Kitap Künyesi

Yazar: Salman Rushdie

Çevirmen: Begüm Kovulmaz

Orijinal Adı: Two Years Eight Months and Twenty-Eight Nights

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750733611

Sayfa Sayısı: 320

--reklam--

İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İki yıl, sekiz ay ve yirmi sekiz gece. Parmak hesabı yaptığımızda bin bir gece. Çağımızın en usta anlatıcılarından Salman Rushdie, Şehrazad'ın masallarından aldığı motiflerle okurlarını bir masal âlemine götürürken, aslında günümüzün gerçeklerini aktarıyor. Yazarın babası, İbn Rüşd'e olan sevgisinden dolayı Rushdie soyadını almış; şimdi de kendisi İbn Rüşd'ü romanın başkahramanlarından biri yaparak o saygıyı sürdürüyor. Kitapta açıkça belirtilmese de roman 11 Eylül terör olaylarından yola çıkıyor ve o güne çeşitli göndermeler yapıyor.

"Geçmişimize dair bir hikâye bu, o kadar uzun zaman önceden kalma ki bazen buna tarih mi desek, mitoloji mi, bilmiyoruz. Bazılarımız peri masalı diyor. Ama şu konuda hemfikiriz: Geçmişe dair bir hikâye anlatmak, bugüne dair bir hikâye anlatmak demektir. Bir fanteziyi, hayalî bir hikâyeyi anlatmak, gerçekler hakkında bir hikâye anlatmanın da yoludur. Bu doğru olmasaydı hikâye anlatmak anlamsız olurdu ve bizler gündelik hayatlarımızda anlamsızlıktan mümkün olduğunca kaçmaya çalışırız. Tarihimizi araştırır ve yeniden anlatırken kendimize sorduğumuz soru şudur: Oradan buraya nasıl geldik?"

--reklam--

İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece Alıntıları - Sözleri

  • Dünya sıradan insanların kabullenemeyeceği kadar vahşi,ölümcül,anormal bir yerdi.
  • "tarihin bu noktasında artık insanlık hakkında umut beslemenin olanaksızlığı"
  • İyimserliğin yenilgisi karşısında yapılacak tek şey yüksek duvarların arkasına çekilmekti;hem kişinin içindeki hem dünyadaki yüksek duvarların arkasına çekilmek ve kaçınılmaz sonu beklemek.
  • Dün yoktu artık.Yarın da asla gelmiyordu ve geriye yalnızca bugün kalıyordu.
  • "On sekiz ayda pek çok şey değişir, özellikle de milenyumla birlikte başlayan ve bugün hala devam eden sürat çağında. Artık hikayelerimizi çok daha hızlı anlatıyoruz, hıza tutkunuz, eski, yavaş şeylerden tat alamaz olduk; aylaklığı, boş boş dolaşmayı, üç ciltlik romanları, dört saatlik filmleri, on üç bölümlük dizileri, süreçten ve oyalanmaktan haz almayı unuttuk. Artık yapmamız gerekeni yapıyor, hikayemizi anlatıyor, hayatımızı yaşıyor, işimiz bitince hemen gidiyoruz, pat diye."
  • ...sadakati de nefreti kadar güçlüydü.
  • "Dünya üzerinde bir korku krallığı kurma sürecindeyiz ve bu vahşilere göre bunu meşrulaştıran tek bir yasa var; şu ya da bu tanrının yasası. İlahi bir varlık adına yaptığımıza inanırlarsa ne istersek yapabiliriz, aşağıdaki sersemler de hepsini acı ilaç niyetine yutar."
  • Şeylerin, bedeninin,duygularının,umutlarının ağırlığını hissetti.
  • Korku,korkanları değiştiriyor,diye düşündü Mr.Geronimo,silahın namlusuna bakarak.Korku,kendi gölgesinden kaçan bir adamdı.Kulaklık takmış bir kadındı ve duyduğu tek ses kendi dehşetinin sesiydi.Korku bir solipsist,bir narsistti ve kendinden başka her şeye kördü.Korku,etikten, sağduyudan,sorumluluktan,uygarlıktan daha güçlüydü.Korku,kendisinden kaçarken çocukları ayaklarının altında ezen bir hayvandı.Korku bir yobaz,bir despot,bir ödlek,kırmızı bir sisti,bir fahişeydi.Korku,kalbine yönelmiş bir kurşundu.
  • En küçük ünlü olma olasılığının mahremiyetten vazgeçmeye değer olduğunu herkes öğrenmişti, ancak mahremiyetini koruyan bir bireyin gerçekten özerk ve özgür olduğu düşüncesi televizyon dalgalarının statiğinide kaybolup gitmişti.
  • "Hassas, durendiş ve toksözlü olmak demek" diyordu, "derinden hissetmek, net görmek ve serbestçe konuşmak demektir. İncinmez olduğuna inanan dünya karşısında kolay incinir olmaktır, değişmez olduğunu sanan dünyanın değişkenliğini anlamaktır, neyin yaklaştığını başkalarından önce süzmek, başkaları yoz ve boş geçmişe sıkı sıkı tutunurken barbar geleceğin şimdiki zaman kapılarını yıkmakta olduğunu bilmektir. Şansları varsa çocuklarımız yalnızca senin kulaklarını miras alirlar, ama ne yazık ki benim de çocuklarım olduklarından erkenden çok şey duyacaklar, özellikle de duyulması ve işitilmesi yasak olan şeyleri."
  • Gerçek hayat hikayelerimiz başkalarının hikayelerini içerir ve kendileri de daha büyük anlatıların, aile tarihçelerimizin, ülkelerimizin ya da inançlarımızın hikayesi kapsamındadır, diye düşündü İb Rüşd.
  • ... çünkü büyük düşünürlerin argümanlarının sonu yoktur, argümanın kendisi zihni geliştiren bir araçtır ve araçların en keskinidir, yani philosophia'dan gelir.
  • ".... Tanrı'ya karşı haddini aşmanın laneti, zamanımızın ilerisinde ya da gerisinde olma laneti; kim bilir belki de rüzgarın estiği yönü gösteren rüzgar fırıldaklarıyızdır, havada zehir olduğunu kanıtlamak için ölen kömür madeni kanaryalarıyız veya fırtınanın gönderdiği ilk yıldırımlarız. Tanrı'nın ibret olsun diye yumruğuyla ezdiği seçilmiş insanlarız."
  • Yıkıcı ve irrasyonel olanın zaferi, yıkıcı ve irrasyonel bir tanrıda tezahür ediyor.

