Kitap Künyesi
Yazar: Ali Şeriati
Çevirmen: Abdulhamit Özer
Yayın Evi: İdeal Kitaplar
İSBN:
Sayfa Sayısı: 76
İdeallerin Yenilgisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tarihin bütün nesillerinden daha çok eziyet çekmemize rağmen, sevinerek söyleyeyim ki biz çok mesut bir nesiliz. İnsanın dert ve yenilgisi dönemlerini gördüğümüz için mesut bir nesiliz.
Acaba gerçek dert ve yenilgi, yalancı ümit ve sevinçten daha iyi değil midir? Şuurdan doğan dert, akılsızlıktan doğan dertsizlikten daha iyi değil midir?
Ben yirminci asrın ikinci yarısında olduğum için çok seviniyorum, eğer on dokuzuncu asırda olsaydım burjuvazinin yirminci ve yirmi birinci asırda yeryüzünde yapmak istediği cennet için ahmakça slogan atardım. Şimdi burjuvazi cennetinin yapılmış olduğu bir zamanda, gözlerimle üç asırdır ilmin, Samiri'nin paradan buzağası olduğunu görüyorum. Altından yapılmış ve aldatıcı bir şekilde, ama ruhsuz, ruhaniyetsiz, maneviyatsız, yalancı, sahte banka parası ortaya çıktı ve ahmakları kendine secde ettiriyor.
İdeallerin Yenilgisi Alıntıları - Sözleri
- Kederli olan her şey derin ve ciddidir, demiyorum. Bilakis, derin olan her şey ciddi ve kederlidir.
- Dert ortaklığı ve yakınlık, insanlık ruhunun en çok susadığı arzusudur.
- Niçin hayatın ilk günlerinden itibaren insanın ruhunda ve düşüncesinde “kutsal” kavramı ortaya çıkmıştır?
- Asilliğin artık bir değeri kalmamıştır.
- Burjuva, sadece yeniyi kabul eden değil aynı zamanda yeniye tapandır. Bu yüzden burjuva, açık ve değişen bir dünya görüşüne sahiptir. Bunun aksine, feodalin dünya görüşü kapalıdır, sabittir.
- Eğer sadece şuursuz bir iman yeterli olsaydı, beş yüz milyon müslümanla bir şeyler yapılmış olması gerekirdi. Mucizevari işler yapan iman, tanımaktan sonra gelir.
- Acaba gerçek dert ve yenilgi, yalancı ümit ve sevinçten daha iyi değil midir? Şuurdan doğan dert, akılsızlıktan doğan dertsizlikten daha iyi değil midir?
- Yüksek ruhlar, derin kalpler, sonbahar sıkıntısını, sükutu ve akşam grubunu niçin daha çok severler?
- Makina, ilim ve paranın birleşmesinin gayrı meşru çocuğudur. Alim ile zengin birbirleriyle evlendikleri zaman hangisinin karı hangisinin koca olduğu bellidir. İlmin yeni işlevi, yani dinin davacısı ve muhalifi olması; insanlığın hidayeti iddiasında olması ve ilme yapılan bütün o övgüler burjuvazinin işiydi. Bunu, ilmin kendisine ilerleme ve kudret ortamı sağlaması, yeryüzünde paranın egemenlik alanını genişletmesi için yapıyordu.
- "Acaba gerçek dert ve yenilgi, yalancı ümit ve sevinçten daha iyi değil midir?"
- Aydınların en büyük hatalarından birisi, kendilerini toplumun mücerret bir sınıfı olarak görmeleridir.
- Dünya bu, ahiret o, hepsi belli; sınırlı, sabit, açık. Artık başka ne istiyorsun? “Ölüm istiyorsan, mezarlığa git!”
- “Tarihin bütün nesillerinden daha çok eziyet çekmemize rağmen, sevinerek söyleyeyim ki biz çok mesut bir nesiliz. İnsanın dert ve yenilgisi dönemlerini gördüğümüz için mesut bir nesiliz. Acaba gerçek dert ve yenilgi, yalancı ümit ve sevinçten daha iyi değil midir? Şuurdan doğan dert, akılsızlıktan doğan dertsizlikten daha iyi değil midir?”
- Her toplumda, her dinin usulü şöyleydi: “Gerçek budur, bundan başka gerçek yoktur.”
