Kitap Künyesi

Yazar: Claude Levi-Strauss

Çevirmen: Işık Ergüden

Çevirmen: Haldun Bayrı

Çevirmen: Arzu Oyacıoğlu

Çevirmen: Reha Erdem

Orijinal Adı: Race et Histoire

Yayın Evi: Metis Yayıncılık

İSBN: 9789753420617

Sayfa Sayısı: 178

--reklam--

Irk, Tarih ve Kültür Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Kurtarılması gereken çeşiklilik olgusudur; yoksa her tarihsel dönemin ona verdiği ve hiçbirinin kendisinini ötesine geçemediği tarihsel içerik değil. Dolayısıyla, uç veren buğdaya kulak kabartmak, gizli kalmış potansiyelleri yüreklendirmek, tarihin saklı tuttuğu tüm bir arada yaşama eğilimlerini dürtüklemek ve ayrıca alışılagelmiş şeyler sunması kaçınılmaz olan bütün bu yeni toplumsal ifade biçimlerini şaşırmaksızın, tiksinmeksizin, karşı çıkmaksızın karşılamaya hazır olmak gerekmektedir." 

"Hoşgörü, olmuş ya da olan her şeyin bağışlandığı hülyalı bir durum değildir. Hoşgörü, önceden görmeye, anlamaya ve isteyeni istediği yere yükseltmeye dayanan dinamik bir tutumdur. Kültürlerin çeşitliliği ardımızdadır, çevremizdedir, önümüzdedir. Bu konuda talep edebileceğimiz tek şey, bu çeşitliliğin., her biçimin diğerleri için alabildiğine cömert bir katkı oluşturacağı bir türde gerçekleşmesidir. bu ise her birey için bu talebe denk düşen yükümlülükleri gündeme getirir."

-Claude Lévi-Strauss

--reklam--

Irk, Tarih ve Kültür Alıntıları - Sözleri

  • Şehirlerimizde ve toplumlarımızda, artık birbirine karışmış birçok "Tanrı dili" vardır.
  • Bugün her büyük şehirde her biri kendini gerçekleştirmeye uğraşan bir "görünmez şehirler" kalabalığı vardır.
  • "Müzisyenlerle ilgili olarak, durum farklı olabilir. Kendini ifade edişi ressam ya da ozanınkine benzeyen bir müzisyenle hiç karşılaşmadım."
  • İnsanın kendini içinde hissettiği birtakım manzaralar vardır.
  • Bu konuda, Andre Breton'la uzun bir yazışmamız olmuştu. Tamamen özgün olan bir şey, sırf özgün olduğu için, bir sanat yapıtı sayılabilir mi, yoksa başka şeyler de gerekir mi?
  • sistem içi sıcaklıklarda toplumsal farklılaşmalardan doğan farklar vardır.
  • Şiirsel, müzikal ya da plastik eserlerde bu yakınlık daha da açıktır. Bir "üslûbun", diğer üslûplarla hareket birlikteliğine girme yeteneği, üslûp sezgisi diye adlandırabileceğimiz şeyi açığa vurur: Yani, karşılaşılan özgünlükleri kendi içinde yeniden yaratabilme yeteneği.
  • Tiyatro tartışmasına giremem, çok özür dilerim ama tiyatroya alerjim var.
  • Şu bir gerçek ki, İnka, Avrupa'nın yaşadığı aynı tipik olayları yüzyıllar önce yaşıyor ve çok daha modern formüller kullanıyordu.
  • Hoşgörü,olmuş ya da olan herşeyin bağışlandığı hülyalı bir durum değildir.Hoşgörü , önceden görmeye ,anlamaya ve isteyeni istediğini vere yükseltme dayanan dinamik bir tutumdur.
  • Dil her zaman var olmamıştır.
  • Yazının kullanıldığı ilk işleri düşündüğümüzde, yazının, en başta iktidarla bağlantılı olduğu açıkça gözükür.
  • Bundan on üç yüzyıl önce İslam, Batı dünyasının ancak çok kısa bir süre önce Marksist düşüncenin bazı yanlarıyla ve çağdaş etnolojinin doğmasıyla bulduğu, insan yaşamının tüm yapılarının (teknik, ekonomik, toplumsal, ruhsal) dayanışmasını içeren bir kuram oluşturdu.
  • Kültür örgütlenmeyi getirir: Toprağı sürmek, ev yapmak, eşya imal etmek gibi...
  • Her kuşağın kendi içinde yarattığı ve geliştirdiği teknikler, görünürdeki özel teknik ne olursa olsun, kimi bireylerin yine aynı imgelem gücünü ve aynı özverili çabalarını gerekli kılar.