--reklam--

İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Salman Rüşdi İbn Rüşd ve Gazzali karakterlerinden yola çıkarak akıl ve din kavgasına dair bir şeyler yazmaya çalışmış. Kurgunun yer yer zekice yerlerine rağmen eser edebî bir akışa sahip değil. Keşke ilahiyyattaki İbn Rüşd ve Gazzali tartışmalarına yatkın olan bjr isimden çıksa idi bu eser. Çok daha sağlam bir kurgu olurdu zannımca. Ya da Rüşdi bu alanda ciddi araştırma yapıp yazsa idi eseri keşke. Rüşdi'nin okuduğum ilk eseri idi. Ve sanırsam yanlış eserden başladım. Eser sürükleyici bir dile sahip değil maalesef. Beni şaşırtan noktalardan biri de İslam tarihinden seçtiği iki Müslüman isim olan Gazzali ve İbn Rüşd isimlerinin taşıdığı mana ve mesajı romanda o kadar anlattıktan sonra ki Ortadoğunun İbn Rüşd'ü ihmal ettiğini hissettirmesi de o kadar anlamlı iken sonsözde sövenist ve partizan bir ateizm kehanetiyle Tanrı'nın gelecekte yok olacagı tarzı ifadeleri. İbn Rüşd'ü anlamlandırmak ise eğer romandaki tema sonsöz oldukça şövenist ve ideolojik bir ütopyaya sahip olup romanın akışana da uymayacak şekilde sonlanmış. Belki de ona açılan savaşın ve kavganın da etkisi olabilir bunda. O da kavgasını (Ortadoğunun düşünsel olarak kavgalı olduğu) İbn Rüşd'ü seçerek yapmış olmuyor mu? Sonsöz maalesef ki İbn Rüşd'ü maşa olarak kullanan bir Salman Rüşdi profili çiziyor. (Dertmend)

Zulüm Gibiydi: Kitaba hakim olmak neredeyse imkansız, yazarın yaşadığı coğrafyaya ait bir kısım güncel vakalara dair fikrim olmadığı için de iğnelemelerine vakıf olamadım. Kitabı bıraktım, yeniden elime aldım, bıraktım, yeninden elime aldım. Bu çok uzun sürdü. Beni yordu. Çok fazla karakter varmış gibi geliyor başta, isimlere hakim olamıyorsunuz, sonra isimler duruluyor, sadeleşiyor, ama o arada okuma şevkinizi yitirmenize neden olabiliyor. Bu kitap Salman Rushdie’ nin okuduğum ikinci kitabı. İlk kitap bu kadar zorlamamıştı. Kitap tanıtımında her ne kadar fantastik öğelerle dokunduğu iddia edilse de, ben kitabı fantastik öğelerle dokunmuş bir kitap olarak bulmadım. Uzun lafın kısası, yordu beni. Neyse ki bitirdim! (Levent)