- Aristokrasi gelenekleri ve adetleriyle büyük bir mülkiyet; efendiler ve halk çelişkisi.Kapalı bir düzen ve dış yüzü toprağa bağlı.
İdeallerin Yenilgisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın ana mantığını, kitaptan bir alıntıyla yapmak istiyorum. “Hayat için tüketim” sloganı “Tüketim için hayat” oldu. Evet yazar Ali Şeriatı, kitabına toplumu ideal bulma yolunda ilerleten ve hedefe ulaştırma yolunda en büyük görevin aydınlar olduğunu. Aydınların toplumun mimarları olduğunu vurgulamaktadır. Aydınlar içerisinde bulunduğu toplumu gerçek irfana alet olmamış ilme ulaştırmak için halkın içinden çıkması ve ona yakın olması gerekmesini savunur. Aydınların toplumsal yapıya etkilerini süreç olarak başlamadan önce toplumsa hayatı yönlendiren, asillik ve kapalı dünya görüşüne sahip, değişmez kuralları, geleneklerle övünme düzeni feodalimin kuralcı geleneksel yapısı, ilerleme, ilim, hürriyet ve maddeciliğe dayan burjuvazimi oluşturduğunu ileri sürerek. Feodalizmde her türlü yeniliğe ve biat karşı çıkılarak kendi otoritesini kurması sonucu 16.ve 17. yüzyıllarda ortaya çıkan bir grup aydın, dine muhalefet ederek, dinin toplumu ve insanlığı geriye doğru götüren hurafelerden ibaret olduğunu ileri sürmüşlerdir. Dine karşı hurafe anlayışı ilim, felsefe kapısını açmış olup burjuvazin önünü açmış, bu dönemde aydınlar ilim ve felsefe kullanarak bu sefer dine karşı kendi menfaatlerine çıkarlarına uygun şekilde dine karşı ilmi kullandı. Bu amaçla kullanılan ilim insanı iktisadi bir hayvan haline dönüştürdü. Maddesel nimetlerin sayıları arttıkça sınıfsal farklar da artmış, bolluk içinde insanları sefalete sürükleyen durumun burjuvazinin kurduğu “ilim” olmuştur. Burjuvazim toplumda maddi menfaat meydana getiren bu sistem TÜKETİM zihniyetini ön plana çıkarmıştır. Hayat için tüketim kelimesinin yerine tüketim için hayat sloganı yer almağa başladı. Burjuvazinin bize sadece tüketim ve masraf vermekle kalmadığını, aynı zamanda bize yeni ihtiyaçlar da verdiğini görüyoruz. Çünkü ilim onun emrinde, onun isteğine bağlı. Sosyoloji, psikoloji, teoloji, ahmak tanıma bilimi, edebiyat, propaganda, reklam, sanat... hepsi onun emrinde ve onun isteğine bağlıdır. Böylece durmadan ihtiyaç yaratıyor, yeni ihtiyaçla yeni insan tipi yapıyor, sonra onun ihtiyacını da kendisi gideriyor Hayatım tüketim paradoksunda yaşatan bu anlayış insanları paranın kölesi haline getirmiş, parayı elde etmek için her yolu mubah görmeye başlamıştır. Bu anlayışta tabi ki toplumsal deformasyona sebep olmuş, toplumsal çatışmalar, toplumsal çürümeler meydana getirmiş. Toplumun ahlak ve etik anlayışı değişmiştir. (ANKA misali gezginokur)
Ali Şeriati: Ali Şeriati bu eserde feodalite den burjuvaziye geçişi anlatıyor. Kısa ve akıcı bir eser. Okuduğunuz her satırda hayret edeceğiniz saptamalar var. Sınıfsal ayrımların nasıl ortaya çıktığı ve dinin hangi amaçlarla kullanıldığı anlatılıyor. Kafamda uçurum oluşturan soruların çoğuna Ali Şeriati okuyarak cevaplar buldum. Kanaatimce din üzerine yazılmış en iyi eserler Ali Şeriati nin eserleridir. Onunla mutlaka tanışmalısınız... (Hakan Çelebi)
Din, dil, ırk, ten bunlar ayrıcalık değil, hepimizin zenginliği. Ama gelin görün ki öyle çağlardan geçtik ki bunların ayrımına bir de mal, mülk, statü... eklendi de eklendi. İnsanlar arasındaki uçurum gittikçe aşılmaz bir hal aldı. Bir idealimiz vardı. İnsanlar kardeşti, eşitti. Önce düşünceler ayrım getirdi. Sonra iman para yapmıyor, para mal yapıyor oldu. Sonra insan iktisadi bir hayvandır denildi ve tüketimi temin edilirse başka bir şeye ihtiyacı yok denildi. Burjuvazim hayatımıza girdi ve silahlarını yani ilmi dine doğru çevirdi. Peki bu ilim dinde olmaz algısı