--reklam--

Irk, Tarih ve Kültür İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yapısalcı antropolog Claude Levi-Strauss, ırk ve tarih ile başlattığı kitabına daha sonradan eklediği Irk ve Kültür konularıyla insanlığın ilerleme adı altındaki eylemleri üzerinde duruyor. Sadece bu kavram ile sınırlı değil içerik ama bana esas gelen konu bu oldu. İnsanlığın ilerleme adı altında ele aldığı şeylerin iki yönlü olduğunu, rahatlama ve sıkıntının birbirini doğurduğu yönünde görüşleri var. Kültürel eylemlerimizin de aslında bugün kınanan, reddedilen hatta iğrenilen geçmiş kültürel ögelerden doğduğunu, buna karşı gösterdiğimiz duygularımızın haksız da olduğunu söylüyor. Irk konusunda da, etnologların, antropologların insanlığı belli bir ırka dayandırma girişimlerinin sonuçsuz kaldığını göstererek, bir ırkın var olduğu düşüncesine karşı çıkıyor. Öncelikle bir canlı olarak ele alınması gerekir insanın. Bu doğrultuda Strauss, uzak Asya inanışlarının yüceliğini de anıyor. (Sîdar Ronahî)

Daha önce Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji kitabini okuduğum Yapısalcı Antropolog Claude Levi Strauss un görüşlerinden cok etkilenmiştim. Bu okuduğum ikinci kitabı. Kitap ilk önce Irk ve Tarih olarak çıkmış ancak daha sonra Irk ve Kültür bolumu de eklenmiştir. Çok kapsamlı ve etkileyici bir bakışacisi ile yazmış düşüncelerini. Strauss da en çok hoşuma giden bir şeyin ne olduğundan daha cok o şeyin bir başka şeyle olan ilişkisi ile ilgilenmesi ayrica ilerleme kavramı ile hegemonik "Bati(Amerika-Avrupa)" düşüncesine karşı çıkması. Ne kültür ne de tarih Avrupa ile başlamıştır ne de onlarla sınırlıdır. (Mehmet Emin Çiçek)

Irk, Tarih ve Kültür: Boyut olarak küçük, içerik olarak büyük bir eser kavramı bu kitap için ideal tanım olacaktır. Yazar ağır bir dille karşılıyor okuyucuyu. Bir cümleyi anlamak için birkaç defa okumak gerekebiliyor bazen. Belki de ben de böyle olmuştur herkes farklı tabi. Genel anlamda felsefik bakış açısıyla ve yazarın kendi uzmanlık alanları olan antropoloji ve etnoloji bakışlarıyla bize tarih, kültür ve ırk kavramları hakkında ve bu kavramların birbirleri ile ilişkileri hakkında bilgiler veriyor. Kitabın son kısmında röportaj şeklinde bazı konular üzerine konuşmalar bulunuyor. Bu kısım diğer kısımlara göre daha hafif ve anlaşılır bir dile sahip diyebilirim. Galiba bu tarz ağır eserler için okuma düzeyimin yeterli hale gelmesi gerekiyor bunun için de daha çok okuma yapmalıyım. Kendinizi bu seviye de görüyor veya ben denemek istiyorum belki ben de farklı olur diyorsanız okuyabilirsiniz. Sevgiyle ve kitapla kalın. :) (Melih Yabancı)

--reklam--

Irk, Tarih ve Kültür PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Claude Levi-Strauss - Irk, Tarih ve Kültür kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Irk, Tarih ve Kültür PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Claude Levi-Strauss Kimdir?

Claude Lévi-Strauss, (d. 28 Kasım 1908 - ö. 30 Ekim 2009), Fransız antropolog, etnolog ve yapısalcı antropolojinin en önemli ismi.

