Kitap Künyesi
Yazar: Hakan Bıçakcı
Yayın Evi: Kara Karga Yayınları
İSBN: 9786057865076
Sayfa Sayısı: 96
--reklam--
İki Rüya Dokuz Gerçek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hakan Bıçakcı'dan, ürpertici, naif, neşeli, hüzünlü ve beynimizi yerinden çıkarıp tekrar takan bir roman.
Gerçekçi düşler ve düş gibi bulanık bir gerçeklik algısı birbirine karıştı. Kontrol, televizyon kumandalarından, platonik aşkın dirilttiği tesadüfi umudun eline geçti. Yetişkinliğin yıllar süren karanlığında zamanın nasıl geçtiği anlaşılamadı ve zihin aradaki boşluklara girebilmek için direksiyonu gizemli bir yola, kirli ucuz bir otele, terk edilmiş bir lunaparka kırdı.Dışarıda ısıtmayan bir güneş, ıslatmayan bir yağmur, üşütmeyen bir rüzgâr vardı...
--reklam--
İki Rüya Dokuz Gerçek Alıntıları - Sözleri
- Şu kadim kuralı unutmuştum: Bir seferliğine diye yaptığın her iyilik, kısa zamanda görevin haline gelir.
- "Isıtmayan bir güneş, ıslatmayan bir yağmur, üşütmeyen bir rüzgar vardı dışarıda."
- Şu kadim kuralı unutmuşum:Bir seferliğine diye yaptığın her iyilik, kısa zamanda görevin haline gelir.
- Siyah beyaz. Hep aynı sıkıcılık. Bu renksizlik bizde aile geleneği. Rahmetli babamın siyah beyaz fotoğraflarında da böyle. Ama ne yapayım? Ne zaman bir renk katayım desem, komik duruma düşeceğim kuruntusuna kapılıyorum. Ve her seferinde sıkıcı olmayı komik olmaya tercih ediyorum. İnsanların benzerlerine farklı görünme telaşını manasız buluyorum. Belki bu da bir tür kibir.
- Ne zaman bir renk katayım desem, komik duruma düşeceğim kuruntusuna kapılıyorum. Ve her seferinde sıkıcı olmayı komik olmaya tercih ediyorum.
- Ama ne yapayım? Ne zaman bir renk katayım desem, komik bir duruma düşeceğim kuruntusuna kapılıyorum. Ve her seferinde sıkıcı olmayı komik olmaya tercih ediyorum.
- Bir seferliğine diye yaptığın her iyilik,kısa zamanda görevin haline gelir.
- Neden böyleydim ben? Neden hep panik halinde ve huzursuzdum? Neden hiçbir şeyin keyfini bozmasına izin vermeyen, kendini her fırsatta şımartan, kendine poz bile verip bunu düzenli aralıklarla paylaşmayı ihmal etmeyenlerden değilim?
- Gerçekçi düşler ve düş gibi bulanık bir gerçeklik algısı birbirine karıştı. Kontrol, televizyon kumandalarından, platonik aşkın dirilttiği tesadüfi umudun eline geçti. Yetişkinliğin yıllar süren karanlığında zamanın nasıl geçtiği anlaşılamadı ve zihin aradaki boşluklara girebilmek için direksiyonu gizemli bir yola, kirli ucuz bir otele, terk edilmiş bir lunaparka kırdı. Dışarıda ısıtmayan bir güneş, ıslatmayan bir yağmur, üşütmeyen bir rüzgâr vardı.
- İnsanların benzerlerine farklı görünme telaşını manasız buluyorum. Belki bu da bir tür kibir.
- İnsan hayatı ayakta durmak, ortadan ikiye katlanarak oturmak veya uzanıp yatmaktan ibaretti. Bir dördüncüsü yoktu.
- Bende battal boy çöp poşeti gibi görünen siyah deri ceketleydim. Kapının önüne çıkarılan çöp gibi oturdum kapının önündeki sandalyelerden birine.
- ‘Bir seferliğine diye yaptığın her iyilik, kısa zamanda görevin haline gelir.’
- İnsan hayatı ayakta durmak, ortadan ikiye katlanarak oturmak veya uzanıp yatmaktan ibaretti. Bir dördüncüsü yoktu.
- "İnsan hayatı ayakta durmak, ortadan ikiye katlanarak oturmak veya uzanıp yatmaktan ibaretti. Bir dördüncüsü yoktu."
