Kitap Künyesi
Yazar: Trevanian
Çevirmen: Belkıs Çorakçı Dişbudak
Orijinal Adı: The Crazy Ladies Of Pearl Street
Yayın Evi: E Yayınları
İSBN: 9789753902076
Sayfa Sayısı: 480
İnci Sokağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Trevanian tiryakisi aslında alışılmadık harika bir tiptir: doğal seçkincidir, sinik olmaktan çok, gerçekçiliğin saldırısına uğramış bir idealistir, farklı bir trampetin temposuna uyarak yürüyen biri olmaktan çok, tek kişilik bir geçit töreninde kendi davulunu çalarak yürüyen kişidir."
Otuzlu yılların ekonomik krizi ve savaş yıllarında yıkık dökük bir mahalleden geçen hayatlar ile pencere önünde dinlenen radyo programları, müziği, şarkıları ve piyesleriyle küçücük bir kutudan çıkan dünya kadar hayalgücü...
Kendilerini kurtaracak olan "gemi"yi bekleyerek çaresizlik içinde yaşayan, yoksulluğun ve yoksunluğun fonda aktığı "küçük" insanların büyük" Amerikan rüyası...
Trevanian'ın ölümünden hemen önce yayınlanan son romanı İnci Sokağı, gerçek hayatına göndermeleriyle otobiyografik bir özelliği barındırıyor ve her zamanki dil, kurgu ve zaman kaydırmalarıyla birlikte bu sefer Dickens ve Steinbeck'vari klasik bir dille gizemlerle dolu yaşamının ilk yıllarına ışık tutuyor. En başa dönüyor. Müthiş gözlemler, ayrıntılı betimlemelerle koca bir dünya sığdırıyor çocukluğunu geçirdiği dar sokaklara...
(Arka Kapak)
İnci Sokağı Alıntıları - Sözleri
- Arka odadan hafif bir ses geldi. O sesi tanıyor ve nefret ediyordum. Annem kendi kendine, sessizce ağlamaktaydı.
- Çünkü şansı kaçırmanın en garanti yolu, onu umut etmekti, bunu biliyorduk.
- "Dışarıda koskoca bir dünya var, çocuklar, istediğiniz zaman uzanıp onu alabilirsiniz."
- Bana göre yetenekli insan demek, yeni icatlarda bulunan, yeni metodar, yeni sistemler geliştiren insan demekti.
- İnci Sokağında oturan hiç kimsenin, suyu merdaneden geçirerek sıkan çamaşır makinesi yoktu. Zaten kadınların öyle bir şeyi istediği de yoktu. Kent söylentilerini hepsi duymuştu. Parmaklarını merdaneye kaptıran insanlar! Biri çığlıklarını duyup yardıma gelene kadar kolları omuzlarına kadar ezilebiliyordu. ( Zenginlerin de o tür sorunları vardı işte!) Gazetelerin bu tür faciaları hiç yazmaması çamaşır makinesi yapan büyük şirketlerin onları susturmak için el altından para vermesindendi- ya da bize öyle söyleniyordu.
- "hayat iyi bir öğretmendir derler ama, boşuna. iyi öğretmenler asla dersi öğretmeden önce sınavı önüne dayamaz."
- İnsanlarla uğraşma zorunluluğundan kurtulmak için, derin düşüncelere dalmışım gibi bir havaya bürünmeyi keşfetmiştim
- Fikirler ancak kelimelerle ifade edilir, net söylenen bir kelime, net anlaşılmış bir fikrin ifadesidir.
- dünyayı düzeltme sırası sana geldiğinde, şunu asla unutma sağlık ve eğitim hizmeti gibi temel ihtiyaçları karşılamak için hem kapitalist rekabetin randımanına hemde sosyalizmin merhametine ve hümanizmine ihtiyacın var.parayı kapitalistler gibi kazanmalı, sosyalistler gibi harcamalısın evlat
- Ünlü tabloların koca koca röprodüksiyonlarını getirip sınıfa gösterir, bunların neden ünlü olduğunu, nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatırdı, "çünkü sanat herkesin içindedir," derdi.