Yaşamı

Claude Lévi-Strauss, Yahudi asıllı Fransız bir ailenin çocuğu olarak, 28 Kasım 1908 tarihinde Brüksel'de dünyaya geldi. Sanat eğitimi almış olan babası Raymond Lévi-Strauss, portre ressamlığı ile uğraşıyordu, annesi Emma Lévi-Strauss ise eğitimli bir ailedendi. Lévi-Strauss'un çocukluğu, Paris'te elit bir çevrede geçti. Babasının 1914 yılında I. Dünya Savaşı nedeniyle askere gidişinin sonrasında annesi ile birlikte Versay Başhahamı olan dedesi Emile Lévy ile yaşamaya başladı. Her ne kadar istemese de, Paris Sorbonne Üniversitesi'nde hukukbilimi ve felsefe okudu. O dönem Lévi-Strauss, Marx ve Freud'u keşfetti. Leon'da bir lisede iki yıl kadar ders verdikten sonra, 1935 yılında Sâo Paulo Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaya başladı. 1935'ten 1939'a kadar, Amozonlar'da Etnografik Elcilige el attı. II. Dünya Savaşından kısa süre önce Fransa'ya geri döndü. Gönüllü askerlik hizmetini yaptıktan sonra, Nev York'ta bir okulda ders vermek için, tekrar Fransa'yı terk etme kararı verdi. Burada Roman Jakobson ile tanıştı ve özellikle onun dilsel düşüncesinin etkisinde kaldı.

Lévi-Strauss'un durgunluğu bende bir çekingenlik hissi uyandırıyordu, ama bunu ustaca kullanırdı o; bir ölü yüzü ve hiç ifadesiz bir sesle izleyicelirimize tutkuların çılgınlığını anlattığında onu çok komik bulmuştum.

—Simone de Beauvoir, Memoires d'une jeune fille

1944'te Fransız Dışişleri tarafından Fransa'ya çağrıldı ve ardından Fransız Konsolosluğunun Kültür Danışmanı olarak, yeni araştırmalarını tamamlayabilmesi icin New York'a gönderildi. 1949'da Paris'te Musée de l'Homme'un müdürlüğünü yaptı, 1959'dan 1982'deki emekliliğine kadar, Collège de France'da Sosyal antropoloji profesörü olarak görevde kaldı.

Düşünceleri

Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek.

​​—Claude Lévi-Strauss, 1955

Descartes ve Sartre'a şiddetle karşı çıkan yapısalcılığın kurucusu ünlü Fransız antropologudur. Levi-Strauss'a göre, biz öncelikle bilinç değil de, dilin, kültürün ve eğitimin ürünü olan toplumsal yaratıklarız. Felsefeyi çokça meşgul eden özne-nesne ayrımı üzerinde hiç durmayan Levi-Strauss, yapısalcılığın bir bilim olduğunu söyler. Buna göre, yapısalcılık işe, insan etkinliğinin temel öğelerini, eylemleri ve sözleri sınıflayarak başlar ve daha sonra bu öğelerin nasıl birleştiğini inceler; yapısalcılık, bundan dolayı her tür insan etkinliğiyle ilgili nesnel yasalara ulaşmayı amaçlayan bilimsel bir araştırmadır.

Yapısalcılıkla ilgili fikirlerinin temelini Ferdinand de Saussure’un modelinden alan Levi Strauss, aynı zamanda kendisinden sonra gelen kuramcılara da önderlik etmiştir. Saussure yapısal analizi, "ezeli evrensel insan gerçeklerinin" keşfedilmesinde bir yöntem olarak sunmaktadır. Saussure Dil'i bir yapı olarak ele almakla, yani dili kendi içögelerinin işleyişi bakımdan değerlendirmekle bu yöntemi geliştirmiştir.

Levi-Strauss içinse, özellikle, evresensel insan gerçeklikleri, insan olma niteliği sayesinde bütün insanlar tarafından paylaşılır ve yapının her düzeyinde gözlemlenebilir hale gelmektedir. Levi-Strauss, kültürel alanı Saussure'ün yöntemiyle değerlendirmeye girişir. Tıpkı, bir göstergeler sistemi gibi ele alır Kültür olgusunu.

