Kitap Künyesi

Yazar: Şevket Süreyya Aydemir

Yayın Evi: Remzi Kitabevi

İSBN: 9751401854

Sayfa Sayısı: 447

--reklam--

İhtilalin Mantığı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"İhtilal, toplum yapısında biriken çelişmelerin bir gün patlayışıdır. İyi ya da kötü olduğuna göre değil, şartlar tamam olduğu için ihtilal olur. İşte, şartların tamam oluşu ile ihtilal arasındaki bu zaruret, bağıntı veya illiyettir ki, tarihi determinizm açısından, İhtilalin Mantığını teşkil eder. Bu bakımdan 27 Mayıs İhtilali, şartları tamam olan bir ihtilaldi"."Her toplum nasıl kendi tarihinin ve jeopolitik ortamının koşulları içinde şekilleşiyorsa, her biri bir sosyal hareket ve yapı değişmesi olan ihtilaller de kendilerini doğuran koşulların hasılası olarak kendilerine özgü nitelikler taşırlar."Toplumlar ise, homogen değildirler. Yani her toplumu oluşturan sosyal tabakalarla, bu tabakalar arasındaki ilişkiler ile müesseseler ve nihayet topluma hakim olan değer ölçüleri diğer toplumlarla aynı değildir. Ama bütün toplumların yapılarında, kendi aralarında çatışan çelişkiler mutlaka vardır. Fakat bütün toplumlar için bu çelişkilerin mutlaka ihtilaller yolu ile çözümlenmesi şart mıdır, kaçınılmaz mıdır? Yahut ihtilal toplumsal bir kader ve bütün toplumlar için mukadder midir? Hayır!"