nerden geldi? "Eğer şuursuz bir iman yeterli olsaydı, beşyüzmilyon müslümanla bir şeyler yapılmış olması gerekirdi. Mucizevi işler yapan iman, tanımaktan sonra gelir." Ali Şeriati, anlaşılmamış bir cevher. Ne çok ön yargılar düşünülmüş üstüne. Ön yargılardan anlaşılmaya fırsat bulunamamış bile. Bir insanın sosyolojiyi dert edinmesi üstelik bunu dünya biliminden beslenip kendi öz topraklarının sahip olduğu din, dil, ideoloji, düşünce, coğrafya... açısından değerlendirerek ortaya olan ve olması gerekeni sunması kadar açık, berrak bir anlatım olabilir mi? Bunu yaptığı için bir insan bu kadar yaftalana bilir mi? Hepsini görüyoruz kendisinde. “Anne Baba Biz Suçluyuz” adlı eserinde aydınlara hitap etmiş kendini anlatmış ve dine yakınlık bilime uzaklık değildir, demişti. Bir bilim insanı olarak aydınlara kendini anlatmış ve coğrafyasındaki düzenden söz edip evlerimizin içine konuk olmuştu. Bu eserinde derdi yine aydınlar. Doğduğu coğrafyanın bağrından kopup giden eğitim amacıyla Avrupa’da yetişen ve oranın bilgileriyle donanıp kendi kültürüne yabancı olan aydınlardan söz ediyor. Toplum ve aydın arasında oluşan uçurumdan. Toplumda aydın bir kesim var ama bu aydın kesimin halka karşı aydın bir hareketi yok. Çünkü toplum onun istediği düzende değil. Müslüman olmak, ister aydın olsun ister cahil her kesim için anlamayı gerektirir. Sadece ezberde olan bilgi taklidi iken, anlamlanan bilgi tahkimi bilgi olur. Yabancı toplumlardan öğrenilen bilgileri kendi toplumu üzerinden düşüncelere döken aydınlara sitemler dökülüyor ağzından, ezber konuşanlara, şuursuzca kendi toplumu ve yapısını yok sayanlara dair... Haksız da değil. Köprüler kuralım kimse kimseden üstün olmasın diyor ama... “17. ve 18.ci asırlarda, her sosyolog, Eflatun’un “Cumhuriyet” kitabını okumakla insan toplumunu, avucunun içi gibi tanıdığını zannediyordu (bizim aydınlarımızın bir kaç tercüme eser okuduktan sonra artık sosyolojide, problem yok diye zannetmeleri gibi.)” İşte günümüz aydınları kendi toplumu başka toplumlar üzerinden nakli bilgilerle anlıyor. Bu yüzden biz Şeriati’ye tahkimi bilgiler için yakınlık duyuyoruz. Bu sefer de aydınlanma devrini anlatıyor bize. Feodalitenin bağrından burjuvazimin kollarına uzanan “akıl” dönemini. Bir kasabada yaşayan Hacı Ağa’nın hayatı bir köylüye ulaşılması hayal bir hayatken şimdi makineleşmiş ve her geçen gün insana dair farklı şeyler üreten bir düzen gelmişti. Şimdi artık sınıf farkı en fakiri daha fakir en zengini daha zengin yapmıştı. Zenginler ayrımlaşma yaşadıklarını ifade ediyor ve aslında dinin gerekmediğini söylüyorlardı. Hayat şu andan ibaretti. Peki yoksul halk? Bir din sadece yoksullar için afyon olabilir. Neden mi? Çünkü umuda n çok onun ihtiyacı var. Her zaman bu anda olmayacağı fikri bir kurtuluş eli onu bağlıyor. Peki bu doğru mu? Tabii ki hayır. Ne din afyon ne de umut tüccarlığı var. Ortada anlamlandırılmadan bilgiden kaçınılan bir durum var. İlim makineler üretebilir ama bunu sadece belli bir kesime hizmet ederek yapar. Dini aslında yoksullar için değil, zenginler için Afyon gören aydınlar onların hep şu anda yaşatmalarını ve böylece para akışının sürekli olmasını isterler. Buna katılan tüccarlar ve orta kesimler insanlar arasında var olan dini eşitlikten de sıyrılıp iyice tek insan olmaya başlar. Daha sonra hayatın şu andan ibaret olmadığı olgusu karşılarına sanatla çıkar. Bir ruh fizik ötesi ruh arayışında anlamlar ararlar. Kendilerinden sakındıkları duyguları bulabilen kişilerin sanatında kendilerini bulmak için paralar harcarlar. İşte insanlar dinden sonra ilimdende bir şekilde muzdarip olur. “Bugünkü insan ilimden bıkmıştır. Zira faşizmi meydana getiren ilimdi ve bunu