Kitap Künyesi
Yazar: Joseph Roth
Çevirmen: Firuzan Gürbüz
Editör: Elif Öztarhan Karadoğan
Tasarımcı: Adnan Elmasoğlu
Orijinal Adı: Kapuziner Gruft
Yayın Evi: Alfa Yayınları
İSBN: 9786050380644
Sayfa Sayısı: 168
--reklam--
İmparator Mezarlığı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İmparator Mezarlığı Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun kaybolan dünyasına yazılmış unutulmaz bir ağıt. Roth’un başyapıtı Radetzky Marşı’nda olduğu gibi temel karakterler Trotta ailesi üyeleri. Birinci Dünya Savaşından hemen önce Viyana’nın kahvelerinde, “Altın Gençliği”n dekadan dünyasında başlayan roman 1938’de Avusturya’nın Almanya’ya ilhakıyla son buluyor. İnsanların Avusturya monarşisinin çöküşüyle şekillenen kaderleri Roth’un bütün yapıtlarında olduğu gibi bu romanda da şiirsel bir güzellikte, zarafetle aktarılmış.
--reklam--
İmparator Mezarlığı Alıntıları - Sözleri
- Güven veren şey sevilir. Özellikle de bekleyen ve sabreden kişi daha da fazla sevilir.
- Bir anne her zaman çocuğunun geri dönmesini bekler. Çocuk isterse uzak veya yakın bir memlekete gitmiş olsun,isterse de ölmüş olsun.
- Insanlar artık kendi başlarına yaşayamıyorlar. Anlamsız gruplar halinde bir araya geliyorlar, köyler de aynı şekilde. Anlamsız topluluklar doğuyor. Köylüler şehre göçüyorlar, köyler ise şehir olmak istiyorlar.
- ...bir şeyden nefret ettiğimi ve onu küçümsediğimi söylemektense onu anlamıyorum diyorum. Kulaklarım iyi işitir ama sagırmışım gibi yaparım. Çirkin sesler duydugumu itiraf etmektense özurlü rolü yapmanın daha asilce olduğunu düşünüyorum
- Kendimi iyi hissediyordum,evime geri dönmüştüm. Hepimiz pozisyonumuzu,mevkimizi,ismimizi,evimizi ve paramizi yitirmiştik. Gecmisi,gunu ve gelecegi. Her sabah uyanirken,her aksam yatarken ,o muhtesem şölenine bizi boşu boşuna çağırgan ölüme lanet okuyorduk. Ve hepimiz savasta ölenlere gıpta ediyorduk. Onlar toprağın altında huzurluydular ve gelecek ilkbaharda kemiklerinden menekşeler fışkıracaktı. Oysa biz , değersiz,ise yaramayan kisiler olarak geri dönmüştük. Topal bacaklarıyla, ölümün beğenmediği,ölüme adanmış bir nesil. Sağlık komisyonunun kararı kesindi: "Durumu ölmeye uygun değildir."
- Mesele şuydu: Acaba hayattan emekli olan ben,emekliliğimi şimdiye kadar olduğu gibi sükûnet icinde,buruk bir sükûnet icinde mi geçirecektim? Yoksa onu da mı o zavallı buruk sükûneti de mi elimden alacaklardı? Dilim alıştıği için huzur kelimesini kullanıyordum. Aslında teslimiyet demem daha doğru olacaktı.
- Aslında o zamanlar ölümü mü beklediğimizi yoksa yaşamayı mı ümit ettiğimizi bilmiyorduk. Bu, benim ve benim gibiler için hayatımızın en gergin saatleriydi. Ölümü, sonunda düşeceğimiz bir uçurum olarak değil, fakat bir sıçrayışta ulaşabileceğimizi düşündüğümüz karşı kıyı gibi gördüğümüz anlar; oysa karşı kıyıya atlamadan önceki saniyelerin ne kadar uzun sürdüklerini bilirdik.
- Ölümü, sonunda düşeceğimiz bir uçurum olarak değil, fakat bir sıçrayışta ulaşabileceğimizi düşündüğümüz karşı kıyı gibi gördüğümüz anlar; oysa karşı kıyıya atlamazdan önceki saniyelerin ne kadar uzun sürdüklerini bilirdik.
- Ölümü hissetmiyorduk, çünkü Tanrı'yı hissetmiyorduk.
