ruhumuzun renkleridir. Bireysel gelişim, psikoloji, felsefe kitaplarını sevenler için keyifle okunabilecek bir kitap “Duyguların Simyası” Kitaplarla kaldığımız nice güzel zamanlara, An’da, Akışta. (SibeL)
Özellikle korku ve kızgınlık duyguları hakkındaki anlatımını çok beğenmiştim. kitapta bu duyguları kendi hayatında yaşadığı örneklerle de çok güzel anlatmış. Mutlaka okunması gereken, insanı geliştiren bir kitap. (Sinan Serim)
Kitabın Yazarı Nil Gün Kimdir?
1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.
1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.
Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.
International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.
Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.
Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikalgazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.
Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)
Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.
Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.
Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.
Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.
Nil Gün Kitapları - Eserleri
- Çekim Yasası - Hayatın Büyük Sırrı
- NLP - Zihninizi Kullanma Kılavuzu
- Mutluluk Kitabı
- Özsaygı - Öncelikler Listende Kaçıncı Sıradasın?
- Küçük Pembe Mutluluk Kitabı
- İçimizdeki Şaman: Duyguların Simyası
- 1440 Dakika
- Küçük Mor Yüzleşme Kitabı
- Küçük Yeşil Affediş Kitabı
- Uygulamalı Çekim Yasası
- Küçük Kırmızı Aşk Kitabı
- Küçük Turuncu Şimdi Kitabı
- Küçük Renkli Dilek Kitabı
- Küçük Sarı Cesaret Kitabı
- Geçmişin Gölgeleri
- Küçük Mavi Empati Kitabı
- Yaşam Cesurları Sever
- Küçük Siyah Yas Kitabı
- Kaç Kiloya Programlısın
- Küçük Ebruli Enerji Kitabı
- Küçük Beyaz Şifa Kitabı
- Bedenin Bilgeliği
- Kadınlar ve Erkekler Nasıl Anlaşırlar
- Nlp İle Satış ve Pazarlama
- Sağlık Olsun
- Kuraldışı Ve Ötesi
- Geleceği Hatırlamak
- Sünnet!
- Meridyen Terapisi
- Minik Adımlar Büyük Kazanımlar
- Aç Olan Bedenin Değil Duyguların
- Eroin
- Küçük Mor Yüzleşme Kitabı
- Kuraldışı ve Ötesi
- Kilolarım Diyetlerim ve Ben
- Pazartesi Rejime Başlıyorum!
- İlişkilerimizde değiştiremediklerimiz karakterlerimiz
- Sünnet
Nil Gün Alıntıları - Sözleri
- Her öğünde kendinize şu üç soruyu sorun: 1 Protein alıyor muyum? (Hayvansal ve/veya bitkisel) 2 Canlı gıdalarla besleniyor muyum? (Güneş yüzü gören sebze ve meyveler) 3 Omega 3 alıyor muyum? (Yumurta, sardalye, uskumru, deniz somonu gibi balıklar, ceviz, ketentohumu vs.) (Kaç Kiloya Programlısın)
- Bu konuda taraf olmalıyız. Sünneti savunmak kolaydır; sadece susmanız ve pasif kalmanız yeterlidir. Sükut ikrardan gelir. Bu da daha fazla sakatlanma demektir. Ama pasiflik boyun eğmektir. Sünnete karşı çıkmak aksiyonu gerektirir. (Sünnet)
- Besleyici değeri düşük, yağ ve şeker oranı yüksek besinler yersen enerjin düşer ve duyguların olumsuzlaşır. (Küçük Pembe Mutluluk Kitabı)
- İnsanlık henüz emekleme döneminde. (Çekim Yasası - Hayatın Büyük Sırrı)
- Affetmediğimizde hayatımizda yanlış giden şeyler için başkalarını suçlamaya devam edebiliriz. Mutsuzluğumuzun sorumlusu da suçlusu da onlar olur. (Küçük Yeşil Affediş Kitabı)
- Aptal olmayan kişi, kendisine aptal diyen birine kızar mı? Güler geçer. Ama kendisini akıllı sanan bir aptal çok kızar. (Geçmişin Gölgeleri)
- Kendimi yalnız, çaresiz ve yetersiz hissediyordum. (Küçük Pembe Mutluluk Kitabı)
- Kedinin nankörlüğü, yılanın sinsiliği, aslanın cesurluğu, devenin kindarlığı, eşeğin inatçılığı bizim halüsinasyonlarımız. Kendimizin gölgelerini yansıtıyoruz hayvanlar alemine. Onlar kendi doğalarını yaşıyor. Biz ise kendi yarattığımız doğamıza uygun olmayan ama egomuzun açlığını umutsuzca gidermeye çalıştığımız dünya düzenimizde umutsuzca mutlu olmaya çalışıyoruz. (NLP - Zihninizi Kullanma Kılavuzu)
- "İnsanlar değişime karşı değildir ama değiştirilmeye karşıdır." (Küçük Kırmızı Aşk Kitabı)
- Gerçek üç basamakta ortaya çıkar: Önce yok varsayılır, Sonra şiddetle karşı gelinir, nihayet kendini kabul ettirir. (Sünnet)
- Affetmemek, kızgınlık duyduğunuz kişileri zihninizde bedava oturtmaktır. (Küçük Yeşil Affediş Kitabı)
- Suçlamanın bittiği yerde özgürlük başlar. (Özsaygı - Öncelikler Listende Kaçıncı Sıradasın?)