Rushdie'nin İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece Adlı Eseri Üzerine İncelemem: İlk kez Rushdie okudum ve beğenemedim. Modern bir Binbir Gece Masalı'dır aslında. Zaten iki yıl + sekiz ay + yirmi sekiz gece binbir gece eder. Dünya isminde olması kızın şaşırtmıştı ve Yunancada Türkçedeki anlama gelmesi. Türkçeye Arapçadan geçtiğine göre tahminim Yunancaya da Türkçeden geçmiştir. (İbrahim)

--reklam--

İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Salman Rushdie - İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Salman Rushdie Kimdir?

Salman Rushdie,(Hintçe:सलमान रश्दी, Okunuşu: Selman Rüşti) (d. 19 Haziran 1947, Bombay, Hindistan) Hint asıllı Britanyalı yazar ve romancı.

Romanlarının çoğu Hindistan'ı konu alır. Anlatımı, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır. Bunun yanında Günter Grass, Mikhail Bulgakov gibi isimlerden de etkilenmiştir. Booker ödülü yanında birçok ödül sahibidir.

Salman Rushdie, Urduca ve İngilizce konuşan Müslüman bir ailenin oğlu olarak 1947'de (bağımsızlıktan iki ay önce) Bombay'da doğdu. 1961'de lise eğitimi için İngiltere'ye gönderilen Rüşdi'nin ailesi, 1964'te diğer Müslümanlarla birlikte zorunlu olarak Pakistan'a göç etti ve Karaçi'ye yerleşti.

Cambridge'de tarih eğitimi gören Rüşdi, fantastik bir bilimkurgu denemesi olan ilk romanı Grimus (1975) ile eleştirmenlerin dikkatini çektikten sonra,Geceyarısı Çocukları (Metis, 2000) romanıyla (1981 Booker, 1982 James Tait Black, 1993 Booker of Bookers ödülleri) dünya çapında ün kazandı. Hindistan tarihi ve politikasına eleştirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan'da yasaklanan bu romanı, bu kez Pakistan'da aynı akıbete uğrayan Utanç (Metis, 2005) izledi.Nikaragua anılarını aktardığı The Jaguar Smile'ın (1987, Jaguar Gülüşü, Pencere, 1989) ardından yazdığı The Satanic Verses (1988, Şeytan Ayetleri) ile 1988 Whitbread ödülünü kazandıysa da Müslümanlığa hakaret ettiği gerekçesiyle kitap Hindistan ve Güney Afrika'da yasaklandıktan sonra Humeynitarafından yazar hakkında ölüm fetvası verildi.

Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğuDünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 10., 2008 yılında 23. sırada yer almıştır.

Şeytan Ayetleri tartışması

1989'da yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı, İslam dini peygamberi Muhammed'e ithamda bulunduğu gerekçesiyle İslam dünyasından büyük tepkiler almış; Güney Afrika, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, Somali, Bangladeş, Sudan, Malezya, Endonezya, ve Katar'da kitabın yayınlanması yasaklanmış; 14 Şubat 1989'da İran lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni tarafından fetva verilerek Rüşdi'nin başına üç milyon Amerikan doları ödül konmuştur. Dünyanın birçok ülkesinde aleyhinde yapılan kitlesel gösteriler Şubat 1989 gündemini oluşturmuştur.

Bunun takip eden yıllarda da çeşitli ülkelerde kitabın çevirmen ve yayıncı kuruluşlara yönelik saldırılar olmuştur. 1998'de İran, İngiltere ile ilişkilerini düzeltmeye yönelik bir adım olarak Salman Rüşdi hakkında aldığı ölüm cezası kararından vazgeçmişse de İran dini lideri Ali Hamaney 2005'te fetvayı sadece veren kişinin kaldıracağını, ancak bu kişinin yani Humeyni'nin 1989'da öldüğünü ifade etmiştir.