Yapının farklı düzeylerinde ele alınma biçimlerinden biri ise Levi-Strauss'un bu yapı taşları arasındaki ilişkilerin benzerlik ya da farklılık prensibi dahilinde "çift kutuplar" (binary pairs/binary oppositions) etrafında gerçekleşmesidir. Bu çiftler, farklı olmalarıyla Saussure'ün paradigmalar fikriyle ya da aynı olmalarıyla sentagmalar ile "değiştirilebilir" duruma gelmektedir. Levi Strauss'a göre üniteler ya da ögeler arasındaki ilişkiler çiftler aracılığıyla anlaşılabilir. Elmanın elma olduğunu armut ya da kavun ya da karpuz ya da çilek olmadığını bildiğiniz için söyleyebilirsiniz. Ama elmanın "ne" olduğunu elmayı bir başka ögeyle karşılaştırarak belirleyebilirsiniz. Levi Strauss için A’nın ya da B’nin ne olduğu değil, A ile B arasındaki ilişkiler önemlidir. Çünkü, yapısalcılık, bir şeyin başka bir şeyle ilişkisini temellendiren Sistemin ya da Yapı'nın kendisiyle ilgildir esas olarak.

--reklam--

Claude Levi-Strauss Kitapları - Eserleri

  • Mit ve Anlam
  • Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji
  • Irk, Tarih ve Kültür
  • Hepimiz Yamyamız
  • Hüzünlü Dönenceler
  • Yaban Düşünce
  • Bakmak Dinlemek Okumak
  • Yapısal Antropoloji
  • Din ve Büyü
  • Günümüzde Totemizm
  • Ayın Öteki Yüzü
  • Montaigne'den Montaigne'e
  • Uzaktan Yakından
  • Yapısal Antropoloji Sıfır