--reklam--

İhtilalin Mantığı Alıntıları - Sözleri

  • Şimdi ihtilal iktidarı bir defa eline geçirmiş olanlar tarafından yapılıyor. Son zamanların modası budur. Seçimle iktidara geliniyor. Devletin vasıtalarına el konuluyor. Fakat seçimle gitmek ihtimali ufukta görüldü mü : _ Ben buradan gitmem telaşına düşülüyor...
  • Atatürk'e ve hatırasına bağlılık, elbette ki Atatürk'ü putlaştırmak değildir. Kahraman putlaştırıldığı zaman ölür.
  • Hülasa, yeni Avrupa ve Fransız İhtilali'nin davet ettiği problemlere karşı Osmanlı İmparatorluğu kapalı ve uykudaydı. Avrupa'daki fikir hareketleri, fikir neşriyatı üzerinde Osmanlıcaya, ne Tanzimat öncesinde, ne Tanzimat devrinde, ne de II. Meşrutiyet'ten önceki o karanlık Abdülhamit saltanatı ve temelden çöküntü devrinde, tek eser tercüme edilmiş değildir. Onun için biz, II. Meşrutiyete gözlerimizi, 100-150 yıllık bir uykudan uyanan bebekler gibi açtık. Dünyanın aldığı mesafeden en az 150 yıl geri kalmıştık. Bu geriliğin ve Abdülhamid devri çöküntüsünün bedelini ise II. Meşrutiyet devrinde, başdöndürücü geriliğimiz, parçalanmış ve daha doğrusu, çöküşümüzle ödedik.
  • Vaktiyle 31 Mart isyanındaki ilişkilerinden kurtulmak için Harp Divanına, kendisinin hem cahil, hem deli olduğunu raporlarla ispatlayıp, bir de "İki Musibet Mektebinin Şehadetnamesi" yani tımarhaneden ve hapishaneden belgeler de yayınlatan eski "Bediüzzaman Said-i Kürdi" isminde biri, şimdi "Said-i Nursi" adı ile ortaya atılıp, adeta bir din içinde din akımı örgütlenecektir. Anadolu'da yeşil takke, çok yerde şapkanın yerini alacak, insanlar daha çocuk denecek yaşlarda sakal bırakarak bunları yapmayanlar, kafir sayılacaktır.
  • "Zaten Demokratik denilen ülkelerde Reformculuk da itibarını kaybettiği zaman, ancak şiddet rejimleri konuşur. Yani, Parlamento itibarını bulamazsa, olaylar, bizi yeni 12 martlara sürükleyebilir. Ama bu defa gelecek bir 12 mart, korkulur ki, ülkeyi, zaten çok mesafe alınan ve Batıda, Polis rejimi olarak anılan nizamlara sürükleyebilir."
  • "İhtilâl, ne iyidir, ne de fena. İhtilâl, toplum yapısında biriken çelişmelerin bir gün patlayışıdır. Bunun için iyi veya fena olduğuna göre değil, ama şartlar tamam olduğu için ihtilâl olur. "
  • Formel Mantık (Klasik Mantık), iyiyi ya da kötüyü, doğruyu veya yanlışı arar. Halbuki ihtilal, ne iyidir, ne kötü. Eğer şartlar tamam olursa ve toplum bir ihtilale gebeyse ihtilal olur.
  • Demagog; sokak kalabalıklarının akıllarına değil, hislerine, kolay harekete getirilebilir komplekslerine hitap ederek, onları peşinden sürükleyen adamdır. Bu böyle olunca da, Demagog'un, girmeyeceği kılık ve yapmayacağı oyun yoktur.
  • "Orduyu kendinin zanneden, kendi kendini aldatır. Ordu, kendi kanunları içinde yaşar."
  • Anarşizmin tek kanunu vardır. O da şudur: Bütün kanunlar ilga edilmiştir.
  • "Monarşi , bir kimsenin, herhangi bir sorumluluk veya denetim olmaksızın dilediğini yapabilmesi demektir.Böyle olunca da sağlam bir ahlak sisteminin içine nasıl yerleştirilebilir ? Böyle bir mevkiye yükseltilen insanların en iyisi bile kötüleşir."
  • Demokrat Parti! 27 yıllık kalkınma veya kuruluş sıkıntılarından, savaş kısıntılarından, köyde emeği değerlendiremeyen düşük fiyatlardan, zirai sefaletten, geri kalmışlıktan, kredi ve sermayesizlikten onlar da sorumludurlar.Ama bütün bunlardan yakınan halk seçimlerde onları atılırcasına beklerler. Yolsuzluk, gelirsizlik, işsizlik, fakirlik, dış sermaye akımlarının yokluğu,hulasa herşeyin suçlusu şimdi İnönü ve onun saflarında kalanlardır ( güya).

--reklam--

İhtilalin Mantığı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Şartlar Tamam Olunca ...: Açıkçası kitap bilimsel bir dille yazılmış ve okumak zor oldu diyebilirim. Tabii bu durumu böyle görmemin sebebi kitabı okumadan önce kitaptan beklediğim 27 Mayıs darbesinin diğerlerinden farkıydı. Belki hala temiz sayılabilen tek darbe olduğu için darbeyi beğenmeyi bekledim ama olmadı. Şartlar tamam olmuş fakat plansız, programsız bir ihtilâl gerçekleştirirmiş. Darbe hakkindaki yorumum bu. Özellikle ilgilendiğiniz bir konu değilse okumanızı tavsiye etmem. Çünkü konusu spesifik ve işlenişi de öyle. (Emre)

İhtilal, toplum yapısında biriken çelişmelerin bir gün patlayışıdır. İyi ya da kötü olduğuna göre değil, şartlar tamam olduğu için ihtilal olur. İşte, şartların tamam oluşu ile ihtilal arasındaki bu zaruret, bağıntı veya illiyettir ki, tarihi determinizm açısından, İhtilalin Mantığını teşkil eder. Bu bakımdan 27 Mayıs İhtilali, şartları tamam olan bir ihtilaldi'. 'Her toplum nasıl kendi tarihinin ve jeopolitik ortamının koşulları içinde şekilleşiyorsa, her biri bir sosyal hareket ve yapı değişmesi olan ihtilaller de kendilerini doğuran koşulların hasılası olarak kendilerine özgü nitelikler taşırlar. (Hakan Arıkan)