--reklam--

Salman Rushdie Kitapları - Eserleri

  • Geceyarısı Çocukları
  • Floransa Büyücüsü
  • Utanç
  • İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece
  • Doğu, Batı
  • Öfke
  • Ayaklarının Altındaki Toprak
  • Mağripli’nin Son İç Çekişi
  • Altın Ev
  • Soytarı Şalimar
  • Harun ile Öyküler Denizi
  • The Satanic Verses
  • Peyğəmbərin Tükü
  • Jaguar Gülüşü
  • Soytarı Şalimar
  • Quichotte
  • At the Auction of the Ruby Slippers

--reklam--

Salman Rushdie Alıntıları - Sözleri

  • ‘O zamanlar neredeyse sekizimdeydim, o da yedisinde. Anlam arayışıyla kafayı bozmak için çok erken bir yaştı.’ (Geceyarısı Çocukları)
  • Ben dürüst davrandım ve sen beni kendi yalanına çevirdin. Bu ben değilim. Ben değilim bu. Sensin. (Soytarı Şalimar)
  • ...Hasarlı insanlar koleksiyonu yapmak ve onları tamir etmeye çalışmak, Mila’nın özel hobilerinden biriydi. Bu konuyu ona açtığında, genç kız dürüstçe cevap verdi: “Benim becerim de bu. İnsanları onarmak. Bazıları eski evleri satın alıp yeniden dekore eder. Ben insanları onarırım.”... (Öfke)
  • Zaten sık sık, pek çok açıdan vekâleten yaşıyorum ben. (Doğu, Batı)
  • Konuşacak kimsesi yoktu. (Floransa Büyücüsü)
  • Adaletin olmadığı yerde onu aramanın da manası yok. (Utanç)
  • "İnsanların asıl özlem duyduğu şey toplumsal normlar değil; olağandışı, ölçü dışı, sınır dışı olandı." (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
  • "Hatim şut," dedi yavaş sesle, "tüm Öyküler'in, hatta Dil'in bile Baş Düşmanı'dır. Susku'nun Prensi ve Sözün Düşmanı'dır. Her şey sona erdiğinden, düşler sona erdiğinden, öyküler sona erdiğinden, yaşam sona erdiğinden, her şeyin sonunda onun adını kullanırız. 'Bitti,' deriz birbirimize, 'sona erdi. Hatim Şut: Son.' " (Harun ile Öyküler Denizi)
  • Korku ya heptir ya hiç. Ya zalim bir zorba gibi bütün hayatınızı aptalca, kör edici bir kuvvetle yönetir ya da onu bertaraf edersiniz ve gücü bir anda duman olup yiter. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
  • Aradığım şey, rahat bırakılmak. (Öfke)
  • İnsanlar en çok bahar aylarında intihar eder. Dünya aşık olurken kendi sevgisizliğiniz bir tokat gibi patlar. (Ayaklarının Altındaki Toprak)
  • En küçük ünlü olma olasılığının mahremiyetten vazgeçmeye değer olduğunu herkes öğrenmişti, ancak mahremiyetini koruyan bir bireyin gerçekten özerk ve özgür olduğu düşüncesi televizyon dalgalarının statiğinide kaybolup gitmişti. (İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece)
  • Her koleksiyoncu, hazinelerini en az bir kişiyle paylaşmak zorunda olduğunu hisseder. (Doğu, Batı)
  • Benden kalbimi isteme, çünkü onu çekip çıkartıyorum, paramparça ediyorum ve fırlatıp atıyorum, bu yüzden kalpsiz kalacağım, ama sen bunu fark etmeyeceksin bile, çünkü aşık bir kadını kusursuz biçimde canlandıracağım ve sana mükemmel bir sahte aşk sunacağım. (Soytarı Şalimar)
  • Yoksullar asla zenginler kadar sinsi olamayacak, bu yüzden en sonunda hep kaybedecekler. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
  • ‘Gerçeklik nereden baktığınıza bağlıdır; ne kadar uzaklaşırsanız geçmiş size o kadar somut ve anlamlı görünür- bugün ise yaklaştıkça gitgide daha inanılmaz görünmeye başlar.’ (Geceyarısı Çocukları)
  • İyiler yalnızca henüz yol ayrımına gelmemiş hainlerdi. (Altın Ev)
  • İbadet inancın kılıcıdır. (Utanç)
  • “Sevgi nedeniyle,” dedi. “Bütün bunlar Sevgi için. Sevgi harika bir şeydir ve insana sınırsız bir şevk verir. Ama sevgi çok aptalca bir şey de olabilir, elbette.” (Harun ile Öyküler Denizi)
  • Hiçbir şey beklemeyin, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. (Öfke)