- Bazen kötü şansa da şükretmek gerekir. Kötü şans olmasa hiç şansımız olmayacakti.
- Neden bilmem ama, radyo programlarını karanlıkta, yalnızca radyonun ışığıyla aydınlanarak dinlemek çok daha güzel olur.
- Ne derler, bilirsin : Fırsat ancak tahtaya vurur!
İnci Sokağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gizemli,sırlarla dolu yazarın çocukluk günlerini çok samimi anlattığı, naif ve bir o kadar da duygu yüklü bir roman. 1930’lu yılların sonu ve 1940 yıllarının başında Amerikanın yoksul bir kasabasında geçen günlerinin öyküsünü, çocuğun masum bakışıyla okuyucuya sunuyor. Malum büyük buhran ve ikinci Dünya savaşının insanlara etkisi çok net hissediliyor. Trevanian mahlaslı yazar her ne kadar Amerikalı olsa da tam bir Amerikan emperyalizmi düşmanı, sosyalist, dolayısıyla güzel insandır. Geçen yılda beni en çok hüzünlendiren ve çocukluk anılarımı tekrar zihnime dolduran kitap bana göre kesinlikle okunmalı. (Muzaffer Akar)
Kitaptaki ‘Ben’ isimli karakter fazlasıyla ilgimi çekti. Onun yaşadıkları, düşündükleri, hayat felsefesi kesinlikle başka bir romanın konusu olabilirdi. (Ali Gülcü)
Kitap su gibi akıcı değil, bunun yanında amerikada yaşanmış bir çocukluğun evrensel yönlerini görmenizi sağlıyor ki bunu örneklendirmem gerekirse: Erkeklerin kız oyunlarından uzak durması, ip atlayan ablalarına yardım eden ipi tutan çocuk olmaları ve işin raconu gereği bir süre sonra oyunu bozmaları gibi, ve bol bol çocukluk, okul anıları. Bunun yanında anlattığı hâtıralarındaki tarih bilgisi ve durum saptamalarıyla okumaktan keyif aldığım ve zevkiniz ne olursa olsun biraz durgunda olsa sizinde keyif alacağınıza emin olduğumu söylemeliyim. Annenin çocuklarını kendini kurtarma planı olarak gördüğü zamanlar, çocuğun da annesi ve kardeşinin yükünden kaçmaya çalışmasıyla yürek burkan ve gerçekten de insanın insanlığını içtenliğiyle anlatan durumlardı. Bir insanın hayatını bukadar ayrıntısıyla dile getirebilme cesaretini göstermesine hayran olmuş olsamda çocukluğunda ki bazı durum saptamalarını yapabilmeside (yani çocukken ki farkındalığı) gıpta ettiğim bir durumdu.Eşşek sıpası dedirtti kendine bazen, helal profesör senden de bu beklenirdi de dedirtti, helal be yiğidim de ... işte öyle.. (özkan)
Kitabın Yazarı Trevanian Kimdir?
Rodney William Whitaker, (doğum 12 Haziran 1931, New York - ölüm 14 Aralık 2005 İngiltere) ABD'li yazar. Romanlarında genellikle Trevanian takma adını kullandığı için bu isimle tanınır.
14 Aralık 2005'te 74 yaşında hayata veda etti. İngiltere'nin batısında adı açıklanmayan bir kronik akciğer hastalığı tedavisi gören Whitaker, 15 Aralık'ta toprağa verildi. Vasiyetine uygun olarak mezarının yeri açıklanmadı.
"Trevanian" adıyla yazdığı casusluk ve macera romanlarıyla ünlenen Rod Whitaker, kendi adının dışında, "Nicholas Seare" ve "Benat LeCagot" gibi birçok takma isimle değişik konularda eserler yayımladı.
Katya'nın Yazı, Şibumi, Hesaplaşma, Yirminci Mil Türkçe'ye çevrilen ve en bilinen kitapları. Kitapları dünyada milyonlarca basılan Whitaker, yaşamı süresince hiç ortaya çıkmayarak kendisini gizledi.