İhtilalin Mantığı - İnceleme: Bu kitabı bana babam tavsiye etmişti. Sanıyordum ki sadece Türkiye'nin yakın geleceğinden bahsedecek. Fakat tarihin başından beri olan ihtilallerden bahsetmeye başladı ve ihtilallerin tarihine bakınca birbirinden ilginç bir çok olay görmekte mümkün.O kadar bilgi dolu ve kaynağa dayandırılan bir kitap olması sebebiyle de güvenimi ve saygımı kazanmış oldu. Biraz eski kelimeler ve uzun cümleler içeriyor.( çok akıcı değil.) ama bu güzel bir kitap olmasına engel değil. ve gine kitap ilerledikçe akıcılığının da arttığını söyleyebilirim.Beni rahatsız eden minik bir detayı yazarın bir sürü kitabı olması sebebiyle bazı kısımları ben bunu başka bir kitapta ayrıntılı anlattım diyerek ten es geçmesi.Sadece bu kitabını okuduğum için bazı noktaların eksik kaldığını hissediyorum ve bazen kitabın kendi içinde çok tekrara düştüğünü de gördüm. Genel olarak ihtilaller hakkında bilgi sahip olmak için veya 1960 ihtilalini ayrıntılarıyla öğrenmek için güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.Kitaba ulaşabilenlerin okumasını tavsiye ederim. (Bengi Günay)

--reklam--

İhtilalin Mantığı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Şevket Süreyya Aydemir - İhtilalin Mantığı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İhtilalin Mantığı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Şevket Süreyya Aydemir Kimdir?

1897'de Edirne'de Balkan göçmeni, topraksız bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Mehmet Ağa, Bulgaristan'ın Deliorman yöresinde toprak sahibi varlıklı bir kişi iken servetini kaybetmiş biriydi, Edirne'de bahçıvan olarak çalışmaktaydı. Annesi aydın bir kişi olan Şaziye Hanım idi. Okuma yazmayı annesinden öğrendi. Mahalle Mektebi'nden sonra askeri rüştiyeye devam etti. Küçük yaşlardan itibaren siyasetle ilgilendi. Henüz on bir yaşında iken İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu. Balkan Savaşları öncesinde annesini ve bir ağabeyini kaybetti. Edirne işgale uğrayınca katliamdan kurtulmaları için İstanbul'a gönderilen çocuklar arasında yer aldı. Kuleli Askeri Lisesi'ne kaydoldu ancak Edirne'nin geri alınması ve bir oğlunun daha asker olmasını istemeyen babasının çağırması üzerine geri döndü; Edirne Rüştiyesi ve Öğretmen Okulu'nda (bugünkü Edirne Lisesi) öğrenim gördü. Bu yıllarda Turancı görüşleri benimsedi. Diğer ağabeyinin Sarıkamış'ta hayatını yitirmesi üzerine I. Dünya Savaşı'nda gönüllü olarak savaşa katıldı; ağabeyin şehit edildiği Kafkasya Cephesi'nde çarpıştı, yaralandı. Cephedeyken okuduğu Müfide Ferit'in Aydemir adlı romanı onu çok etkiledi. İleride Soyadı Kanunu çıktığında Aydemir soyadını seçmesi bu romanın etkisiyledir.