--reklam--

Claude Levi-Strauss Alıntıları - Sözleri

  • Fa minör tonunda yazılmıştır ama hepsi kromatik inen prelüd ve orkestranın interlüdleri sanki tonalitenin fikrini ve algısını bile yok etmeye dört elle sarılmışlardır. Zira bu yıkıcı kromatizmden sonra, modülasyon küçük bir tonal kalede (Yanıt'ın yazarı "temeldeki basa aittir" diye vurgular) kurulur: Onu oluşturan üç nota toniklerdir, ilki tamamladığı parçanın, ikincisi (la bemol) onun ilgilisi, üçüncüsü de, hem izleyecek parçanın (mi bemol) toniği hem de öbür iki tonun ilgilileridir. (Bakmak Dinlemek Okumak)
  • İnsanların bi­yolojik evriminin ritmini ve yönelimini büyük ölçüde belirle­yen şey, dünyanın çeşitli yerlerinde insanların benimsediği kül­tür biçimleri ile geçmiş ve halihazırdaki hayat tarzlarıdır. Kültü­rün, ırka bağlı olup olmadığını sorma ihtiyacı şöyle dursun, ar­tık fark ediyoruz ki ırk -ya da bu uygunsuz terimden genel ola­rak ne anlıyorsak o- kültüre de bağlıdır. (Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji)
  • Bundan on üç yüzyıl önce İslam, Batı dünyasının ancak çok kısa bir süre önce Marksist düşüncenin bazı yanlarıyla ve çağdaş etnolojinin doğmasıyla bulduğu, insan yaşamının tüm yapılarının (teknik, ekonomik, toplumsal, ruhsal) dayanışmasını içeren bir kuram oluşturdu. (Irk, Tarih ve Kültür)
  • (...) çünkü yalnızca hasta olan bir kimse iyileştirilebilir, topluma uyum sağlayamayan bir kimseyse, olsa olsa ikna edilebilir. (Din ve Büyü)
  • Tek genom için geçerli olan durum, topluluk için de geçerlidir; topluluk (birden çok genetik mirasın bu topluluk içinde meydana getirdiği kombinasyonla) her zaman öyle bir olmalı ki optimal bir denge kurulabilmeli ve bu denge topluluğun hayatta kalma şansını artırabilmelidir. Bu bakımdan denebilir ki genetik rekombinasyonlar toplumların tarihinde ne tür bir rol oynuyorsa, kültürel rekombinasyonlar da hayat tarzlarının, tekniklerin, bilgilerin, adetlerin ve inançların evriminde o tür bir rol oynar. (Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji)
  • Daha çok boş zamanları vardır ve bu da hayal dün­yasına daha çok zaman ayırmalarını, kendileri ile dış dünya ara­sına inançları, düşleri, ayinleri, kısaca "dinsel" ve "sanatsal" diyebileceğimiz bütün faaliyet biçimlerini -adeta koruyucu bir yastık gibi- koymalarını mümkün kılar. (Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji)
  • Zamanın yıkımlarından arta kalan sayısız çatlak, bir zamanlar bazı yitik uyumların yankılandığı yerlerde hiç bir zaman başlangıçtaki izlenimi vermeyecektir. (Yapısal Antropoloji)
  • ... Japon kültürü uç konumlar arasında salınmada şaşırtıcı bir yeteneğe sahiptir. (Ayın Öteki Yüzü)
  • O ressamlar hiç bir heykeli renklendirdiler mi, bilmiyorum; ama onlardan birini tablolarına koyarlarken onun hacmini yok ederler, onu yassı olarak temsil ederler, gölgeleri bastırırlar ya da tonlara dönüştürürler. (Bakmak Dinlemek Okumak)
  • Erkek kardeşle kız kardeş arasındaki bağ, “bütün toplumsal bağlar arasında en güçlü” olanıdır. (Yapısal Antropoloji)
  • Yapıtın güzelliğinden çok onun özgünlüğünü göz önünde tutuyorum. (Bakmak Dinlemek Okumak)
  • şarap rengi kara yaralar açılıyor güzelim tenlerde. (Bakmak Dinlemek Okumak)
  • "ortak özellikleri keş­fetmek için, önce farklılıkları incelemek gerekir". (Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji)
  • Duvarlar arasına sıkışmış bir uygarlığın güçsüz tanrıçası, artık sana yakarmayacağız! (Hüzünlü Dönenceler)
  • Kuzey Amerika'nın kuzey-batı dillerinden Chinook'ça, varlıkların ve nesnelerin pek çok özellik ya da niteliklerini belirtmek için soyut sözcükler kullanır. Boas, "bu dilde bildiğim bütün öteki dillerden daha çok başvurulur bu yola", der. Örneğin "kötü adam zavallı çocuğu öldürdü" önermesi, Chinook'çada "adamın kötülüğü çocuğun zavallılığını öldürdü" biçiminde verilir; bir kadının fazla küçük bir sepet taşıdığını anlatmak için de "bir istiridye sepetinin küçüklüğüne beşparmak otu kökleri koyuyor", denilir. (Yaban Düşünce)
  • Mitlerin anlamı iki anlatıdan birinde bulun­maz. Anlam ancak bu anlatılar arasında ilişki kurulduğunda or­taya çıkar. (Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji)
  • Büyüye maruz kaldığını bilen bir birey, bağlı olduğu grubun törelerine göre ölüme mahkum olduğuna içtenlikle inanır; bu inancı yakınları ve arkadaşları da paylaşır. O andan itibaren, topluluk ondan uzak durur ve onu çoktan ölmüş biri ve etrafı için bir tehlike kaynağı olarak görmeye başlar; topluluk, her fırsatta ve bütün davranışlarıyla, bu “kaçınılmaz” yazgısını kabullenen zavallı kurbana ölümü telkin eder. (Yapısal Antropoloji)
  • Gerçekten de, tanımladığımız biçimiyle akrabalık öğesinin ilkel ve ortadan kaldırılamaz özelliği, doğrudan doğruya ensest ilişki yasağının evrensel varlığından kaynaklanmaktadır. Bu, şunu demeye geliyor: İnsan toplumunda bir erkek yalnızca başka bir erkekten -bu onun kızı ya da kız kardeşi olabilir- kadın alabilir. (Yapısal Antropoloji)
  • Gençlik özerk bir bünye oluşturur. (Hepimiz Yamyamız)
  • "Herkes kendi alışık olmadığı şeye barbarlık der" (Hepimiz Yamyamız)