insanlığa zoraki yükledi. Dünyada ilk defa insanlığın üçte ikisinin aç olması düzeyinde açlığı ilim meydana getirdi. Sınıfsal sömürü ve artık değerin yağmasını bu dereceye çıkaran ilimdir. Sömürüyü ilkel, basit ve acık şeklinden alıp bu kadar güçlü, derin, köklü ve şiddetli yapan ilimdir. Dünya milletlerinin kültürel sömürüsünü ortaya çıkaran ilimdir. Üçüncü dünyayı çirkinleşmiş kurtzede kuzular yapan ilimdir... Evet yalan söyleyen ilim, dinin sınırlamasından kurtulmuş ama, şimdi de tanrılarını değiştirmiştir. Allah’ın yerine parayı kendi ilahı olarak almış ve para için her işi yapmıştır. İnsanı çirkinleştirip, burjuvazinin sipariş ettiği şekile sokmuştur.” Kitapta bu konular ve daha çok farklı şeyler var. İdeallerin yenilgisi hep paraya gitmiyor. Para bazında yapılan her harekette insandan koparılan duygulara ve anlayışlara da gidiyor. Bu konuyu da barındırması yazarı ayrıca daha ayrı bir yere koymamı sağlıyor. Faşist burjuvanın hayatımızı getirdiği nokta ise şu an hala içinde yaşadığımız düzenin ya kendisini ifade ediyor. “1962 yılında Avrupa’da (ev ekonomisiyle ilgili) bir sergi vardı. Ben ev ekonomisi ile ilgili araç ve gereçlerin sayısı ne kadar ki uluslararası bir sergiyi gerektirsin diye düşünmüştüm? Sonra ikinci sene bu mağazaya gittiğim zaman mutfak araçlarının sınırlı olduğunu gördüm. Araçlardan birisi tereyağı alma maşası idi. Bunun tek görevi bunların veya masa başında oturan hanımların, onunla tabağın içinden tereyağı alıp yiyeceğinin üzerine bırakması idi. Tereyağı alma maşası geçen sene 3-4 çeşitten fazla değildi, ama bu sene 700 veya 800 çeşittir, bu sonuç insanı gerçekten şaşırtıyor. Serginin özel bir bölümü tereyağı alma ma-şalanna mahsus. Bu beyefendi ve hanım daha önce tereyağını kaşıkla (yemek yediği kaşıkla) alıyordu. Ama şimdi, eğer tereyağı almak istiyorsan, bu maşayı alman gerekir. Eğer tereyağını ekmeğine veya yiyeceğine yıldız şeklinde sürmek istiyorsan, onu alman gerekir. Eğer nergis şekli vermek istiyorsan, bunu alman gerekir, baklava şekli vermek istiyorsan diğerini alman gerekir. Evet, kaç tane gül şekli ve geometrik şekil var? Sayısız mı? O halde, bunladın tamamını satın almak gerekir, en azından 10,12 tanesini saun almanız gerekir. Eskiler gibi davranmak olmuyor, istekler var. Eskiden kaşıkla tereyağı alınıyordu, tereyağı alma maşası yoktu. Burjuvazinin bize sadece tüketim ve masraf vermekle kalmadığını, aynı zamanda bize yeni ihtiyaçlar da verdiğini görüyoruz. Çünkü ilim onun emrinde, onun isteğine bağlı. Sosyoloji, psikoloji, teoloji, ahmak tanıma bilimi, edebiyat, propaganda, reklam, sanat... hepsi onun emrinde ve onun isteğine bağlıdır. Böylece durmadan ihtiyaç yaratıyor, yeni ihtiyaçla yeni insan tipi yapıyor, sonra onun ihtiyacını da kendisi gideriyor.” Bir alışveriş merkezinde yeni evlenecek bir çifti görmüştüm. Hafta içi ve hafta sonu kahvaltıları için iki ayrı kahvaltı seti bakıyorlardı. Ali Şeriati’nin örneğinden sonra bu biraz daha masum geldi ama gerçekler. Artık toplumda zengin fakiri atlayan leveller gelişti. Eksikler temel ihtiyaç olmaktan çıktı. Reklamlar hiç aklımızda olmayan ihtiyaç listelerini günden güne beynimize ekti ve artık derdimiz hiç bitmedi. Hep eksiğiz ama ne eksiği yıldızlı şekillerde salatalık şekillendirici aletlerimiz yok. Dert çok bu derdi yapan akıl ne işe yarar bilemedim. Her açıdan doyurucu ve farkındalık yaratan bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar! (Sevgi)
Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.
Hayatı
Çocukluğu
Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.
Eğitimi
Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.
Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.
Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.
Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.
Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.
Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.
Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.
wikipedia
Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
- Hac
- İnsanın Dört Zindanı
- Ali
- Dine Karşı Din
- Kendini Devrimci Yetiştirmek
- Ebuzer
- Anne Baba Biz Suçluyuz
- Kadın (Fatıma Fatımadır)
- Her Hicret Bir İnkılaptır
- Muhammed Kimdir
- Kendisi Olmayan İnsan
- İnsan
- Bilinç ve Eşekleştirme
- Dua
- Çocuklar ve Gençler
- Dinler Tarihi 1
- Dinler Tarihi 2
- Şehadet
- Aydın
- İslam ve Sınıfsal Yapı
- Marksizm
- Kur'an'a Bakış
- Hangi Şia?
- Kapitalizm
- İran ve İslam
- İslam Bilimi (Ciltli) I-II
- İbrahim'le Buluşma
- İslam'ı Tanıma Metodu
- Dünya Görüşü ve İdeoloji
- Yeni Çağ'ın Özellikleri
- Ne Yapmalı
- Yalnızlık Sözleri 1
- İslambilim 1
- İslambilim 2
- Biz ve İkbal
- Aydınlara Umut Çağrısı
- Ali Şiası Safevi Şiası
- Hür Düşünce Mektebi
- İslam Nedir Muhammed Kimdir
- Mektuplar
- Çöle İniş
- İslam'ı Anlamak
- İnsan Olmak
- Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
- Muhammed'i Tanıyalım
- Kültür ve İdeoloji
- Kendini Bilmek
- Yalnızlık Sözleri 2
- Medeniyet ve Modernizm
- Medeniyet Tarihi 1
- Medeniyet Tarihi 2
- İdeallerin Yenilgisi
- Kapitalizm Uyanıyor mu?
- Şia
- Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası
- Sanat
- Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
- Ümmet ve İmamet
- Adem'in Varisi Hüseyin
- Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
- Kavramlar Sözlüğü
- Muhtelif Eserler- I
- Muhtelif Eserler- II
- İslambilim 3
- Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
- Tevhidi Altyapı
- Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
- İslam Ekonomisi
- İslam'ın Tarih Felsefesi
- İslam Sosyolojisi Üzerine
- Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
- Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
- Yarının Tarihine Bakış
- Sevmek Aşktan Üstündür
- Terimler Sözlüğü
- Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri
- Dine Dayanmak
- Siret
- Ali Şeriati'den Aforizmalar
- Dinleri Tanımak
- İki Sûre İki Yorum
- Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
- Toplumbilim Üzerine
- Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
- Aşk ve Devrim
- Ve Cevap Veriyorum
- Öze Dönüş
- Ayet Yorumları
Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
- Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
- Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
- Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
- Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
- Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
- “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)
- Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
- Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
- İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
- "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
- Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumluluktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
- Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
- lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)
- Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
- Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
- Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
- Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
- "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
- Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
- Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
Yorumlar
0 yorum