Kitap Künyesi

Yazar: Anatole France

Çevirmen: Alev Çamalan

Yayın Evi: Elpis Yayınları

İSBN: 9786057647535

Sayfa Sayısı: 100

--reklam--

Iokaste Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Gerçek adı Jacques Anatole Thibault olan Anatole France (1844-1924), edebiyatın her türünde eserler vermiş ve tüm eserleri için 1921 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış bir Fransız yazardır. Toplumsal ve sosyolojik konularla ilgilenen “Edebiyat Prensi”, doğalcılık akımının mensuplarından biri olmasına rağmen, Zola gerçekçiliğini reddetmiştir. Kültürel bagajınızın dolu olmasını bekleyen yazarın eserlerinde, insan doğasına, umutlarına ve tarihe dair kuşkucu yaklaşımının izlerini bulabilmek mümkündür.

France’ın ilk uzun hikayesi olan İokaste (1879), yazar ve karakterler arasına mesafe koyan, duygusal ve bilgili karakterlerin yarattığı bir ironiden oluşuyor.

Adını, Oidipus’un hem karısı hem de annesi olan kadından alan bu eser; tarihin, toplumun ve insanın etkileşimini satırları arasında sunuyor. Hikayemiz, France’ın sözcüsü olan Mösyö Longuemare’ın acıya övgüleriyle başlıyor:

“Acı gereklidir, Matmazel. Varlıkların koruyucusudur o...”

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Iokaste Alıntıları - Sözleri

  • -Hayran olduğum tek pratisyen hekim, diyordu arkadaşlarına, Pinel'dir. Hastalığın standart ilerleyişini bozmaktan yahut ilerleyişini durdurmaktan korktuğu için hastalarına hiçbir zaman ilaç vermezdi. Lezyonları tasvir edip sınıflandırarak tatmin olduğunda, ihtiyatı elden bırakmadan bir müddet tedaviden kaçınırdı. Aktif bir lezyonun inanılmaz ilerleyişi karşısında dikkatli, saygılı, hareketsiz kalırdı. Şu Pinel ne hekim ama!
  • ...onca yorgunluktan ötürü tamamıyla kendi içine dönmüştü. O anda, tüm heyecanını yitirmiş kalbiyle, ... tüm çıplaklığıyla karşısında duran tekdüze kaderini kabul ediyordu. Güçsüzlük bu tür dinginlikler verir insana.
  • ...aşkı çiseleyen yağmur gibiydi; işitilmeyen, görülmeyen, durmak bilmeyen, insanın içine işleyen ve üşüten bir yağmur...
  • ...ölüm haberi üzerine ayaklarının altındaki toprağın çekildiğini hissetti; yok oluşun tatlı etkisini duyumsadı. Bir saniyeliğine, öyle bir coşkuyla duyumsadı ki tamamen kendinden geçti! Ah! Artık var olmamak ne kadar tatlı bir duyguydu! Yere düştü.
  • ...şu alçak dünyada insan ne hainler görüyor!
  • "Stoacıların ne dediklerini bilmediklerini ve Zenon'un da bir budala olduğunu ispatlayacağım böylece. Zenon'u tanır mısınız, Matmazel? Onu asla tanımayın. Duyguyu inkâr ederdi o. Ve duygu her şeydir."
  • Acaba, ruhunun eski zaman anılarını gizlediği derinliklerinde, zamanla silikleşmiş olsa da sevilen, özlenen, gidip de geri dönmeyen birisi mi vardı?
  • Cerrah bazen şu türden yeni önermeler atıyordu ortaya: "Erdem fosfor ve kezzap gibi bir üründür." "Kahramanlık ve kutsallık duyguları beyinde kan toplanmasının bir sonucudur." "Felç büyük adamlar yaratır." "Tanrılar birer sıfattır." "Şeyler her zaman var olmuştur ve var olmaya devam edecektir." "Daha neler!", diyordu Hélène şaşkınlıkla.
  • -Sizi uyarıyorum. İkaz edilmiş bir insan iki insan gücüne sahiptir.
  • "adli tıpta dedikoducu kadınların laflarıyla hareket edilmez"
  • -Beyler, çabalarınız sonuçsuz kaldı, dedi; ne kadar ilerlemiş olurlarsa olsunlar, insanların sanatı sınırlıdır. Bilimin prensleri her zaman tabiata söz geçiremezler. Ben muvaffak olamamış gayretlere saygı duyan insanlardanım.
  • "insan başı kesildikten sonra acı çekmeye devam eder mi? ... -Buffon'un da dediği gibi, bir nicelik olarak yaşam yükselişe yahut düşüşe elverişlidir. Flourens'in "hayat düğümü" dediği şey tamamıyla saçmalıktır. Beni iyi dinle... Eğer Bichat'nın dediği gibi yaşamın ölüme direnen güçlerin tamamı olduğunu söyleyebiliyorsam, buna bu güçlerin uzun ya da kısa bir süreliğine son dissosiyasyonada direndiğini eklemem gerekir. kafa kesilmesi şiddetli bir şuur kaybına sebep olur ve kesin olarak kabul edilebilecek durumlarda hassasiyeti ortadan kaldırır. Ama kaslar direnmeye devam eder. Bunları birbirine karıştırmamak ge... Bouteiller umutsuzca durdurdu onu: -Ah hayır! Hayır! Seni hemen uyarmam gerek. Açıklaman çok uzun sürecek gibi ve ben söylediklerinin tek kelimesini dahi anlamıyorum. Zaten bilim benim için her zaman korkunç derecede anlaşılmaz olmuştur. Bazı sorular vardır, mesela ruhun ölümsüzlüğü ya da Tanrı'nın varlığı gibi pek çetin sorular!... Neyse ki Tanrı bugünlerde pek gündemde değil...
  • ... tabiatın ebedi bir katliamlar tiyatrosu olduğunu, doğanın içinde yok etmeden var olunamayacağını söyledi.
  • -Acı güzelliktir, diye ekledi. Richet şöyle der: "zekâ ve acı arasında çok sıkı bir bağ vardır, en zeki varlıklar en fazla acıyı çekebilecek olanlardır."...
  • -Acı gereklidir, Matmazel. Varlıkların koruyucusudur o. Mesela, ateş vücudumuza değdiği anda bizde dayanılmaz bir acı uyandırmasaydı, farkına bile varmadan kemiklerimize kadar ızgara olabilirdik.