- Bizi aldatan ve kandıran kişinin bizi aptal yerine koymasıdır ve hiçbir insan aptal olduğunu kabullenmek istemez. (Geçmişin Gölgeleri)
- Önemli bilgi: Bedeniniz yağ yakmak istediğinde daha çok suya ihtiyaç duyar. Daha sık susadığınızı fark edersiniz. Yağ yakma sürecinde bedende birikmiş toksinlerin atılması için daha fazla su içilmesi gerekir. Sabahları ilk uyandığınızda bir ya da iki bardak su içme alışkanlığı kazanın. Kendinize büyük iyilik yapmış olursunuz. İçine birkaç damla da sıvı Himalaya tuzu koyun. Hem kilo vermenizi hem de toksinlerin bedenden atılmasını hızlandırır. Bir şey daha; çok az su içmek kadar çok fazla su tüketmek de zararlıdır. Bu kez de beden için faydalı birçok mineral, aşırı suyla birlikte dışarı atılır. Buna da dikkat! Her şey kararında olduğunda yararlı oluyor. (Kaç Kiloya Programlısın)
- Aslında abartılan her şey bir zayıflığı gizleme ihtiyacını gösterir. (Özsaygı - Öncelikler Listende Kaçıncı Sıradasın?)
- İlk kez deneyeceğiniz her şey, içinde riski de barındırır. Öte yandan, aldığınız riskler kadar gelişirsiniz. Yaşamın kalitesini alınan risklerin toplamı belirler. (Küçük Sarı Cesaret Kitabı)
- "Sahip olduğun maddi şeyleri vermek, vermenin en kolay yoludur. Ama burada bile takılı kalan ne çok insan var. Gerçek vermek, kişinin kendinden, özünden vermesidir. Emerson’un dediği gibi: " Yüzükler ve mücevherler armağan değildir. Gerçek armağanı veremediğin için dilenen özürdür. Gerçek armağan kendinden bir parçayı verebilmektir.”" (Mutluluk Kitabı)
- gördüğümüz manzara evin hangi penceresinden baktığımıza göre değişir. (NLP - Zihninizi Kullanma Kılavuzu)
- Çocuk, sünneti kendisine karşı bir saldırı olarak algılar; bu saldırıya karşı ya içine kapanarak ya saldırganlaşarak tepki verebilir. Gökçe Cansever’in British Journal of Medical Psychology’de yayımlanan makalesi 12 Türk çocuğu üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına yer veriyor. “Çocukların psikolojik değişimleri sünnet öncesi ve sonrası yapılan çizimler ve bazı çizimlerin yorumlanması arasındaki farklardan anlaşılabiliyor. Sünnet sonrası yapılan çizimlerin öncesine göre daha küçük olduğu görülüyor. Çocuklar sünnetten sonra kendilerini daha ‘küçük’ görüyor. Bedensel imgenin küçülmesinin yetersizlik ve güvensizlik duygusu ile de bağlantılı olduğu düşünülüyor. Çocuk dışarıdan gelen saldırıya karşı kendisini daha korunmasız ve aciz hissediyor. Çizimler tamamlandıktan sonra sorulan sorulara verilen yanıtlara bakarak çocukların psikolojik değişimini iki başlıkta özetleyebiliriz.” (Sünnet!)
- Affetmek unutmak değildir. İnsanları adfettigimizde onlarla yaşanan deneyimleri unutmayız... Bu deneyimler bize zamanında acı vermiş olsa da artık kazandığımız derslerdir; yeniden kurban konumuna düşmemek için yaşanmış dersler. (Küçük Yeşil Affediş Kitabı)
Yorumlar
0 yorum