Geri çekilme emri üzerine Edirne'ye dönen Şevket Süreyya, öğretmenlik eğitimini tamamladı. Edirne'nin Yunanlar tarafından işgali üzerine bir süre yerel direniş hareketlerine katıldı. Azerbaycan'da kurulan hükümetin İstanbul hükümetinden öğretmen istemesi üzerinde Nuha kentine (bugünkü adıyla Şeki) öğretmen olarak atandı ve 1919–1920 yılları arasında Azerbaycan'a geçti. Ermeniler'e karşı kurulan gönüllü birliğin kumandanı oldu ve bir halk kahramanı haline geldi. Ancak Kafkasya'nın çok etnikli yapısını görünce eski Turancı fikirlerinin doğruluğunu sorgulamaya başladı. Bakü'de toplanan Doğu Halkları Kurultayı'na Nuha Delegesi olarak katıldı. Bu kongreye katılması onun komünizme merakını arttırdı. Kurtultay'dan 10 gün sonra yine Bakü'de gerçekleşen Türkiye Komünist Fırkası'nın toplantısına da katılan Şevket Süreyya, merak ettiği ideolojiyi öğrenmek isteiği ağır basınca Milli Mücadele'ye katılmak yerine Nuha'ya dönmeyi tercih etti. Bir süre amaçsızca gezen Şevket Süreyya, Batum'a gittiğinde Komünist Parti'ye girdi. Yine Batum'da bir öğretmen arkadaşının kızkardeşi ile evlendi ve bu evliliği ömrünün sonuna kadar sürdürdü. Batum'dan sonra Moskova'ya giderek bir çok Türk öğrenicinin de öğrenim gördüğü Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne (KUTV) kaydoldu. İktisadi ve Sosyal Bilimler Okulu 'nda ekonomi eğitimi aldı. 1923 yılında Türkiye'ye geri döndü.

Şevket Süreyya, Türkiye'ye döndükten sonra Aydınlık Dergisi'nde komünist fikirleri yaymaya çalışan yazılar yazdı. 1924 yılında Sadrettin Celal Antel ile beraber hazırladığı Lenin ve Leninizm adlı kitabı yayımladı. 1925'te TKP'nin üçüncü kongresinde yedi kişilik Merkez Komite'nin üyesi oldu. Türkiye İşçi ve Çiftçi Fırkası'nın 1 Mayıs'ta "Dünyanın Bütün İşçileri Birleşiniz" yazılı broşür dağıtması nedeniyle gerçekleşen "1925 tevkifatı" sonucu dergi kapatıldı ve Aydemir de Ankara İstiklal Mahkemesi'nde devrin bir çok ünlü komünistiyle beraber yargılanarak 10 yıl hapse mahkum oldu. Muasır Türkiye'nin İktisadi İnkişaf İstikametleri adlı kitabını mahkumiyeti sırasında yazdı fakat bu eser yayımlatamadı. Afyon Cezaevi'nde geçirdiği bir buçuk yıldan sonra 29 Ekim 1927'da ilan edilen genel aftan yararlanarak hapisten çıktı. 1927 Tevkifatı sırasında yeniden tutuklanıp yargılandı fakat beraat etti. Bundan sonra komünizm çizgisinden ayrılıp bir nevi milliyetçi komünizm anlayışını savunmaya başladıysa da Türkiye için geçerli düşüncenin Kemalizm olduğu görüşüne döndü. Vedat Nedim Tör'le birlikte TKP'den ayrıldı. Partiyi polise ihbar etmekle suçlandı.

1928'de Bürokrat olarak Ankara'da çalışmaya başladı. 1951 yılında kadar eğitimci ve iktisatçı olarak çeşitli devlet görevlerinde bulundu. Yüksek Teknik Öğretim Umum Müdür Yardımcılığı, Ankara Belediyesi İktisat Müdürlüğü, Ankara Ticaret Mektebi Kurucu Müdürlüğü, İktisat Vekaleti Sanayi Tetkik Heyeti Reisliği, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Üyeliği yaptı.

1932 yılında Atatürk'ün isteği üzerine Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte Kadro Dergisi'ni çıkarttı. Dergi kapatıldığında Ankara Ticaret Mektebi'nde müdür olan Aydemir, bu görevi 1936'ya kadar sürdürdü. İki yıl Ankara Belediyesi İktisisat Müdürlüğü yaptıktan sonra İktisat Bakanlığı'nda çalışmaya başladı ve İsmet İnönü'nün güvenini kazandı. Komünist geçmişi nedeniyle çok eleştirilse de başarıları nedeniyle yükseldi. Bir dönem Ekonomi Bakanlığı'nca İsmail Hüsrev Tökin'le birlikte bir kalkınma planı hazırlamakla görevlendirildi. Fakat İsmet Paşa bu planı kabul etmedi.