--reklam--

Iokaste İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Acı Gereklidir Matmazel.: Nobel ödüllü klasik bir eser, uzun zaman sonra çevrilmiş; edebiyat dünyası için çok kıymetlidir. İlk sözler acıya övgüyle başlar ve trajedi devam eder. (Murat Ayki)

Anatole France herzaman yaptığı gibi yine satır aralarına semboller yerleştirmiş. O semboller okur tarafından keşfedildiğinde kitaptan alınan haz da artıyor. Okumak gerek. (Arif Uğur)

Daha önce okuduğum Anatole France kitaplarından daha farklı (Penguenler Adası, Tanrılar Susamışlardı, Thais). Bir çırpıda okunabilecek güzel bir hikaye :) (Gizem Uzuner)

--reklam--

Kitabın Yazarı Anatole France Kimdir?

Anatole France (Anatole François Thibault, d. 16 Nisan 1844 Paris, ö. 12 Ekim 1924 Saint-Cyr-sur-Loire Tours) Fransız yazar. Klasik geleneğin önde gelen temsilcileri arasında kabul edilir. Edebiyatın her türünde eserler veren yazar, 1921 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülüne layık görülmüştür. 1924 yılında ölmüştür.

--reklam--

Anatole France Kitapları - Eserleri

  • Kırmızı Zambak
  • Tanrılar Susamışlardı
  • Penguenler Adası
  • Thais
  • İskenderiye Dilberi
  • Meleklerin İsyanı

--reklam--

  • Iokaste
  • Mavi Sakal'ın Yedi Karısı
  • Perde Arkası
  • Dostumun Kitabı
  • Penguenler Adası
  • Balthasar
  • Sylvestre Bonnard'ın Suçu

--reklam--

  • Dilsiz Kadınla Evlenenin Güldürüsü
  • Edebiyat Hayatı
  • Bay Bergeret Paris'te
  • Küçük Pierre
  • Mail'in Karaağaçları
  • Epikürün Bahçesi
  • Epikürün Bahçesi