- Bu, annelerin sırlarından biridir: Çocuklarını tekrar görmekten asla vazgeçmezler; ölmüş olduğuna inandıkları çocuklarını da, gerçekten ölen çocuklarını da; ölmüş bir çocuğun annesinin karşısında yeniden dirilmesi mümkün olsa, onu sanki öte âlemden değil de, bu âlemin uzak bir diyarından yuvaya dönmüş gibi, öylesine doğallıkla kucaklarlar. Bir anne çocuğunun geri dönmesini her zaman bekler: İster uzak ya da yakın bir ülkeye gitmiş olsun, ister ölüme gitmiş olsun, fark etmez.
- ... ölüme mahkûmiyet duygusu, budalaca bir zevkle her yönüyle hayatı onaylıyordu.
- Girip çıktığım çevrelerde aşk bir hata, nişanlanmak felç, evlenmek ise ağır bir hastalık sayılmaktaydı.
- Oysa ölüm, kaldırdığımız kadehlerin üstünde ellerini kenetlemeye başlamıştı.
- Ancak çok sonraları “Dünya Savaşı” adı verilen büyük savaştan sonra fark ettim ki, sadece tüm dünya bu savaşa katıldığı için değil tersine bu savaş yüzünden tüm “dünyamızı” kaybettiğimiz için her türden, kökenden memleket, toprak, millet, ırk, kulübe ve kahvehaneler; uzağı yakınlaştırabilen, yabancıyı tanıdık gösteren ve görünüşte aykırı olanı birleştiren güçlü bir ruhun son derece doğal yasasına tabiydi.
- Sanki çok yakında kavuşacağı sonsuzluk ona doğru gelmekteydi.
--reklam--
İmparator Mezarlığı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İmparator Mezarlığı Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun kaybolan dünyasına yazılmış unutulmaz bir ağıt. Roth’un başyapıtı Radetzky Marşı’nda olduğu gibi temel karakterler Trotta ailesi üyeleri. Birinci Dünya Savaşından hemen önce Viyana’nın kahvelerinde, “Altın Gençliği”n dekadan dünyasında başlayan roman 1938’de Avusturya’nın Almanya’ya ilhakıyla son buluyor. İnsanların Avusturya monarşisinin çöküşüyle şekillenen kaderleri Roth’un bütün yapıtlarında olduğu gibi bu romanda da şiirsel bir güzellikte, zarafetle aktarılmış. (Alfa Kitap)
İnceleme yazamayacak durumdayım ama gene de bir şeyler yazmak istiyorum. İçim parçalandı dostlar, ciğerimiz kalmamıştır. Manes Reisiger yüzünden dert sahibi oldum. Ah be faytoncu, ah be! (Hyperion)
--reklam--
İmparator Mezarlığı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Joseph Roth - İmparator Mezarlığı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İmparator Mezarlığı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Joseph Roth Kimdir?
Joseph Roth, Avusturya-Macaristan Monarşisine bağlı ve nüfusunun ağırlığı Yahudi olan Galiçya'da Lemberg yakınlarındaki Brody kasabasında doğdu.
Viyana ve Lemberg'de edebiyat ve felsefe öğrenimi gördü.
I. Dünya Savaşı'na katıldı. Avusturya-Macaristan'ın çöküşü Roth'un hayatında belirleyici bir rol oynadı.
1918 yılından itibaren Viyana'da, sonra Berlin'de muhabirlik yaptı. Neue Berliner Zeitung, Berliner Börsen-Courier Frankfurter Zeitung gibi gazetelerde çalıştı. 1928'de karısı şizofreniye yakalandı ve hem maddi hem psikolojik bir kriz yaşadı.
Joseph Roth, önce Viyana'ya gitti, sonra bütün Avrupa'yı dolaştı. 1933 yılında Fransa'ya yerleşti. 1936-1938 arasında yine yazar olan Irmgard Keun ile birlikte yaşadı. 1939'da Paris'te yoksulluk ve borç içinde öldü.
Mezarı Güney Fransa'da Delirium Tremens'dedir.