1951'de Vekiller Heyeti kararıyla emekli edildikten sonra kendisini yazarlığa verdi. Hayatı boyunca çok sayıda eser veren Aydemir, Tek Adam adlı eserinde Atatürk; İkinci Adam adlı eserinde İsmet İnönü 'yü yazdı. Bunun dışında Menderes'in Dramı, Enver Paşa (kitap) gibi biyografiler ve Suyu Arayan Adam gibi otobiyografik denemeler dışında Toprak Uyanırsa ve Kahramanlar Doğmalıydı adlı romanları yazdı. 27 Mayıstan sonra oluşan yeni düşünce ortamında kurulan sosyalist eğilimli Devrim ve Yön gibi dergilerde yazıları yayınladı. 12 Mart Muhtırası sonrası Yön Dergisi kapatılınca yazılarına Cumhuriyet Gazetesi'nde devam etti. 25 Mart 1976'da Ankara'daki evinde hayatını kaybetti. Ankara Belediye Başkanı'nın emriyle tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedilmiştir. Adı, Ankara'da yıllarca oturduğu sokağa verildi.

--reklam--

Şevket Süreyya Aydemir Kitapları - Eserleri

  • Suyu Arayan Adam
  • Tek Adam - Cilt 1
  • Tek Adam - Cilt 2
  • Tek Adam - Cilt 3
  • İkinci Adam Cilt: 1
  • Menderes'in Dramı
  • İkinci Adam - Cilt 2
  • Toprak Uyanırsa
  • İkinci Adam Cilt: 3
  • Enver Paşa - Cilt 1
  • Enver Paşa - Cilt 2
  • Enver Paşa - Cilt 3
  • Tek Adam Mustafa Kemal
  • İhtilalin Mantığı
  • İnkılap ve Kadro
  • Kırmızı Mektuplar ve Son Yazılar
  • Lider ve Demagog
  • Kahramanlar Doğmalıydı