--reklam--

  • İhtilalin Çocukları
  • Ermiş Claire'in Kuyusu
  • Kraliçe Pedaque Kebapçısı

--reklam--

Anatole France Alıntıları - Sözleri

  • Siz korku ekiyorsunuz, oysa kahramanları yaratan cesaretten çok korkudur. (Tanrılar Susamışlardı)
  • Asıl suçlular yasalardan kaçabilir. Onurlu insanlar gibi aramızda dolaşabilir. Bunun bizim toplumsal durumumuzla hiç ilgisi yok. Önemsiz bence. Düşün; ilkel okyanuslarda yaşayan büyük sürüngenlerin yerini, biçimleri daha güzel, içgüdüleri daha ileri hayvanlar alıyor. Bu arada da eski sürüngenlerden birkaçı gelip kumsalların çamuruna yığılıyor. Bunun ne önemi var?" (Bay Bergeret Paris'te)
  • "Sembobitis, insanın içindeki duyguları yok eden bilgiler ver bana. Ben de seni halkım arasında onurlandıracağım." (Balthasar)
  • "adli tıpta dedikoducu kadınların laflarıyla hareket edilmez" (Iokaste)
  •  ''... çatışma çatışmayı doğurur,kan kanı çağırır,zafer yenilginin ilk adımıdır.yenilen tanrı şeytan,yenen şeytan da tanrı olur!'' ''muhalefet,muhelefet olduğu sürece yenilikçi ve devrimcidir,iktidar olduğu zaman ise eleştirdiği 'baskıcı iktidar'a dönüşür. '' (Meleklerin İsyanı)
  • Önyargılar ne kadar basit olurlarsa, o kadar güçlüdürler. Kolayca açıklığa kavuşmayan bir önyargı o insanları derinden etkiler. (Mail'in Karaağaçları)

--reklam--

  • Çocukluğumun en güzel dönemimde, kanun ve işadamlarının sonu gelmez soylarını tanıdım: her şey onların çevresinde gelişiyor ve birbirlerine çok benziyorlar. Onlar bugün de Rabelais'in anlattığı gibiler; gagalarını, pençelerini, hatta korkunç el kitaplarını da sakladılar. (Küçük Pierre)
  • Haksızlıkları yok etmenin o kadar kolay olmadığını ve her gün yeniden başlamak gerektiğini gördün. (Penguenler Adası)
  • Mutlu olmak mı istiyorsun bilmeyeceksin, gönlünü yalanlarla avutacaksın. (Tanrılar Susamışlardı)
  • Cinayet ve gasp dediğiniz şeylere savaş ve fetih denir, insanlık tarihinin ve büyük imparatorlukların en şanslı sayfaları bunlarla doludur. (Penguenler Adası)
  • ...şu alçak dünyada insan ne hainler görüyor! (Iokaste)
  • "Mösyö Bergeret, birbirinden farklı iki görüş aynı konu içinde yer alabilir. Bunlardan biri, tanrısal kaynaklı teolojik görüş, diğeri insan kaynaklı rasyonel ya da deneyimsel görüş olabilir." (Mail'in Karaağaçları)
  • -Hayran olduğum tek pratisyen hekim, diyordu arkadaşlarına, Pinel'dir. Hastalığın standart ilerleyişini bozmaktan yahut ilerleyişini durdurmaktan korktuğu için hastalarına hiçbir zaman ilaç vermezdi. Lezyonları tasvir edip sınıflandırarak tatmin olduğunda, ihtiyatı elden bırakmadan bir müddet tedaviden kaçınırdı. Aktif bir lezyonun inanılmaz ilerleyişi karşısında dikkatli, saygılı, hareketsiz kalırdı. Şu Pinel ne hekim ama! (Iokaste)

--reklam--

  • Tüm insan tanımları içinde en sevmediğim, insanın düşünen bir hayvan olduğu tanımıdır....Sıradan kişilerde az rastlanılan akla, büyük düşünürlerde çok daha az rastlanılır. (Küçük Pierre)
  • Dünyada zarar vermeden yaşamanın çaresi yoktur. Delilerden hiçbir zaman nefret etmemeliyiz. Onlar da bizim benzerlerimiz değil midir? Hiç de deli değilim diye kim güvenebilir? (Edebiyat Hayatı)
  • Evlilik her zaman meşalelerle çevrelenmez. (Dostumun Kitabı)
  • İnsan başına gelecekleri bilse, hayat çekilmez olur. (Tanrılar Susamışlardı)
  • Varlığımızı bize mülayim gösteren, hiç olmazsa tahammül edebilecek bir hale koyan duygular bir yalandan doğarlar ve hayallerle beslenirler. (Epikürün Bahçesi)
  • Güzel bir şey gördük mü, onu elde etmek isteriz. Yasaların göz önünde tuttuğu doğal bir eğilimdir bu. Béranger'nin "Görmek, sahip olmaktır" diyen Çingeneleri, az bulunur türden akıllı kimselerdir. Bütün insanlar onlar gibi düşünseydi uygarlık olmazdı ve biz, Macellan Adaları'nda oturanlar gibi çıplak ve sanatsız yaşardık. (Dostumun Kitabı)
  • Eğer üzüntü beni hiçbir şekilde etkilemeseydi, arzularım tüm yaşantımı yönetebilirdi. Varlığımın da büyük bir arzu olduğunu söyleyebilirim. İstemeyi severim; arzudan mutlu olmayı ve acı çekmeyi severim. (Küçük Pierre)