--reklam--
İki Rüya Dokuz Gerçek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
“Isıtmayan bir güneş,ıslatmayan bir yağmur,üşütmeyen bir rüzgar vardı dışarıda.” Ama kadın bu havaya inat bir adamın rüyalarını,sıradan gerçekliğini,günlük telaşsız telaşlarını okudu. Gülümsedi, birkaç yerde içten güldü, incelikli anlatımını inceden inceye sevdi. Karakterin Kumandan adındaki kumanda dükkanını sahiplendi, ‘ah Canan sen neymişsin’ serzenişinde de bulundu..M.K Perker’in çizgilerini pek yakıştırdı bu novellaya.. Velhasıl kadın bu kitabın devamı olsa da okurdu keyifle~ . Ben neden daha önce Hakan Bıçakçı ile tanışmadım? Ki kendisinin iki kitabı kitaplığımda..Seveceğimi de bilmeme rağmen.. İnandığım bir şey var: insanlar gibi kitaplar da doğru anda, en doğru biçimde karşınıza çıkmayı bekliyorlar. Geldikleri gibi gitmek istemediklerinden.. (Hülya Açılan)
Hakan Bıçakçı'nın "İki Rüya Dokuz Gerçek" novellası beni çok etkilemedi. Yolculuk esnasında kafa dağıtmak için okunabilecek, dili sade, rahat okunur bir çalışma. Bir mesele aradım, çok tatlı başladı ama sonucu vasat geldi. İllüstrasyonlar ise çok çok güzel ve kitaba farklı bir hava katmış. (Çağla Özden)
İki Rüya Dokuz Gerçek daha ilk sayfalardan bir Hakan Bıçakçı hikayesi olduğunu, yazarın diğer eserlerinde de kullandığı postmodernist üslubu ile kolaylıkla hissettiriyor. Bıçakçı bu kez, yine rüya ile gerçeğin arasındaki sınırın belirsizleşerek birbirine karıştığı bir dünyada, sıradan bir yaşam süren isimsiz kahramanın başından geçen sıra dışı ancak ayakları yere basan bir hikaye ile çıkıyor karşımıza. Bu naif hikaye, başından sonuna merak içinde okunan, huzursuz ancak bir o kadar eğlenceli, ustalıkla yapılan kelime ve dil oyunlarının çokça kez gülümsettiği, illüstrasyonların hikayeyi hareketlendirdiği bir uzun öykü. Yazarın anlatım biçimini sevenler, benzer yapıya sahip bir diğer kitabı Otel Paranoya’yı da beğeneceklerdir. (Ali Can Yağan)
--reklam--
İki Rüya Dokuz Gerçek PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hakan Bıçakcı - İki Rüya Dokuz Gerçek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İki Rüya Dokuz Gerçek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hakan Bıçakcı Kimdir?
1978’de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra 1996 yılında üniversite eğitimi için Ankara’ya gitti. 2001’de Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirerek İstanbul’a döndü.
İlk romanı “Romantik Korku” 2002, ikinci romanı “Rüya Günlüğü” 2003, üçüncü romanı “Boş Zaman” 2004, ilk öykü kitabı “Bir Yaz Gecesi Kâbusu” 2005 yılında ve dördüncü romanı “Apartman Boşluğu” 2008 yılında Oğlak Yayınları’ndan çıktı.
Beşinci romanı “Karanlık Oda” 2010 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. 2011 yılında "Apartman Boşluğu", "Boş Zaman" ve "Rüya Günlüğü" İletişim Yayınları tarafından yeniden yayımlandı. Yeni ve eski öykülerden oluşan öykü kitabı "Ben Tek Siz Hepiniz" 2011’de İletişim’den çıktı.
"Apartman Boşluğu", 2009 yılında Arnavutçaya, 2010 yılında Arapçaya, 2011 yılında Bulgarcaya ve İngilizceye çevrildi.
Çeşitli dergi ve gazetelerde edebiyat, sinema, popüler kültür konulu yazıları yayımlandı.