--reklam--

Şevket Süreyya Aydemir Alıntıları - Sözleri

  • 530 esir, Yılanlı Ovası'na indirilir. Görürler ki kendilerini esir alanlar bir avuç köylülerdir. Ama Menil'in başka bir derdi daha vardır: Genç ve güzel karısı Bilemedik'te çalışıyordu, acaba ne oldu? Düğüm çabuk çözülür: Bilemedik'te de Fransızlar yenilmiş ve Bayan Menil esir edilmiştir. Esir Bayan hiçbir hakeret görmemiştir. Türk çetelerinden gördüğü üstün insanlık muamelesini heyecanla kocasına anlatırken, Çukurova'da Fransızlarla Ermenilerin yaptıklarını çok iyi bilen Menil'in başını utanarak önüne eğdiğini etrafındakiler görürler. Tarih 28 Mayıs 1920'dir. (Tek Adam - Cilt 2)
  • ...Biz Anadolu köylüsünü dindar , mutaassıp bilirdik.Halbuki bu gördüklerim sadece cahildiler. (Suyu Arayan Adam)
  • ''Eğer takdir seslerini, dostlarımızın alkış sadalarından değil de, düşmanlarımızın kin ve garaz dalgalarından duyabilirsek, yolumuz çetin, fakat yolculuğumuz yaşanmaya değer olacaktır...'' (İkinci Adam - Cilt 2)
  • Kumandan muharebeyi, harp meydanında değil, kafasında kaybederse, bu yenilgi, tam yenilgi olur. Savaş, kumandanın kafasında kaybolmadıkça, yenilgi tamamlanmış ve savaş sona ermiş değildir. Milli Mücadele'de biz savaşı, hiçbir zaman kafamızda kaybetmiş duruma düşmedik... (Tek Adam - Cilt 2)
  • Mustafa Kemal’in cevabı kısa ve kesindir: “Bir gün de, geldikleri gibi giderler”. (Enver Paşa - Cilt 3)
  • Bize göre ise, bu büyük tezadın halli için her şeyden önce, sanayici memleketlerle sanayiden yoksun memleketler arasındaki ekonomik bağımlılığın kalkması lazımdır. Yani, dünya üzerine bugün kurulmuş olan iktisadi iş bölümünün değişmesi şarttır. Büyük üretim vasıtalarının, yani sanayinin ve ulaştırma vasıtalarının dünya üzerinde yeniden ve daha rasyonel bir şekilde dağılışı şarttır. Bu tasfiye ve dağılış, elbette ki, sanayici ülkelerin sanayisiz ve geri kalmış milletler ve halklar tarafından yağması suretiyle değil, fakat haysiyetli bir milli bağımsızlık savaşı ile, kurucu inşacı ve planlı bir milletler ve halklar kalkınması, yani kısacası Milli kurtuluş yolu ile olacaktır. (İnkılap ve Kadro)
  • Asırlar boyunca Şarktaki (Doğu memleketlerindeki) bütün sokak ayaklanmaları, din bayrağı altına sığınmıştır. Dinin değil ama geriliğin davalarını gütmüştür. (Enver Paşa - Cilt 2)
  • Polatlı, Anadolu' nun önemli bir ilçesidir. (Toprak Uyanırsa)
  • yolumuzu biz mi tayin ederiz? yoksa birtakım eller , çıktığımız yolculukta bizi kendi şartlarına ve kanunlarına göre , bu şartların çezildiği istikametlere doğru mu iterler? bu , bütün çağlar boyunca insanoğlunun serüveninde bir problemdir ki , bu problemi ne bizden öncekiler çözebilmişlerdir , ne bizden sonrakiler çözebilecekler .. && uyumak ve unutmak? bazen uyku ve unutuş , ne kadar da kurtarıcıdır önümüzde ise aşılacak daha nice yollar var .. && kendine dön , kendine inan ve yalnız kendinde olanı ara .. (Suyu Arayan Adam)
  • İkinci Meşrutiyet için mücadele eden İttihat ve Terakki, aydın öncülerin çalışmalarında, meşrutiyet genel mefhumundan başka, doktriner bir anlayış bulmak mümkün değildir. (Enver Paşa - Cilt 1)
  • Sovyetler Birliği, devletler arasında bir ahlak siyaseti değil, bir rejim ve doktrin mücadelesi yürüten bir ülkeydi. (İkinci Adam - Cilt 2)
  • Atatürk'e ve hatırasına bağlılık, elbette ki Atatürk'ü putlaştırmak değildir. Kahraman putlaştırıldığı zaman ölür. (İhtilalin Mantığı)
  • "Sizin gibi ruh temizliğine ve değerlerine inandığım beş on kişimiz daha olsa, bu talihsiz vatan, elbette kurtulur." (Enver Paşa - Cilt 2)
  • "Monarşi , bir kimsenin, herhangi bir sorumluluk veya denetim olmaksızın dilediğini yapabilmesi demektir.Böyle olunca da sağlam bir ahlak sisteminin içine nasıl yerleştirilebilir ? Böyle bir mevkiye yükseltilen insanların en iyisi bile kötüleşir." (İhtilalin Mantığı)
  • Devrim; Halkın faydasına olanları, halka rağmen, fakat halk için, halka getirme işidir. (İnkılap ve Kadro)
  • Şarki Buhara’ya geçiyorum. Kazanırsak Gazi, kazanamazsak Şehit olacağız. Yol gösterecek Türkmenler, artık bizi beklemesinler… (Enver Paşa - Cilt 3)
  • Namık Kemal bir bayrak adamdır. Ve bayrak adamlar tarihte pek fazla yetişmezler... (Enver Paşa - Cilt 1)
  • Tarihte öyle zaman olur ki, milletin iradesini, hatta tek bir kişi bile şahsında temsil edebilir. Mesela Tek Adam, yani Mustafa Kemal böyle bir temsilciydi. (Menderes'in Dramı)
  • Gerçek şudur ki, Mustafa Kemal, şu atalar sözü gereğince: "Ya devlet başa ya kuzgun leşe!" diyerek evvelâ Erzurum'da kelleyi koltuğuna almıştır. (Tek Adam - Cilt 2)
  • Pazara inmeyen erkeğin, ev halkının gözünde hiçbir kıymeti yoktur. (Toprak Uyanırsa)