--reklam--
Joseph Roth Kitapları - Eserleri
- Aziz Ayyaşın Efsanesi
- İsyan
- Bir Katilin İtirafları
- Savoy Otel
- Örümcek Ağı
- Eyüp
- Sonsuz Kaçış
- Radetzky Marşı
- Hileli Tartı
- İmparator Mezarlığı
- 1002. Gece Öyküsü
- Hayat Bir Bekleme Salonu
- Yahudiler Yollarda
- Kör Ayna
- Toplu Hikayeler
--reklam--
Joseph Roth Alıntıları - Sözleri
- insanlar öyle bir yapıya sahiptir ki kendilerine tesadüfen ve geçici bir şansın kazandırdığı şeylere sürekli sahip olmazlarsa her şeye öfke duyarlar .. (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- ...insanoğlu hiç1şeye mucizeye alıştığı kadar kolay alışmaz, hele ki 1, 2, 3 kez başına geldiyse. Evet! İnsanlar öyle 1mizaca sahiptir ki, kendilerine rastlantısal ve geçici 1talibin vaat ettiği şeylere sürekli sahip olamazlarsa öfke duyarlar... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Bir dünyanın batmakta olduğunu görüyordu ve bu onun dünyasıydı. (Radetzky Marşı)
- Şüphesiz yazarın malzemesi ‘hayat’, fakat dilde tomurcuklanan ve filizlenen hayat. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ... son yıllarda aynalardan neden korktuğunu anladı. ~Çünkü, insanın perişanlığını kendi gözleriyle görmesi hoş 1şey değildi.~ Ve yüzüne bakmak zorunda olmadığı sürece, ya yüzü yokmuş ya da eskisine, sefalete düşmeden öncekine sahipmiş gibiydi... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Yahudiler Rusya'da da bir 'ulusal azınlık'tı, ancak kendilerine kötü davranılan, yaşamları zorlaştırılan bir azınlık. (Yahudiler Yollarda)
- İnsanların durumu hiç de iyi değil. Tanrı yazgısı, diye düşünüyorlar. Fakat bu durumlarından onlar da sorumlu. Yüzlerce yılın gelenekleriyle yaşadılar bugüne dek. Çevrelerini saran örümcek ağını elleriyle kendileri ördü. (Savoy Otel)
- ‘…gençliğin kız kardeşi, hazzın habercisi merak.’ (Eyüp)
- İnsanlar unutur. Korkuyu ve endişeyi unuturlar; yaşamak isterler, her şeye alışırlar, yaşamak isterler! Çok basit! Muhteşem olan şeyleri de unuturlar, olağanüstü şeyleri de sıradan şeyleri de unuttukları kadar hızlı unuturlar! (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Özel 1eyleme imza atması için seçmişti onu kader... (Radetzky Marşı)
- Ulus düşü Avrupa'nın doğusunda yaşayan Yahudiler arasında çok yaygındır. Atalarının diline ve kültürüne olan bağlılıkları çok güçlü olmasa da kan bağlantıları ve irade güçleri onların 'Yahudi ulusu' düşünün peşinden gitmeleri için yeterlidir. (Yahudiler Yollarda)
- Gazeteler nankördür. Unuturlar.Unuttururlar. (Örümcek Ağı)
- İstasyondaysan dünyanın hiçbir yeri artık uzak değildir. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- "Normal geri zekâlıların yaşadığı bir dünyadan ziyade akıl hastalarının yaşadığı bir dünyayı yeğlerim ben." (s.52) (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Hayat düşüncelerden daha hızlı gelip geçiyor gibiydi. Henüz 1karar veremeden, yaşlı 1adam olmuştu... (Radetzky Marşı)
- Hümanizm kelimesi hâlâ mevcut. Şu anlama geliyor: ‘İnsaniyet’. Ama sadece ansiklopedide mevcut. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- İyileştirilmeyecek insanları tedavi edemezsiniz. Kendi kendini mutlaka öldürmek isteyen birini de kurtaramazsınız. (Kör Ayna)
- "İnsanın bir amacının olması lazım değil mi?" (Sonsuz Kaçış)
- Bir belediyeye dilekçe yazmak ona acı veriyordu. (Hileli Tartı)
- Kimileri kendilerindeki ufacık bir hakikati fark etmeden ölüp gidiyor. Belki öteki dünyada fark edecekler bu hakikati. Bazılarına ise aslında ne olduklarını kavramak bu dünyada henüz bahşedilmiş bir şey. Birdenbire farkına varıyorlar ve şiddetle irkiliyorlar. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
Yorumlar
0 yorum