Şibumi (Shibumi) adlı macera romanı dünyada satış rekorları kırmıştır(Şibumi). Yazarın Yayımlanmış 10 kadar romanı 5 milyonun üzerinde satış yapmıştır. Türkçe'ye İnfazcı adıyla çevrilen ilk romanı The Eiger Sanction, ünlü oyuncu / yönetmen Clint Eastwood tarafından sinemaya kazandırılmış ve çok başarılı performans sergilemiştir.
Trevanian Kitapları - Eserleri
- Şibumi
- Katya'nın Yazı
- İnfazcı
- Hesaplaşma
- Kasaba
- Yirminci Mil
- İnci Sokağı
- Kentte Sıcak Gece
- Ölüm Dansı
- 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji
- Kaba Saba Masallar
- Şibumi
Trevanian Alıntıları - Sözleri
- İki kuralım var. Her zaman beklemedikleri şeyi yap. Ve her zaman çok aniden yap. (Yirminci Mil)
- Hayat o kadar korkunç ve o kadar tehlike dolu ki, can sıkıntısı bir kurtuluş oluyor. (Ölüm Dansı)
- Faşizm. Yasanın yönetimi yerine bir insanın yönetimi faşizmdir. (Kasaba)
- Birdenbire hiçbir şeyin önemi kalmadı. (İnfazcı)
- Bütün savaşlar sonunda kaybedilir. İki taraf da kaybeder. (Şibumi)
- Tanrı'nın bizimle zalim oyunlar oynamadığının en büyük kanıtı bize üzülme ve unutma yeteneğini vermiş olmasıdır. (Kasaba)
- “ Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kolları vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşığıya indirmek ve batırmak için kullanırlar. “ (Şibumi)
- Bir şeyi nazikçe ifade etmek ne yazık ki çoğu zaman anlam belirsizliği yaratıyor. (Hesaplaşma)
- "Olumlu düşünmek gerçekten etkili oluyor" ... (İnfazcı)
- "Zaman da çelişkili bir tutum içindeydi. Bir yandan donmuş gibi yerinde duruyor, bir yandan parmaklarımızın arasında akıp kaçıyordu." (Katya'nın Yazı)
- Tartıştıkları zaman annem onun hiç eğlenceli olmadığından yakınır , babam da ona şık giysiler almak için gece gündüz çalıştığını bağırırdı. (Yirminci Mil)
- Hepimiz karşımızdakinin bizi anlamasını isteriz ama, ayna gibi içimiz dışımız görünsün istemeyiz. (Katya'nın Yazı)
- İnci Sokağında oturan hiç kimsenin, suyu merdaneden geçirerek sıkan çamaşır makinesi yoktu. Zaten kadınların öyle bir şeyi istediği de yoktu. Kent söylentilerini hepsi duymuştu. Parmaklarını merdaneye kaptıran insanlar! Biri çığlıklarını duyup yardıma gelene kadar kolları omuzlarına kadar ezilebiliyordu. ( Zenginlerin de o tür sorunları vardı işte!) Gazetelerin bu tür faciaları hiç yazmaması çamaşır makinesi yapan büyük şirketlerin onları susturmak için el altından para vermesindendi- ya da bize öyle söyleniyordu. (İnci Sokağı)
- Yalnızdım ve yaşlanıyordum. (Ölüm Dansı)
- "Hayatım alelacele çizilmiş ama vakit yetmediği için ayrıntıları doldurulamamış bir resme benziyor." (Şibumi)
- "Bütün savaşlar sonunda kaybedilir. İki taraf da kaybeder...” (Şibumi)
- Ben sadece İncilden alıntı yapmanın bir günahkarı bir azize dönüştürmeyeceğini söylüyorum. (Yirminci Mil)
- Dans duyguları özgür kılar, ruhu rahatlatır, insana enerji verir ve insanları bir araya getirir. (Ölüm Dansı)
- "Bazı meslekler insanlar üzerinde iz bırakır, tıpkı bir marangozun kollarındaki küçük çizikler ya da bir madencinin kapkara tükürüğü gibi .Okul öğretmenliğide bir insana onmaz bir cenebazlık bırakır." (Yirminci Mil)
- İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır. (Şibumi)
Yorumlar
0 yorum