Yayımlanmış Kitaplar:
Ben Tek Siz Hepiniz / öykü / 2011
Karanlık Oda / roman / 2010
Apartman Boşluğu / roman / 2008
Bir Yaz Gecesi Kâbusu / öykü / 2005
Boş Zaman / roman / 2004
Rüya Günlüğü / roman / 2003
Romantik Korku / roman / 2002
--reklam--
Hakan Bıçakcı Kitapları - Eserleri
- Ben Tek Siz Hepiniz
- Uyku Sersemi
- Rüya Günlüğü
- Apartman Boşluğu
- Doğa Tarihi
- Boş Zaman
- Hikayede Büyük Boşluklar Var
- Karanlık Oda
- Otel Paranoya
- İki Rüya Dokuz Gerçek
- Normal Nefes Almaya Devam Edin
- Romantik Korku
- Bir Yaz Gecesi Kâbusu
--reklam--
Hakan Bıçakcı Alıntıları - Sözleri
- Cevabı bende olmayan karmaşık soruların ve dağınık düşüncelerin yoğun sıvılar gibi birbirine karışarak yer ve şekil değiştirdiği bir bataklığın içine gömüldüğümü hissediyordum. (Boş Zaman)
- Hiçbir şey üretmeyip üretilenleri tekrarlamak tüketmişti bizi. (Apartman Boşluğu)
- Gerçekçi düşler ve düş gibi bulanık bir gerçeklik algısı birbirine karıştı. Kontrol, televizyon kumandalarından, platonik aşkın dirilttiği tesadüfi umudun eline geçti. Yetişkinliğin yıllar süren karanlığında zamanın nasıl geçtiği anlaşılamadı ve zihin aradaki boşluklara girebilmek için direksiyonu gizemli bir yola, kirli ucuz bir otele, terk edilmiş bir lunaparka kırdı. Dışarıda ısıtmayan bir güneş, ıslatmayan bir yağmur, üşütmeyen bir rüzgâr vardı. (İki Rüya Dokuz Gerçek)
- Her insan uyanıkken ortak bir dünyadadır. Fakat uykuda herkes kendi dünyasındadır. (Karanlık Oda)
- Saatine baktı: On bir buçuğu geçiyordu. İşe gidenlerin telaşlı kesmekeşiyle, öğlen yemeğine çıkanların açgözlü kalabalığının arasındaki tenha zaman dilimi... (Apartman Boşluğu)
- Kendi ülkesinde heykelleri yakıp yıkan politikacılara işleri yolunda gidiyor diye oy verip, yurtdışı gezilerinde heykellere sokulup otuz iki dişini göstererek gururla poz veriyordu... (Doğa Tarihi)
- Bir yerde işler kötüye gitmeye başladı mı, orada böcekler gözükmeye başlar. Sağda solda, irili ufaklı böcekler... Zaten böceklerin bulunduğu bir yerdeyse sayıları artar. Kimseyle paylaşmadığım bu ipe sapa gelmez inanış çocukluğumdan beri sürmekte. (Boş Zaman)
- "Bu gezegende korkmamız gereken tek yaratık insandır." (Apartman Boşluğu)
- Güldü. Gülüşünde hiçbir kendini beğenmişlik izi yoktu. Aksine sanki bu kadar çok şey bilmesi onu incitiyor, utandırıyor, ürkütüyordu. (Rüya Günlüğü)
- "Hiçbir şey üretmeyip üretilenleri tekrarlamak tüketmişti bizi." (Apartman Boşluğu)
- Herkes her şeyi bilmek zorunda değil. Hem fazla ayrıntı bir süre sonra insanın ayağına takılıyor. (Otel Paranoya)
- Artık sona yaklaşıyoruz. Sen geride kaldın gibi. Dünyada hayat olduğu zamanlarda... (Hikayede Büyük Boşluklar Var)
- Sessizliğimiz renk değiştirdi. (Rüya Günlüğü)
- İçi kaçma hissiyle doldu. Kendinden kaçmak istiyordu. Tüm hızıyla koşarak... (Doğa Tarihi)
- '' Herkes güler. Kurumsal kahkahalarını ortalığı dağıtmamaya özen göstererek etrafa saçar. Bu, sosyal gülmedir. Sadece ağızla yapılır. Gerçek gülmede olduğu gibi gözler devreye girmez. Sosyal sosyal gülünür, sonra dağılınır. '' (Doğa Tarihi)
- Sıkılıyordum ama içimde gizli bir sevinç vardı. Seviniyordum ama içimde gizli bir sıkıntı vardı. (Normal Nefes Almaya Devam Edin)
- Kendi gözleriyle değil, başkalarının gözleriyle bakıyordu kendine. (Doğa Tarihi)
- Genelde pek bir cazibesi olmayan insanlar gülünce güzelleşirler. (Normal Nefes Almaya Devam Edin)
- Tam da o hat için bomba ihbarı yapılmış bir sabah, metroya binmiş insanlar gibi. Şefkatle yaklaşıyordu herkes birbirine. Hep birlikte ölümü göze almanın yatıştırıcı ve yakınlaştırıcı ruh hali. Yıkılacak binaların sakinleri. (Uyku Sersemi)
- Seviye düşünce eğlence artar. Bu kural asla değişmez. (Hikayede Büyük Boşluklar Var)
Yorumlar
0 yorum